100 YIL ÖNCE SEYDİŞEHİR: EŞKIYA TAKİBİ, YENİ OKULLAR VE SATILAN MEDRESELER
Konya’nın Babalık gazetesi, Maarif Arşivi ve akademik çalışmaların izinde 1926 Seydişehir’ine bakıldığında; Gidengelmez Dağları’ndaki eşkıya takibinden kız mektebindeki kadın öğretmene, köylerde yükselen yeni okul binalarından medrese arsalarının satışına kadar Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki büyük dönüşüm gözler önüne seriliyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Seydişehir’de büyük dönüşüm
SEYDİŞEHİR – Cumhuriyet henüz üç yaşındaydı. Millî Mücadele’nin ardından yeni devletin kurumları şekillenirken Seydişehir de eğitimden güvenliğe, şehirleşmeden idarî yapıya kadar önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyordu.
Konya’nın dönemin önemli gazetelerinden Babalık, Konya Maarif Arşivi kayıtları ve Seydişehir üzerine yapılan akademik araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde, 1926 yılının Seydişehir açısından son derece hareketli bir dönem olduğu görülüyor.
Gidengelmez ve Küpe Dağları’nda jandarma birlikleri eşkıya takibi yaparken, Seydişehir Kız Mektebi’ne yeni öğretmenler atanıyor, genç Seydişehirli öğretmenler meslek hayatına başlıyor, köylerde yeni okul binaları yükseliyor ve yılın sonunda eski medreselerin arsaları satışa çıkarılıyordu.
GİDENGELMEZ DAĞLARINDA EŞKIYA TAKİBİ
1926 yılının dikkat çeken olaylarından biri Gidengelmez ve Küpe Dağı çevresinde yaşandı.
1924 yılında Antalya Hapishanesi’nden firar ederek Seydişehir dağlarına çekilen Kazak Mehmet, yol kesme, soygun, adam kaçırma ve cinayet suçları nedeniyle aranıyordu.
Seydişehir Jandarma Kumandanı Muammer Bey, emrindeki birlikle Kazak Mehmet’in peşine düştü.
Takip, ağır kış şartlarında gerçekleştirildi. Dönemin anlatımında Gidengelmez Dağları’nda kar kalınlığının bazı bölgelerde üç metreye ulaştığı belirtiliyordu.
Jandarma birliklerinin Mehmet ve Hüseyin’in de katıldığı takip sonucunda Kazak Mehmet, 1926 Mart ayının son günlerinde çıkan çatışmada öldürüldü.
Olay, Konya’da yayımlanan Babalık gazetesinin 6 Nisan 1926 tarihli, 2069 sayılı nüshasının 3. sayfasında haber olarak yer aldı.
Bu olay, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Seydişehir-Akseki-Gidengelmez hattında yaşanan güvenlik sorunlarını göstermesi bakımından önemli bir tarihî kayıt niteliği taşıyor.
SEYDİŞEHİR KIZ MEKTEBİ’NDE SEHER HANIM
1926 Seydişehir’inde değişimin en önemli alanlarından biri eğitimdi.
Konya Maarif Arşivi kayıtlarını kullanan akademik araştırmalara göre Kerime Seher Hanım, 1905 yılında Eğirdir’de dünyaya geldi.
Daha önce Beyşehir Üskerles Mektebi’nde görev yapan Seher Hanım, 1 Mart 1926 tarihinde Seydişehir Kız Mektebi’nde 8 lira maaşla göreve başladı. Görevini Eylül 1927’ye kadar sürdürdü.
Aynı okulda Sadık Bey de 1 Eylül 1926 tarihinde 15 lira maaşla göreve başladı ve 21 Kasım 1926’ya kadar çalıştı.
Bu kayıtlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Seydişehir’de kız çocuklarının eğitimine verilen önemin yanı sıra kadın öğretmenlerin ilçedeki eğitim hayatındaki yerini de isimleriyle ortaya koyuyor.
SEYDİŞEHİRLİ GENÇ ÖĞRETMEN MESLEĞE BAŞLADI
1926 eğitim kayıtlarında bir başka dikkat çekici isim ise Süleyman Korkut (Tekeli).
1902 Seydişehir doğumlu olan Korkut’un babası Tekeli Hoca Mustafa Efendi’ydi.
Süleyman Korkut, Konya Erkek Muallim Mektebi’ni 1926 yılında “Aliyyü’l-a’lâ” derecesiyle, yani yüksek başarıyla tamamladı.
Ardından 20 Eylül 1926 tarihinde 15 lira maaşla Seydişehir’de muallim muavini olarak göreve başladı.
Bu kayıt, Cumhuriyet döneminde yetişen genç Seydişehirli öğretmenlerden birinin meslek hayatının başlangıcını tarih ve maaş bilgisiyle birlikte ortaya koyuyor.
KÖYLERDE OKUL SEFERBERLİĞİ
1926 yılı Seydişehir eğitim tarihi açısından bir başka nedenle daha önem taşıyor.
Dönemin Konya basınına yansıyan vilayet faaliyetlerine göre Seydişehir kazasında beş mektebin inşa edildiği bildiriliyordu.
Ancak gazete haberinde bu beş okulun köy isimlerinin tamamı verilmediği için, bugün bu okulların hangileri olduğunu kesinleştirmek için eğitim ve inşaat kayıtlarına başvurmak gerekiyor.
Araştırmalarda şu iki okul öne çıkıyor:
AKÇALAR
Akçalar’da eski okulun yerine Cumhuriyet’in ilk yıllarında köylülerin de katkısıyla daha büyük bir okul yapıldığı ve eğitim tarihi çalışmalarında 1926 yılının yeni okul binasıyla ilişkilendirildiği belirtiliyor.
DEREBUCAK
Derebucak konusunda ise kayıt daha açık.
Derebucak’ın ilk okul binasının 1926 yılında yapıldığı belirtiliyor.
Böylece bugünkü Derebucak’ın eğitim tarihindeki ilk müstakil okul yapısının yaklaşık yüz yıllık geçmişi ortaya çıkıyor.
Ancak 1926’da yapıldığı bildirilen diğer üç okulun hangi köylerde bulunduğu henüz kesinleştirilmiş değil. Bu nedenle Bostandere, Çaysalur, Gökhüyük gibi yerleşimlerin bu beş okul arasında olduğu yönünde belgeye dayanmayan kesin bir ifade kullanılması doğru görülmüyor.
KİSECİK’TE 1926’DAN KALAN OKUL KAYITLARI
Kisecik de 1926 Seydişehir eğitim tarihi açısından önemli bir merkez olarak karşımıza çıkıyor.
Okulun 1926 yılına ait öğrenci ve ders kayıtları günümüze ulaşmış durumda. Ayrıca mevcut okul binasının çatı ve kiremit başta olmak üzere bakım ve onarımdan geçirildiğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Öğretmen Mehmet Emin Atalay, 20 Eylül 1926’da Seydişehir Kisecik Mektebi’nde göreve başladı. Daha sonraki yıllarda Ahırlı, Akkise, Eğiste, Koçaş ve Gevrekli’de öğretmenlik yaptı.
Kisecik’in 1926’daki idarî düzenlemeler sonucunda Seydişehir’den ayrılması da dönemin değişen kaza sınırlarını anlamak açısından ayrıca önem taşıyor.
ESKİ EĞİTİM DÜZENİ DEĞİŞİYORDU
1926’nın sonlarına doğru Seydişehir eğitim tarihinde önemli bir başka gelişme yaşandı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun uygulanmasının ardından eski medreselerin taşınmazlarının durumu ele alındı.
Süreç 1925 yılının sonlarında başlamıştı. Seydişehir Kaymakamı Hami Bey başkanlığında bir komisyon oluşturulmuş; komisyonda Müftü İsmail Hakkı Efendi (Kolluoğlu), öğretmen Mazharzade Rüştü Bey (Ergen) ve Muhasebe-i Hususiye Memuru Hüseyin Efendi yer almıştı.
Komisyon, Seydişehir merkez ve köylerindeki medreseleri inceleyerek rapor hazırladı.
10 MEDRESE ARSASI SATILDI
1926 yılının Aralık ayında medrese arsalarının satışına geçildi.
Babalık gazetesinin 16 Aralık 1926 tarihli, 2267 sayılı nüshasında yer alan kayda göre satışa çıkarılan medreseler ve bedelleri şöyleydi:
- Hacı Abdullah Efendi Medresesi – 2.020 lira
- Hacı Tevfik Efendi Medresesi – 635 lira
- Hacı Şerif Ali Efendi Medresesi – 150 lira
- Karaviranlı Hafız Ali Efendi Medresesi – 203 lira
- Dalaymanlı Ahmet Efendi Medresesi – 30 lira
- Orta Karaviranlı Hatip Mehmet Efendi Medresesi – 30 lira
- Gencekli Hafız Mehmet Efendi Medresesi – 21 lira
- Çarşılı Sadık Efendi Medresesi – 80 lira 50 kuruş
- Aşağı Karaviran Medresesi – 16 lira 25 kuruş
- Rasih Efendi Medresesi – 16 lira
Satışlardan elde edilen toplam gelir 3 bin 201 lira 75 kuruş olarak kayıtlara geçti.
MEDRESE KİTAPLARI NEREYE GİTTİ?
1926 kayıtlarında bugün açısından belki de en önemli araştırma sorularından biri kitaplarla ilgili.
Ercan Arslan’ın Babalık ve diğer kaynaklara dayanan araştırmasına göre medreselerde bulunan kitapların bir bölümü çeşitli vakıfların tasarrufuna geçti, bir bölümü ise zaman içerisinde şahısların eline dağıldı.
Bu durum yeni bir soruyu gündeme getiriyor:
Seydişehir’in eski medrese kütüphanelerinden günümüze ulaşan yazma ve basma eserler bugün nerede?
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, Yusuf Ağa Kütüphanesi ve aile koleksiyonlarında yapılacak provenans araştırmaları, bu sorunun cevabına ışık tutabilir.
RÜŞTÜ ERGEN 100 YIL ÖNCE SEYDİŞEHİR TARİHİNİ YAZIYORDU
1926 dosyasının kültür tarihi bakımından en dikkat çekici ayrıntılarından biri de Rüştü Ergen.
Seydişehir tarihinin önemli araştırmacılarından Ergen’in daha sonraki çalışmalarında, 1926 yılında Konya’da yayımlanan Babalık gazetesinde “Tarihte Seydişehir” başlıklı bir tefrika yayımladığı belirtiliyor.
Ancak bu yazı dizisinin tamamı henüz ortaya çıkarılmış değil.
Bu nedenle araştırmacıların önünde önemli bir hedef bulunuyor:
1926 Babalık gazetesinde yayımlanan “Tarihte Seydişehir” yazı dizisinin tamamını bulmak.
Bu tefrikanın tamamına ulaşılması halinde Rüştü Ergen’in bundan tam bir asır önce Seydişehir’in tarihi, kitabeleri, yapıları ve aileleri hakkında neler yazdığı daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkabilecek.
1926’YA GİRERKEN SEYDİŞEHİR
Araştırmada dikkat edilmesi gereken önemli bir tarih ayrımı da bulunuyor.
Bugüne kadar 1926 yılıyla birlikte anlatılan bazı belediye faaliyetlerinin asıl gazete kaynağı 18 Aralık 1925 tarihli Babalık nüshası.
Bu nedenle söz konusu gelişmelerin doğrudan “1926’da gerçekleştiği” şeklinde yazılması yerine, 1926’ya girerken Seydişehir’in durumu olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Dönemin Belediye Reisi Remzi Bey (Ülker) yönetimindeki Seydişehir’de önemli çalışmalar yürütülüyordu.
Seydişehir Tayyare Cemiyeti kurulmuş, iki yıldır çalışmadığı belirtilen Seyyid Harun Hamamı’nın kazanı 50 lira harcanarak tamir edilmişti.
Bunun yanında Seydişehir büyük bir çarşı yangını yaşamıştı. Demirci dükkânlarından kaynaklandığı belirtilen yangın yaklaşık 10 saat sürmüş, eski ahşap dükkânlar zarar görmüştü.
Yangının ardından dükkânların çatıları kiremit veya çinko ile kapatılmış, kepenkler demirden yapılmış ve demirci dükkânlarında yangına karşı yeni tedbirler alınmıştı.
Çarşı meydanında kış aylarında su biriken çukur alan da yangından çıkan hafriyat kullanılarak doldurulmuş, Çarşı Caddesi yaklaşık 7 metre genişliğinde düzenlenmiş ve meydandaki şadırvan tamir edilmişti.
BİR YILDA İKİ AYRI SEYDİŞEHİR
1926 belgeleri bir arada değerlendirildiğinde ortaya son derece dikkat çekici bir tablo çıkıyor.
Yılın ilk aylarında Gidengelmez Dağları’nda jandarma birlikleri eşkıya peşindeydi.
Aynı yıl Seydişehir Kız Mektebi’ne yeni öğretmenler atanıyordu.
Genç Seydişehirli öğretmenler mesleğe başlıyor, köylerde yeni okul binaları yükseliyordu.
Yılın sonunda ise eski medreselerin arsaları satışa çıkarılıyordu.
Bütün bu gelişmeler, 1926’nın Seydişehir için sıradan bir takvim yılı olmadığını; Osmanlı’dan devralınan kurumlarla Cumhuriyet’in yeni kurumlarının aynı şehir coğrafyasında karşı karşıya geldiği ve yeni bir düzenin şekillenmeye başladığı bir geçiş dönemi olduğunu gösteriyor.
TARİHİN KAYIP SAYFALARI HÂLÂ ARANIYOR
1926 Seydişehir dosyası henüz tamamlanmış değil.
Araştırılması gereken önemli başlıklar bulunuyor:
- Babalık gazetesinde 1926 yılı boyunca Seydişehir hakkında başka hangi haberler yayımlandı?
- Vilayetin açıkladığı beş yeni mektep hangi köylerdeydi?
- Rüştü Ergen’in “Tarihte Seydişehir” tefrikası kaç bölümden oluşuyordu?
- Seydişehir’e elektriğin kesin olarak hangi tarihte verildi?
- 1926’da belediyenin bütçesi ne kadardı?
- Tayyare Cemiyeti ne kadar bağış topladı?
- Köy yollarında hangi çalışmalar yapıldı?
- Seydişehir pazarında hangi ürünler satılıyor ve fiyatları ne kadardı?
Bu soruların cevapları özellikle Babalık gazetesinin 1926 yılı nüshaları, Konya Maarif Arşivi, Konya Vilayeti Hususi İdaresi kayıtları ve Seydişehir’in erken Cumhuriyet dönemi belediye belgelerinde aranıyor.
KAYNAKLAR
Gazete kaynakları
- Babalık, 18 Aralık 1925, sayı 1976.
- Babalık, 6 Nisan 1926, sayı 2069, s. 3.
- Babalık, 16 Aralık 1926, yıl 16, sayı 2267, s. 2.
Akademik ve arşiv kaynakları
- Ercan Arslan, Seydişehir Kazasında İlköğretim Kurumları (1876–1940), Konya.
- Konya Maarif Arşivi, Seydişehir İlk Mektep Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Defter.
- Konya Maarif Arşivi, Seydişehir Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mektep Muallimlerinin Kaydına Mahsus Defter.
- Ercan Arslan, “Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Seydişehir Medreseleri (1926)”.
- Ercan Arslan, “Eşkıya Kazak Mehmet (1926)”.
Seydişehir Haber – Tarih Dosyası
Araştırmada 1926 yılına kesin olarak tarihlenemeyen olaylar özellikle ayrılmış; 1925 sonunda meydana geldiği belgelenen belediye faaliyetleri 1926 yılına aitmiş gibi gösterilmemiştir. Aynı şekilde, beş yeni mektebin henüz belirlenemeyen isimleri konusunda belge bulunmadan tahminde bulunulmaması esas alınmıştır.
