Dolar 49,0582 yükseldi Euro 55,1819 yükseldi Gram Altın 6.542,72
Foto Video Künye 9° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
FAHRİ KUBİLAY
02.10.2026 06:52

RABBİM, BİZ KENDİMİZE ZULMETTİK…


İnsanın hayatında öyle anlar vardır ki söyleyecek söz bulamaz.

Ne kadar güçlü görünürse görünsün, insan bazen kendi acziyetinin karşısında diz çöker. Bazen yaşadıklarımız, bazen yaptığımız hatalar, bazen de dünyanın üzerimize yüklediği ağır imtihanlar karşısında tek bir kapıya yöneliriz:

Allah’ın kapısına…

Çünkü biliriz ki insanın kapıları kapanabilir ama Allah’ın rahmet kapısı kapanmaz.

İşte böyle zamanlarda, insanlığın ortak duası olan o büyük itirafa sığınırız:

“Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz.”

Hz. Âdem’in dilinden dökülen bu söz, aslında insanlığın ortak halidir.

Hepimiz zaman zaman kendimize zulmediyoruz.

Kimi zaman yanlış bir sözle…

Kimi zaman kırdığımız bir gönülle…

Kimi zaman nefsimize yenilerek…

Kimi zaman da bize verilen nimetlerin kıymetini bilmeyerek…

Sonra dönüp Rabbimizin huzurunda ellerimizi açıyoruz.

“Ya Rabbi, biz kendimize zulmettik…”

Ne kadar sade, ne kadar ağır ve ne kadar gerçek bir itiraf…

NUH’UN DUASIYLA…

Bazen bilmediğimiz bir konuda hüküm verir, bilmediğimiz bir şeyi ister, doğru bildiğimiz yanlışların peşinden gideriz.

Hz. Nuh’un duası tam da burada yolumuzu aydınlatır:

“Rabbim! Hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemekten Sana sığınırım.”

Ya Rabbi!

Bilmediğimiz şeylerde bizi ısrarcı kılma.

Bizi nefsimizin bilgisine değil, Senin hikmetine teslim olan kullarından eyle.

İBRAHİM’İN DUASIYLA…

Hz. İbrahim, ailesi için güvenli bir mekân ister.

Bugün bizim de en büyük ihtiyaçlarımızdan biri değil midir güven?

Evlerimizde huzur…

Çocuklarımız için güvenli bir gelecek…

Toplumumuzda adalet…

Sokaklarımızda emniyet…

Kalplerimizde sükûnet…

Öyleyse biz de Hz. İbrahim’in duasıyla yalvaralım:

“Rabbim! Bu beldeyi güvenli bir belde kıl…”

Ya Rabbi!

Evlerimizi huzur, şehirlerimizi güven, gönüllerimizi iman yurdu eyle.

YUSUF’UN DUASIYLA…

Dünya bazen insanı imtihan eder.

Kimi zaman makamla…

Kimi zaman para ile…

Kimi zaman şöhretle…

Kimi zaman da insanların kurduğu tuzaklarla…

Hz. Yusuf, günahın cazibesine karşı Allah’a sığınmıştı.

Biz de bugün aynı duaya muhtacız:

“Rabbim! Hapis bana, bunların beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir…”

Ya Rabbi!

Bizi nefsimizin tuzaklarından koru.

Bizi insanların hilelerine kapılanlardan eyleme.

Bize makam verip azdırma.

Bize imkân verip şımartma.

Bize güç verip zulmettirme.

Bizi kendimize bırakma Ya Rabbi!

Çünkü insan, kendisine bırakıldığında nefsinin esiri olabilir.

MUSA’NIN DUASIYLA…

Toplumların en büyük imtihanlarından biri de kendi içindeki yanlışlardır.

Hz. Musa’nın duasında çok önemli bir teslimiyet vardır:

“Sen bizim velimizsin. Bizi bağışla, bize merhamet et.”

Bugün bizim de söylememiz gereken budur.

Ya Rabbi!

Bizim hatalarımız yüzünden bizi bütünüyle helâk etme.

İçimizdeki yanlışlar yüzünden doğru olanları da cezalandırma.

Bize akıl ver.

Basiret ver.

İbret alma kabiliyeti ver.

Yanlışı yanlış, doğruyu doğru görebilmeyi nasip et.

ZEKERİYYA’NIN UMUDUYLA…

Yaş ilerler…

İnsan yorulur…

Beden güçten düşer…

Ama dua bitmez.

Hz. Zekeriyya’nın duası, insanın Allah’tan ümidini hiçbir zaman kesmemesi gerektiğini hatırlatır:

“Rabbim! Sana yaptığım dua sayesinde hiç mahrum olmadım.”

Ne güzel söz…

Ne büyük teselli…

Öyleyse bugün biz de ellerimizi açalım:

Ya Rabbi!

Ellerimizi boş çevirme.

Kalplerimizi ümitsiz bırakma.

Gözyaşlarımızı rahmetine vesile eyle.

Dualarımızı kabul eyle.

VE TAİF’İN YOLUNDA…

Sonra aklımıza Efendimiz Hz. Muhammed’in Taif dönüşündeki duası gelir.

İnsanların eziyet ettiği, taşladığı, kanattığı bir Peygamber…

Ama dilinde intikam değil, Allah’a sığınış vardır.

“İlâhî! Kuvvetimin tükendiğini, gücümün azaldığını Sana arz ediyorum…”

İnsan bundan daha büyük bir teslimiyet düşünebilir mi?

Gücün bittiğinde Allah’a…

Çaren tükendiğinde Allah’a…

İnsanlardan umudun kesildiğinde Allah’a…

Kalbin kırıldığında Allah’a…

İşte kul ile Rabbi arasındaki en güçlü bağlardan biri budur:

Dua…

RABBİM, BİZ KENDİMİZE ZULMETTİK…

Belki de bugün hepimizin yeniden söylemesi gereken cümle budur:

“Rabbim, biz kendimize zulmettik.”

Bazen yanlış yaptık.

Bazen haddimizi aştık.

Bazen bize verilen nimetleri unuttuk.

Bazen kırdık.

Bazen kırıldık.

Bazen sustuk.

Bazen konuşmamamız gereken yerde konuştuk.

Bazen konuşmamız gereken yerde sustuk.

Ama şimdi yeniden Sana dönüyoruz.

Çünkü biliyoruz ki:

Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

Ya Rabbi!

Bizi affet.

Bize merhamet et.

Kalplerimizi temizle.

Niyetlerimizi güzelleştir.

Dilimizi yalandan, gönlümüzü kibirden, elimizi zulümden koru.

Bizi kendimize bırakma.

Evlerimize huzur, çocuklarımıza güzel bir gelecek, memleketimize birlik ve kardeşlik nasip eyle.

Düştüğümüzde kaldır.

Yanıldığımızda doğruyu göster.

Günah işlediğimizde tövbe kapısını göster.

Gücümüz tükendiğinde bize güç ver.

Ve ömrümüzün sonunda huzuruna yüzümüz ak, kalbimiz temiz, dilimiz şehadetle varmayı nasip eyle.

Çünkü biliriz ki bütün yollar sonunda Sana çıkar.

Bütün duaların sonunda yine Sana yöneliriz.

Ve bütün hamdlerin sonu şu cümledir:

“Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”

Âmin.

Fahri Kubilay