Dolar 49,2160 yükseldi Euro 55,2105 yükseldi Gram Altın 6.654,40 yükseldi
Foto Video Künye 13° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
Hamza Resuloğlu
11.10.2026 18:50

CÜBBENİ ÇIKAR!


İnsanları temsil ettiğin değerlerle aldatma

Modern dünya, baş döndürücü bir değişimin içinde. Sağcısı, solcusu; dindarı, seküleri çürümüşlüğün mengenesinde kıskıvrak yakalanmış durumda. İnsanların bir kısmı, bu hızlı dönüşümün içinde, imkân ve nimetlerin emanet olduğu bilincini ıskalayarak ahlaki sınırlarını kaybedebiliyor. Her türlü yolsuzluğu, arsızlığı, teşhiri, rezilce savrulmayı hayatına yakıştırabiliyor. Garip ve yetimin malına el uzatmayı, haksızlık ve zulmü, mahremiyeti teşhir etmeyi, şahsiyetini birkaç beğeni ve tıklanma uğruna tüketmeyi sıradanlaştırabiliyor.

Ne yazık ki bu çürüme yalnızca dine mesafeli çevrelerde görülmüyor. Dindar kimliği taşıyanlar arasında da kamu malına göz diken, haksızlığı kanıksayan, ahlaki ilkeleri çıkarlarına kurban eden insanlar çıkabiliyor.Fakat benim asıl sözüm, bize benzer görünenlere, bizim değerlerimizi temsil ettiğini iddia edenlere. Zira zaten ahiret bilinci olmayıp dünya hayatından başka bir beklentisi olmayanlara, kendisini hiçbir inanç ve kurallar bütününe ait hissetmeyen kişilere tavsiye edeceğimiz bir şey yoktur.

Bize benzeyip bizim sembollerimizi kötü emellerine basamak yapanlara diyoruz ki eğer siz de yalnızca rahatına, keyfine ve çıkarına düşkün insanların hayatına özeniyorsanız; ahlaki sorumluluklarınızı bir kenara bırakıp her türlü rezilliği kendinize yakıştırıyorsanız, hiç değilse insanları dinî kimliğinizle aldatmayın! İnandığınız değerlerin sembollerini kendi şahsi çıkarlarınıza kalkan yapmayın. Bakınız Peygamber hanımları son derece meşru olan dünya hayatına ait bazı eşyaları ve kap kacağı helalinden istedikleri halde Kur’an onları şu şekilde uyardı. Ey peygamber! Eşlerine şöyle de: “Dünya hayatını ve güzelliklerini istiyorsanız gelin size bir şeyler vereyim sonra da güzellikle sizi serbest bırakayım.(Ahzap 28)

Annelerimiz çok masum isteklerde bulunmasına rağmen dünyevi arzularının önüne ilahi set çekilmişti. Çünkü onlar güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimizin zevceleriydi. Beyaz leke kabul etmezdi. Ancak bugün zaruri ihtiyaçların yerini lüks ve konforlu yaşam alınca insanlar lüksü ihtiyaç kılıfında ambalajlayarak türlü abur cubura sahip olma iç güdüsü ile her şeyi helal görebilmektedir. Alev Alatlı merhumun dediği gibi her yasal olan helal değildir. Hatta her helal bile herkes için ahlaki olmayabilir. Helalin Peygamber eşlerine yakıştırılmadığı gibi.

Hz. Süleyman’ın yaşadığı dönemderivayet edilen meşhur bir kıssa vardır. Cübbeli bir dervişin attığı taşla bir kuşun kanadı kırılır. Kuş, hakkını aramak için Hz. Süleyman’a şikâyette bulunur. Derviş huzura getirilir ve hakkında kısas hükmü verilir.

Bunun üzerine kuş söz alır ve şöyle der:

“Ben hakkımdan vazgeçiyorum. Bu adamın kolunu kırmayın. Ancak üzerindeki cübbeyi çıkarın!”

Sebebi sorulduğunda kuş şu cevabı verir:

“Ben onun cübbesine bakarak kendisinden zarar gelmeyeceğini zannettim. Ona güvendim, yanına yaklaştım. O ise bana taş atarak kolumun kırılmasına sebep oldu. Benim canımı yakan yalnızca attığı taş değil; o cübbenin bende oluşturduğu güvendi. Başkalarını da benim gibi aldatmasın diye cübbesini çıkarın!”

Aslında bu kıssa, toplumumuza şu hakikati haykırıyor:

Bir insanın taşıdığı dinî, hukuki, kanuni olarak statü belirten semboller, onun ahlakının garantisi değildir. Fakat o sembollerle başkalarında güven oluşturuyorsa, bu güvenin sorumluluğunu da taşımak zorundadır.

Ey resmi, sivil veya dini fark etmeksizin cübbenin, sarığın, başörtünün, sakalın, makam ve mevkinin sahipleri olanlar siz diğer insanlar gibi değilsiniz. Başka dünya görüşlerinin hayat tarzı ve felsefesi haline gelen hırsızlık, arsızlık, iffetsizlik günümüzün moda akımı haline gelse bile bu sizlere ve temsil ettiğiniz değerlere yakışmıyor. Eğer kof ideolojilerin ve aşüfte düşüklerin hayat tarzına özeniyorsanız o halde inanç ve ahlaki sembollerinizden sıyrılın ve bu sembolleri kendi kötü emellerinizle kirletmeyin. Bu bağlamda mesele cübbeyi, örtüyü, kisveyi giymek değil; onun temsil ettiği ahlaka sahip çıkmaktır. Mesele dindar görünmek değil, olmaktır. Emanette, sadakatte, doğrulukta, adalette ve mahremiyette dindar ve ahlaklı kalabilmektir.Zira dinimiz bize imandan sonra ameli, amelden sonra ahlakı ve samimiyeti öğütlemektedir. Dinsiz amel olmaz, amelsiz din bereketsizdir, ahlaktan yoksun amel meyvesizdir. Rabbim cümlemize iman, amel, ahlak ve samimiyet bahşeylesin. Ayaklarımızı üç kuruş dünya menfaati için kayanlardan eylemesin.