31 Ağustos 2026, Pazartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
SEYDİŞEHİR

SEYYİD HARUN VELİ’NİN AİLESİ VE SEYİDİŞEHİR’DE YÜZYILLAR SÜREN SOY VE VAKIF GELENEĞİ

XIV. Yüzyıldan XX. Yüzyıl Başlarına Osmanlı Tahrir, Vakıf ve Şer‘iyye Sicilleri Işığında Bir Soy ve Kurum Tarihi İncelemesi

31.08.2026 10:54 82 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
SEYYİD HARUN VELİ’NİN AİLESİ VE SEYİDİŞEHİR’DE YÜZYILLAR SÜREN SOY VE VAKIF GELENEĞİ


Öz

Seydişehir’in kurucusu kabul edilen Seyyid Harun Veli’nin ailesi ve sonraki kuşakları hakkında bilgiler, tek bir kaynakta değil; Makâlât-ı Seyyid Harun, Osmanlı tahrir ve evkaf defterleri, Hurufat kayıtları ve XIX. yüzyıl şer‘iyye sicilleri gibi farklı kaynaklarda dağınık hâlde bulunmaktadır.

Bu çalışmada özellikle M. Akif Erdoğru tarafından yayımlanan 1584 tarihli Defter-i Mufassal-ı Livâ-yı Beyşehri ile Hasan Basri Karadeniz’in Seyyid Harun evlâdına ilişkin araştırması birlikte değerlendirilmiştir.

1584 tarihli defterde yer alan “Şürefâ ez nesl-i Seydi Harun” başlığı, Seyyid Harun ailesinin XVI. yüzyıldaki bazı mensuplarını baba adlarıyla tespit etmemize imkân vermektedir. Özellikle Seydi İbrahim → Mustafa bağlantısı ve Mustafa’nın oğullarına ilişkin kayıtlar, aile tarihinin belgelenebilir parçalarından birini oluşturmaktadır.

XIX. yüzyıla gelindiğinde ise 1872 tarihli Seydişehir şer‘iyye sicilinde Osman oğlu Seyyid Ahmed Halife ve onun oğulları açık biçimde kaydedilmiştir.

Ancak araştırmada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Osmanlı belgelerinde geçen “evlâd-ı Seydi Harun” veya “nesl-i Seydi Harun” ifadeleri her zaman günümüzde anladığımız anlamda doğrudan baba-oğul soyunu göstermemektedir. Seyyid Harun’un kardeşi Seyyid Bedreddin’in nesli de zaman içerisinde Seyyid Harun’un tekke, vakıf ve aile çevresinin devamı içerisinde değerlendirilmiştir.

Bu nedenle Seyyid Harun ailesinin tarihini yalnızca bir soy ağacı olarak değil; nesep, vakıf ve dinî görevlerin birlikte devam ettiği bir aile geleneği olarak ele almak daha doğru görünmektedir.

Anahtar Kelimeler: Seyyid Harun Veli, Seydişehir, Seyyid Bedreddin, Halife Sultan, Seydi İbrahim, Şeyh Abdülkerim, Osmanlı tahrir defterleri, Beyşehir Sancağı, Seyyid Ahmed Halife.


Giriş

Seydişehir denildiğinde şehrin kuruluşuyla birlikte akla gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz Seyyid Harun Veli’dir.

XIV. yüzyılın başlarında Seydişehir’e gelen ve burada bir şehir, tekke, cami ve vakıf çevresi oluşturan Seyyid Harun’un vefatından sonra da onun bıraktığı miras yaşamaya devam etmiştir.

Bu miras yalnızca taş yapılardan ibaret değildir.

Seyyid Harun’un ailesi ve onun etrafında oluşan dinî çevre, Osmanlı döneminde de varlığını sürdürmüş; aile mensupları şeyhlik, müderrislik, hatiplik ve türbedarlık gibi görevler üstlenmiştir.

Ancak burada önemli bir soru karşımıza çıkmaktadır:

Seyyid Harun’dan sonra bu aile nasıl devam etti?

Başka bir ifadeyle, bugün “Seyyid Harun evlâdı” olarak adlandırılan kişiler gerçekten onun doğrudan çocuklarından mı geliyordu?

Bu sorunun cevabı, kaynakların dikkatli biçimde karşılaştırılmasını gerektirmektedir.

Çünkü Osmanlı belgelerinde kullanılan “evlâd”, “nesl”, “ahfâd” gibi ifadeler her zaman modern anlamda kesintisiz bir baba-oğul şeceresini ifade etmez.

Seyyid Harun’un doğrudan ailesi yanında, kardeşi Seyyid Bedreddin’in neslinin de zaman içerisinde bu aile ve vakıf çevresine dâhil edildiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle aşağıdaki çalışma, Seyyid Harun ailesini yalnızca bir soy ağacı olarak değil, yüzyıllar boyunca devam eden bir aile ve vakıf geleneği olarak ele almaktadır.


1. Seyyid Harun’dan Sonra İlk Halka: Halife Sultan

Seyyid Harun Veli’nin bilinen en önemli evladı Halife Sultan’dır.

Seyyid Harun’un 1320 yılında vefatından sonra Halife Sultan’ın tekke ve dergâhın yönetimini üstlendiği ve bir süre bu görevi devam ettirdiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle doğrudan aile açısından bugün için en güvenli şekilde kurulabilecek ilk bağlantı şöyledir:

Seyyid Harun Veli

Halife Sultan

Ancak sonraki dönemlerde karşımıza çıkan şeyhlerin önemli bir bölümünün doğrudan Halife Sultan’ın neslinden değil, Seyyid Harun’un kardeşi Seyyid Bedreddin’in ailesinden geldiği görülmektedir.

İşte Seyyid Harun ailesinin tarihindeki en önemli ayrım da burada ortaya çıkmaktadır.


2. Seyyid Bedreddin Kolu

Seyyid Harun’un kardeşi Seyyid Bedreddin, sonraki dönemlerde ailenin ve tekke geleneğinin devamı açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynaklarda yer alan bilgiler bir araya getirildiğinde erken dönem için şu silsile karşımıza çıkmaktadır:

Seyyid Bedreddin

Şeyh Musa

Şeyh Ahmed

Şeyh Mahmud

Şeyh Muhammed

Şeyh Musa

Seyyid İbrahim

Mustafa

Şeyh Musa

Şeyh Abdülkerim

Bu silsilenin son halkasında bulunan Şeyh Abdülkerim b. Şeyh Musa, Seyyid Harun hakkında en önemli kaynaklardan biri olan Makâlât-ı Seyyid Harun ile bağlantılıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:

Seyyid Bedreddin’in neslinden gelen kişiler, zamanla Seyyid Harun’un kurduğu tekke ve vakıf çevresinin devamı içerisinde yer almışlardır.

Dolayısıyla Osmanlı belgelerinde geçen “Seyyid Harun nesli” ifadesi, bazı durumlarda Seyyid Harun’un kardeşinin neslini de içine alan daha geniş bir aile çevresini göstermektedir.


3. Osmanlı Belgelerinde “Seyyid Harun Nesli”

Seyyid Harun ailesinin tarihini anlamamız açısından Osmanlı tahrir defterleri son derece önemlidir.

Bu defterlerde zaman zaman:

“Nesl-i Seydi Harun”

ve daha dikkat çekici biçimde:

“Şürefâ ez nesl-i Seydi Harun”

başlığı kullanılmaktadır.

Bu ifade, Osmanlı idaresinin Seydişehir’de Seyyid Harun ailesini belirli bir toplumsal ve hukukî kategori içerisinde değerlendirdiğini göstermektedir.

Burada başka bir ayrıntı da önemlidir.

Seyyid Harun Külliyesi'nde görev yapan herkes Seyyid Harun ailesinden değildir.

Zâkirler, müezzinler, hizmetkârlar ve diğer görevliler defterlerde ayrı başlıklar altında gösterilebilmektedir.

Dolayısıyla:

Külliyede görev yapmak başka, Seyyid Harun neslinden gelmek başkadır.

Bu ayrım, şecere araştırmalarında mutlaka korunmalıdır.


4. 1584 Tarihli Defterde Dikkat Çeken Kayıt

Araştırmanın en önemli belgelerinden biri, 1584 tarihli Defter-i Mufassal-ı Livâ-yı Beyşehridir.

Belge, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi'nde bulunmaktadır.

Eski numarası: 42

Yeni numarası: 137

Seydişehir bölümünde yer alan şu başlık özellikle dikkat çekicidir:

“Şürefâ ez nesl-i Seydi Harun”

Bu başlığın altında bazı aile mensupları baba adlarıyla birlikte kaydedilmiştir.

Bunlar arasında:

  • İbrahim veled-i Mustafa
  • Şeyh Kılıç veled-i Mustafa
  • İbrahim bin Mehmed veled-i Mustafa

isimleri bulunmaktadır.

Bu kayıt bize önemli bir aile yapısı göstermektedir.

Şöyle okunabilir:

Mustafa

├── İbrahim

├── Şeyh Kılıç

└── Mehmed

└── İbrahim

Burada özellikle “veled-i” ve “bin” ifadeleri önemlidir. Çünkü bunlar, genel bir topluluk mensubiyetinden farklı olarak baba-oğul ilişkisini ortaya koymaktadır.

Bu nedenle 1584 tarihli kayıt, Seyyid Harun ailesinin XVI. yüzyıldaki gerçek aile yapısını takip edebilmemiz açısından çok değerli bir belgedir.


5. Seydi İbrahim’den Mustafa’ya

1584 tarihli kayıt, başka Osmanlı vakıf kayıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha da anlamlı hâle gelmektedir.

XVI. yüzyılın son çeyreğine ait kayıtlarda:

“Mustafa veled-i Seydi İbrahim”

ifadesine rastlanmaktadır.

Böylece elimizde şu bağlantı oluşmaktadır:

Seydi İbrahim

Mustafa

├── İbrahim

├── Şeyh Kılıç

└── Mehmed

└── İbrahim

Bu, Seyyid Harun ailesi için XVI. yüzyılda elimizde bulunan en dikkat çekici belgeli soy parçalarından biridir.

Daha da önemlisi, erken dönem aile silsilesinde de Seyyid İbrahim → Mustafa adlarının bulunmasıdır.

Bu durum, geleneksel olarak aktarılan aile silsilesinin bazı bölümlerinin Osmanlı arşiv belgeleriyle karşılaştırılabileceğini göstermektedir.

Fakat burada bilimsel bir ihtiyatı korumak gerekir.

1584 tarihli kayıttaki Mustafa ile daha önceki kaynaklarda geçen Mustafa’nın aynı kişi olduğu kesin olarak söylenmemelidir.

Bunun için kronoloji, belge tarihi ve mümkünse paleografik karşılaştırma yapılması gerekir.


6. Şeyh Musa ve Şeyh Abdülkerim

Seyyid Harun ailesinin tarihindeki bir başka önemli bağlantı:

Şeyh Musa

Şeyh Abdülkerim

şeklindedir.

Şeyh Abdülkerim’in önemi yalnızca aile içerisindeki konumundan kaynaklanmaz.

O, Makâlât-ı Seyyid Harun ile bağlantılı olması nedeniyle Seyyid Harun tarihinin en önemli isimlerinden biridir.

Kaynak geleneğinde Abdülkerim’in, Seyyid Harun’un kardeşi Seyyid Bedreddin’in dokuzuncu kuşaktan nesline mensup olduğu belirtilmektedir.

Bu bilgi bize önemli bir gerçeği göstermektedir:

Seyyid Harun ailesi, yalnızca doğrudan çocuklarının devamından ibaret değildir.

Kardeşi Seyyid Bedreddin’in nesli de zamanla bu aile, tekke ve vakıf geleneğinin bir parçası hâline gelmiştir.


7. XVI. Yüzyıldaki Diğer Aile Kolları

Osmanlı kayıtlarında Seyyid Harun ailesinin tek bir haneden oluşmadığı görülmektedir.

Farklı kayıtlarda başka aile bağlantıları da karşımıza çıkmaktadır.

Bunlardan biri:

Seydi Ali

├── Mevlânâ Mehmed

└── Hüseyin

şeklindedir.

Başka bir kayıtta ise:

Şeyh Musa

Şeyh Abdülkerim

Sunullah

şeklinde okunabilecek bir devam görülmektedir.

Bu kayıtlar, XVI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Seyyid Harun ailesinin artık tek bir çekirdek aile olmaktan çıktığını; farklı kollara ayrılmış geniş bir aile çevresine dönüştüğünü düşündürmektedir.

Ancak bu kolların birbirine nasıl bağlandığını gösteren belgeler henüz yeterli değildir.

Bu nedenle her ismi zorlayarak tek bir şecereye bağlamak yerine, belgelenmiş aile parçalarını ayrı ayrı göstermek daha doğru olacaktır.


8. Seydi Ahmed Çelebi ve Külliye Geleneği

XV. yüzyıl sonları ile XVI. yüzyıl başlarına ait kayıtlarda Seydi Ahmed Çelebi, Hüseyin/Hüsnü Baba ve Şeyh Musa gibi isimler karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle Seydi Ahmed Çelebi’nin, Seyyid Harun Külliyesi'nde meşihat ve türbedarlık gibi görevleri üstlenmesi önemlidir.

Burada karşımıza yalnızca bir soy ilişkisi çıkmamaktadır.

Aynı zamanda bir görev ve vakıf devamlılığı bulunmaktadır.

Seyyid Harun ailesinin tarihini bu nedenle üç kavram üzerinden değerlendirmek mümkündür:

Nesep + Vakıf + Görev

Aile, yalnızca soyunu devam ettirmemiş; Seyyid Harun’un kurduğu dinî kurumların yönetiminde de yer almıştır.

Bu durum, ailenin Seydişehir tarihindeki konumunu daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.


9. “Defter-i Atik” Neden Önemli?

1584 tarihli defterde dikkat çeken ifadelerden biri:

“Defter-i Atik’de mastur”

şeklindeki kayıttır.

Bu ifade, söz konusu bilgilerin daha eski bir defterde kayıtlı bulunduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla 1584 tarihli defter yalnızca kendi dönemine ait bir bilgi vermemekte; daha eski bir Osmanlı kaydına da işaret etmektedir.

Bu eski defter bulunabilirse araştırmanın en önemli sorularından birine cevap bulunabilir:

Seydi İbrahim kimdi ve onun babası kimdi?

Eğer eski defterde:

“Seydi İbrahim veled-i …”

şeklinde bir kayıt bulunabilirse, XVI. yüzyıldaki aileyi daha eski dönemlere bağlamak mümkün olabilir.

Bu nedenle gelecekte yapılacak araştırmaların en önemli hedeflerinden biri, söz konusu Defter-i Atik kaydının bulunması olmalıdır.


10. Seydişehir Dışındaki Evlâd-ı Seyyid Harun Cemaati

Seyyid Harun ailesinin izleri yalnızca Seydişehir'de görülmemektedir.

Osmanlı tahrirlerinde Turgud kazasının Yapalu kabilesine bağlı Kabaklu çevresinde:

“Cemâ‘at-i Evlâd-ı Seyyid Harun”

adıyla ayrı bir topluluk bulunmaktadır.

Hasan Basri Karadeniz’in araştırmasına göre bu topluluk 1500 tarihli tahrirde görülmezken, 1520 tarihli kayıtlarda ortaya çıkmaktadır.

Nüfus açısından da dikkat çekici değişimler vardır:

1520: 22 nefer

1591: 43 gerçek Seyyid Harun evlâdı

1643: 19 kişi

Bu topluluğun Seydişehir’deki hangi aile kolundan ayrıldığı ise mevcut belgelerle henüz kesin biçimde ortaya konulamamıştır.

Dolayısıyla Kabaklu çevresindeki bu topluluk, Seyyid Harun ailesinin belgelenmiş ancak ana şecereye bağlantısı henüz çözülememiş ayrı bir kolu olarak değerlendirilmelidir.


11. XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Aile Geleneği

XVII. ve XVIII. yüzyıllara ait Hurufat ve vakıf kayıtları, Seyyid Harun adına bağlı dinî kurumlarda aile içerisinde görev değişikliklerinin devam ettiğini göstermektedir.

Örneğin:

Abdülkerim Halife

oğlu Mehmet Halife

şeklinde bir baba-oğul ilişkisi görülmektedir.

Başka bir kayıtta:

Şeyh Mustafa

oğlu Seyyid Süleyman

bağlantısı bulunmaktadır.

Fakat burada önemli bir uyarı yapmak gerekir.

XVII. yüzyılda geçen Abdülkerim Halife’yi, XVI. yüzyılda yaşayan Makâlât müellifi Abdülkerim b. Şeyh Musa ile aynı kişi kabul etmek mümkün değildir.

Arada uzun bir zaman farkı bulunmaktadır.

Aynı şekilde çeşitli belgelerde geçen Abdülkerim, Mehmet, Mustafa ve Süleyman isimlerinden hareketle kesintisiz bir soy zinciri oluşturmak da doğru değildir.

Belge yoksa bağlantı kurulamaz.

Bu ilke, Seyyid Harun şeceresinin bilimsel olarak hazırlanmasında temel ölçü olmalıdır.


12. XIX. Yüzyılda Açık Bir Aile Kaydı: Seyyid Ahmed Halife

Seyyid Harun ailesinin XIX. yüzyıldaki durumunu göstermesi açısından en önemli belgelerden biri 22 Temmuz 1872 tarihli Seydişehir şer‘iyye sicilidir.

Bu belgede:

Osman oğlu Seyyid Ahmed Halife

açık şekilde kaydedilmektedir.

Ahmed Halife’nin oğulları da belgede görevleriyle birlikte görülmektedir:

Osman

Seyyid Ahmed Halife

ve onun oğulları:

  • Seyyid Osman – Seyyid Harun Medresesi müderrisi
  • Seyyid İsmail – hatip
  • Seyyid Mehmed
  • Seyyid Sadeddin – türbedar

Bu kayıt, XIX. yüzyılda Seyyid Harun ailesinin yalnızca isim olarak değil, külliyenin dinî görevleri içerisinde aktif bir aile olarak varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.


13. Müderrislik, Hatiplik ve Türbedarlık

1872 tarihli kaydın en dikkat çekici yönlerinden biri, aile mensuplarının farklı dinî görevler üstlenmesidir.

Seyyid Osman medresede müderrislik yaparken, Seyyid İsmail hatiplik görevini yürütmektedir.

Türbedarlık konusunda ise aile içerisindeki adaylar değerlendirilmiş ve sonunda:

Seyyid Sadeddin

bu göreve getirilmiştir.

Böylece Seyyid Harun ailesinin XIX. yüzyılda hâlâ:

müderrislik → eğitim

hatiplik → ibadet

türbedarlık → Seyyid Harun makamının korunması

gibi önemli görevleri üstlendiği görülmektedir.

Bu durum, XIV. yüzyılda başlayan Seyyid Harun geleneğinin yalnızca soy bakımından değil, kurumsal olarak da uzun süre devam ettiğini göstermektedir.


14. XIX. Yüzyıl Sonu ve XX. Yüzyıl Başında Yeni Bir Hat

Daha sonraki belgelerde Seyyid Harun Külliyesi çevresinde Hafız Mehmed isimli bir görevliye rastlanmaktadır.

XX. yüzyıl başlarına ait bir sicilde ise:

“Ahmed ibni Hafız Mehmed”

ifadesi yer almaktadır.

Bu kayıt açık bir baba-oğul ilişkisini göstermektedir:

Hafız Mehmed

Ahmed

Ancak burada da aceleci bir sonuca varmamak gerekir.

1872 tarihli belgede geçen Seyyid Mehmed ile sonraki belgelerde geçen Hafız Mehmed’in aynı kişi olduğu henüz kanıtlanmış değildir.

İsim, tarih ve görev bakımından böyle bir ihtimal araştırılabilir.

Fakat yeni bir belge bulunmadan iki kişiyi aynı kişi kabul etmek akademik açıdan doğru değildir.


15. Belgelerin İzin Verdiği Ölçüde Seyyid Harun Ailesi

Bugün elimizde bulunan belgeler, Seyyid Harun ailesinin bütün kuşaklarını kesintisiz biçimde ortaya koymaya henüz yeterli değildir.

Bu nedenle en güvenli yöntem, kesin olarak belgelenebilen parçaları ayrı ayrı göstermektir.

A. Doğrudan bilinen aile

Seyyid Harun Veli

Halife Sultan


B. Seyyid Bedreddin kolu

Seyyid Bedreddin

Şeyh Musa

Şeyh Ahmed

Şeyh Mahmud

Şeyh Muhammed

Şeyh Musa

Seyyid İbrahim

Mustafa

Şeyh Musa

Şeyh Abdülkerim


C. XVI. yüzyılda açıkça görülen aile

Seydi İbrahim

Mustafa

├── İbrahim

├── Şeyh Kılıç

└── Mehmed

└── İbrahim


D. Diğer XVI. yüzyıl kolları

Şeyh Musa → Şeyh Abdülkerim → Sunullah

Seydi Ali → Mevlânâ Mehmed / Hüseyin


E. XIX. yüzyılda açıkça belgelenen aile

Osman

Seyyid Ahmed Halife

├── Seyyid Osman

├── Seyyid İsmail

├── Seyyid Mehmed

└── Seyyid Sadeddin


F. XX. yüzyıl başında görülen fakat önceki kola bağlanamayan hat

Hafız Mehmed

Ahmed

Bu tablo bize önemli bir gerçeği göstermektedir:

Seyyid Harun ailesinin varlığı yüzyıllar boyunca belgelerde görülmektedir; ancak bütün kuşakları birbirine bağlayan kesintisiz bir şecere henüz oluşturulamamıştır.


Sonuç: Seyyid Harun’un Asıl Mirası Neydi?

Seyyid Harun Veli’nin ailesinin tarihini araştırmak, yalnızca “kim kimin oğluydu?” sorusuna cevap aramak değildir.

Asıl mesele, Seydişehir’in kuruluşundan itibaren oluşan aile, vakıf ve dinî kurum ilişkisinin yüzyıllar boyunca nasıl devam ettiğini ortaya koymaktır.

Belgeler bize şunu göstermektedir:

Seyyid Harun’un doğrudan bilinen evladı Halife Sultan’dır.

Ancak sonraki yüzyıllarda karşımıza çıkan aile çevresi bundan çok daha geniştir.

Seyyid Harun’un kardeşi Seyyid Bedreddin’in nesli, zaman içerisinde Seyyid Harun’un tekke ve vakıf çevresinin devamı içerisinde yer almıştır.

Bu nedenle Osmanlı belgelerinde geçen:

“Nesl-i Seydi Harun”

ve:

“Evlâd-ı Seydi Harun”

ifadelerini modern anlamda yalnızca “Seyyid Harun’un doğrudan erkek çocuklarından gelen soy” şeklinde yorumlamak doğru değildir.

Araştırmanın en önemli belgelerinden biri olan 1584 tarihli tahrir defteri, “Şürefâ ez nesl-i Seydi Harun” başlığı altında aile mensuplarını baba adlarıyla göstermektedir.

Buradan özellikle:

Seydi İbrahim → Mustafa → İbrahim / Şeyh Kılıç / Mehmed → İbrahim

şeklinde önemli bir XVI. yüzyıl aile parçası ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan 1872 tarihli Seydişehir şer‘iyye sicili, XIX. yüzyılda:

Osman → Seyyid Ahmed Halife → Seyyid Osman, Seyyid İsmail, Seyyid Mehmed ve Seyyid Sadeddin

şeklinde açık bir aile kaydı vermektedir.

Bu aile mensuplarının müderrislik, hatiplik ve türbedarlık gibi görevleri üstlenmiş olması da Seyyid Harun ailesinin yalnızca soy bakımından değil, Seydişehir’in dinî ve kültürel hayatı bakımından da önemli bir kurum olduğunu göstermektedir.

Ancak XVI. yüzyıldaki ailelerle XIX. yüzyıldaki Osman–Seyyid Ahmed Halife ailesi arasında henüz yaklaşık üç asırlık kesintisiz bir baba-oğul zinciri kurulamamıştır.

Bu boşluğu isim benzerlikleriyle doldurmak yerine yeni belgelerle araştırmak gerekir.

Özellikle:

  • Hurufat defterleri,
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü tevcih kayıtları,
  • nüfus defterleri,
  • Seydişehir şer‘iyye sicilleri,
  • eski tahrir defterleri,
  • Defter-i Atik kayıtları

üzerinde yapılacak çalışmalar, bugün kopuk görünen halkaların bir bölümünü birbirine bağlayabilir.

Belki de araştırmanın en heyecan verici noktası budur.

Çünkü 1584 tarihli defterde geçen “Defter-i Atik’de mastur” ifadesi, bugün elimizde olmayan daha eski bir belgenin varlığına işaret etmektedir.

Eğer o defter bulunursa, Seydi İbrahim’in kim olduğu, Mustafa’nın hangi kuşağa ait bulunduğu ve XVI. yüzyıl aile yapısının daha önceki dönemlerle nasıl bağlantı kurduğu konusunda çok önemli yeni bilgiler elde edilebilir.

Sonuç olarak bugünkü belgelerin ortaya koyduğu tarihî gerçek şudur:

Seyyid Harun Veli’nin adı etrafında oluşan aile ve vakıf geleneği, XIV. yüzyıldan Osmanlı’nın son dönemlerine kadar Seydişehir’in sosyal ve dinî hayatında varlığını sürdürmüştür.

Bu gelenek yalnızca bir soyun devamı değildir.

Aynı zamanda bir şehrin hafızasının, bir vakfın ve bir manevî mirasın nesiller boyunca taşınmasıdır.

Bu nedenle Seyyid Harun ailesinin şeceresi araştırılırken yalnızca isimleri birbirine bağlamak değil, bu isimlerin Seydişehir’de hangi görevleri üstlendiğini, hangi vakıfları yaşattığını ve şehrin tarihindeki yerlerini de ortaya koymak gerekir.

Belki de Seyyid Harun’un Seydişehir’e bıraktığı en büyük miras tam olarak budur:

Bir insanın adıyla başlayan bir şehir hikâyesinin, yüzyıllar boyunca aileler, vakıflar ve insanlar tarafından yaşatılması.


Kaynakça

  • Abdülkerim b. Şeyh Musa, Makâlât-ı Seyyid Harun, haz. Cemal Kurnaz, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1991.
  • Erdoğru, M. Akif, Beyşehir Sancağı Nüfus Sayımı (1584), TKGMA Kuyûd-ı Kadîme nr. 137.
  • Erdoğru, M. Akif, “Seydişehir-Seydi Harun Külliyesi Vakıfları Üzerine Bir Araştırma”, Tarih İncelemeleri Dergisi, 7/1.
  • Karadeniz, Hasan Basri, “Seydişehir’in Kurucusu Seyyid Harun’un Evlâdları”, Belleten, c. 62, sy. 233 (1998), s. 31–40.
  • Önder, Mehmet, “Seydişehir’de Seyyid Harun Külliyesi, Vakıfları ve Bânisi”, Vakıflar Dergisi, XX.
  • Şahin, Haşim, “Seyyid Hârûn”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
  • TKGMA Kuyûd-ı Kadîme Arşivi, Defter-i Mufassal-ı Livâ-yı Beyşehri, eski nr. 42, yeni nr. 137.
  • Seydişehir Şer‘iyye Sicilleri, 1289/1872 tarihli Seyyid Ahmed Halife ve evlâdı kaydı.
  • Uluçay, M. Çağatay, “Makâlât-ı Seyyid Harun”, Belleten, X/40 (1946), s. 749–778.


Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.