YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN…
YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN…
Çarşı ve pazar yaklaşık üç aydır sessiz, sakin ve biraz da garipti.
Okulların kapanmasıyla birlikte sokakların sesi azalmış, sabahın erken saatlerinde yaşanan o tatlı telaş yerini yaz mevsiminin rehavetine bırakmıştı.
Şimdi ise yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte şehir yeniden canlanıyor.
Cıvıl cıvıl sokaklar, pür telaş caddeler, hareketlenen kaldırımlar…
Sabahın erken saatlerinde okula yetişmek için koşuşturan öğrenciler, son anda evden çıkıp çantasını sırtına takarak okul yolunu tutanlar…
Annesinin ya da babasının elinden tutmuş, uykulu gözlerle okuluna giden minikler…
Kimi ilk kez okul sırasına oturmanın heyecanını yaşarken, kimi arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
Velilerde ise ayrı bir telaş var.
Çanta, defter, kalem, kıyafet, ayakkabı, servis, beslenme derken eğitim öğretim yılının başlaması aile bütçelerine yeni bir yük getiriyor.
Ama bütün bu masrafların arasında anne babaların zihninde başka bir şey daha canlanıyor:
Kendi çocuklukları…
Çocuğuna yeni bir çanta alırken kendi eski çantasını hatırlıyor.
Rengârenk defterleri görünce, zamanında bulabildiği birkaç defterle yetindiği günler geliyor aklına.
Kalem çeşitlerine bakarken, belki de bir kalemi yıl boyunca kullanmak zorunda kaldığı günleri hatırlıyor.
Ve çoğu zaman çocuğuna dönüp şöyle diyor:
“Bizim zamanımızda böyle çantalar yoktu. Nerede böyle rengârenk defterler, nerede böyle çeşit çeşit kalemler? Soğuk kış günlerinde kilometrelerce yolu yürüyerek okula giderdik. Bir ayakkabıyla neredeyse bütün yılı geçirirdik.”
Belki de bu sözlerin arkasında biraz sitem, biraz özlem, biraz da hayat mücadelesi vardır.
Çünkü her neslin kendi hikâyesi vardır.
Kim bilir, o annenin veya babanın çocukluğunda kendi babası belki okuma yazma bile bilmiyordu.
Belki bir çocuğu okutabilmek için günlerce, aylarca çalıştı.
Belki evladının eline bir kitap verebilmek, onu okula gönderebilmek için büyük fedakârlıklara katlandı.
İşte hayat böyle bir süreç…
Dün ile bugün arasında sürekli değişen, gelişen ve dönüşen bir süreç.
Bugünün çocukları bizim yaşadığımız şartlarda yaşamıyor.
Bizim çocuklarımızın yaşadığı şartlar da onların çocuklarının yaşayacağı şartlarla aynı olmayacak.
Değişmeyen tek şey ise anne babaların evlatları için taşıdığı güzel dilekler.
Çünkü insan, kendi yaşadığı sıkıntıların çocuğunun karşısına çıkmasını istemiyor.
Kendi çektiği yokluğu evladının çekmesini istemiyor.
Kendi ulaşamadığı imkânlara çocuğunun ulaşmasını istiyor.
Elinden geldiğince onun önünü açmaya, ona daha güzel bir hayat sunmaya çalışıyor.
Bunun için yapılan her fedakârlığın temelinde aslında aynı duygu yatıyor:
“Ben yaşayamadım, çocuğum yaşasın.”
Yeni bir eğitim öğretim yılı da işte bu umutlarla başlıyor.
Bir çocuk ilk kez okul kapısından içeri giriyor.
Bir başka öğrenci yeni bir sınıfa, yeni bir öğretmene ve yeni arkadaşlıklara merhaba diyor.
Kimi lise hayatına başlıyor, kimi üniversite kapısından içeri adım atıyor.
Her birinin heyecanı farklı olsa da beklentisi aynı:
Başarmak, öğrenmek ve geleceğe daha güvenli yürümek…
Okullar yalnızca bilgi verilen yerler değildir.
Okullar aynı zamanda hayatın öğretildiği, arkadaşlıkların kurulduğu, hayallerin büyütüldüğü ve karakterlerin şekillendiği mekânlardır.
Bir öğretmenin söylediği tek bir cümle, bir öğrencinin hayatını değiştirebilir.
Bir öğretmenin gösterdiği küçük bir ilgi, yıllar sonra bile öğrencisinin hafızasında kalabilir.
Bu nedenle eğitim yalnızca ders kitaplarından, sınavlardan ve notlardan ibaret değildir.
Eğitim; insan yetiştirme meselesidir.
Ve belki de bugün çocuklarımız için yapabileceğimiz en büyük iyilik, onlara sadece daha iyi imkânlar sunmak değil, iyi insan olmanın değerini de öğretmektir.
Yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte şehrimizin sokakları yeniden çocuk sesleriyle dolacak.
Kaldırımlarda öğrenciler, okul önlerinde veliler, sınıflarda öğretmenler olacak.
Sonbaharın sarıya çalan renkleri arasında, şehir yeniden gençliğin ve umudun sesini duyacak.
Dilerim bu yeni eğitim öğretim yılı; öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz için güzel bir yıl olur.
Çocuklarımızın yüzünden tebessüm, gözlerinden umut eksilmesin.
Öğretmenlerimizin emeği karşılıksız kalmasın.
Velilerimizin yaptığı fedakârlıklar boşa gitmesin.
Ve her öğrencimiz, kendi kapasitesi ve yeteneği doğrultusunda geleceğe güvenle yürüsün.
Çünkü bir şehrin, bir ülkenin ve bir milletin gerçek geleceği;
okul sıralarında oturan çocukların hayallerinde saklıdır.
Yeni eğitim öğretim yılının başta öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz olmak üzere tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
Rabbim evlatlarımızın yolunu, bahtını ve geleceğini açık eylesin.
