Dolar 49,7892 yükseldi Euro 55,5241 yükseldi Gram Altın 6.387,67 düştü
Foto Video Künye 14° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
SEYYİDHARUN
FAHRİ KUBİLAY
30.10.2026 08:30

Z KUŞAĞI: DİPLOMALI AMA İŞSİZ, UMUTLU AMA YALNIZ!


Fahri Kubilay

Üniversiteleri bitirdiler, diplomalarını aldılar, yıllarca hayalini kurdukları mesleklerine kavuşmak için büyük umutlarla yola çıktılar. Ancak bugün Z kuşağının önemli bir bölümü, elinde diplomasıyla iş kapılarında bekliyor. Ne yazık ki çoğu zaman kapıyı açan bile yok!

Üstelik mesele yalnızca iş bulamamak değil. Gençler artık kendilerini anlatacak, dinleyecek, yeteneklerini değerlendirecek bir insan bile bulamıyor.

Bugün iş başvurularının önemli bir bölümü internet üzerinden yapılıyor. Gençler yüzlerce, hatta binlerce başvuru gönderiyor. Fakat çoğuna cevap dahi verilmiyor. Karşılarında bir insan değil, otomatik sistemler ve yapay zekâ destekli mülakat programları bulunuyor.

Bir genç, yapay zekâ ile yaptığı iş görüşmesinin ardından şu sözleri söylüyor:

"Keşke karşıma gerçek bir insan çıksaydı. Beni bir insan mülakata alsaydı ve sonunda reddetseydi bile bunu zafer sayacaktım. En azından biri beni görmüş, dinlemiş olacaktı."

Bu sözler, aslında bugünün gençlerinin yaşadığı yalnızlığı ve çaresizliği anlatmaya yetiyor.

Bir başka örnekte, 22 yaşındaki bir biyoloji mezunu 511 iş başvurusu yaptığını, yalnızca birinden dönüş aldığını anlatıyor. Ancak o görüşmede de karşısına bir insan değil, yapay zekâ destekli bir sistem çıkıyor.

Düşünün, bir genç üniversiteyi bitiriyor, yıllarını eğitimine veriyor, geleceğini kurmak istiyor. Fakat iş dünyasının kapısında görünmez hâle geliyor.

Peki, gençlere yıllarca anlatılan eğitim, diploma ve meslek sahibi olma hayali nereye gitti?

Dijitalleşme ve yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırmak için geliştirildi. Ancak bugün aynı teknoloji, bazı alanlarda insan emeğinin yerini almaya başlıyor. Şirketler maliyetleri düşürmek, daha az personelle daha fazla iş yapmak istiyor. Dünyanın büyük şirketleri bile yeniden yapılanma ve iş gücünü azaltma planları yapıyor.

Bu gelişmeler karşısında en büyük endişeyi yaşayan kesimlerden biri de Z kuşağı.

Ancak burada yapay zekâyı yalnızca bir tehdit olarak görmek de doğru değil. Çünkü yeni bir dönem başlıyor. Nasıl ki geçmişte makineleri üretmek kadar onları kullanacak operatörlere ihtiyaç duyulduysa, bugün de yapay zekâ sistemlerini doğru kullanacak, yönetecek ve iş süreçlerine uyarlayacak insanlara ihtiyaç var.

Bundan böyle her sektörde, her işletmede, hatta küçük ve orta ölçekli işletmelerde bile yapay zekâ kullanımını bilen insanlara ihtiyaç duyulacak.

Gençlerimizin bu değişimi iyi okuması gerekiyor. Sadece diploma sahibi olmak artık yeterli değil. Teknolojiyi tanımak, yapay zekâyı kullanmayı öğrenmek, kendini sürekli geliştirmek ve yeni beceriler kazanmak zorundayız.

Bir başka önemli konu da girişimcilik.

Gençlerimize yalnızca bir iş bulup ömür boyu bir yerde çalışmayı hedef olarak göstermemeliyiz. Elbette istihdam önemlidir. Ancak gençlerimiz bir taraftan çalışırken diğer taraftan kendi projelerini geliştirmeyi, ticarete atılmayı ve üretmeyi de öğrenmelidir.

Elon Musk'ın geleceğe ilişkin tek kişilik milyar dolarlık şirketler öngörüsü de bu değişimin ne kadar büyük olabileceğini gösteriyor. Yapay zekâ destekli sistemler, geçmişte çok sayıda çalışanın yaptığı işleri küçük ekiplerle, hatta bazı durumlarda tek bir girişimciyle gerçekleştirmeyi mümkün kılabilir.

Fakat bütün bunları söylerken asıl sorumluluğu gençlerin omuzlarına yükleyemeyiz.

Devletin, üniversitelerin, özel sektörün ve iş dünyasının da bu yeni döneme hazırlanması gerekiyor. Üniversite ile iş dünyası arasındaki bağ güçlendirilmeli, mesleki eğitim güncellenmeli, genç girişimcilere fırsat verilmeli. İşe alımlarda insanın yerini tamamen algoritmalara bırakmayan, adil ve şeffaf sistemler kurulmalı.

Unutmayalım; bir gencin 511 başvuru yapıp tek bir insandan bile cevap alamaması yalnızca o gencin sorunu değildir. Bu, toplumun ve çalışma hayatının üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir meseledir.

Z kuşağı tembel değil, beklentisiz değil, hayalsiz hiç değil. Onlar yalnızca kendilerine fırsat verilmesini, emeklerinin görülmesini ve geleceklerine güvenle bakabilmeyi istiyor.

Bir ülkenin en büyük sermayesi yetişmiş insan gücüdür. Gençlerini işsizliğe, umutsuzluğa ve çaresizliğe terk eden bir ülke, aslında kendi geleceğini kaybeder.

Diplomalı gençlerimizin hayallerini iş başvuru sitelerinin cevap bekleyen kutularına hapsetmeyelim.

Çünkü mesele yalnızca gençlerin iş bulması değil; mesele, gençlerin bu ülkede bir geleceklerinin olduğuna inanmasıdır.