1572’DE SEYDİŞEHİR’DEN KIBRIS’A KİMLER GÖNDERİLDİ?
454 yıllık Osmanlı iskân kaydı, Seydişehir’den Kıbrıs’a gönderilmek üzere yazılan aile reislerini ve gerekçelerini ortaya koyuyor
SEYDİŞEHİR – Kıbrıs’ın 1571 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından adanın yeniden imarı ve nüfuslandırılması amacıyla Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden aileler Kıbrıs’a gönderildi. Bu süreçte Seydişehir kazasından da çok sayıda aile reisi, 1572 tarihli Osmanlı iskân kayıtlarına girdi.
454 yıl öncesine ait kayıtlar, Seydişehir’in mahalle ve köylerinden Kıbrıs’a gönderilmek üzere belirlenen kişilerin isimlerini, mesleklerini, aile ve üretim durumlarını ve bazı durumlarda neden seçildiklerini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre listede 202 kayıt işlemi bulunuyor. Ancak Divane Yusuf’un, kendisine karşı garez nedeniyle listeye yazdırıldığı anlaşılınca kayıttan çıkarılması ve yerine gönüllü başka bir kişinin yazılması nedeniyle nihai sayı 201 aile reisi olarak değerlendiriliyor.
KIBRIS’A SADECE “SUÇLULAR” MI GÖNDERİLDİ?
1572 tarihli kayıtların dikkat çekici yönlerinden biri, Kıbrıs’a gönderilenlerin tamamının suçlu veya toplum tarafından dışlanan kişiler olmadığı gerçeği.
Listede imam, hallaç, demirci, dokumacı, marangoz, pabuççu, kasap, çiftçi ve tüfekçi gibi çeşitli mesleklerden insanların kendi istekleriyle Kıbrıs’a gitmek istedikleri görülüyor.
Bunun yanında hırsızlık, eşkıyalık, şerirlik, katillik, bir eve girme, yerel halkla uyuşmazlık ve benzeri iddialarla kayda geçirilen kişiler de bulunuyor.
Ancak araştırmada önemli bir uyarı yapılıyor: Defterde geçen “hırsız”, “şerir”, “şaki”, “katil” gibi ifadelerin bugünkü anlamda kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bunlar, dönemin kayıtlarında yer alan suçlama ve nitelemeler olarak ele alınmalı.
DİVANE YUSUF ÖRNEĞİ DİKKAT ÇEKİYOR
Seydişehir’in 1572 Kıbrıs listesinde yer alan en dikkat çekici örneklerden biri Divane Yusuf.
Kiçikkilise kaydında Divane Yusuf’un kendisine karşı garez nedeniyle listeye yazdırıldığı anlaşılınca kayıttan çıkarıldığı, yerine Mehmed bin Hacı İvaz’ın kendi isteğiyle Kıbrıs’a gitmek üzere yazıldığı görülüyor.
Bu ayrıntı, defterde yer alan bütün suçlama ve nitelemelerin otomatik biçimde doğru kabul edilmemesi gerektiğini gösteren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.
SEYDİŞEHİR’DEN KIBRIS’A GİTMEK İSTEYENLER DE VARDI
Kayıtlarda çok sayıda kişinin açık biçimde “kendi rızasıyla” veya “kendi isteğiyle” Kıbrıs’a gitmek istediği belirtiliyor.
Örneğin Cami Mahallesi’nden Mustafa bin Mehmed, imam ve ehl-i ilim olarak kaydedilirken kendi isteğiyle gitmek istediği ve kendisine iyi davranılması gerektiği belirtiliyor.
Değirmenciyân Mahallesi’nden Aşçı Abdi bin Piri ile Hallaç Mustafa bin Piri de kendi rızalarıyla Kıbrıs’a gitmek isteyenler arasında yer alıyor.
Benzer şekilde farklı mahalle ve köylerden çok sayıda çiftçi, hallaç, dokumacı, demirci, marangoz, pabuççu ve diğer meslek sahiplerinin de gönüllü olarak listeye girdikleri görülüyor.
KIBRIS’A İSKÂNIN ARKASINDA NE VARDI?
Kıbrıs’ın 1571’de Osmanlı yönetimine geçmesinden sonra İstanbul yönetimi adanın tarımsal üretimini yeniden canlandırmayı, savaş sırasında zarar gören yerleşimlerin imarını ve yeni fethedilen bölgede üretici nüfus oluşturmayı hedefledi.
Araştırmada, Halil İnalcık’ın değerlendirdiği 1572 tarihli hükmün de boşalan verimli arazilerin işletilmesi, yerleşmelerin yeniden kurulması ve adaya güvenilir nüfus yerleştirilmesi gibi amaçlara işaret ettiği belirtiliyor.
Bu nedenle Seydişehir’den gönderilmek üzere seçilen kişilerin arasında yalnızca asayiş problemi olduğu ileri sürülen kişilerin değil, üretim ve zanaat bilgisine sahip insanların da bulunması dikkat çekiyor.
1572 KAYITLARINDA SEYDİŞEHİR’İN MAHALLE VE KÖYLERİ
Osmanlı defterindeki kayıtlar Seydişehir kazasının çok sayıda mahalle ve köyünü kapsıyor.
Cami, Değirmenciyân, Bazarkapu, Debbağlar, Ulukapu, Kiçikapu gibi merkez mahallelerinin yanı sıra Gökçeöyük, Yaka, Osman, Evreki, Olberid, Başkaraviran, Akçalar, Kayacık, Yavşı, Kiçikkilise, Kozağaç, Karaöyük, Eldoğan, Karabulak, Senir-armudlu, Ahurlu, Gevrekli, Merye, Karakız, Gemli, Derearmud, Yağlıöyük, Boğazağaç, Morsun, Çat, Kavak, Akkilise, Ağaçpınar, İgdiş, Gündüğün, Kuruçay, Taraşçı, Sinandı, Sırataş, Arvana, Aladana, Taşağıl, İncesu, Sopran, Siristad, Sazlu, Özlü, Damlar, Çalmanda, Gödene, Bozdam, Elmesud, Tutlu, Aydan, Boyalı, Kazıkderesi, Hisarlık, Kızılca, Suberde gibi birçok yerleşimden kişilerin kayıt altına alındığı görülüyor.
MESLEKLER DE KAYDA GEÇİRİLDİ
1572 listesi yalnızca isimlerden oluşmuyor. Bazı kişilerin meslekleri ve ekonomik durumları da kaydedilmiş.
Listede imam, aşçı, hallaç, basmakçı, debbağ, demirci, dokumacı/cüllah, dellak, marangoz/neccar, eskici/pabuççu, kasap, çiftçi ve tüfekçi gibi meslekler bulunuyor.
Bazı aile reislerinin yanında oğul ve kız sayıları ile çift/üretim varlıkları da belirtilmiş. Bu durum, Osmanlı iskân politikasında yalnızca nüfusun değil, aile yapısı ve üretim kapasitesinin de dikkate alınmış olabileceğini gösteriyor.
ÜÇ FARKLI SEÇİM MEKANİZMASI ÖNE ÇIKIYOR
1572 tarihli Seydişehir listesi bütün olarak değerlendirildiğinde üç temel grup dikkat çekiyor.
Birinci grup gönüllülerden oluşuyor. Çeşitli mesleklerden kişiler kendi istekleriyle Kıbrıs’a gitmek istediklerini bildiriyor.
İkinci grupta, devlet veya yerel toplum tarafından asayiş ve toplumsal sorun kaynağı olarak gösterilen kişiler bulunuyor. Hırsızlık, eşkıyalık, şerirlik, katillik ve benzeri suçlamalar bu grupta yer alıyor.
Üçüncü grupta ise, sevk gerekçesi açıkça belirtilmeyen veya idarî nedenlerle seçilmiş olabilecek kişiler bulunuyor. Ancak defterin açıkça belirtmediği durumlarda kesin bir neden ortaya koymanın mümkün olmadığı araştırmada özellikle vurgulanıyor.
SEYDİŞEHİR TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR BELGE
1572 tarihli Kıbrıs iskân listesi, Seydişehir’in 16. yüzyıldaki sosyal ve ekonomik yapısına ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
Kayıtlarda yalnızca insanların isimleri değil; hangi mahalle ve köylerden geldikleri, hangi meslekleri yaptıkları, ailelerinin büyüklüğü, bazı üretim varlıkları ve sevk gerekçeleri de görülebiliyor.
Bu yönüyle belge, Seydişehir tarihinin yanı sıra Osmanlı’nın Kıbrıs’ın fethinden sonraki iskân ve üretim politikalarının yerel ölçekte nasıl uygulandığını anlamak açısından da önem taşıyor.
AKADEMİK KAYNAK
Seydişehir açısından çalışmanın temel akademik kaynağı, tarihçi M. Akif Erdoğru’nun 1996 yılında yayımladığı “Beyşehir ve Seydişehir Kazalarından Kıbrıs Adasına Sürülmüş Aileler” başlıklı araştırmadır.
Çalışma, Tarih İncelemeleri Dergisi, 11/1 (1996), s. 9–66 arasında yayımlanmıştır.
Araştırmada, Erdoğru’nun çalışmasının 1572–1573 Kıbrıs iskânı konusunda daha sonraki geniş kapsamlı Karaman ve Rum vilayetleri araştırmalarında da temel kaynaklardan biri olarak kullanıldığı belirtiliyor.
SONUÇ
454 yıl önce tutulan bu kayıtlar, Seydişehir’den Kıbrıs’a gönderilenlerin tek tip bir topluluk olmadığını ortaya koyuyor.
Listede kendi isteğiyle Kıbrıs’a gitmek isteyen çiftçiler ve zanaatkârlar bulunduğu gibi, yerel halkın şikâyetleri veya çeşitli suçlamalar nedeniyle kayda geçirilen kişiler de bulunuyor.
Dolayısıyla 1572 Seydişehir-Kıbrıs kayıtlarını yalnızca “suçluların sürgünü” şeklinde değerlendirmek, belgenin ortaya koyduğu tabloyu tam olarak yansıtmıyor.
454 yıl önce Seydişehir’in mahalle ve köylerinden Kıbrıs’a uzanan bu kayıtlar, ilçenin sosyal yapısını ve Osmanlı iskân politikasını isim isim günümüze taşıyan önemli bir tarihî belge niteliği taşıyor.
Kaynak:
M. Akif Erdoğru, “Beyşehir ve Seydişehir Kazalarından Kıbrıs Adasına Sürülmüş Aileler”, Tarih İncelemeleri Dergisi, 11/1, 1996, s. 9–66.
