06.07.2026 09:17 · 30 okunma
Ekmek Tüketimi ve Obezite
2025 yılına ait Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, kişi başına düşen yıllık ekmek tüketiminde dünya genelinde ilk sırada yer aldı. Ülkelere göre kişi başına yıllık ekmek tüketimi sıralamasında Türkiye, 199,6 kilogramla ilk sırada yer alırken, 135 kilogram tüketimle Sırbistan ikinci sırada bulunuyor. Hindistan ise 1,75 kilogram ile en düşük tüketim oranına sahip ülke olarak son sırada yer alıyor. Bazı ülkelerin kişi başına yıllık ekmek tüketim miktarları şöyledir: Yunanistan 70 kg, Avrupa ülkeleri 40-60 kg bandında, İngiltere 37 kg, Japonya 28,30 kg, Güney Afrika 25,80 kg, ABD 17 kg, Çin 5,83 kg, Endonezya 4,70 kg, Brezilya 2,88 kg, Arjantin ise 72 kg'dır.
Avrupa Bölgesi ve OECD ülkeleri arasında Türkiye, obezite ve aşırı kilo yaygınlığı bakımından en üst sırada bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Türkiye'deki toplam nüfusun yaklaşık %66,8'i fazla kilolu veya obez sınıfına girmekte, yalnızca yetişkin obezite oranı ise %32,1 olarak ölçülmektedir.
Türkiye, genel nüfus ve oranlar baz alındığında dünya listesinde 17. sırada yer almaktadır.
Şimdi bu verilere bakınca ülkemizde neden bu denli ekmek tüketimi ve obezite olduğu sorusunun cevabını aramak gerekir. Hiç kimse bu ölçüdeki ekmek tüketimini yemek alışkanlığına, genetik yatkınlığa veya sofra adabına bağlamaya çalışmasın. Bu tüketim şunu gösteriyor ki ekmek sofrada baş köşededir.
Ünlü psikolog Abraham Maslow'un teorisine göre insanın hayatta kalması ve gelişmesi için hiyerarşik bir sıralama vardır. Beslenme, piramidin en altındaki (1.) basamakta yer alan fizyolojik ihtiyaçlar grubundadır. Nefes alma, su içme ve uyku ile birlikte en temel ve hayati ihtiyaçtır; karşılanmadan diğer aşamalara geçilemez. Güvenlik ise piramidin 2. basamağında yer alır. Beslenip hayatta kaldıktan sonra; barınma, sağlık, iş ve tehlikelerden korunma gibi unsurları kapsar.
Görüldüğü gibi beslenme, canlıların olmazsa olmazıdır. Peki, ekmek tüketimi beslenme için gerekli bir gıda olsa da gelişmiş ülkelere bakıldığında bizim tüketimimizin yanında oldukça cılız kaldığını görüyoruz. Çünkü beslenme konusunda ekmek tüketimi bizimki kadar birinci derece rol oynamıyor. Onlar sağlıklı beslenmenin hesabını yaparken, bizler karnımızı doyurmanın hesabını yapıyor ve onun derdine düşüyoruz.
Çünkü sağlıklı ve dengeli beslenme için hangi besin ve gıdayı seçeceğimiz konusunda sahip olduğumuz tercih lüksünü çoktandır kaybettik. Açlık sınırında bulunan milyonlarca vatandaşımız doğal olarak ekmeğe yönelmekte, bu da obeziteye davetiye çıkarmaktadır.
Devletimiz, yoksul ve dar gelirli vatandaşlarımızın sağlıklı ve dengeli beslenmeleri için gerekli gıda yardımını ayni olarak yapmanın bir yolunu mutlaka bulmalıdır. Bu konudaki harcamalar, sağlıklı bireylerin yetişmesine katkı sağlayacak, dolayısıyla SGK'nın sağlık giderleri de zaman içinde azalarak kendini amorti edecektir.
Çünkü dengesiz beslenmenin sonucunda insanların tıbbi yardım talepleri, ilaç kullanımı gibi maddi külfetleri artacağı gibi, manevi olarak da yıkımlara neden olacağı muhakkaktır.
Bizden söylemesi...