29 Ağustos 2026, Cumartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
Yusuf ÇAKICI?
28.08.2026 23:02 · 30 okunma

EY CAHİLİYE DÖNEMİNİ AYDINLATAN SANA MUHTAÇ OLDUK

Ey baki hayata göçmesiyle dünyamızı karanlıklar. Kan, zulüm, adaletsizlik, edepsizlik sararken sana ne kadar da muhtaç olduk. Efendim,ismin anıldığında, kulağının ucu kesik ve yarık olduğundan dolayı KASVÂ adıyla kıymetli deveniz aklıma gelince, Mescidine minber konulduğu zaman doğumu yaklaşmış deve gibi inlerken minberden inip mübarek elini kütüğün üzerine koyunca sesi kesen HURMA KÜTÜĞÜ aklıma gelince,doluyor gözlerim, sızlıyor yüreğim taaa derinden, hatıran canlanıyor gönlümde, sahabe efendilerimiz kadar olmazsa da, muzdaribim, mahcubum, mahzunum, olamadım bir Ebu Hureyren. Bilali Habeşin, Ammar bin Ali Yâsir gibi, olamadım, olamadım, olamadım. Ona yanarım. Yanar ve utanırım. Düşünüyorum da, Mevla’nın önünde hesaba çekildiğimde, günahlarım bana gösterildiğinde, o inanılması güç günde eridiğimde, işte o zaman, evet, o zaman o benim ümmetimdendir deyip de beni ümmetinden kabul eder misin?Efendim, müjdecim, peygamberim (s.a.v.), kabul eder misin efendim, müjdecim, peygamberim (s.a.v.). Buna rağmen ne mutlu ezeli, ebedi ulu önderimiz, liderimiz, rehberimiz, yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi olan ve 1448 yıldır dünyayı aydınlatan, insanları karanlıklardan aydınlığa, vahşilikten karıncayı ezmekten kaçınan, zorbalıktan merhametli bir toplumun inşasını oluşturan, ümmeti için gülen, ümmeti için ağlayan en emin beldenin en emini olan efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dır diyen gerçek müslümanlara ne mutlu. Ümmeti icabelere ne mutlu, ama ne acı ki, asrımızın insanları cahiliye döneminin insanlarını geride bıraktılar efendim. İçki suyunda boğulanlar deniz suyundan boğulanların şampiyonu oldular. Zina bir yangın dumanı gibi her tarafı sardı. Cadde ve sokaklarımız mundar et kokuyor. Bir zamanlar burnunun ucunu göstermekten hayâ edenler nereye gittiler? Acaba soruyorum sizlere ey müslümanlar. Şimdilerde Allah muhafaza çocuk doğuracak yerlerini göstermeye aday olup,bazıları ise, dinden, imandan uzaklaşıpgâvurun (modanın) esiri efendimiz (s.a.v.)’in lisanıyla lanetlenmiş olan döğme hastalığına tabi olmuş, yasaklı madde kullanmalar arşa yükseldi. Yoksa süslüman oldunuz da haberimiz mi yok. Kumar, Faiz deseniz bir sel gibi, yuvaları yakıp, yıkıyor. Boşanmalar, haddi aştı. Yetim çocuklar, dul anneler hatta çöplerde gayri meşru zavallı günahsız iki zaninin Allah’tan korkmadan, insanlardan utanmadan armudun ilk iki harfinden yoksun zanilerin dört ayaklı hayvanlar gibi heva ve hevesleri sonrası çöp konteynirlerin de çocuk cesetleri ile bu güzelim ülkemin huzurunu kaçırıyorlar. Ey zavallılar siz kendinizi aldatıyorsunuz. Neymiş efendim uzay çağında yaşıyoruz. Dünyaya bir kez geliyoruz, yaşayalım falan filan safsatalarınınLokman 19. Ayetin muhatapları gibi sesleri çıkaranlar sanki ahirete iki kez gidip geliniyor mu? Ey serveri enbiya olan, dünyayı şereflendiren’in seneyi devriyesi olan,Hz. İbrahim (a.s.)’in duası, İsa (a.s.)’ın müjdesi ve Hz. Allah (c.c.)’nun âlemlere rahmetsin dediği son peygamber,aylar öncesi babası vefat etmiş ya, annesi ve dedesi kol kanat olup, 6 yaşına geldiğindeannesini de kaybedecek hem yetim ve hem de öksüz kalacak hicri 571,yer Mekke,kameri aylardan Rebiyülevvel ayının 12.Gecesi. Mekkeşehrinde mukaddes bir doğum. Nebilerin, velilerin, insanlığın efendisi, imanlı, İrfanlı gönüllerin şaşmaz pusulası, hakikat semalarının rahmet damlası,âdemiyet bahçesinin kemâl meyvesi,dünya ve ahiret yurdunun sönmez güneşi, nübüvvet zincirinin son halkası, insanlık için en güzel rehber, ahlakı Kur’an olan ve ahlaki güzellikleri tamamlamak üzere gönderilen,“Muhammedün beşerün la kel beşer, Bel hüve kelyakute beynel hacer.” “Hz. Muhammed (s.a.v.) bir beşerdir, lakin diğer insanlar gibi değildir. Taşların arasında yakut ne ise, Allah Resulü (s.a.v.)’de insanlar arasında öyledir, öyledir.”(s.a.v.) İşte ey o eşsiz varlık hürmetine ilahi ya rab,derdime derman ol, yüreğime ferman ol, gözüme ve dizime fer ol, sevdama yâr ol Allah’ım. Gönül isterdi ki o yakutu iyi anlamak, anmak ve anlatmak için, sadece bir haftayla sınırlı kalmazsa. O ki, (s.a.v.) âlemlere Rahmet. O ki, Hz. Allah (c.c.)’nun habibim dediği kul’dur. O ki, kâinatın karanlığını aydınlatan güzel bir Nur’dur. Var mı O’ndan daha güzelini gördüm diyecek bir âdem. O’nu anlatmayı kelimeler mi tarif edecek, ona şaşarım. O,yetim bir çocuktu, bir babaydı, Mekkeli müşriklerin, şimdiki uşakları gibiDarü'l-Nedve denilen yerde toplanıp size ve güzide ashabın aleyhine zarar vermek üzere hani Darü'l-Nedve’de toplanıyorlardılar, o anda müslümanların ilk medresesi, ilk parlamentosu, ilk karargâhı olan DarülErkamda,bir öğretmendi. Güvenilir bir komutandı. Hastalara doktor, dertlilere dermandı. Güvenilir ve vefalı bireş idi. Açları doyururken, kendisi aç kalan bir Peygamberdi(s.a.v.).Valide Sultan’ın dediği gibi; “Muhammed’den muhabbet oldu hâsıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl”düsturuyla Rahmet Peygamberinin rahmet denizinde bir damla olmamız temennisiyle, ‘O’, rahmet bizimde gönlümüze düştü, yeşerdi ve Peygamber sevdası olarak aramızda vücut buldu hamdolsun. Binlerce salat ve selam olsun. Ve ‘O’nun aşkı dilde selatu - selam, yürekte ‘ÂH’ olmuştur. ‘O’, Suda Ebru, Ebruda gül olmuştu. ‘O’, bazen gönül dünyamızda bir kaside, bazen de bir naât olmuştur. Yunus’un dilinde merhamet Peygamberi, Mevlana’nın dilinde aşk Peygamberi olmuştu aşk peygamberi, Ahmet Yesevi’nin dilinde hikmet Peygamberi olmuştur (s.a.v.). Arif Nihat ASYA, bütün varlığa, bütün kâinata, bütün mahlûkata “ÜMMET OL” çağrısında bulunarak bu duyguyla ‘O’nun için yaşamıştır (s.a.v.). Yahya Kemal, “Zaman o gül gibi gül görmemiş” dizelerinde anlatarak, en büyük hasreti terennüm etmiştir. İşte o can bir gün Kâbe de secdeye kapanıp şahadet parmağını göğe kaldırarak Süleyman Çelebi Hz.lerinin dediği gibi; “Deprenir dudakları söyler kelam, der di ki ey Mevlam yüzüm tuttum sana, Ya ilahî ümmetim vergil bana.” Diyordu o eşsiz önder (s.a.v.). İlahi ya rab,bize lütfunla, kereminle, merhametinle, ebedi saadetin ve cennetini O eşsiz Nebi (s.a.v.) hürmetine bizleri gerçek manada ona ümmet olanlardan eyleAllah’ım. İlahi ya rab, evlatlarımızı Hz. Ömer (r.a.)’hın yüreğine, Hz. Yusuf (a.s.)’mın hayâsına, Hz. Aişe (r.anh)’a annemizin iffetine sahip olan gençlerden eyle Allah’ım. Gençlerden eyle Allah’ım. Kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha hayırlı eyle Allah’ım. İlahi ya rab, bu güzelim vatanımızı her türlü semavi ve arızı belalardan, musibetlerden, edepsizlikten, itaatsizlikten muhafaza eyle, milletimize birlik ve beraberlik, ülkemizedirlik ve düzenlik, topraklarımızı bereketli, bizlere bol ve helal rızıklar, dünya ve ahretle ilgili bütün hayırlı isteklerimize naileyle Allah’ım. İlahi ya rab,bizleri vatansız, gönüllerimizi imansız, minarelerimizi ezansız gönderimizi al bayraksız bırakma Allah’ım. İlahi ya rab,imanımız, hayatımıza yön versin. Salih amellerimiz, bizleri Hz. Allah (c.c.)’a layıkıyla kul olmaya yöneltsin. Güzel ahlakımız, insanlara ve bütün mahlûkata karşı şefkat ve merhametle davranmaya sevk etsin. İlahi ya rab, aklımıza sükûnet, kalbimize huzur, ruhumuza inşirah, gözümüze fer ve ibret, dilimize fesih ve letafet, hayatımıza bereket, gönlümüze muhabbet, ihsan Eyle Allah’ım. İlahi ya rab, bizlerin hayatlarımızı Kur’an’la sulandır. Kur’an’la yetiştir. Kabrimizi Kur’an’la nurlandır. Onu bunu bilmem amma nefsime, neslime, kalbi dostlarıma akıl ver Allah’ım imanla ölelim. Ölürken de “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulüh” diyerek, cemalini görüp, zatına gülerek geleyi cümlemize nasip eyle Allah’ım.Âmin. Selam ve dua ile. Yusuf ÇAKICI Konya / Seydişehir