Dolar 49,1976 yükseldi Euro 55,0898 yükseldi Gram Altın 6.492,00 yükseldi
Foto Video Künye 19° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
SEYDİŞEHİR

SEYDİŞEHİR’E DÖNEN BİR CUMHURİYET AYDINI: SADİ IRMAK’IN 1942’DE KALEME ALDIĞI UNUTULMUŞ SEYDİŞEHİR NOTLARI

Halkevi’nde köylüleri muayene etti, Kesecik yolunda Anadolu insanının maharetine tanık oldu, çocukların sağlık sorunlarını yazdı; Seydişehir halkının kendi imkâ…

07.10.2026 14:03 0 yorum
SEYDİŞEHİR’E DÖNEN BİR CUMHURİYET AYDINI: SADİ IRMAK’IN 1942’DE KALEME ALDIĞI UNUTULMUŞ SEYDİŞEHİR NOTLARI



Halkevi’nde köylüleri muayene etti, Kesecik yolunda Anadolu insanının maharetine tanık oldu, çocukların sağlık sorunlarını yazdı; Seydişehir halkının kendi imkânlarıyla ortaokul açmak için cemiyet kurmasını ve tarihî hamamını onarmasını ülkeye anlattı. 1904’te Seydişehir’de doğan Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ın 1942 tarihli yazıları, bugün ilçenin sosyal tarihini aydınlatan sıra dışı birinci el kaynaklar olarak karşımızda.


ÖZEL HABER / TARİH DOSYASI


Türkiye onu ilerleyen yıllarda profesör, Çalışma Bakanı, milletvekili ve başbakan olarak tanıyacaktı. Fakat Sadi Irmak’ın hikâyesinin başlangıç noktası Seydişehir’di.


1904 yılında burada dünyaya gelen Mahmut Sadi Irmak, devlet bursuyla Almanya’ya gönderildi; Berlin’de tıp ve biyoloji öğrenimi gördü, yurda döndükten sonra akademik hayata katıldı. İstanbul Üniversitesi’ndeki kariyerinde fizyoloji profesörlüğüne, daha sonra ordinaryüs profesörlüğe kadar yükseldi. Akademik araştırmalar, onun Türkiye’de fizyoloji ve insan genetiğinin erken döneminde de dikkat çekici bir isim olduğunu gösteriyor.


Ancak Irmak’ın hayatında Seydişehir yalnızca nüfus kâğıdında yazan bir doğum yeri değildi.


1942 sonbaharında yayımladığı yazılar bunu açıkça gösteriyor.


Irmak, Konya ve Seydişehir çevresinde gördüklerini Son Posta gazetesinde “Bir Konya Gezisinden Notlar” başlığı altında art arda kaleme aldı. 11, 14 ve 16 Ekim 1942 tarihli bu yazılar yan yana getirildiğinde karşımıza, savaş yıllarındaki Seydişehir’in eğitiminden sağlığına, yollarından köy hayatına kadar uzanan olağanüstü bir tablo çıkıyor.


⸻


KESİCİK YOLUNDA BİR “HASAN DAYI”


11 Ekim 1942 tarihli yazının en dikkat çekici bölümlerinden biri Seydişehir’in Kesecik köyünde geçiyor.


Sadi Irmak, yolculuk sırasında karşılaştığı bir makine arızasının köylü bir vatandaş tarafından son derece basit imkânlarla giderilmesini hayranlıkla anlatıyor. Adını “Hasan Dayı” olarak verdiği köylünün becerisini yalnız tamir ustalığı olarak görmüyor; Anadolu insanının kullanılmayı bekleyen teknik zekâsının örneği sayıyor.


Yazısında:


“Konyanın Seydişehir kazasının Kesecik köyü… Köylü Hasan dayı…”


diye başlayan bölümün ardından, Hasan Dayı’nın çok basit araçlarla başardığı iş karşısındaki şaşkınlığını dile getiriyor. Irmak’ın asıl derdi bir makinenin onarılması değildir. Bu olaydan hareketle Türk insanının “tamir devrinden icat devrine” geçmesi gerektiğini savunur.


Bu birkaç satır bile 1942’de Kesecik’te yaşayan sıradan bir köylünün adını, maharetini ve gündelik hayat içerisindeki küçük bir olayı 84 yıl sonra tarih kaydına dönüştürüyor.


⸻


1942’DE SEYDİŞEHİR–KONYA YOLU


Irmak’ın aynı yazısı ulaşım tarihi bakımından da önemlidir.


Seydişehir ile Konya arasındaki yaklaşık yüz kilometrelik şoseyi ve yolculuk sırasında yaşanan güçlükleri anlatır. Araç arızaları, yol şartları ve genç şoförlerin kendi imkânlarıyla verdikleri mücadele onun dikkatinden kaçmaz.


Bugün birkaç saatlik veya daha kısa sıradan bir yolculuk gibi görünen güzergâhın, 1942’de bambaşka şartlarda kat edildiğini Sadi Irmak’ın gözlerinden okuyabiliyoruz.


Bu nedenle söz konusu yazı, yalnız bir gezi notu değil; Seydişehir–Konya karayolu tarihinin de dönem tanıklığıdır.


⸻


SEYDİŞEHİR HALKEVİ BİR GÜNLÜĞÜNE MUAYENEHANEYE DÖNÜŞTÜ


Serinin ikinci yazısı 14 Ekim 1942 tarihinde yayımlandı.


Bu defa Sadi Irmak doğrudan Seydişehir’dedir.


Ve şu dikkat çekici cümleyi yazar:


“Konyanın Seydişehir kazasında Halkevinde birçok köylüleri muayene ve tedavi fırsatını buldum.”


Bu tek cümle bile Seydişehir Halkevi tarihine yeni bir pencere açmaktadır.


Halkevleri genellikle konferans, tiyatro, kitaplık, halk eğitimi ve kültür faaliyetleriyle hatırlanır. Fakat Irmak’ın tanıklığı, Seydişehir Halkevi’nin aynı zamanda halk sağlığı hizmetinin ulaştırıldığı bir mekân olarak kullanıldığını göstermektedir.


Irmak bir profesör ve hekim olarak burada köylüleri tek tek muayene etmişti.


⸻


ÇOCUKLARDA SITMA VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI


Irmak’ın Seydişehir’de gördükleri yalnızca hoş hatıralardan ibaret değildir.


Muayene ettiği köylüler ve özellikle çocuklar üzerinden Anadolu’nun ciddi sağlık problemlerini dile getirir. Çocuklarda sıtma ve bağırsak hastalıklarının yaygınlığından söz ederek bunların basit koruyucu sağlık önlemleriyle büyük ölçüde azaltılabileceğini savunur.


Bu bölüm, 1940’ların Seydişehir sağlık tarihi bakımından son derece önemlidir.


Çünkü elimizde artık yalnız genel Türkiye istatistikleri değil, Seydişehir’e gelip insanları bizzat muayene etmiş bir tıp profesörünün saha gözlemi bulunmaktadır.


Irmak’ın anlatısı, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde taşradaki doktor ve sağlık personeli yetersizliğini de gündeme getirir. Sağlık memurlarının artırılması gerektiğini özellikle vurgular.


Bugünün gözüyle bakıldığında bu birkaç gazete sütunu, adeta 1942 tarihli küçük bir Seydişehir halk sağlığı raporu niteliğindedir.


⸻


ÇOCUK İSTEYEN ANNE VE BABALAR


Irmak’ın Seydişehir Halkevi’ndeki muayenelerinde dikkatini çeken başka bir konu da çocuk sahibi olmak isteyen ailelerdir.


Köylüler arasında çocuk sahibi olabilmek için tedavi arayan anne ve babaların çokluğu onu etkiler. Bu gözlemden hareketle nüfus, sağlık ve anne–çocuk meselesine geçer.


Bu anlatı, dönemin kırsal ailesinin dünyasına son derece küçük fakat değerli bir pencere açıyor.


Burada insanları yalnız sayı olarak değil, umutları, hastalıkları, çocuk özlemleri ve sağlık arayışlarıyla görüyoruz.


⸻


“ÇOK UYANIK VE FEDAKÂR OLAN SEYDİŞEHİR HALKI…”


Asıl şaşırtıcı belge ise 16 Ekim 1942 tarihinde yayımlandı.


Irmak, Seydişehir’in eğitim sorununu anlatırken ilçede ortaokul bulunmamasının ilkokulu bitiren başarılı çocukların eğitimini nasıl kestiğine dikkat çekiyor.


Aileleri yoksul olduğu için başka şehirlere gidemeyen çocukların bulunduğunu belirttikten sonra Seydişehir halkı hakkında şu dikkate değer ifadeyi kullanıyor:


“Çok uyanık ve fedakâr olan Seydişehir halkı…”


Ardından halkın bu sorunu kendi imkânlarıyla çözmek üzere özel bir ortaokul açmaya karar verdiğini ve bunun için bir cemiyet kurduğunu yazıyor.


Bu bilgi Seydişehir eğitim tarihi için son derece değerlidir.


Çünkü burada devletin yukarıdan aldığı bir karar değil, halkın aşağıdan örgütlenerek okul açma girişimi söz konusudur.


Savaşın en ağır yıllarından biri olan 1942’de, ekonomik imkânların son derece kısıtlı olduğu bir Anadolu kasabasında insanlar çocuklarının okuyabilmesi için bir araya geliyor ve cemiyet kuruyordu.


Sadi Irmak’ın gözünde Seydişehir’i farklılaştıran noktalardan biri tam olarak buydu.


⸻


KIZ ÇOCUKLARI İÇİN DE EĞİTİM İSTİYORDU


Irmak burada durmaz.


Ortaokul meselesini tartışırken kızların meslekî eğitiminin de geliştirilmesi gerektiğini düşünür. Ortaokulların yanında kız çocuklarının eğitim görebileceği sanat okulu veya kurslarının bulunmasını savunur.


Bu bakımdan 1942 yazısı yalnız Seydişehir’in mevcut durumunu anlatmaz; aynı zamanda Irmak’ın taşrada kız eğitimi konusundaki gelecek tasavvurunu da gösterir.


⸻


SEYDİŞEHİRLİLER TARİHÎ HAMAMLARINI KENDİ PARALARIYLA ONARDI


16 Ekim 1942 yazısında bugün ayrıca araştırılması gereken çok değerli bir bilgi daha vardır.


Irmak, Seydişehir halkının ekonomik sıkıntılara rağmen:


“kendi paralarile tarihi hamamlarını”


tamir ettirdiğini kaydeder.


Bu küçük kayıt çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor:


Sadi Irmak’ın 1942’de sözünü ettiği tarihî hamam hangisiydi?


Bu sorunun cevabı belediye meclis zabıtları, Vakıflar kayıtları, Konya Vilayet gazeteleri ve yerel arşivlerde aranmalıdır.


Çünkü Irmak’ın notu sayesinde elimizde artık yaklaşık bir tarih var:


Tamir, 1942 veya hemen öncesinde gerçekleştirilmiş olmalıdır.


Bu, Seydişehir mimarlık tarihi açısından yeni bir araştırma kapısıdır.


⸻


BİR DE “GENÇ KAYMAKAM” VAR


Irmak aynı yazıda Seydişehir’de görev yapan genç bir kaymakamdan övgüyle bahseder.


Kaymakamın:


“adeta şehrin çehresini değiştirdiğini”


söyler.


İsim bu bölümde açık biçimde verilmediği için bugün yapılması gereken çalışma bellidir:


1940–1942 arasında Seydişehir kaymakamlığı yapan kişilerin görev cetveli çıkarılmalı; ardından belediye, vilayet ve İçişleri kayıtlarından yapılan imar faaliyetleri belirlenmelidir.


Bu kişi tespit edildiğinde Sadi Irmak’ın sözünü ettiği “şehrin çehresini değiştiren” uygulamaları da somutlaştırmak mümkün olacaktır.


⸻


SEYDİŞEHİR’DEN BERLİN’E UZANAN HAYAT


Bu yazıları daha da anlamlı kılan şey, bunları kaleme alan insanın sıradan bir ziyaretçi olmamasıdır.


Sadi Irmak 1904’te Seydişehir’de doğmuştu. Daha sonra devlet bursuyla Berlin’e giderek tıp ve biyoloji öğrenimi gördü; 1929’da hekim oldu. Türkiye’ye döndüğünde öğretmenlik, hükümet tabipliği ve üniversite görevlerinde bulundu; 1939’da fizyoloji profesörü oldu. Daha sonra ordinaryüs profesörlüğe yükseldi. Akademik çalışmalar, Irmak’ın Türkiye’de insan genetiğinin erken tarihindeki isimlerden biri olduğunu da gösteriyor.


Yani 1942’de Seydişehir Halkevi’nde köylüleri muayene eden kişi, doğduğu memlekete dönmüş bir bilim insanıydı.


Bu durum gezi notlarına farklı bir anlam kazandırıyor.


Irmak Seydişehir’e dışarıdan bakan bir seyyah değil; çocukluk coğrafyasına yıllar sonra hekim ve profesör kimliğiyle geri dönen bir Seydişehirliydi.


⸻


PEHLİVANLIĞA DUYDUĞU SEVGİ DE ÇOCUKLUKTAN GELİYORDU


Sizin ulaştırdığınız 25 Ekim 1942 tarihli “Pehlivanlığı Koruyalım!” yazısı da bu biyografik tabloyu tamamlıyor.


Irmak güreşe ilgisinin:


“çocukluğumda ve kendiliğinden”


başladığını söyler.


Güreşi yalnız spor değil; cesaret, dürüstlük, vücut terbiyesi ve toplumsal karakterin bir parçası olarak değerlendirir.


Burada dikkatli olmak gerekir: Irmak yazıda açıkça “Seydişehir’de güreştim” dememektedir. Bu nedenle çocukluk güreşlerinin Seydişehir’de geçtiğini kesin bilgi olarak yazmak doğru olmaz. Ancak 1904 doğumlu bir Seydişehirli olarak çocukluk hatıralarında bu çevrenin etkisini araştırmak son derece anlamlıdır.


⸻


BİLİM İNSANINDAN DEVLET ADAMINA


Sadi Irmak ilerleyen yıllarda yalnız üniversite hocası olarak kalmadı.


Konya milletvekilliği yaptı, Çalışma Bakanlığı görevini üstlendi ve 1974–1975 döneminde başbakanlığa kadar yükseldi. Ancak bilim insanı kimliğini hiçbir zaman tamamen bırakmadı. Akademik biyografiler onun fizyoloji, genetik, spor fizyolojisi ve tıp eğitimi alanlarındaki çalışmalarına özellikle dikkat çekmektedir.


Daha sonraki yıllarda Atatürk, Millî Mücadele ve Cumhuriyet üzerine çok sayıda çalışma kaleme aldı. Sizin yüklediğiniz Atatürk ve Meclis makalesi de onun kişisel tanıklık ile tarihî belgeyi birleştirmeye çalıştığı geniş çalışmalarından biridir. PDF’nin ilerleyen sayfalarında Birinci Meclis, Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşuna ilişkin değerlendirmeleri yer almaktadır. tur (2).pdf


⸻


BİR GAZETE YAZISI DEĞİL, 1942 SEYDİŞEHİR’İNİN FOTOĞRAFI


11, 14 ve 16 Ekim 1942 tarihli üç yazı peş peşe okunduğunda karşımıza şu Seydişehir çıkıyor:


Kesecik’te elindeki basit imkânlarla makine tamir eden Hasan Dayı…


Konya’ya uzanan güç bir şose yolculuğu…


Halkevinde muayene sırası bekleyen köylüler…


Sıtmayla ve bağırsak hastalıklarıyla mücadele eden çocuklar…


Çocuk sahibi olabilmek için doktora başvuran aileler…


Başka şehre okumaya gidemeyen başarılı öğrenciler…


Bu çocuklar için kendi ortaokulunu açmaya çalışan Seydişehir halkı…


Bir okul cemiyeti…


Halkın kendi parasıyla onardığı tarihî hamam…


Ve şehrin çehresini değiştirdiği söylenen genç bir kaymakam.


Bunlar aynı ilçenin yalnız beş günlük gazete dizisine sığan insan manzaralarıdır.


TARİHİN KIYISINDA KALMIŞ BİR SEYDİŞEHİR BELGESİ


Sadi Irmak’ın 1942 notlarının asıl değeri belki de burada yatıyor.


Büyük siyasî olaylardan değil, insanlardan söz ediyor.


Bir köylünün el becerisinden, hasta bir çocuktan, okul isteyen ailelerden, hamamını onaran kasaba halkından, öğrenciden, doktordan, kaymakamdan…


Bu nedenle yazıları Seydişehir tarihi için yalnız biyografik bir ayrıntı değildir.


Bunlar Cumhuriyet’in savaş yıllarında Seydişehir’in gündelik hayatına açılmış pencerelerdir.


Ve o pencerenin başında duran kişi de bu topraklardan çıkmış bir çocuktu:


Seydişehirli Sadi Irmak.


⸻


Kaynak notu


Haberin ana birincil kaynakları Prof. Dr. Sadi Irmak’ın Son Posta gazetesinde yayımlanan “Bir Konya Gezisinden Notlar” dizisinin 11 Ekim 1942, 14 Ekim 1942 ve 16 Ekim 1942 tarihli bölümleridir. İstanbul Üniversitesi gazete koleksiyonunda 14 ve 16 Ekim nüshalarının özgün görüntüleri de korunmaktadır. Sadi Irmak’ın akademik biyografisi ve Türkiye’deki bilim tarihindeki yeri için İstanbul Üniversitesi’nde hazırlanmış genetik tarihi çalışması ile Nobel Medicus’ta yayımlanan akademik portre karşılaştırılmıştır.

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.