Sessiz Çığlıklar
Ey yüklendiği yükü kendinden ağır adam
El verme ki yıkılsın gölgesiz ahırla dam
Zalime kucak açma dönecek keserle sap
Sessiz çığlıkları duy mizanda bekler hesap
Kabul! Kalpte olmalı biat ve aidiyet
Suça ortak olup da verme canını diyet
Kime küsersin besle içinde hep hoşgörü
Kılavuz mu ararsın önündedir gökbörü
Düşmesin ki dilinden hiç Kelimeyi Tevhid
Yaradan?ınla olsun yapacağın tüm Ahid
Hayretler veriyorsun anlat nedir bu hiddet
Düşman karşında iken dostlarına mı şiddet
Hüsranlara uğrayıp yenilsen de her sefer
Bu davanın uğrun da ölüm gelse ol nefer
Bahaneler uydurup sebepsizce ağlama
Refik olmuşken Rabbin yollarını bağlama
Yarın yeni bir umut güne ışık olsana
Kini nefreti bırak sevgi olup dolsana
Neden utanırsın ki onurlu şereflisin
Âlemlerin sahibi tarafından reflisin
Nas denen mahlûkatta kalmadı mı hayâ ar
Bizi kızıl elmaya götürecek zaman dar
Amentüye inandık her daim ölümlü an
Dökülmesi gerekli vatan için artık kan
Ruha can verecektik kesildi mi nefesin
Kurtuluşun müjdesi bayrama arefesin
Vurulsa da kelepçe çeliktir bileklerin
Hala ulaşmadı mı dua ve dileklerin
Zamanın mı var durma! Rabbin ipine sarıl
Yesevi dergâhında maneviyata karıl
Maruf ile Münker’i emir telakki ettik
Yerle gök kavuşurken birbirimize yettik
Adabı muaşeret..! Adabımızla sustuk
Ha bugün ha yarın mı diye diyede pustuk
Halk etmişken Yaradan kullarını çamurdan
Un, su ve tuz hazırken ekmek yapsan hamurdan
Hiç mi derman kalmadı silkelenip haydi kalk
Bir umut görüyorken gözlerinden garip halk
Yarın geç olabilir budur kıyametimiz
Şefaatçi olacak Nebi-ül Ahmet’imiz
Ahmet Yağız Altunel
15 Eylül 2014/Seydişehir
