6 Eylül 2026, Pazar 💵 💶 🥇
Gunes Ozel Ogretim Kursu - Seydisehir egitimde 1 numara
SON DAKİKA
SEYDİŞEHİR

SEN BİR HARİKASIN KUĞULU PARK!

Bazen bir şehri anlatmak için uzun uzun cümleler kurmaya gerek yoktur. Sabahın erken saatlerinde bir parka gidip etrafınıza bakmanız yeterlidir.Bu hafta sonu sa…

06.09.2026 12:56 77 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
SEN BİR HARİKASIN KUĞULU PARK!


Bazen bir şehri anlatmak için uzun uzun cümleler kurmaya gerek yoktur. Sabahın erken saatlerinde bir parka gidip etrafınıza bakmanız yeterlidir.

Bu hafta sonu sabahı, uzun bir yürüyüş yerine kısa mesafeli bir yürüyüş yapmak istedim. Rotam belliydi:

Kuğulu Park…

Sabahın erken saatlerinde parka vardığımda karşılaştığım manzara beni bir anda düşündürdü.

Çeşitli noktalara kurulmuş çadırlar…

Parkın farklı yerlerinde sıralanmış karavanlar…

Yeni uyanan insanlar…

Henüz uykusundan tam olarak kurtulamamış çocuklar…

Kimi kahvaltı hazırlıyor, kimi çayını yudumluyor, kimi ise hâlâ karavanında ya da çadırında uyuyordu.

Bir başka dikkatimi çeken ise insanların yalnızca Seydişehir’den olmamasıydı.

Dışarıdan gelen misafirler vardı.

İşte o anda içimden şu cümle geçti:

“Sen bir harikasın Kuğulu Park!”

Çünkü sen insanlara nereden geldiklerini sormuyorsun.

Yakınmış, uzakmış demiyorsun.

Yazmış, kışmış demiyorsun.

Geceymiş, gündüzmüş demiyorsun.

İnsanları kendine çekiyorsun.


BİR PARKTAN DAHA FAZLASI

Kuğulu Park deyip geçmemek lazım.

Burası sadece insanların gelip birkaç saat oturduğu, yürüdüğü, piknik yaptığı sıradan bir park değil.

Kuğulu Park, Seydişehir'in sahip olduğu en önemli doğal değerlerden birisi.

Şehrin hemen yanı başında olması ise ayrı bir avantaj.

Bir tarafta Torosların heybeti…

Diğer tarafta yeşilin farklı tonları…

Suyun sesi…

Ağaçların huzuru…

Kuşların sesi…

Ve bütün bunların içerisinde insanın kendisini şehirden uzaklaşmış gibi hissetmesi…

İşte Kuğulu Park'ın sırrı biraz da burada.

Şehirden uzaklaşmadan şehirden uzaklaşma hissi yaşatıyor.

Belki de bu yüzden insanlar buraya geliyor.

Bir saatliğine…

Bir günlüğüne…

Bir hafta sonu için…

Hatta karavanını alıp günlerce kalmak için…


SABAHIN SESSİZLİĞİNDE KUĞULU PARK

Sabahın erken saatlerinde Kuğulu Park'ın ayrı bir güzelliği var.

Günün telaşı henüz başlamamış.

İnsanların çoğu uykuda.

Çevredeki sesler azalmış.

Doğa adeta kendi halinde…

Biraz yürüyorsunuz.

Sonra bir başka güzellikle karşılaşıyorsunuz.

Bir bankta oturup etrafı izliyorsunuz.

Bir tarafta karavan…

Bir tarafta çadır…

Bir başka tarafta yürüyüş yapan insanlar…

Kimi spor yapıyor.

Kimi fotoğraf çekiyor.

Kimi ailesiyle kahvaltı hazırlıyor.

Kimi sadece oturup doğayı seyrediyor.

Ve insan ister istemez düşünüyor:

Bu güzelliği neden daha fazla insanla buluşturmayalım?


KARAVANLAR BANA ÇOK ŞEY ANLATTI

O sabah gördüğüm karavanlar aslında bana Kuğulu Park'ın geleceği konusunda önemli bir mesaj verdi.

Bugün insanlar artık yalnızca otel tatili aramıyor.

Doğayla iç içe olmak istiyor.

Karavanıyla seyahat ediyor.

Çadırını kuruyor.

Sabah doğanın içerisinde uyanmak istiyor.

Temiz hava almak, yürümek, fotoğraf çekmek, ailesiyle vakit geçirmek istiyor.

Ve bütün bunlar için Kuğulu Park'ın doğal bir cazibesi zaten var.

Üstelik bunu oluşturmak için yeniden bir doğa yaratmamıza gerek yok.

Doğa zaten burada.

Bizim yapmamız gereken ise bu değeri doğru şekilde değerlendirmek.


BİR DE KARAVAN PARKI YAPILIRSA…

İşte burada Seydişehir adına önemli bir düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Kuğulu Park'ta modern, düzenli ve kontrollü bir karavan park alanı oluşturulsa ne olur?

Bence Kuğulu Park'ın ziyaretçi sayısı daha da artar.

Çünkü karavan turizmi bugün dünyada ve Türkiye'de giderek büyüyen bir alan.

İnsanlar doğayla iç içe, güvenli, temiz ve düzenli alanlar arıyor.

Elektrik…

Su…

Atık boşaltma noktaları…

Temizlik…

Güvenlik…

Duş ve lavabo gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği bir alan…

Bunların tamamı planlı bir şekilde yapılabilir.

Üstelik bu yalnızca karavan sahiplerine hizmet eden bir yatırım olarak görülmemeli.

Seydişehir'in turizm ekonomisine yapılmış bir yatırım olarak düşünülmeli.

Karavanıyla gelen insan burada alışveriş yapacak.

Markete gidecek.

Restorana gidecek.

Kahvaltı yapacak.

Şehri gezecek.

Esnaftan alışveriş yapacak.

Belki Tınaztepe'ye gidecek.

Belki Suğla'yı görecek.

Belki Seyyid Harun Veli'nin izlerini takip edecek.

Belki Küpe Dağı'na çıkacak.

Ve en önemlisi…

Seydişehir'i başkasına anlatacak.


KUĞULU PARK, SEYDİŞEHİR'İN TURİZM KAPISI OLABİLİR

Aslında Kuğulu Park yalnızca kendi başına değerlendirilmemeli.

Burası Seydişehir'in doğal ve kültürel zenginliklerine açılan bir kapı olarak görülmeli.

Bir turist Kuğulu Park'a geldiğinde ona sadece parkı göstermemeliyiz.

Seydişehir'i göstermeliyiz.

Kuğulu Park'tan Tınaztepe'ye…

Tınaztepe'den Suğla'ya…

Suğla'dan Seyyid Harun Veli'ye…

Oradan tarihi ve doğal güzelliklerimize…

Torosların yaylalarına…

Doğa yürüyüşlerine…

Yöresel ürünlerimize…

Seydişehir mutfağına…

Bütün bunları birbirine bağlayan bir turizm rotası oluşturabiliriz.

Böylece Kuğulu Park'a gelen insan sadece birkaç saatlik ziyaretçi olmaktan çıkar.

Seydişehir'in misafiri olur.


BİZ BAZEN SAHİP OLDUĞUMUZ GÜZELLİKLERİ GÖREMİYORUZ

Belki de en büyük problemimiz bu.

Her gün gördüğümüz güzelliklerin kıymetini zaman zaman unutuyoruz.

Kuğulu Park'a alışıyoruz.

Yanından geçiyoruz.

“Nasıl olsa burada” diyoruz.

Oysa başka şehirlerde yaşayan insanlar bizim sıradan gördüğümüz bu güzelliklere sahip olabilmek için kilometrelerce yol gidiyor.

Hafta sonu araçlarına binip doğaya çıkıyorlar.

Karavanlarını hazırlıyorlar.

Çadırlarını alıyorlar.

Ve kilometrelerce yol kat ediyorlar.

Bizim ise şehrimizin hemen yanında böyle bir güzellik var.

İşte bu yüzden Kuğulu Park'a sadece bir park gözüyle bakmamalıyız.

Burası Seydişehir'in marka değerlerinden biridir.


KUĞULU PARK DÖRT MEVSİM GÜZEL

Kuğulu Park'ın bir başka özelliği ise mevsim ayırt etmemesi.

İlkbaharda başka güzel…

Yazın başka güzel…

Sonbaharda başka güzel…

Kışın ise bambaşka…

Kar yağdığında Kuğulu Park'ın görüntüsünü düşünün.

Ağaçların beyaza bürünmesi…

Suyun kenarında oluşan manzara…

Sessizlik…

Temiz hava…

Ve bütün bunların içerisinde yürüyen insanlar…

İşte bu yüzden Kuğulu Park'ın sloganı aslında hazır:

Dört mevsim Kuğulu Park.


“SEN BİR HARİKASIN KUĞULU PARK”

O sabah parkta gördüğüm manzara bana bir kez daha gösterdi ki;

Kuğulu Park zaten insanları kendisine çekiyor.

Biz sadece bu çekim gücünü daha iyi değerlendirmeliyiz.

Karavan parkı…

Yürüyüş rotaları…

Bisiklet yolları…

Doğa sporları…

Fotoğraf noktaları…

Çocuklar için doğal oyun alanları…

Düzenli piknik alanları…

Yöresel ürünlerin tanıtılabileceği küçük satış noktaları…

Doğaya zarar vermeden yapılacak düzenlemeler…

Bunların her biri Kuğulu Park'ın değerini daha da artırabilir.

Ama burada çok önemli bir noktayı da unutmamalıyız:

Kuğulu Park'ı geliştirirken onun doğallığını kaybetmemeliyiz.

Çünkü insanları buraya çeken şey beton değil.

Doğa.

Su.

Ağaç.

Sessizlik.

Temiz hava.

Huzur…

Yani Kuğulu Park'ın ruhu.


SEYDİŞEHİR'İN GELECEĞİ DOĞAYLA İÇ İÇE OLABİLİR

Seydişehir'in geleceğinde sanayi ne kadar önemliyse, tarım ne kadar önemliyse, turizm de o kadar önemli.

Özellikle doğa turizmi açısından elimizde çok önemli değerler var.

Bunların başında da Kuğulu Park geliyor.

Yeter ki değerlerimizin farkına varalım.

Yeter ki gelen insanı sadece “ziyaretçi” olarak değil, şehrimizin misafiri olarak görelim.

Yeter ki Kuğulu Park'ın çevresindeki doğal ve kültürel değerleri bir bütün olarak değerlendirelim.

O zaman Seydişehir sadece insanların içinden geçip gittiği bir şehir değil;

insanların özellikle gelmek istediği bir şehir haline gelebilir.


SON SÖZ

O sabah kısa bir yürüyüş yapmak için Kuğulu Park'a gittim.

Ama kısa bir yürüyüşten çok daha fazlasıyla döndüm.

Karavanları gördüm.

Çadırları gördüm.

Uzaklardan gelmiş insanları gördüm.

Yeni uyananları gördüm.

Hâlâ uyuyanları gördüm.

Çocukları, aileleri, doğaseverleri gördüm.

Ve bütün bunlara bakarken bir kez daha anladım:

Kuğulu Park yalnızca Seydişehir'in değil, bölgenin önemli doğal buluşma noktalarından biri olabilecek potansiyele sahip.

Belki de bundan sonra yapmamız gereken, Kuğulu Park'ın bize verdiği bu mesajı doğru okumaktır.

Çünkü Kuğulu Park zaten konuşuyor.

Biz yeter ki onu dinleyelim.

Ve ben o sabah içimden bir kez daha şöyle dedim:

Sen bir harikasın Kuğulu Park!

İnsanları uzak-yakın demeden kendine çekiyorsun.

Yaz-kış demeden kucaklıyorsun.

Gece-gündüz demeden misafirlerini ağırlıyorsun.

Ve eminim ki sana güzel, düzenli ve doğana uygun bir karavan parkı kazandırılırsa, çok daha fazla insanı Seydişehir'e getireceksin.

Belki bir gün Kuğulu Park'a gelen bir karavan sahibi, ülkesine döndüğünde arkadaşına şöyle diyecek:

“Torosların eteğinde bir yer var… Seydişehir diye bir şehir… Mutlaka gitmelisin.”

İşte o zaman Kuğulu Park sadece insanların uğradığı bir yer değil,

Seydişehir'in dünyaya açılan doğal kapılarından biri olmuş demektir.

Fahri Kubilay

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.