1466’DAN 1900’E BEYŞEHİR’DE TAŞRA YÖNETİMİ: SANCAKBEYLERİ, MUTASARRIFLAR, MÜTESELLİMLER VE KAYMAKAMLAR
Arşiv Belgeleri, Osmanlı Kronikleri ve Çok Dilli Kaynaklar Işığında Bir Prosopografi ve İdarî Dönüşüm DenemesiÖzBu çalışma, Beyşehir’in kesin Osmanlı hâkimiyeti…
Arşiv Belgeleri, Osmanlı Kronikleri ve Çok Dilli Kaynaklar Işığında Bir Prosopografi ve İdarî Dönüşüm Denemesi
Öz
Bu çalışma, Beyşehir’in kesin Osmanlı hâkimiyetine girdiği XV. yüzyılın ikinci yarısından XIX. yüzyılın sonuna kadar bölgede görev yapan sancakbeyi, mutasarrıf, mütesellim, muhassıl, kaza müdürü ve kaymakamları mümkün olduğu ölçüde kronolojik olarak tespit etmeyi ve Beyşehir taşra yönetiminin geçirdiği kurumsal dönüşümü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada tahrir, ruûs, tahvil, mühimme, şikâyet, ahkâm, Cevdet, şer‘iyye sicili, askerî sefer ve salnâme kayıtları; Osmanlı kronikleri ve Türkçe, İngilizce ve Arapça modern/klasik literatür karşılaştırmalı biçimde kullanılmıştır.
Araştırma, Beyşehir idaresinin dört temel döneme ayrılabileceğini göstermektedir: XV–XVI. yüzyıllarda şehzade ve klasik sancakbeyi yönetimi; XVII. yüzyılda sancakbeyi ile mütesellim sisteminin birlikte gelişmesi; XVII. yüzyıl sonundan XIX. yüzyılın ilk yarısına kadar arpalık, mutasarrıflık ve mütesellimlik düzeninin hâkimiyeti; Tanzimat sonrasında ise muhassıllık, kaza müdürlüğü ve kaymakamlığa dayalı bürokratik yönetim.
Yeni veya ihmal edilmiş kayıtlar arasında 1653’te Köprülü Mehmed Paşa’nın Beyşehir görevi, 1683’te 800 askerle sefere katılan Mehmed Bey, 1694–96’da Beyşehir’i arpalık olarak tasarruf eden Mehmed/Muhammed Paşa, 1702’den önceki İbrahim Paşa, 1740–46 arasındaki Cafer/Göçek Cafer Paşa, 1754 Ebûbekir Paşa, 1769/70’da Çıldır’a geçen Mehmed Paşa, 1776 Alâeddin Paşa ve 1793 Hasan Paşa özellikle dikkate değerdir.
Anahtar Kelimeler: Beyşehir, sancakbeyi, mutasarrıf, mütesellim, arpalık, Karaman Eyaleti, taşra yönetimi, Yenişar, Kaşaklı.
⸻
1. Giriş
Beyşehir, Karaman bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine alınmasından sonra Anadolu taşra teşkilâtının önemli idarî merkezlerinden biri hâline gelmiştir. XV. ve XVI. yüzyıllarda klasik sancak düzeni içerisinde örgütlenen Beyşehir, XVIII. yüzyılda arpalık ve mutasarrıflık sisteminin karakteristik örneklerinden biri olmuş; XIX. yüzyılın ilk yarısında ise Tanzimat öncesi ve sonrası idarî reformlarla birlikte önce muhassıllık, ardından kaza müdürlüğü ve kaymakamlık sistemine geçmiştir.
Beyşehir’in idarî tarihi üzerine en kapsamlı çalışmalardan biri Hüseyin Muşmal’ın XVIII. yüzyıl sancak yönetimini ele alan araştırmasıdır. Muşmal’ın özellikle vurguladığı üzere yayımladığı cetvel bütün yöneticileri değil, kaynaklarda tespit edilebilen “bazı mutasarrıfları” içermektedir. Dolayısıyla cetveldeki tarih aralıklarını yöneticisiz dönemler olarak yorumlamak doğru değildir. (ResearchGate)
Bu çalışmanın temel problemi tam da burada ortaya çıkmaktadır: Beyşehir’de yönetim kesintisiz devam ettiği hâlde, kaynakların farklı arşiv serilerine dağılmış olması nedeniyle yöneticilerin kronolojik listesi parçalıdır. Bir mutasarrıf ruûs defterinde, onun yerine fiilen görev yapan mütesellim şer‘iyye sicilinde, aynı paşanın askerî faaliyeti bir mühimme veya sefer ruznâmesinde, daha sonraki tayini ise başka bir eyaletin idarî tarihi içerisinde karşımıza çıkabilmektedir.
Bu sebeple Beyşehir yöneticilerinin tarihini yazmak yalnız “Beyşehir” kelimesini aramakla mümkün değildir. Paşaların kariyer zincirlerinin de takip edilmesi gerekir.
⸻
2. Kaynaklar ve Yöntem
Çalışmanın birincil kaynak omurgasını Osmanlı Arşivi’ndeki Ruûs, Tahvil, Mühimme, Ahkâm, Şikâyet, Cevdet Dahiliye, Cevdet Askeriye, Cevdet Adliye, Cevdet Maliye, HADR.d ve MEDAD serileri oluşturmaktadır.
Karaman Ahkâm Defterleri özellikle XVIII. ve XIX. yüzyıllar açısından önemlidir. Seri 1742–1878 arasında tutulan 39 defterden oluşmakta ve Beyşehir’e ilişkin çok sayıda idarî, sosyal, ekonomik ve hukukî hüküm içermektedir. (ACARINDEX)
XVI. yüzyıl için tahrir ve icmal defterleri, özellikle Erdoğru’nun Beyşehir Sancağı üzerine çalışmaları temel başvuru grubudur. (Google Kitaplar)
XVII. yüzyılda klasik kroniklerin sessiz kaldığı bazı görevler, çağdaş ruûs ve şikâyet belgeleriyle yeniden kurulabilmektedir. Bunun en başarılı örneği Köprülü Mehmed Paşa’dır. Christopher Whitehead, çağdaş Osmanlı belgelerini kullanarak Köprülü’nün geleneksel biyografilerde bilinmeyen 1653 Beyşehir görevini ortaya çıkarmıştır. (Cambridge)
Yöntem bakımından şahısların özdeşleştirilmesinde dört ölçüt esas alınmıştır: isim/lakap, tarih, görev yeri ve kariyer zinciri. Yalnız isim benzerliğine dayanarak özdeşlik kurulmamıştır.
⸻
3. Osmanlı Hâkimiyetinin Yerleşmesi ve Şehzade İdaresi
Beyşehir, Karaman coğrafyasının Osmanlı idaresine katılmasıyla XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı taşra yapısına dâhil edilmiştir. 1466 tarihli ilk önemli tahrirlerden itibaren bölge idarî ve malî bakımdan sistemli biçimde kaydedilmeye başlanmıştır.
İlk dönemlerde Beyşehir’in Karaman’daki şehzade yönetim ağı içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Fatih ve II. Bayezid dönemlerinde Karaman şehzadelerinin Beyşehir gelir ve idaresi üzerinde tasarrufta bulunduğu, XVI. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ise doğrudan merkezden tayin edilen sancakbeyleri sisteminin yerleştiği anlaşılmaktadır.
Bu erken safhada yıllık bir yönetici zinciri henüz oluşturulamamıştır. Özellikle 1511–1529 dönemi, idarî bir boşluk değil; sancakbeyi adının kaynaklardan henüz çıkarılamadığı bir dönemdir.
⸻
4. XVI. Yüzyılda Klasik Sancakbeyi Düzeni
XVI. yüzyılda Beyşehir klasik Osmanlı sancak sisteminin belirgin örneklerinden biridir. Şimdiye kadar tespit edilebilen yöneticiler arasında Behram Bey, Bâlî Bey, İskender Bey, Cafer Bey, Yar Ali Bey, Bayezid Bey, Mehmed Bey ve Ahmed Bey bulunmaktadır.
1530 dolaylarında Behram Bey Beyşehir sancakbeyi olarak görülmektedir. 1548’de ise Van seferi sonrasında in‘âm alan sancakbeyleri arasında Bâlî Bey, Beyşehir sancakbeyi olarak kayıtlıdır.
1555–56 tarihli 2 Numaralı Mühimme Defteri’nde İskender Bey açık biçimde “Beyşehir Sancağı Beyi” olarak anılmakta ve Nahçıvan seferindeki hizmetleri bağlamında ailesine ilişkin timar düzenlemesi yapılmaktadır.
1560’larda Cafer Bey, ardından Yar Ali Bey ve Bayezid Bey görev yapmıştır.
1570’te Beyşehir sancakbeyi Mehmed Beydir. Kendisine gönderilen 25 Mart 1570 tarihli hükümde Beyşehir çevresindeki suhte/eşkıyalık problemi ele alınmaktadır. Modern çalışmada hüküm, küreğe mahkûm edildiği hâlde kaçan kişilerin yakalanmasına ilişkin emir olarak özetlenmiştir. (İSAM Makaleler VT)
Bu belge, sancakbeyinin yalnız askerî timar teşkilâtının değil, bölgesel asayiş mekanizmasının da başındaki kişi olduğunu göstermektedir.
1583 tarihli Beyşehir icmal kayıtlarında ise Ahmed Bey sancak mirlivâsıdır. Beyşehir’in bu tarihte tımarlı sipahi ve sancakbeyi hassı sistemi içerisinde klasik Osmanlı taşra düzeninin bütün unsurlarına sahip olduğu görülmektedir.
1591’de ilginç bir karşılıklı tayin gerçekleşmiş; daha önce Beyşehir sancakbeyi olan Berdir/Bervir Bey Aksaray’a, Aksaray sancakbeyi Ali Bey ise Beyşehir’e gönderilmiştir. (Aksaray e-Şehir)
⸻
5. XVII. Yüzyıl: Sancakbeyinden Mütesellime
XVII. yüzyılda Beyşehir’de klasik sancakbeyi sistemi devam etmekle birlikte, görev yerine gitmeyen veya başka askerî vazifelerde bulunan paşaların yerine mütesellimlerin giderek daha etkin hâle geldiği görülmektedir.
1603 kayıtlarında Ahmed ve Mahmud beylerin Beyşehir’de daha önce görev yapmış oldukları anlaşılır. 1605’te Abdülmü’min Bey, 1633’ten hemen önce ise Rıdvan Bey Beyşehir bağlantısıyla karşımıza çıkmaktadır.
1634–35’te Nogay Paşazâde Arslan Paşa Beyşehir sancakbeyidir. 1637–38 tarihli mühimme kayıtlarında adı verilmeyen Beyşehir sancakbeyi ile onun mütesellimleri ve adamları birlikte anılmaktadır. Bu, mütesellimlik kurumunun Beyşehir’de XVIII. yüzyıldan çok önce faal olduğunu göstermektedir.
⸻
5.1. Katırcıoğlu Mehmed Paşa
Celâlî hareketlerinin önemli isimlerinden Katırcıoğlu Mehmed, devlet hizmetine alındıktan sonra Beyşehir Sancağı’na tayin edilmiş; ancak bölgeye şahsen gitmeyip kendi mütesellimini göndermiştir.
Bu vaka, Beyşehir’de daha sonra hâkim hâle gelecek modelin erken örneğidir:
Sancak paşaya verilir → paşa başka yerde bulunur → fiilî idare mütesellim aracılığıyla yürütülür.
⸻
5.2. Köprülü Mehmed Paşa’nın Beyşehir Görevi
Beyşehir yöneticileri içinde en önemli isimlerden biri geleceğin sadrazamı Köprülü Mehmed Paşadır.
Christopher Whitehead’in çağdaş ruûs belgelerine dayanan çalışması, Köprülü’nün:
12 Ocak–24 Haziran 1653 Karaman,
24 Haziran 1653’ten itibaren Beyşehir
yöneticiliği yaptığını kesin biçimde göstermektedir. (Cambridge)
Whitehead’in ulaştığı şikâyet kaydı, Köprülü’nün Beyşehir dönemini fiilî bir olayla da belgelendirir. 1654’te merkeze ulaşan şikâyette, Köprülü’nün kapıcılar kethüdasının yaklaşık 300 sekbanla Beyşehir civarında Boz Ulus Türkmenlerine baskın yaptığı, otuzdan fazla kişiyi yakaladığı, yaralanmalara ve mal kayıplarına yol açtığı ileri sürülmektedir. (Cambridge)
Bu olay, Beyşehir’in XVII. yüzyıl ortasındaki Celâlî ve konar-göçer siyasetinin merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.
⸻
6. Büyük Türk Savaşı ve Beyşehir Arpalığı
XVII. yüzyılın son çeyreğinde Beyşehir yöneticileri imparatorluğun dış savaşlarında doğrudan rol almaktadır.
1683 II. Viyana harekâtı askerî tertibinde:
“800 erle Beyşehir Mutasarrıfı Mehmet Bey”
kaydı bulunmaktadır. (Milli Savunma Bakanlığı)
Bu kayıt, Beyşehir mutasarrıfının 800 kişilik kuvvetiyle imparatorluk ordusuna katıldığını açıkça göstermektedir.
1684–85’te Müftîzâde Şücâeddin Paşa Beyşehir mutasarrıfıdır ve buradan Tımışvar muhafızlığına geçmiştir.
⸻
6.1. 1694 Muhammed/Mehmed Paşa
1694 Varadin seferinin çağdaş anlatısı olan Târîh-i Varadin der Zemân-ı Sultan Ahmed bin İbrahim, Beyşehir tarihi bakımından çok önemli bir kaynaktır. Eser Topkapı Sarayı Revan 1312’de bulunmakta ve 1694 seferini gün gün anlatmaktadır. (DergiPark)
Kaynakta Beyşehir’in bir arpalık olarak paşaya verildiği görülmektedir.
Metindeki formül:
“ber-vech-i arpalık Beğşehri sancağına mutasarrıf Muhammed Paşa…”
şeklindedir.
Günümüz Türkçesi:
“Beyşehir Sancağı’nı arpalık olarak tasarruf eden Muhammed Paşa…”
Paşa Gabele cephesine gönderilmiştir. 1695–96 tarihli başka bir mahzar, yine Beyşehir’i arpalık olarak tasarruf eden Kethüdâ Mehmed Paşa’nın 500 adamıyla Gabele ve sınır muhafazasında bulunduğunu bildirir.
1694 Muhammed Paşa ile 1695/96 Kethüdâ Mehmed Paşa’nın aynı kişi olması çok kuvvetlidir; ancak patronimik veya lakap zinciri doğrudan ruûs kaydından görülmedikçe bu özdeşlik kesin kabul edilmemelidir.
⸻
7. XVIII. Yüzyıl: Arpalık, Mutasarrıf ve Mütesellim Düzeni
XVIII. yüzyılda Beyşehir’de klasik sancakbeyliği yerini belirgin biçimde mutasarrıflık ve arpalık sistemine bırakmıştır.
Arpalık sahibinin çoğu kez sancakta bulunmaması nedeniyle fiilî yönetim mütesellimlere geçmektedir. Muşmal’ın gösterdiği üzere özellikle Karaman, Anadolu ve Rumeli eyaletlerindeki birçok sancakta bu usul XVIII. yüzyılda yaygınlaşmıştır. (ResearchGate)
⸻
7.1. XVIII. Yüzyılın İlk Yarısı
1714’te Şaban Paşa, 1716’da eski Hamid mutasarrıfı Ahmed Paşa, 1717’de ise sabık Ser-Çeşme başka bir Ahmed Paşa görülmektedir.
1722’de Arnavut Ömer Paşa, 1723’te yeniden Ömer Paşa ve ardından Bekir Paşazâde Cafer Paşa, 1724’te Karayılanlıoğlu İsmail Paşazâde Mehmed Paşa görev yapmıştır.
1728’de Osman Paşazâde Vezir Ahmed Paşa Beyşehir mutasarrıfıdır; 3 Aralık 1729’da Erzurum’a geçmiştir.
1736’da eski Alanya mutasarrıfı Şa‘ban Paşazâde Seyyid İbrahim Paşa’ya Beyşehir ilhaken verilmiştir.
1737/38–1740 arasında ise eski Çete Ağası Mehmed Paşa önemlidir. Onun Beyşehir görevi Şehirköy’ün muhafazası şartıyla verilmiştir. Daha sonra Niş muhafazasında bulunmuş ve Alacahisar da kendisine ilhak edilmiştir. Muşmal’ın çalışması bu erken XVIII. yüzyıl tevcihlerinin temel kaynaklarını ayrıntılı şekilde göstermektedir. (ResearchGate)
⸻
7.2. 1740–1746 Cafer Paşa
1740 tarihli hüküm, eski mutasarrıf Mehmed Paşa’ya tahsis edilmiş Beyşehir imdâd-ı hazeriyyesinin yeni mutasarrıf Cafer Paşa’ya teslimini emretmektedir.
29 Ocak 1745’te ise Cafer Paşa:
“Beyşehir Sancağı mutasarrıfı — 100 kapı halkı”
olarak Kars/Nadir Şah savaşına ilişkin askerî listede yer alır.
1746 tarihli belgede isim daha açık biçimde:
Göçek Cafer Paşa
olarak geçmektedir.
Bu üç kayıt, 1740 Cafer Paşa ile 1745–46 Göçek Cafer Paşa’nın aynı şahıs olması ihtimalini çok kuvvetlendirmektedir. Bununla birlikte 1740 belgesinde “Göçek” lakabı bulunmadığından akademik metinde özdeşlik “çok kuvvetli” olarak gösterilmelidir.
⸻
7.3. Ebûbekir ve İbrahim Paşalar
Çağdaş vak‘anüvis Hâkim Efendi, 1754 tevcihatlarında:
“Beyşehri Sancağı, mutasarrıfı Ebûbekir Paşa’ya … ibka…”
formülünü kullanır.
“İbka” ifadesi Ebûbekir Paşa’nın 1754’te yeni tayin edilmediğini, daha önceden Beyşehir’i tasarruf ettiğini gösterir.
1756’da ise İbrahim Paşa Beyşehir yöneticisi olarak belgelenmiştir.
⸻
8. 1760–1771: Beyşehir’in Karaman’a İlhakı ve Çok Dilli Kaynaklar
1760’ta Beyşehir’in yönetimi farklı bir model gösterir. Beyşehir Sancağı, Karaman Eyaleti ile birlikte eski sadrazam Yirmisekizzâde Mehmed Said Paşa’ya verilmiştir. Bu durumda Mehmed Said Paşa’yı bağımsız “Beyşehir mutasarrıfı” değil, Beyşehir’i ilhaken tasarruf eden Karaman valisi olarak değerlendirmek gerekir.
⸻
8.1. Sadeddin Paşa ve Arapça Kronikler
1761 Beyşehir tarihinin en önemli çok dilli eşleştirmesi Sadeddin Paşadır.
Osmanlı kayıtlarında Sadeddin Paşa Beyşehir ve Akşehir sancaklarını arpalık olarak tasarruf ederken Karaman valiliğine getirilmiştir.
Arapça kroniklerde aynı dönemde:
سعد الدين باشا العظم
Saʿd al-Dīn Pāshā al-ʿAẓm
adlı paşa Konya’ya tayin edilmektedir.
Arapça pasajın kritik bölümü:
“فولي قونية … ثم ولي إيالة الرقة”
Modern Türkçesi:
“Konya’ya tayin edildi; ardından Rakka Eyaleti kendisine verildi.”
Osmanlı tevcihatı ile Arapça kariyer dizisinin tarih ve coğrafya bakımından örtüşmesi, Beyşehir Sadeddin Paşa’nın el-Azm ailesinden Sa‘deddin Paşa olması ihtimalini çok kuvvetli hâle getirmektedir.
Ancak kesin özdeşlik için Osmanlı tevcihat belgesinde baba adı veya aile nisbesinin görülmesi gerekir.
⸻
9. 1768–1779: Savaş, Eşkıyalık ve Hızlı Tevcihler
1768’de Beyşehir, Moldovancı Ali Paşa’nın Karaman valiliğine ilhaken bağlanmıştır.
1770’te önemli bir yeni bağlantı vardır. Çıldır yönetimine ilişkin araştırmalar:
“eski Beyşehir Mutasarrıfı Mehmed Paşa”
nın Çıldır valiliğine tayin edildiğini belirtmektedir.
Bu nedenle Mehmed Paşa’nın Beyşehir görevi 25 Haziran 1770’tan önce sona ermiştir.
1771’de Abdurrahim Paşa mutasarrıftır; kendisi seferde bulunduğu için Beyşehir’de Mehmed Emin Ağa mütesellim görev yapmıştır.
⸻
9.1. 1776 Alâeddin Paşa
Karaman Ahkâm kayıtları, 1776’da Beyşehir mutasarrıfının Alâeddin Paşa olduğunu açık biçimde göstermektedir.
Seydişehir çevresindeki Numan ve Bıyıklı Ahmed gruplarının eşkıyalık faaliyetleri üzerine Alâeddin Paşa müdahalede bulunmuş; buna karşılık Numan’ın adamları paşanın konağına saldırmış, önemli miktarda mal yağmalamış ve paşanın adamlarından bazılarını öldürmüştür.
Bu olay, sancak mutasarrıfı ile yerel silahlı güçlerin XVIII. yüzyılın ikinci yarısındaki iktidar mücadelesini açıkça göstermektedir. Seydişehir eşkıyalığı üzerine çalışma bu dönemin arşiv ve sicil belgelerini bir araya getirmektedir. (ResearchGate)
⸻
9.2. 1777–1779 Hızlı Görev Değişiklikleri
1777’de Kara Mütesellim Ahmed Paşa, ardından Mustafa Paşa görev yapmıştır.
1778’de başka bir Ahmed Paşa Mısır muhafazasına gönderilmiştir.
1779’da sırasıyla Mehmed Said Paşa ve Hamid Hüseyin Paşa Beyşehir’de görülmektedir.
Buradaki Mehmed Said Paşa’nın 1760’taki Yirmisekizzâde Mehmed Said Paşa ile özdeşleştirilmesi mümkün değildir; Yirmisekizzâde 1761’de ölmüştür.
⸻
10. 1780–1796: Halil Paşalar, Bekir Paşa ve Hasan Paşa
1780’de Gürcüzâde Seyyid Halil Paşa, Beyşehir’den Amasya’ya tayin edilmiştir.
1782’de Memiş Paşazâde Bekir Paşa, Beyşehir tarihinin en ciddi siyasî krizlerinden biriyle bağlantılıdır. Beyşehir Müftüsü Mahmud Efendi’nin öldürülmesi, yerel Ekmekçizâdeler ve mutasarrıf arasındaki ilişkiler Ahmed Vâsıf’ın kroniğine kadar yansımıştır.
Bekir Paşa’dan sonra Osman Paşa görev yapmış ve 16 Ağustos 1782’de Maraş’a geçmiştir.
1784’te Beyşehir mutasarrıfı Halil Paşadır. 1787/88’de ise Gürcüzâde Halil Paşa yeniden Beyşehir’de görülmektedir.
1789’da Darendeli İbrahim Paşa’nın “uhdesinde olan Beyşehir seferiyyesi” hakkında kayıt bulunması, Beyşehir’in o tarihte askerî gelir tahsisi bakımından başka bir paşaya bağlanmış olabileceğini düşündürmektedir. Bu kayıt doğrudan mutasarrıflık ile gelir tahsisinin birbirinden ayrılması gerektiğini gösterir.
1793 Mühimme-i Mektûme kaydında ise:
“Beğşehri sancağı Mutasarrıfı Hasan…”
hitabı bulunmaktadır.
Dolayısıyla 1790 Halil Paşa ile 1795 Derviş/Abdullah Paşa arasındaki boşluğun en az bir bölümü Hasan Paşa ile kapatılabilir.
⸻
11. Bozkır Madeni ve Beyşehir Yönetiminin Yeniden Biçimlenmesi
XVIII. yüzyılın sonlarında Bozkır madeninin gelişmesi Beyşehir’in idarî ve malî yapısını doğrudan etkilemiştir.
1796’dan itibaren Beyşehir, Yenişar/Kaşaklı ve çevre kazalardan elde edilen bazı imdâd-ı hazeriyye ve seferiyye gelirleri maden teşkilâtına yönlendirilmiştir.
Bu gelişme sonucunda XIX. yüzyıl başında Beyşehir yönetimini yalnız “mutasarrıf” üzerinden açıklamak yetersiz hâle gelir.
Yeni sistemde:
mutasarrıf + maden emini + mütesellim
aynı idarî yapının farklı parçalarıdır.
1802’de Kadı Abdurrahman Paşa Alanya mutasarrıflığı ve Bozkır maden eminliği yanında Beyşehir’i de uhdesinde bulundurmuştur.
⸻
12. XIX. Yüzyılın İlk Yarısı
1807’de Süleyman Paşazâde Mehmed Paşa, 1809–10’da el-Hâc Osman Paşa, 1812’de Âbidin Paşa, 1813–14’te Vezir Osman Paşa, ardından Bekir Paşa, Silahdaroğlu Ali Paşa ve Mehmed Said Galip Paşa Beyşehir idaresinde görülür.
Mehmed Said Galip Paşa’nın bir süre Beyşehir’i birleşik sancakların idarî merkezi olarak kullanması, Beyşehir’in XIX. yüzyıl başındaki bölgesel önemini göstermektedir.
1820’ler boyunca Süleyman, Ahmed, İsmail ve Osman paşalar gibi yöneticiler görülür.
1826’da Sert Mahmud Paşa’nın görevden alınmasıyla klasik mutasarrıflık düzeninde çözülme daha belirginleşmiştir.
⸻
13. Tanzimat: Muhassıldan Kaymakama
1836’da Redif düzenlemeleri kapsamında Beyşehir Konya müşirliği içinde değerlendirilmiştir. 1844’te ise Beyşehir’in bağımsız sancak statüsüne son verilerek Konya’ya bağlanması yönünde düzenleme yapılmıştır. (ResearchGate)
1840’ta Tanzimat’ın malî uygulamaları çerçevesinde Beyşehir Muhassıllığı kurulmuştur. Bu birim yalnız Beyşehir merkezini değil, Yenişar/Kaşaklı dahil geniş bir kaza grubunu kapsamaktaydı. (Mehmet Demirtaş)
Kaynaklarda:
İsmail — Beyşehir ve tevâbii muhassılı,
Hasan — Beyşehir Sancağı muhassılı,
Süleyman Bey — Beyşehir kaymakamı,
Hacı Hasan — kaymakam,
Mehmed Bey — Umûr-ı Zabtiye memuru
olarak görülmektedir.
1842’de muhassıllığın kaldırılmasıyla mevcut muhassılların bir kısmının kaymakam olarak görevde bırakılması, Tanzimat’ın yerel kadrolarda bütünüyle kopuş yaratmadığını göstermektedir.
1844 nüfus sayımında Beyşehir’de kaza müdürlüğü aktif olmakla birlikte yayımlanan metinde müdürün adı görülmemektedir.
1855’te ise Akif Ağa’nın Beyşehir Kazası Müdürü olduğu kesin olarak anlaşılmaktadır. Akif Ağa 1855’te Kıreli’ye nakledilmiştir. Kıreli idarî tarihi üzerine çalışma bu tayini açıkça kaydetmektedir. (DergiPark)
⸻
14. 1868–1900: Kaymakamlık Dönemi
1864 Vilâyet Nizamnâmesi ve sonraki düzenlemeler sonucunda Beyşehir Konya vilâyet teşkilâtı içerisinde kaza statüsünde yönetilmiştir.
Konya Vilâyet Salnâmeleri sayesinde XIX. yüzyılın son üçte birlik kısmında kaymakamlar önceki dönemlere göre çok daha düzenli takip edilebilir.
1868 sonrasında el-Hâc Mustafa Efendi, Hüseyin Efendi, Mehmed Efendi, Mustafa Efendi, Ali Rıza Efendi, Osman Nureddin Efendi, Ahmed Tevfik Efendi, Süleyman Efendi, Rüşdü Efendi, Hacı Ömer Efendi, Abdurrahman Bey, Bekir Hilmi Efendi ve Refet Bey gibi kaymakamların görev yaptığı tespit edilmektedir.
Bu dönem artık arpalık veya şahsî paşa tasarrufundan ziyade merkezî bürokrasinin tayin ettiği profesyonel mülkî idareciler dönemidir.
⸻
15. Beyşehir Yöneticilerinin İmparatorluk Coğrafyasındaki Dolaşımı
Beyşehir yöneticilerinin kariyerleri izlendiğinde sancak tarihinin yalnız Beyşehir–Konya sınırları içerisinde açıklanamayacağı görülür.
Beyşehir yöneticilerinin görev ve askerî faaliyetleri:
Van ve Nahçıvan,
Anapa,
Kars,
Niş,
Bosna–Gabele,
Varadin,
Gence,
Mısır,
Özi–Silistre,
Çıldır,
Rakka ve Suriye
gibi uzak bölgelerle ilişkilidir.
Bu durum Beyşehir’in küçük bir taşra sancağı olmasına rağmen Osmanlı askerî-mali sistemine güçlü biçimde eklemlendiğini göstermektedir.
⸻
16. Çok Dilli Kroniklerin Değeri
Araştırmanın önemli sonuçlarından biri yabancı dil kaynakların Beyşehir tarihini nasıl tamamlayabileceğinin görülmesidir.
Arapça kaynaklar, Sa‘deddin Paşa el-Azm örneğinde Osmanlı tevcihat kayıtlarından bağımsız bir kariyer çizgisi sunmaktadır.
İngilizce modern literatür, Köprülü Mehmed Paşa örneğinde çağdaş Osmanlı arşiv belgelerini kullanarak klasik Osmanlı kroniklerinin sustuğu bir Beyşehir görevini ortaya çıkarmıştır. Whitehead’in araştırması, biyografik kroniklerin her zaman eksiksiz olmadığını ve prosopografik çalışmaların çağdaş arşiv belgeleriyle yeniden kurulması gerektiğini açık biçimde göstermektedir. (Cambridge)
Farsça kaynaklar açısından en önemli araştırma alanı 1744–46 Kars savaşında Beyşehir mutasarrıfı Göçek Cafer Paşa’dır.
Rusça ve Gürcüce kaynaklar için ise 1770’te Beyşehir’den Çıldır’a geçen Mehmed Paşa ile 1789’daki Halil Paşa/esaret bağlantısı en umut verici dosyalardır.
Ancak yabancı dil kroniklerinde yalnız ortak bir paşa adına rastlanması özdeşlik için yeterli değildir.
⸻
17. Prosopografik Kronolojinin Çekirdeği
Çalışmanın ulaştığı ana sıra özetle şöyledir:
XV–XVI. yüzyıl: şehzade yönetimi → Behram Bey → Bâlî Bey → İskender Bey → Cafer Bey → Yar Ali Bey → Bayezid Bey → Mehmed Bey → Ahmed Bey → Berdir/Bervir Bey → Ali Bey.
XVII. yüzyıl: Ahmed Bey → Mahmud Bey → Abdülmü’min Bey → Rıdvan Bey → Arslan Paşa → Katırcıoğlu Mehmed Paşa → Köprülü Mehmed Paşa → Mütesellim İbrahim Ağa → Mehmed Bey → Şücâeddin Paşa → Muhammed/Kethüdâ Mehmed Paşa.
XVIII. yüzyıl: İbrahim Paşa → Şaban Paşa → Ahmed Paşalar → Arnavut Ömer → Cafer → Karayılanlıoğlu Mehmed → Ahmed → İbrahim → Mehmed → Cafer/Göçek Cafer → Ebûbekir → İbrahim → Yirmisekizzâde Mehmed Said → Sadeddin → Moldovancı Ali → Mehmed → Abdurrahim → Alâeddin → Kara Mütesellim Ahmed → Mustafa → Ahmed → Mehmed Said → Hamid Hüseyin → Halil → Bekir → Osman → Halil → Hasan.
XIX. yüzyıl: Kadı Abdurrahman → Süleyman Paşazâde Mehmed → Osman → Âbidin → Bekir → Ali → Mehmed Said Galip → Şerif → Süleyman → Ahmed → İsmail → Osman → Sert Mahmud → Ethem → İbrahim → Mehmed Halil Rıfat → Süleyman Bey → Hacı Ali Paşa → muhassıl ve kaymakamlar.
Bu sıra hâlâ bazı kısa boşluklar içermektedir. Fakat bu boşluklar hiçbir biçimde “Beyşehir yöneticisiz kalmıştır” şeklinde yorumlanmamalıdır.
⸻
18. Tartışma
Beyşehir yöneticilerinin yaklaşık dört buçuk asırlık kronolojisi üç temel dönüşümü ortaya koymaktadır.
Birincisi, XVI. yüzyılın sancakbeyi, timar ve sancak hassına dayanan klasik sistemidir.
İkincisi, XVII. ve özellikle XVIII. yüzyılda gelişen arpalık–mutasarrıf–mütesellim modelidir. Bu sistemde Beyşehir gelirleri başka cephelerde bulunan paşalara tahsis edilebilmiş; günlük yönetim yerel mütesellimlere bırakılmıştır.
Üçüncüsü Tanzimat’tan sonraki muhassıl–kaza müdürü–kaymakam düzenidir. Böylece şahsî arpalık niteliğindeki sancak yönetimi yerini maaşlı ve bürokratik mülkî idareye bırakmıştır.
Bu nedenle Beyşehir yöneticileri tarihi aynı zamanda Osmanlı taşra devletinin geçirdiği dönüşümün yerel ölçekte gözlenebildiği bir laboratuvar niteliğindedir.
⸻
Sonuç
Beyşehir’in 1466–1900 arasındaki idarî tarihi tek bir sancakbeyi veya paşa listesine indirgenemeyecek kadar karmaşıktır.
Araştırma, Beyşehir’de:
şehzade/sancakbeyi yönetiminden,
sancakbeyi–mütesellim ikiliğine,
arpalık mutasarrıflığına,
maden-idare bağlantısına,
muhassıllığa,
kaza müdürlüğüne ve nihayet kaymakamlığa
uzanan yaklaşık dört buçuk asırlık kurumsal dönüşüm bulunduğunu göstermektedir.
Özellikle Köprülü Mehmed Paşa’nın 1653 Beyşehir görevinin yeniden keşfedilmesi, 1683 Mehmed Bey’in 800 askerlik kuvveti, 1694–96 arpalık Mehmed Paşa kayıtları, 1740–46 Cafer/Göçek Cafer Paşa dizisi, 1761 Sadeddin Paşa’nın Arapça kaynaklardaki el-Azm bağlantısı, 1776 Alâeddin Paşa, 1793 Hasan Paşa ve Tanzimat dönemindeki muhassıl–kaymakam dönüşümü bu çalışmanın önceki Beyşehir yönetici listelerine eklediği başlıca sonuçlardır.
Beyşehir örneği ayrıca taşra gelirlerinin yalnız yerel harcamalar için kullanılmadığını; Kars, Bosna, Varadin, Gence, Mısır, Özi, Silistre ve Kafkasya gibi uzak savaş alanlarındaki Osmanlı askerî sistemini finanse ettiğini göstermektedir.
Bu sebeple Beyşehir’in yöneticiler tarihi, yalnız yerel tarih değil; Osmanlı askerî, mali ve idarî dolaşım sisteminin de tarihidir.
⸻
Kaynakça
Birincil Kaynaklar
Başkanlık Osmanlı Arşivi: A.RSK ve Ruûs defterleri; A.DVNS.MHM.d; Karaman Ahkâm Defterleri; Şikâyet Defterleri; C.DH; C.ADL; C.AS; C.ML; HADR.d; MEDAD.
BOA, C.DH 11886 — Osman Paşazâde Ahmed Paşa.
BOA, C.AS 843/35986 — Cafer Paşa, Kars seferi.
BOA, AE.SMHD.I 189/14670 — Göçek Cafer Paşa.
BOA, C.ADL 6259 — İbrahim Paşa.
BOA, C.DH 6521 — Abdurrahim Paşa.
BOA, C.DH 12791 — Kara Mütesellim Ahmed Paşa.
BOA, C.ML 23519 — Mustafa Paşa.
BOA, C.DH 950 — Mehmed Said Paşa.
BOA, C.DH 10250 — Hamid Hüseyin Paşa.
BOA, C.ADL 4606, 4799, 6304 — Bekir Paşa.
BOA, C.DH 4470 — Osman Paşa.
BOA, HADR.d 9 — XVIII. yüzyıl askerî ve malî kayıtları.
BOA, MEDAD 9 — Beyşehir ve Bozkır Madeni kayıtları.
Konya Şer‘iyye Sicilleri.
Târîh-i Varadin der Zemân-ı Sultan Ahmed bin İbrahim, Revan 1312; Hatice Oruç neşri. Eser 1694 Varadin seferini günlük biçimde aktaran birinci elden Osmanlı kroniğidir. (DergiPark)
Ahmed Vâsıf Efendi, Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakāikü’l-Ahbâr, haz. Mücteba İlgürel.
Hâkim Efendi Tarihi.
Şem‘dânîzâde, Mür’i’t-Tevârîh.
Enverî Tarihi.
Araştırmalar
Erdoğru, M. Akif, Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı, 1522–1584, İstanbul 2006. (Google Kitaplar)
Muşmal, Hüseyin, “XVIII. Yüzyılda Beyşehir Sancak Yönetimi ve Yöneticileri”, Prof. Dr. Nejat Göyünç Armağanı, Konya 2013, s.365–392. (ResearchGate)
Başar, Fahameddin, Osmanlı Eyalet Tevcihâtı (1717–1730), Ankara 1997.
Kılıç, Orhan, XVIII. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı eyalet ve sancak tevcihatı üzerine çalışmalar.
Değerli, Ayşe, “Seydişehir Kazası’nda Eşkıyalık Faaliyetleri (1614–1800)”, History Studies. (ResearchGate)
Whitehead, Christopher, “The Early Career of Köprülü Mehmed Pasha: An Archival Reconstruction”, Review of Middle East Studies, 57/1, s.73–97. (Cambridge)
Oruç, Hatice, “Târîh-i Varadin Der Zemân-ı Sultân Ahmed Bin İbrahim”, Belgeler, XXXVI/40, 2021, s.51–190. (DergiPark)
Karaman Ahkâm Defterleri üzerine mevcut çalışmalar; seri 1742–1878 arasında 39 defterden oluşmaktadır. (DergiPark)
