17 Ağustos 2026, Pazartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
Hacı Halim Kartal
17.08.2026 10:11 · 22 okunma

MEMLEKET ŞİİRLERİ… ‘BU HASRET BİZİM’

İçeriden ve dışarıdan uğradığımız her saldırıda ulaşabildiğim her yerden sesimi duyurabileceğim herkese“Her köşesi cennetim!” diyen memleket şiirleri okumak, Bedri Rahmi’nin ‘Memleket ahvalini onlardan sor’up öğrenmemizi istediği türküler söylemek geliyor içimden. Canımızı acıtan her haber, Atatürk’ün işaret ettiği ‘dâhili ve harici bedhahlarımız’ın her an boğazımızı biraz daha sıkmakta olduklarını gösteriyor. Avrupa Parlamento’sundan yükselen homurtular, okyanus ötesinden gelen, ara nağmeleri biraz ayar biraz azar olankakofoni, içerden bu seslere neşe içinde tempo tutanlar,yaklaşan tehlikenin sandığımızdan da büyük olduğunu gösteriyor. “Bu ahval ve şerait içinde” milletimize ve memleketimize aidiyet hissimizi en derinden duymak ve bunu bir sevda gibi fert fert bütün hücrelerimizdeher an canlı tutmak için memleket şiirlerinin bir imkân olduğunu düşünüyorum. Zira bu memleket bizim ve Allah memlekete ve millete zeval vermesin, bir felakete uğrarsak gidebileceğimiz başka bir yurt da yuva da yok. Nazım Hikmet, büyük bir ustalıkla haritasını çizdiği bu memleketi ve ona‘memleketim’ diye sahiplenenlerin nasıl bir ruhla yaşamaları gerektiğini bakın nasıl anlatır: “Bu Memleket Bizim Dörtnala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim! Bilekler kan içinde Dişler kenetli Ayaklar çıplak Ve ipek bir halıya benzeyen toprak Bu cehennem, bu cennet bizim Kapansın el kapıları Bir daha açılmasın Yok edin insanın insana kulluğunu Bu davet bizim Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine Bu hasret bizim” Bu memleket ki yüz yıllardır uğruna nice canlar verilmiştir, verilmektedir. Bu memleket ki her karışında coğrafyayı vatanlaştıran atalarımızın silinmez kazınmaz hatıraları vardır. Bu memleket ki uçan kuştan, esen yelden kıskandığımız ana olmuş, yar olmuş, can olmuştur aziz milletimize. Dağında ovasında içli türküleri yankılanmaktadır yüz yıllardır ki her nağmesi bir tarih… Şair Yavuz Bülent Bakiler için Türkiye, sadece anayurt değil; Türk milletinin sebebidir, çaresidir. İşte o şiir: “Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye. Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye! O tezek topladığım kırlar, yaylalar... Başına oturduğum, yemek yediğim o tandır. Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem... Taşına toprağına vurgunluğum bundandır... Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye. Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle, Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye! Bir Peygamber sofrasıydı soframız: Biraz tandır ekmeği, biraz çökelek... Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana Mecnunlar gibi üstelik. Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı Dizlerini döve döve ağlardı anam. Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan! Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm! İç içe güzellik, uç uca kahır Yüreğimi bin parçaya bölseler Her parçası yine seni çağrışır.” Milli güvenliğimiz ve bekamız gibi sözleri çokça duyar olduk son zamanlarda. Üzerinde yaşadığımız vatanımız dediğimiz bu topraklarda bu kavramlar önemini hep korumuştur. İsterim ki ki bu kavramların içi daha iyi doldurulsun. Anadolu’muzun sesi ve nefesi olmuş memleket şiirleri ve türkülerimizde bunun imkânlarının fazlasıyla var olduğunu görenlerdenim. Selamların en güzeliyle… H. Halim Kartal