ZENGİBAR KALESİ’NDE TARİHİ DEĞİŞTİREN BULGULAR: ANTİK ISAURA’NIN İZLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR
2 bin yılı aşkın tarihe ışık tutan Zengibar Kalesi, yalnızca bir kale değil; meclisi, ticari yapıları, üretim alanları, nekropolleri ve kiliseleriyle çok katmanlı bir antik kent
KONYA – BOZKIR
Konya’nın Bozkır ilçesi yakınlarında, Asar Tepe ve Kiremitli Tepe üzerinde yükselen Zengibar Kalesi, yaklaşık iki asırdır araştırmacıların dikkatini çeken önemli tarihî merkezlerden biri olmayı sürdürüyor.
1837 yılında İngiliz araştırmacı W. J. Hamilton tarafından bölgede görülen ve üzerinde Isaura adının geçtiği yazıtlar, Zengibar Kalesi’nin antik Isaura ile ilişkilendirilmesinin temelini oluşturdu.
Ancak Zengibar’ın tarihindeki asıl tartışma, buranın Isaura olup olmadığı değil; antik kaynaklarda geçen Isaura Vetus/Palaia ile Isaura Nea/Nova yerleşimlerinin günümüzde hangi merkezlere karşılık geldiği konusunda yoğunlaşıyor.
1837’DEN GÜNÜMÜZE UZANAN ARAŞTIRMA
Zengibar Kalesi üzerindeki araştırmalar 19. yüzyıldan itibaren devam etti.
Hamilton’ın ardından E. J. Davis, 1870’li yıllarda bölgeyi gezerek surlar, kapılar, kemerler, nekropol alanları ve yapı kalıntıları hakkında gözlemler yaptı.
1885 yılında J. R. S. Sterrett tarafından gerçekleştirilen araştırmalar ise Zengibar’ın epigrafik tarihinin en önemli aşamalarından birini oluşturdu. Sterrett’in kopyaladığı yazıtlar, daha sonraki araştırmalarda temel başvuru kaynakları arasında yer aldı.
1902–1903 yıllarında gerçekleştirilen Alman-Bohemya araştırma seferinde ise kentin planları, fotoğrafları, çizimleri ve yazıt kopyaları hazırlandı. Bu çalışmaların önemli bölümü 1935 yılında yayımlandı. 2011 yılında Kostenec ve Zäh tarafından yayımlanan arşiv çalışması ise 1902 seferinin daha önce yeterince değerlendirilmemiş bilimsel mirasını yeniden araştırmacıların gündemine taşıdı.
“ZENGİBAR = ISAURA” KONUSUNDA EPİGRAFİK KANIT GÜÇLÜ
Araştırmalara göre Zengibar’daki antik kentin Isaura olduğu konusunda epigrafik kanıtlar oldukça güçlü.
Kentte bulunan yazıtlarda yalnızca Isaura adına değil, kentin siyasi ve toplumsal yapısına ilişkin önemli bilgiler de yer alıyor.
Bunlar arasında boule, yani kent meclisi ile demos, yani kent halkına ilişkin ifadeler dikkat çekiyor.
Daha da önemlisi bazı yazıtlarda kentte yaşayan Romalıların da ayrıca zikredilmesi, Isaura’nın yalnızca dağlık bir savunma merkezi olmadığını; Roma dünyasıyla siyasi ve toplumsal ilişkiler kurmuş kurumsallaşmış bir kent olduğunu gösteriyor.
KENTTE ROMALILAR DA YAŞIYORDU
Zengibar yazıtlarında yer alan ifadeler, kentteki siyasi ve toplumsal hayatın oldukça gelişmiş olduğunu ortaya koyuyor.
Kent meclisi, halk ve kentte yaşayan Romalıların aynı onurlandırma faaliyetlerinde birlikte anılması, Isaura'nın Roma dönemindeki sosyal yapısına ilişkin önemli bir veri olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca imparatorlar, eyalet valileri, rahipler, festival yöneticileri ve hayırseverlerle ilgili yazıtlar da kentte gelişmiş bir idari ve sosyal organizasyon bulunduğuna işaret ediyor.
25 SÜTUNLU STOA VE İŞLİKLER: ZENGİBAR’DA TİCARET HAYATI
Zengibar’ın yalnızca askerî amaçlı bir kale olmadığına ilişkin en dikkat çekici bulgulardan biri ise 25 sütunlu stoa ve bu yapının içerisindeki ergasteria.
Bir yazıtta, M. Marius Flavianus’un kendi imkânlarıyla 25 sütunlu bir stoa ile içerisinde bulunan işlikleri yaptırdığı belirtiliyor.
Araştırmacılara göre “ergasterion” kelimesi üretim veya ticaretle bağlantılı işlik ve dükkânları ifade ediyor.
Bu bulgu, Zengibar’da kamusal mimari ile üretim ve ticari faaliyetlerin aynı kent dokusu içerisinde bulunduğunu gösteren önemli veriler arasında yer alıyor.
TAŞ OCAKLARI KENT EKONOMİSİNİN ÖNEMLİ PARÇASIYDI
Zengibar ve çevresinde yapılan araştırmalarda çok sayıda antik taş ocağı tespit edildi.
Gökçe ve çalışma arkadaşlarının araştırmasına göre bazı ocakların oldukça yüksek üretim kapasitesine sahip olduğu belirlendi.
Yapı taşlarının bölgede bulunan karbonat kayalarından elde edildiği; bu taşların surlardan dinî yapılara, döşemelerden anıtsal mezarlara kadar kentin farklı bölümlerinde kullanıldığı ortaya konuldu.
Bu veriler, Zengibar’ın çevresindeki doğal kaynakları ekonomik faaliyetlere dönüştüren bir kent olduğunu gösteriyor.
SERAMİK VE DOKUMA ÜRETİMİNE DAİR İZLER
Arkeolojik araştırmalar Zengibar’da Hellenistik dönemden Roma dönemine uzanan seramik üretim ve kullanımının izlerini de ortaya koyuyor.
Asar Tepe ile Kiremitli Tepe’nin birleşme noktasında pişirme sırasında şişmiş veya patlamış seramik parçalarının bulunması, bölgede yerel üretim yapılmış olabileceğine ilişkin önemli bir veri olarak değerlendiriliyor. Ancak araştırmacılar, henüz doğrudan bir fırın bulgusuyla desteklenmediği için bu konuda ihtiyatlı olunması gerektiğini belirtiyor.
Kentte bulunan yüzlerce tezgâh ağırlığı ve ağırşak ise dokumacılığın önemli üretim faaliyetlerinden biri olabileceğini düşündürüyor.
HELLENİSTİK DÖNEMDEN ROMA İMPARATORLUĞU’NA
Seramik ve yüzey araştırmaları, Zengibar’da Roma İmparatorluğu'ndan çok daha önce güçlü bir yerleşim bulunduğuna işaret ediyor.
Özellikle MÖ 3. yüzyıl ile MÖ 1. yüzyıl arasına tarihlenen seramik yoğunluğu, kentte güçlü bir Hellenistik dönem yerleşiminin bulunduğunu gösteren önemli veriler arasında.
Roma döneminde ise kentte anıtsal yapılaşmanın arttığı görülüyor.
Hadrianus dönemine ilişkin yazıtlar, Septimius Severus dönemine tarihlenen mimari unsurlar, Korinth başlıkları, stoa ve diğer anıtsal yapı parçaları, özellikle MS 2. ve 3. yüzyıl başlarında Zengibar’da önemli bir imar faaliyetinin gerçekleştiğine işaret ediyor.
ZENGİBAR’IN NEKROPOLLERİ DE TARİHE IŞIK TUTUYOR
Antik kentin Güney, Batı ve Kuzey nekropollerinde kaya mezarları, lahitler, ostotekler, anıtsal mezarlar ve mezar stelleri tespit edildi.
Özellikle haç temalı mezar stelleri, kentin Geç Antik Çağ'daki dinî ve toplumsal dönüşümüne ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
Bu bulgular, eski mezar geleneklerinin Hristiyanlık döneminde tamamen ortadan kalkmadığını, yeni semboller ve uygulamalarla dönüşerek devam ettiğini gösteriyor.
ZENGİBAR’DA BİZANS DÖNEMİ İZLERİ
Yüzey araştırmaları Zengibar’ın Geç Antik Çağ ve Erken Bizans döneminde de önemli bir yerleşim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmalarda planı belirlenebilen en az 14 Bizans dönemi yapı tespit edildi.
Bunların dokuzunun sur içerisinde bulunduğu; sur içerisinde beş kilise, üç şapel ve martyrium olabilecek sekizgen planlı bir yapının belirlendiği aktarılıyor.
Yapıların önemli bölümünün yüzey malzemeleri ve mimari özellikleri temelinde MS 5. ve 6. yüzyıllara tarihlendirildiği belirtiliyor.
“ZENGİBAR LEONTOPOLİS Mİ?” SORUSU HÂLÂ AÇIK
Zengibar araştırmalarındaki önemli tartışmalardan biri de kentin Leontopolis ile ilişkisidir.
Eski araştırmalarda farklı lokalizasyon önerileri ortaya atılmış olsa da, son dönem çalışmalarında bu konu yeniden ele alındı.
Philipp Pilhofer, Konon Martyrium’u ile Codex Iustinianus’taki idarî ve kilise düzenlemelerini birlikte değerlendirerek Leontopolis’in Isaura yakınındaki Bidana köyünün şehir statüsüne yükseltilmesiyle ortaya çıkmış olabileceğini ileri sürüyor.
Ancak Bidana’nın kesin arkeolojik lokalizasyonunun henüz çözülememiş olması nedeniyle, Zengibar = Leontopolis eşitliğinin kesinleşmiş bir bilgi olarak kabul edilemeyeceği belirtiliyor.
EN BÜYÜK TARİHÎ TARTIŞMA: VETUS MU, NEA/NOVA MI?
Zengibar’ın Isaura olduğu konusunda güçlü epigrafik kanıtlar bulunurken, asıl tartışma Isaura Vetus/Palaia ile Isaura Nea/Nova'nın nerede bulunduğu konusunda devam ediyor.
- yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki çalışmalarda Zengibar çoğunlukla Palaia/Vetus Isaura olarak kabul edildi.
Ancak araştırmacı Hall’ın 1973 yılında yayımladığı Servilius Vatia ile ilişkili Latince yazıt, bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
Bozkır ve Çarşamba vadisi çevresindeki yazıtta “Isaura vetere capta” ve “oppidum Vetus Isaura” ifadelerinin bulunması, Bozkır çevresinin Isaura Vetus ile ilişkilendirilmesinin temel kanıtlarından biri hâline geldi.
Bu nedenle günümüzdeki araştırmalarda ağırlık kazanan modele göre:
Bozkır çevresi → Isaura Vetus/Palaia
Zengibar Kalesi → Isaura Nea/Nova
şeklinde bir tarihî coğrafya modeli öne çıkıyor.
Ancak araştırmacılar bunun doğrudan “Zengibar’da Nea yazılı bir isim taşı bulundu” şeklinde kesin bir kanıt olmadığını, farklı epigrafik ve tarihî-coğrafi verilerin birlikte değerlendirilmesine dayanan bir model olduğunu özellikle vurguluyor.
ZENGİBAR SADECE BİR KALE DEĞİL
Elde edilen arkeolojik ve epigrafik veriler birlikte değerlendirildiğinde Zengibar’ın tarihî kimliği, yalnızca yüksek surlara sahip bir dağ kalesiyle sınırlı görünmüyor.
Kentte;
- Kent meclisi ve halk kurumları,
- Romalı topluluk,
- İmparatorluk ve eyalet yönetimiyle ilişkiler,
- Rahiplikler ve festival görevlileri,
- Hayırseverlik faaliyetleri,
- 25 sütunlu stoa ve işlikler,
- Taş ocakları,
- Seramik üretimine ilişkin bulgular,
- Dokuma faaliyetlerini gösteren tezgâh ağırlıkları,
- Sikke dolaşımı,
- Geniş nekropol alanları,
- Kiliseler ve şapeller
gibi çok farklı alanlara ait izler bulunuyor.
TARİHİN TAŞLARA YAZILMIŞ HÂLİ
Zengibar Kalesi üzerine 1837’de başlayan araştırmalar, bugün yaklaşık iki asırlık bir bilimsel birikime ulaşmış durumda.
Hamilton’dan Sterrett’e, 1902 Alman-Bohemya seferinden Hall’ın epigrafik çalışmalarına, 2010–2020 yılları arasındaki yüzey araştırmalarından 2020 epigrafik corpusuna kadar uzanan çalışmalar, Zengibar’ın tarihinin yalnızca surlardan ve kalıntılardan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Araştırmanın ulaştığı en güvenli sonuç, Zengibar Kalesi’ndeki antik kentin Isaura olduğudur.
Buna karşılık Vetus/Palaia ve Nea/Nova ayrımı, tarihî-coğrafi yorumların konusu olmaya devam ediyor.
Bugünkü araştırmalarda Bozkır çevresini Isaura Vetus, Zengibar’ı ise Isaura Nea/Nova ile ilişkilendiren model güçlü biçimde öne çıkarken, konu üzerindeki bilimsel tartışmanın tamamen sona ermediği de görülüyor.
Başlıca kaynaklar
Haberdeki tarihî ve arkeolojik değerlendirmeler; Diodorus Siculus, Strabon, Frontinus, Plinius, Hierokles ve Stephanos Byzantios gibi antik kaynakların yanı sıra Hamilton (1842), Sterrett (1888), Ramsay (1905), Calder (1928), Hall (1973), French (1984; 2014), Belke (2000), Alkan ve Doğanay (2020), Doğanay (2016; 2019; 2023), Gökçe vd. (2020), Pilhofer (2018; 2020; 2021) ve diğer uzmanlık çalışmalarına dayanmaktadır. Kaynakçada ayrıca CIL, IGRR, AE, SEG, PHI, Trismegistos ve EDCS gibi epigrafik veri tabanları da yer almaktadır.
Kaynak notu: “Zengibar = Isaura” ile “Zengibar = Isaura Nea/Nova” ifadeleri aynı kesinlik derecesinde değildir. Haber metninde bu ayrım özellikle korunmuştur; böylece tarihî iddia ile bilimsel yorum birbirine karıştırılmamıştır.
