Makam Değil, İnsan Taşır Kaliteyi
Hayatın her alanında yaşanan problemlerin temeline, özüne indiğinizde karşınıza çıkan tek şey var: İnsan ve onun kalitesi.
İnsan; girdiği yere, yaptığı işe, bulunduğu sosyal gruba, makama ve seçildiği her yere kalitesini ya da kalitesizliğini de taşıyor.
Kumaş kalitesi düşük bir insanı siyasete koyuyorsunuz; siyasetin kalitesi düşüyor, siyaset ahlakı yara alıyor.
Aynı insanı bir ticari işletmenin başına koysanız, ticaretin kalitesini ve ahlakını da bozacaktır. Eğitimin, dinî kurumların veya sivil yapıların başına koysanız, oralarda da benzer sonuçlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır.
Kişinin hangi inanca, ideolojiye veya davaya mensup olduğuna bakmadan önce, o davaya ne kattığına bakmak gerekir.
Burada arı ve sinek benzetmesi aslında çok şey anlatıyor: Arı üretir, sinek ise üretilenin üzerine konar.
İnsan da böyledir. Kimi bulunduğu yere değer katar, üretir, emek verir. Kimi ise başkalarının emeğinden faydalanır, tüketir ve hiçbir değer üretmez.
Onun için “hizmet” iddiasında bulunanlara önce şunu söylemek gerekir:
“Önce işinizi adam gibi yapın; en iyisini, en güzelini yapmaya çalışın.”
Kimlerle yol yürüneceğinin ölçüsü de açık olmalıdır: Değer tüketenlerle değil, değer üretenlerle.
Birileri kızıp darılmasın; elinden bir iş gelmeyenler çoğu zaman kenarda uslu uslu oturmuyor. İş yapacak ehil insanların önünü çeşitli entrikalar ve ayak oyunlarıyla kesiyor, işgal ettikleri makamlarla hem değeri tüketiyor hem de çalışan insanların zamanını çalıyorlar. Aslında çalınan sadece insanların mesaisi değil, toplumun geleceğidir.
Onun için diyorum ki; insan unsurunun kalitesini artırmak lazım ki hayatın her alanında başarı mümkün olsun.
Siz ister siyaset deyin, ister idari makamlar, ister eğitim veya ticaret… Liyakatli, ahlaklı ve işinin ehli insanlar öne çıkmalı, göreve talip olmalıdır.
Aksi halde ahbap-çavuş ilişkileriyle bir yerlere gelen, makamları hak etmeden işgal eden kifayetsiz insanlar; milletin menfaatinden ve geleceğinden önce kendi menfaatlerini düşündükleri için bugün yaşadığımız sorunlar devam eder.
İnsan unsurunun kalitesini artırmak için önce insanı iyi tanımak gerekir.
Kendisini tanıyan sınırını bilir, haddini bilir, rolünü bilir ve nerede durması gerektiğini bilir.
Evet, gerektiğinde uyarmıyorsak bizim de sorumluluğumuz vardır.
Sonuç mu? Sonuç gayet açık:
“İnsan olanlar çözümün bir parçası olurlar; diğerleri ise sorunun bir parçası olurlar.”
Fahri Kubilay
