MÜZMİN BİR HİKAYE VE TEŞEKKÜR
Seydişehir’in ekonomisine, sosyal ve kültürel gelişmişliğine katkı sunacak her türlü yatırımı istisnasız destekliyorum. Katkı sunabildiğimiz ölçüde üzerimize dü…
Seydişehir’in ekonomisine, sosyal ve kültürel gelişmişliğine katkı sunacak her türlü yatırımı istisnasız destekliyorum. Katkı sunabildiğimiz ölçüde üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmek için gayret ve özen göstermeye devam edeceğiz.
Seydişehir gündemini uzun süredir yoğun biçimde meşgul eden Alacabel Tüneli hakkında birkaç kelam etmekte de fayda görüyorum. Teknik ve coğrafi özelliklerini az çok herkesin bildiğine inanarak ifade etmek gerekirse; İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan en kritik kara yolu güzergâhlarından biri üzerinde yükselen Alacabel Tüneli, yalnızca bir ulaşım yatırımı değil, bölgesel kalkınma, ulaşım güvenliği ve ekonomik canlılık açısından son derece önemli bir projedir.
Zorlu coğrafi koşulların mühendislik imkânlarıyla aşılmasının ötesinde Alacabel Tüneli; Seydişehir’in ticari hareketliliğini artıracak, ulaşım güvenliğini güçlendirecek, Akdeniz ile İç Anadolu arasındaki ekonomik ve kültürel etkileşimi kolaylaştıracak stratejik bir yatırımdır.
Ancak meselenin bir de üzerinde düşünülmesi gereken başka bir boyutu vardır.
2016 yılında yatırım programına alınan Alacabel Tüneli, aradan geçen yaklaşık on yıllık süreçte çeşitli gerekçelerle gecikmiş ve bugün ancak tek tüp olarak bitme aşamasına gelebilmiştir. Elbette bugün gelinen noktada tünelin tamamlanıyor olmasından memnuniyet duymalıyız. Ancak asıl sorgulamamız gereken, böylesine önemli bir yatırımın neden on yıl gibi uzun bir zaman dilimine yayıldığıdır. Bu on yıllık süreç içerisinde iktidar partisinin bölge milletvekilleri tarafından projenin yeterince sahiplenilmediğini, TBMM gündeminde soru önergeleri, sözlü sorular veya kamuoyuna yansıyan güçlü girişimlerle yeterince takip edilmediğini düşünüyorum.
Buna karşılık yakın komşu ilçemiz Beyşehir’deki Demirkapı Tüneli’nin başlangıçtan tamamlanmasına kadar geçen sürecin çok daha kısa olması, ister istemez insanın aklına şu soruyu getiriyor: Seydişehir neden yıllarca beklemek zorunda kaldı?
Beyşehir’in geleneksel bürokrasi gücü ve TBMM’deki temsil avantajı elbette bunda etkili olmuş olabilir. Fakat bu tablo karşısında bizim de kendi ilçemizin meselelerini daha güçlü, daha kararlı ve daha ısrarlı biçimde gündeme taşımamız gerektiği açıktır. Ne yazık ki zaman zaman önümüze konulan küçük kazanımlarla yetindik, ağzımıza çalınan bir parmak balla yere göğe sığamadık ve iktidarı gerektiği ölçüde sorgulayamadık.
“Nasıl olsa Alacabel Tüneli bir şekilde yapılır, bir gün tamamlanır.” diyerek umut üstüne umut ekip bekledik. Artık bu anlayışı değiştirmemiz gerekiyor. Bu şehrin insanının silkelenip kendine gelmesi gerekiyor.
Seydişehir’in ali menfaatleri için yapılacak her yatırımın yıllarca bekletilmesine, bir neslin ömrünün bürokratik süreçler içerisinde tüketilmesine karşıyım. Uzun yıllara yayılan yatırımlar yalnızca zaman kaybettirmez. Bir ilçenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini de geciktirir. Geciken her yatırım, aslında Seydişehir’in kaybettiği bir fırsattır.
Ne bu ilçe ne de bu ilçenin insanları daha fazla zaman kaybetmemelidir.
“Erken kalkan, erken yol alır.”
Bu atasözünün işaret ettiği gerçekle hepimizin yüzleşmesi gerekiyor. Bir ilçenin gelişmesi; sadece yatırımın yapılmasına değil, o yatırımın zamanında yapılmasına, doğru şekilde sahiplenilmesine ve kararlılıkla takip edilmesine bağlıdır.
Söz edebiyatının yapıldığı, umutların tükendiği ve Alacabel Tüneli’nin adeta unutulmaya yüz tuttuğu günlerde, bizzat katıldığım ve şahitlik ettiğim bir görüşmeyi özellikle hatırlatmak istiyorum:
MHP Konya Milletvekili Sayın Konur Alp Koçak Bey, ilçe teşkilatımızı bayram ziyareti kapsamında ziyaret ettiğinde, “Seydişehir’in öncelikli sıkıntıları ve talepleri nelerdir?” diye sordu.
MHP Seydişehir İlçe Başkanımız tarafından kendisine Tarımsal Sulama ve Alacabel Tüneli ile ilgili talep ve beklentilerimiz sözlü olarak aktarıldı.
Sayın Vekilimiz, o gün verdiği sözün arkasında durdu. Konuyu TBMM gündemine taşıdı, ilgili bakanlıklarla bizzat görüşmeler gerçekleştirdi ve sürecin takipçisi oldu. Kendisinin gayretleri, diğer milletvekillerimizin katkıları ve oluşan kamuoyu baskısıyla Alacabel Tüneli projesinin yeniden ivme kazandığını ve bugün tek tüp olarak bitme aşamasına geldiğini görmek elbette memnuniyet vericidir.
Bu vesileyle son dönemde sürece katkı sunan, Alacabel Tüneli’ni TBMM gündemine taşıyan ve takip eden bütün milletvekillerimize teşekkür etmek istiyorum. Her birinin katkısını ayrı ayrı kıymetli buluyorum. Onları bir plaketle veya uygun bir şekilde onurlandırmayı Seydişehir adına bir vefa borcu olarak görüyorum.
Ancak yiğidin hakkını yiğide teslim etmek gerekir.
Bu katkıyı sunan ve süreci takip eden milletvekilleri içerisinde Sayın Konur Alp Koçak Bey’in bendeki yeri bambaşkadır. Çünkü kendisi, yalnızca bir talebi dinlemekle kalmamış; verdiği sözün arkasında durmuş, meseleyi Meclis gündemine taşımış, ilgili kurumlarla görüşmüş ve sürecin takipçisi olmuştur. Bir milletvekilinin kendi seçim bölgesindeki vatandaşın talebini dinlemesi kadar, o talebi sonuç alıncaya kadar takip etmesi de önemlidir. Siyasette asıl kıymetli olan da budur.
Bugün geldiğimiz noktada sevincimizi de, beklentimizi de açıkça ifade etmeliyiz. Alacabel Tüneli’nin tek tüpünün tamamlanma aşamasına gelmiş olması önemli bir kazanımdır. Fakat hedefimiz bununla sınırlı kalmamalıdır. Seydişehir’in geleceği açısından stratejik öneme sahip bu yatırımın ikinci tüpüyle birlikte tam kapasiteyle hizmete girmesini istiyoruz. Çünkü Seydişehir daha fazlasını hak ediyor.
Bizler siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, ilçemizin ekonomisine, sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlayacak her türlü yatırımın yanında olmalıyız. Aynı zamanda yatırımların gecikmesine, ötelenmesine ve yıllarca bekletilmesine karşı da sesimizi yükseltmeliyiz.
-Desteklemek başka, sorgulamak başkadır.
-Teşekkür etmek başka, takip etmek başkadır.
-Seydişehir’in hakkını istemek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Dileğimiz; Alacabel Tüneli’nin ikinci tüpünün de en kısa sürede tamamlanması, projenin tam kapasiteyle hizmete girmesi ve Seydişehir’in hak ettiği ekonomik, sosyal ve kültürel değeri kazanmasıdır.
Bu süreçte emeği geçen, katkı sunan ve takip eden herkese; başta Sayın Konur Alp Koçak Bey olmak üzere, Seydişehir halkı adına şükranlarımızı sunuyorum.
Seydişehir için daha fazla yatırım, daha hızlı sonuç ve daha güçlü bir gelecek istiyoruz.
Çünkü; Seydişehir’in kaybedecek bir on yılı daha yok.
Ahmet Yağız Altunel