Dolar 48,8780 yükseldi Euro 55,6880 yükseldi Gram Altın 6.740,80
Foto Video Künye 12° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
FAHRİ KUBİLAY
25.09.2026 06:16

İLDOĞAN’DAN ERDOĞAN’A: BİR KÖYÜN BEŞ ASIRLIK HAFIZASI



Bugün Konya’nın Ahırlı ilçesine bağlı Erdoğan Köyü, ilk bakışta Anadolu’nun sakin ve mütevazı yerleşimlerinden biri olarak görülebilir. Fakat köyün geçmişine arşiv belgeleri üzerinden bakıldığında, karşımıza birkaç nesillik değil, en azından beş asırlık bir tarih çıkar.

Bugünkü adıyla Erdoğan, Osmanlı belgelerinde İldoğan ve Eldoğan adlarıyla karşımıza çıkmaktadır. XVI. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerinden XVIII. yüzyıl mahkeme kayıtlarına, Bozkır madeni belgelerinden XX. yüzyılın Millî Mücadele hatıralarına kadar uzanan belgeler, bu küçük yerleşimin aslında bölgenin sosyal, ekonomik, dinî ve askerî tarihinin önemli parçalarından biri olduğunu göstermektedir.

Ancak bu tarih araştırılırken çok önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Belgeyle ispatlanmış tarih ile ailelerden aktarılan sözlü tarih aynı şey değildir. Erdoğan Köyü'nün hafızasında yaşayan bazı bilgiler henüz arşiv belgesiyle doğrulanmamış olsa da, bunlar köyün geçmişini araştırmak için son derece kıymetli ipuçlarıdır. Nitekim eldeki araştırma notlarında da aile anlatıları ile kesinleşmiş tarihî bilgilerin birbirinden ayrılması gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.

WhatsApp Image 2026-09-24 at 21.14.49.jpeg
WhatsApp Image 2026-09-24 at 21.14.49.jpeg


Köyün eski adı: İldoğan mı, Eldoğan mı?

Erdoğan Köyü'nün tarihini araştırırken karşılaşılan ilk mesele, köyün eski adıdır.

Osmanlı dönemine ait kayıtlarda yerleşim Eldoğan, bazı belgelerde ise İldoğan şeklinde kaydedilmiştir. M. Akif Erdoğru'nun yayımladığı Osmanlı tahrir kayıtlarında Eldoğan adı kullanılırken, 19 Nisan 1731 tarihli Konya mahkeme belgesinde İldoğan adı görülmektedir. 2 Ocak 1778 tarihli Bozkır madeni yükümlülükleri listesinde ise tekrar Eldoğan adına rastlanmaktadır.

Dolayısıyla bugünkü Erdoğan adının geçmişteki karşılıklarını ararken araştırmanın İldoğan–Eldoğan–Erdoğan isim zinciri üzerinden yürütülmesi gerekir.

Köy adının belirli bir şahıstan, aşiretten veya başka bir toplumsal yapıdan geldiğine ilişkin ise henüz kesin bir belge ortaya konulmuş değildir. Bu nedenle köy adının kökeni konusunda kesin hüküm vermek yerine, yeni arşiv belgelerinin ortaya çıkmasını beklemek gerekir.

Erdoğan, geçmişte Bozkır'a bağlıydı

Bugün Ahırlı ilçesine bağlı olan Erdoğan Köyü'nün idarî geçmişi de önemlidir.

Araştırma sonuçlarına göre köy, Osmanlı döneminde Beyşehir Sancağı'nın Bozkır nahiyesine bağlı yerleşimlerden biri idi. XVI. yüzyıl tahrirlerinde Eldoğan ile birlikte Ahırlı, Aliçerçi, Kiçisandı, Ulusandı, Boğazsaray, Kayacık, Bademli, Sazlı, Paşaçiftliği, Kazıkdere ve Hisarlık gibi yerleşimler de aynı idarî yapı içerisinde kaydedilmiştir.

Bu tarihî durum, özellikle Millî Mücadele dönemi araştırmaları açısından büyük önem taşımaktadır.

Çünkü bugün Ahırlı'ya bağlı olan Erdoğan Köyü'nün Kurtuluş Savaşı dönemindeki askerlik ve nüfus kayıtları aranırken yalnızca bugünkü idarî yapıya bakmak yeterli değildir. Araştırmanın eski Bozkır kazası ve Erdoğan/Eldoğan köyü üzerinden yapılması gerekmektedir. Köyün Ahırlı ilçesine bağlanması ise 1990 yılında gerçekleşmiştir.

Bu ayrıntı, köyün Millî Mücadele tarihini araştıranlar açısından belki de en önemli anahtarlardan biridir.

1507'den 1584'e: Osmanlı defterlerinde Eldoğan

Erdoğan Köyü'nün tarihini belgeleyen en önemli kaynaklardan biri Osmanlı tahrir defterleridir.

M. Akif Erdoğru'nun çalışmalarında Eldoğan köyü 1507 tarihli TT 40, 1524 tarihli TT 399 ve 1584 tarihli KK 137 numaralı defterlerde yer almaktadır. Özellikle 1584 tarihli kayıt köyün insanlarını, arazi tasarruflarını, dinî görevlilerini ve ekonomik faaliyetlerini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.

Karşılaştırmalı tahrir tablosunda köy için şu rakamlar bulunmaktadır:

  • 1507: 35 / 25
  • 1524: 39 / 31
  • 1584: 49

Ancak burada önemli bir bilimsel uyarı vardır. Tablo üzerindeki ilk iki sayısal sütunun başlıkları mevcut kopyada tam olarak görülemediğinden, bu rakamların doğrudan hane veya toplam nüfus olarak yorumlanması doğru değildir. Bu nedenle köy nüfusunun kesin olarak şu kadar kişiden oluştuğunu söylemek yerine, Osmanlı kayıtlarındaki sayısal değişimi ihtiyatla değerlendirmek gerekir.

WhatsApp Image 2026-09-24 at 20.26.34.jpeg
WhatsApp Image 2026-09-24 at 20.26.34.jpeg


1584'te köyde kimler yaşıyordu?

1584 tarihli mufassal tahrir, Eldoğan'ın sosyal yapısına ilişkin daha ayrıntılı bilgiler verir.

Kayıtlarda:

  • 1 çift,
  • 21 nim çift,
  • 8 bennâk,
  • 10 caba,
  • 1 imam,
  • 5 muhassıl

kaydedilmiştir.

Bu kayıtlar bize yalnızca vergi düzenini değil, aynı zamanda köyün sosyal ve ekonomik örgütlenmesini de göstermektedir.

Dahası, bazı kişilerin baba adlarıyla birlikte kaydedilmesi, XVI. yüzyıl Eldoğan'ında ailelerin izini sürme imkânı sağlamaktadır.

Receb veled-i Mehmed, Hacı veled-i Ayvaz, Hoca veled-i Ahmed, Hamza veled-i İsmail ve Yakub veled-i Bayezid gibi isimler, köyün o dönemde yaşayan insanlarına dair önemli ipuçlarıdır. Fakat aynı isimlerin farklı kişilerde tekrarlanabilmesi nedeniyle yalnızca isim benzerliğine dayanarak bugünkü ailelerle doğrudan soy bağı kurmak doğru değildir.

Köyün dinî hayatı: İmam, şeyh ve mescit

Erdoğan Köyü'nün tarihini yalnızca tarım ve nüfus üzerinden okumak eksik kalır.

1584 tarihli kayıtlarda köyün imamı Süleyman veled-i Pîrî olarak geçmektedir. Bu kayıt, XVI. yüzyılın sonlarında Eldoğan'da düzenli bir imamlık hizmetinin bulunduğunu göstermektedir.

Daha da dikkat çekici isim ise Mevlânâ Şeyh Abdülcelil'dir.

Tahrir kaydında ilim ehli, duası kabul gören ve toplum içinde saygın bir şeyh olduğu belirtilen Abdülcelil'in vergiden muaf tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, XVI. yüzyılın sonlarında Eldoğan'da dinî ve ilmî itibara sahip bir şahsiyetin bulunduğunu göstermektedir.

Burada da önemli bir ayrıntı vardır: Kayıtta geçen “Mevlânâ” unvanı kişinin ilmî ve dinî saygınlığını ifade eder; tek başına onun Mevlevî tarikatına mensup olduğunu göstermez. Ayrıca Şeyh Abdülcelil ile bugün köyle ilişkilendirilen Şeyh Muhammed Celaleddin'in aynı kişi veya aynı aileden olduğuna dair kesin bir belge henüz bulunmamıştır.

Köyde mescit hizmetlilerine ayrılmış 10 dönümlük vergiden muaf arazi bulunması da dinî hayatın kurumsal bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte bu arazinin doğrudan bir vakıf arazisi olduğunu söylemek için ayrıca vakfiye veya tahsis belgesine ihtiyaç vardır.

Toprağın ve emeğin köyü: 1584'te ekonomik hayat

Eldoğan'ın 1584 yılındaki ekonomik yapısı da tahrir defterlerinde ayrıntılı biçimde görülmektedir.

Köyün kayıtlı toplam hasılı 5.000 akçe olarak gösterilmiştir.

Bu gelirin önemli bölümünü tarımsal üretim oluşturmaktadır. Buğdaydan 1.750 akçe, arpa ve diğer ürünlerden 1.250 akçe gelir kaydedilmiştir. Böylece hububatla ilgili vergiler toplam 3.000 akçeye ulaşmakta, bu da kayıtlı hasılın yüzde 60'ına karşılık gelmektedir.

Bu rakam, XVI. yüzyıl sonlarında Eldoğan ekonomisinde tahıl tarımının merkezi bir yere sahip olduğunu göstermektedir.

Fakat köyün ekonomisi yalnızca buğday ve arpadan ibaret değildir.

Kayıtlarda:

  • 300 akçe koyun vergisi,
  • 295 akçe kovan öşrü,
  • 145 akçe bağ öşrü,
  • 134 akçe bostan öşrü

bulunmaktadır.

Başka bir ifadeyle bugünkü Erdoğan Köyü'nün topraklarında asırlar önce de tarım, hayvancılık, arıcılık, bağcılık ve bostancılık birlikte yürütülüyordu.

Bu kayıtlar, köyün ekonomik hayatının tek ürüne dayalı olmadığını; tarımsal üretimin çeşitlilik gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Köy sınırlarını aşan toprak ilişkileri

1584 tarihli defterlerde dikkat çeken başka bir husus da Eldoğan'ın çevre köylerle ekonomik ilişkileridir.

Bazı arazilerde önceki ve sonraki tasarruf sahipleri belirtilirken, Ahırlı ve Kiçi Sandı köylerinden kişilerin de Eldoğan'daki arazilerle bağlantılı olarak anıldığı görülmektedir.

Bu durum bize XVI. yüzyıldaki köy hayatının bugünkü anlamda kesin sınırlarla birbirinden kopuk olmadığını göstermektedir.

Aileler yalnızca kendi köylerinde değil, komşu yerleşimlerde de toprak tasarruf edebilmekteydi.

1731'de İldoğan: Mahkeme kayıtlarında köylüler

Eldoğan'ın tarihi XVI. yüzyılda bitmiyor.

19 Nisan 1731 tarihli Konya mahkeme kaydı, köyün XVIII. yüzyıldaki sakinlerinden bazılarını isimleri ve baba adlarıyla birlikte karşımıza çıkarıyor.

Kayıtta:

Seyyid Mehmed bin Mustafa, Mehmed bin Süleyman, Ali bin Feyzullah ve Mustafa bin Ramazan

İldoğan köyünden kişiler olarak geçmektedir.

Bu tür mahkeme kayıtları, tahrir defterlerinin bıraktığı izleri takip ederek köyün sonraki yüzyıllardaki insanlarını belirlemek bakımından büyük önem taşımaktadır.

1778: Bozkır madeni ve Eldoğan

Köyün ekonomik hayatında dikkat çeken bir başka belge de 1778 tarihli Bozkır madeni kayıtlarıdır.

Araştırmaya göre Eldoğan, Bozkır madeninin kömür ihtiyacını karşılayan köyler arasında yer almaktadır. Bu bilgi, köyün yalnızca tarımsal üretim yapan bir yerleşim olmadığını; bölgedeki madencilik faaliyetlerinin de ekonomik hayatıyla bağlantısı bulunduğunu göstermektedir.

Böylece Eldoğan'ın tarihi, tarla ve hayvancılığın yanında Bozkır'ın madencilik tarihiyle de birleşmektedir.

1840'lara uzanan başka bir iz: Temettuat kayıtları

Erdoğan Köyü'nün geçmişini araştırırken yalnızca XVI ve XVIII. yüzyıllara bakmak yeterli değildir.

Araştırma notlarında 1840 tarihli Bozkır temettuat defterleri, köydeki Şeyh Muhammet Celalettin Türbesi ve Yukarı Çeşme ile birlikte ayrıca araştırılması gereken kaynaklar arasında gösterilmektedir.

Bu dönem kayıtları, Osmanlı'nın son dönemlerinde köyün ekonomik ve sosyal yapısının daha ayrıntılı biçimde incelenebilmesi açısından önemlidir.

Ve Millî Mücadele yılları...

Erdoğan Köyü'nün hafızasında en güçlü yer tutan dönemlerden biri de şüphesiz Kurtuluş Savaşı yıllarıdır.

Ailelerden aktarılan bilgilere göre köyden Millî Mücadele'ye yaklaşık 20 kişinin katıldığı, köyün üç şehidinin bulunduğu ve bazı kişilerin savaştan sağ döndüğü anlatılmaktadır.

Ancak burada tarihçilik açısından çok önemli bir nokta bulunmaktadır:

Bu isimlerin tamamı henüz arşiv belgeleriyle kesinleştirilmiş değildir.

Araştırmada köyle ilişkilendirilen Fahrettin isimli bir şehit kaydı bulunmuş; ancak bu kişinin ailede anlatılan Fahrettin Emmi olup olmadığı kesin olarak doğrulanamamıştır. Kayıtta baba adı Mehmet Celal ve doğum yeri Konya, Bozkır olarak geçmektedir. Fakat köy bağlantısının kesinleşmesi için baba adı, aile lakabı ve diğer nüfus bilgileri karşılaştırılmalıdır.

Veli Efendi konusunda da benzer bir durum söz konusudur. Birden fazla aday kayıt bulunmakla birlikte bunlardan hangisinin Erdoğan Köyü'ndeki Veli Efendi olduğu henüz kesinleşmiş değildir.

Üçüncü şehidin kimliği ise henüz tespit edilememiştir.

Bu nedenle bugün için köyün üç şehidinin isimlerini kesinleşmiş bir liste halinde yayımlamak yerine, araştırmayı sürdürmek daha doğru olacaktır.

Bir kadın hafızası: Fatma Nene'nin askerlik hikâyesi

Erdoğan Köyü tarihinin belki de en dokunaklı parçalarından biri, aile büyüklerinden aktarılan Fatma Nene'nin askerlik şubesindeki hikâyesidir.

Anlatıya göre Fatma Nene, Hüseyin Emmi'nin askerliğini tecil ettirebilmek amacıyla kendisinden dört-beş yaş küçük olan Malırın Ali'yi askerlik şubesine götürmüştür.

Bu olayın yazılı bir belgesi henüz bulunamamıştır.

Fakat bu, anlatının değersiz olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine, böyle hikâyeler bir köyün sözlü tarih hafızasının parçalarıdır. Olayı doğrudan hatırlayan aile büyüklerinin isimleri, anlatım tarihleri ve mümkünse sesli veya yazılı tanıklıkları kaydedilirse, gelecekte tarih araştırmaları açısından çok kıymetli bir kaynak haline gelebilir.

Çünkü tarih yalnızca devlet arşivlerinde değildir.

Bazen bir ninenin anlattığı hikâye, arşivde henüz bulunamayan bir belgenin kapısını açabilecek ilk ipucudur.

Yaklaşık 20 kişi... Fakat isimleri nerede?

Köyden Millî Mücadele'ye katıldığı anlatılan yaklaşık 20 kişinin tamamının isimlerini ortaya çıkarmak, araştırmanın bundan sonraki en önemli aşamalarından biridir.

Şehit listeleri bize savaşta hayatını kaybedenleri gösterebilir. Fakat savaşa katılıp sağ dönenleri belirlemek için askerlik kütükleri, nüfus kayıtları, terhis belgeleri, İstiklâl Madalyaları, asker fotoğrafları ve aile arşivleri gerekmektedir.

Bu nedenle Erdoğan Köyü'nün Millî Mücadele tarihini ortaya çıkarmak için sadece şehit listelerine bakmak yeterli değildir.

Asıl büyük çalışma, Bozkır kazası Erdoğan/Eldoğan köyü nüfusuna kayıtlı erkeklerin askerlik kayıtlarının taranması olacaktır.

Tarihin izini sürmek

Bugün elimizde bulunan belgeler, Erdoğan Köyü'nün geçmişinin birkaç yüzyılla sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.

1507'de Eldoğan vardır.

1524'te Eldoğan yine kayıtlardadır.

1584'te köyün insanlarını, topraklarını, imamını, şeyhini, mescidini, buğdayını, arpasını, koyununu, kovanını, bağını ve bostanını biliyoruz.

1731'de İldoğanlı insanların Konya mahkemesinde isimlerini görüyoruz.

1778'de Eldoğan, Bozkır madeninin ekonomik çevresi içinde karşımıza çıkıyor.

1840'larda temettuat kayıtları ve köyün dinî yapısına ilişkin izler ortaya çıkıyor.

XX. yüzyılda ise köyün hafızası Millî Mücadele, şehitler, gaziler ve askerlik hikâyeleriyle devam ediyor.

Ve bugün Erdoğan adıyla yaşamını sürdüren bu köy, aslında İldoğan'dan Eldoğan'a, Eldoğan'dan Erdoğan'a uzanan uzun bir tarih zincirinin bugünkü halkasıdır.

Bir köyden daha fazlası

Erdoğan Köyü'nün tarihine baktığımızda aslında yalnızca bir köyün tarihini görmeyiz.

Osmanlı'nın köy yönetimini,

toprak düzenini,

vergi sistemini,

tarımsal üretimini,

hayvancılığını,

arıcılığını,

dinî hayatını,

Bozkır madeniyle ekonomik ilişkisini,

Konya mahkemelerindeki hukukî hayatını

ve nihayet Millî Mücadele dönemindeki askerî hafızasını aynı tarih çizgisinde görürüz.

Bu nedenle Erdoğan Köyü'nün tarihi, yalnızca köy halkının hatırası olarak değil, Bozkır ve Konya bölgesinin yerel tarihinin bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Üstelik araştırma henüz tamamlanmış değildir.

Özellikle Millî Mücadele döneminde köyden savaşa katılan yaklaşık 20 kişinin isimlerinin belirlenmesi, üç şehidin kimliklerinin kesinleştirilmesi, Fahrettin Emmi ve Veli Efendi'ye ilişkin aile anlatılarının arşiv kayıtlarıyla karşılaştırılması, Çanakkale şehitlerinin köy bağlantılarının araştırılması ve 1840 temettuat kayıtlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi, Erdoğan tarihinin önündeki önemli araştırma başlıklarıdır.

Son söz: Tarihi yaşatmak, belgelemekle başlar

Bir köyün tarihini yazmak, sadece eski isimleri ve tarihleri sıralamak değildir.

O köyde yaşamış insanların izlerini bulmak, onların hangi toprağı sürdüğünü, hangi ürünü yetiştirdiğini, hangi mescitte ibadet ettiğini, hangi mahkemede hakkını aradığını, hangi madende çalıştığını ve gerektiğinde vatan savunması için nereye gittiğini ortaya çıkarmaktır.

Erdoğan Köyü'nün tarihi bize şunu söylüyor:

Bir köy küçük olabilir; fakat hafızası büyük olabilir.

Bugün yapılması gereken, ailelerin sandıklarında bulunan eski nüfus cüzdanlarını, asker fotoğraflarını, mektupları, İstiklâl Madalyalarını, terhis belgelerini ve büyüklerden kalan anlatıları kayda geçirmek; bunları Osmanlı tahrirleri, şer‘iyye sicilleri, temettuat defterleri ve askerî arşivlerle karşılaştırmaktır.

Çünkü beş asırlık bir geçmiş, yalnızca geçmişte kalmış değildir.

O geçmiş, bugün hâlâ köyün adında, toprağında, mezarlığında, türbesinde ve ailelerin hafızasında yaşamaktadır.

İldoğan'dan Eldoğan'a, Eldoğan'dan Erdoğan'a...

Bir köyün adı değişmiş olabilir.

Fakat hafızası hâlâ yerindedir.

Başlıca kaynaklar

  • M. Akif Erdoğru, Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522–1584).
  • M. Akif Erdoğru, Beyşehir Sancağının 1584 Tarihli Nüfus Sayımı.
  • 1507 tarihli TT 40 Tahrir Defteri.
  • 1524 tarihli TT 399 Tahrir Defteri.
  • 1584 tarihli KK 137 Tahrir Defteri.
  • 1731 tarihli Konya Şer‘iyye Sicili.
  • Hamit Şafakcı, 1778 tarihli Bozkır Maden-i Hümâyunu kayıtları üzerine çalışmalar.
  • İbrahim Solak, Bozkır ve Çevresinden Konya Mahkemesine İntikal Eden Bazı Olaylar (1720–1750).
  • Ahmet Avanas, Millî Mücadele’de Konya (1998).
  • Ahmet Atalay, Millî Mücadele’de Konya Kuvâ-yı Milliyecileri (1997).
  • Bozkırlı Şehitler ve Bozkır Şehitliği yerel derlemesi.
  • Millî Savunma Bakanlığı, Şehitlerimiz ve Şehit Bilgi Kapısı.
  • 1840 tarihli Bozkır temettuat kayıtları.
  • Erdoğan Köyü'ne ilişkin aile sözlü tarihleri ve yerel hafıza kayıtları.

Not: Millî Mücadele dönemindeki şehit ve gazilerin isimleri konusunda arşiv doğrulaması tamamlanmadan kesin liste oluşturulmaması özellikle önemlidir. Mevcut araştırma, Fahrettin, Veli Efendi ve üçüncü şehit konusunda henüz kesinleşmiş bir üçlü liste ortaya koymamaktadır.