Dolar 49,1616 yükseldi Euro 55,0757 yükseldi Gram Altın 6.554,63 yükseldi
Foto Video Künye 17° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1

SEYDİŞEHİR’İN 600 YILLIK YÖNETİM HAFIZASI ORTAYA ÇIKIYOR

Mahmud Bey’den Rüstem Bey’e, kadılardan âyanlara, kaza müdürlerinden Kaymakam Ragıp Bey’e…

05.10.2026 14:28 0 yorum
SEYDİŞEHİR’İN 600 YILLIK YÖNETİM HAFIZASI ORTAYA ÇIKIYOR

Seydişehir’in tarihine ilişkin kronikler, kitabeler, Osmanlı tahrirleri, Mühimme ve Ahkâm defterleri, vakıf kayıtları, Temettuat defterleri, vilâyet salnâmeleri ve eski gazeteler birlikte okunduğunda, şehrin yaklaşık altı asırlık yönetim tarihinin parçaları birer birer yerine oturuyor.


Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bugüne kadar çoğunlukla ayrı ayrı ele alınan Mahmud Bey, Turgutoğlu Rüstem Bey, Seydişehir kadıları, Bıyıklı Ahmed, Derviş Ali Ağa, Tanzimat devrinin kaza müdürleri ve son Osmanlı kaymakamlarının aynı idarî değişim zincirinin halkaları olduğunun görülmesi.


Ancak önemli bir ayrıntı var: Seydişehir’i yöneten kişilerin unvanları çağdan çağa değişti. XIV. yüzyıldaki bir “hâkim” ile XVIII. yüzyıldaki “âyan”, XIX. yüzyıldaki “kaza müdürü” ve XX. yüzyıl başındaki “kaymakam” aynı makam değildi. Bu nedenle Seydişehir tarihini doğru okuyabilmek için kişiler kadar yönetim sisteminin nasıl değiştiğini de izlemek gerekiyor.


⸻


SEYDİŞEHİR’İN KURULUŞUNDA EŞREFOĞULLARI


Bugünkü Seydişehir kent merkezinin XIV. yüzyıl başlarında Seyyid Hârûn Külliyesi çevresinde geliştiği kabul ediliyor. Seyyid Hârûn menâkıbnâmesinde Eşrefoğlu Mübârizüddin Mehmed Bey’in Seyyid Hârûn’la görüştüğü ve cami, zâviye, medrese ve imaret gibi yapıların oluşumunu desteklediği anlatılıyor.


TDV İslâm Ansiklopedisi de Seydişehir’in bu çekirdek çevresinde kasaba haline geldiğini, ardından Hamîdoğulları hâkimiyetine girdiğini belirtiyor. Dolayısıyla Mübârizüddin Mehmed Bey’i bugünkü anlamda “Seydişehir kaymakamı” gibi değerlendirmek mümkün değil; o, şehrin kuruluş çağındaki üst siyasî otoriteydi.


1326’da İlhanlı Anadolu Valisi Demirtaş’ın Eşrefoğlu II. Süleyman’ı öldürtmesiyle Eşrefoğlu hâkimiyeti çöktü. Beyşehir, Seydişehir, Akşehir ve çevresi Hamîdoğullarının eline geçti.


⸻


1381–1386: SEYDİŞEHİR OSMANLI-KARAMAN MÜCADELESİNİN MERKEZİNDE


Hamîdoğlu Kemâleddin Hüseyin Bey’in, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Yalvaç ve Karaağaç’ı 783/1381-82’de 80.000 altın karşılığında I. Murad’a bırakması, Seydişehir tarihinin büyük siyasî dönüm noktalarından biriydi.


Ancak bu satış bölgeyi kalıcı biçimde Osmanlılaştırmadı. Tam tersine Seydişehir, Beyşehir ve Akşehir hattı Osmanlılarla Karamanoğulları arasında uzun süre mücadele konusu oldu. Bu anlaşmazlık 1386’daki büyük Osmanlı-Karaman savaşına kadar uzandı.


Ve tam bu noktada Seydişehir tarihinin şimdiye kadar tespit edilebilen en önemli yönetici isimlerinden biri karşımıza çıkıyor:


SEYDİŞEHİR’İN ADI BİLİNEN EN ESKİ HÂKİMLERİNDEN BİRİ: MAHMUD BEY


Feridun Bey’in Münşeâtü’s-Selâtîn adlı eserinde korunan Osmanlı-Karaman yazışmalarını inceleyen Prof. Dr. Feridun Emecen, yaklaşık 1386 olaylarını anlatırken açık biçimde:


“Seydişehir hâkimi Mahmud Bey”


ifadesini kullanıyor.


Mahmud Bey, Karamanoğullarının Osmanlıların eline geçen bölgelere yönelik faaliyetlerini I. Murad’a bildiriyor. Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey’in Osmanlılara gönderdiği yazışmada da Mahmud Bey’in Seydişehir tarafındaki Osmanlı yanlısı yerel hâkim olarak karşımıza çıktığı görülüyor.


Bu nedenle mevcut belgeler ışığında c. 1386 Mahmud Bey, adıyla tespit edilebilen en eski doğrudan Seydişehir siyasî yöneticilerinden biri olarak öne çıkıyor.


Burada bilimsel bir ihtiyat payı da korunmalı: Feridun Bey’in XVI. yüzyılda derlediği Münşeât içerisindeki erken Osmanlı belgelerinin diplomatik sıhhati ayrıca değerlendirilmelidir. Dolayısıyla Mahmud Bey kaydı son derece güçlü olmakla birlikte özgün XIV. yüzyıl belgesi bulunmuş gibi sunulmamalıdır.


⸻


SEYDİŞEHİR’DE TURGUTOĞLU DÖNEMİ: RÜSTEM BEY


Mahmud Bey’den sonraki en önemli isim Turgutoğlu Rüstem Beydir.


TDV İslâm Ansiklopedisi, Seydişehir’in Karamanlıların eline geçmesinden sonra bir süre açık biçimde “Turgutoğlu Rüstem Bey’in kontrolüne” girdiğini bildiriyor.


Rüstem Bey’i diğer birçok tarihî şahıstan ayıran unsur ise yalnız kroniklerde değil, Seydişehir’deki mezar kitabesinde de karşımıza çıkmasıdır.


Kitabe ve epigrafik çalışmalar Rüstem’i:


“el-emîrü’l-kebîr Rüstem Bey bin Halil Bey”


olarak gösteriyor.


Rüstem Bey Safer 843’te, yani 1439 yazında hayatını kaybetti.


Aileye ait diğer mezar ve vakıf kayıtları da dikkat çekicidir. Rüstem’in kızı Dürrühand Hatun 832/1428, oğlu Ali Bey 843/1439 tarihinde ölmüştür. Diğer oğlu Halil Bey adına ise Cemâziyelâhir 834/Mart 1431 tarihli kitap vakfı kaydı bulunmaktadır.


Bütün bunlar, Seydişehir’de kısa süreli bir askerî konaklamadan ziyade yerleşmiş bir Turgutoğlu emir ailesinin bulunduğunu gösteriyor.


Ancak burada da önemli bir ayrım gerekiyor: Rüstem Bey’in oğulları Ali veya Halil’in babalarından sonra Seydişehir’i yönettiklerini gösteren doğrudan bir belge henüz ortaya konmuş değil.


⸻


RÜSTEM BEY’DEN OSMANLI KAZASINA


Fatih Sultan Mehmed’in Karaman Beyliği’ni ortadan kaldırmasının ardından Seydişehir kesin biçimde Osmanlı idarî sistemine girdi.


1476 tarihli tahrirde Seydişehir, Karaman ülkesinin kazalarından biri olarak görülüyor. 1481 tarihli kayıtta ise Beyşehir livasına bağlı bir kaza olarak karşımıza çıkıyor.


İşte bu değişim Seydişehir yönetim tarihinde temel bir kırılmaydı.


Artık şehirde bağımsız veya yarı bağımsız “emir” aramak yerine;


kadı, nâib, subaşı, zeamet ve timar sahipleri ile Beyşehir sancak idaresini birlikte izlemek gerekiyor.


1583 tarihli ünlü Beyşehir Sancağı İcmal Defteri bu idarî yapılanmayı ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. M. Akif Erdoğru tarafından yayımlanan defter, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi’nde 298 numarada kayıtlıdır ve Mayıs 1583/Cemâziyelevvel 991’de hazırlanmıştır.


Bu defter yalnız nüfusu değil; Osmanlı dirlik sistemi içinde has, zeamet ve timarların kimlerin elinde bulunduğunu da göstermesi bakımından Seydişehir yönetim tarihi için temel kaynaklardan biridir.


⸻


1572: SEYDİŞEHİR KADISI MUHYİDDİN EFENDİ


XVI. yüzyılda adı en sağlam biçimde ortaya çıkan Seydişehir yöneticilerinden biri Kadı Muhyiddin Efendidir.


1572’de Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından iskân edilmesi amacıyla Anadolu’dan ailelerin adaya gönderilmesi sırasında, iskân organizasyonunda Seydişehir Kadısı Muhyiddin Efendi müfettiş olarak görevlendirildi.


22 Eylül 1572 tarihli ilk iskân defteri Kâmil Kepeci-Mevkufat nr. 2551 olarak kayıtlıdır. Kaynaklar, Muhyiddin Efendi’nin gözetimindeki çalışmada Seydişehir’in yanı sıra Beyşehir, Aksaray, Niğde, Bor, Ilgın, Akşehir ve başka kazalardan ailelerin kayda geçirildiğini gösteriyor.


Bu kayıt, Muhyiddin Efendi’yi yalnız Seydişehir mahkemesinde çalışan bir kadı olmaktan çıkarıp merkez tarafından önemli bir nüfus ve iskân operasyonunda görevlendirilen devlet memuru haline getiriyor.


⸻


XVII. YÜZYIL HÂLÂ EN KARANLIK DÖNEMLERDEN


1580’lerden XVIII. yüzyıl başlarına kadar Seydişehir’deki kadı ve nâib zinciri henüz tam kurulabilmiş değil.


Mühimme defterlerinde Seydişehir’e ilişkin çok sayıda asayiş, vergi ve idarî mesele bulunmasına rağmen bunların içerisinden görev yapan bütün kadı ve nâibleri yıl yıl ayırmak yeni bir defter çalışması gerektiriyor.


Aynı dönemde Deli İlâhî, Dereli Halil ve başka yerel silahlı aktörlerin Seydişehir-Beyşehir çevresinde görülmesi de ayrıca dikkat çekiyor. Fakat bu şahısları “Seydişehir yöneticisi” olarak yazmak doğru değil. Bunlar zaman zaman bölgesel güç oluşturan askerî veya eşkıya aktörleridir.


⸻


XVIII. YÜZYILDA YENİ GÜÇ: ÂYANLAR


XVIII. yüzyıla gelindiğinde Seydişehir’in yönetim yapısı değişmeye başladı. Kadı ve nâibler görevlerini sürdürürken, taşrada ekonomik ve askerî güç kazanan âyan aileleri giderek daha etkili hale geldi.


Seydişehir’deki en çarpıcı örneklerden biri Bıyıklı Ahmeddir.


1756 tarihli bir Karaman Ahkâm kaydında Bıyıklı Ahmed hakkında şikâyette bulunulurken onun 24 yıldır âyan olduğu belirtiliyor.


Bu bilgi doğru biçimde geriye hesaplandığında Bıyıklı Ahmed’in Seydişehir’deki nüfuzunun yaklaşık 1732’ye kadar uzandığını gösteriyor. Belgelerde onun vergi toplama, yerel yönetim ve kadılarla ilişkiler konusunda son derece etkin olduğu görülüyor.


Bu nedenle XVIII. yüzyıl Seydişehir’ini yalnız “kadıların yönettiği bir Osmanlı kazası” şeklinde düşünmek yetersiz kalıyor.


Merkezî devletin temsilcileri vardı; fakat bunların yanında güçlü yerel aileler de yönetimde ciddi ağırlık taşıyordu.


Bıyıklı Ahmed’in ardından oğlu Numan da yerel güç odağı olarak kayıtlarda görünür. Ailenin başka bir mensubu Mehmed’in Beyşehir mütesellimliğine kadar yükselmesi, bu yerel ailenin nüfuzunun yalnız Seydişehir’le sınırlı kalmadığını düşündürüyor.


⸻


XIX. YÜZYIL: DERVİŞ ALİ AĞA DÖNEMİ


XIX. yüzyıl başında Seydişehir’in öne çıkan ailelerinden biri Akçalarlızâdeler oldu.


Akçalar köyünden Hüseyin Ağa, ardından oğlu Derviş Ali Ağa, Seydişehir âyanları arasında zikrediliyor. Yerel tarih ve Osmanlı arşiv kayıtlarını birlikte değerlendiren çalışmalar, Hüseyin Ağa’nın 1816’da öldürülmesinden sonra Derviş Ali Ağa’nın Seydişehir âyanı olduğunu bildiriyor.


Derviş Ali Ağa’nın Seydişehir’deki en görünür izi bugün de ayakta bulunan Ağa Çeşmesidir. Çeşme kitabesinde hayrat sahibinin adı açık şekilde Derviş Ali Ağa olarak geçmektedir.


Bu dönem Seydişehir’de âyan, kadı, nâib, Beyşehir mütesellimi ve merkezden gönderilen görevlilerin aynı anda rol oynadığı oldukça karmaşık bir idarî yapı vardı.


⸻


TANZİMAT’LA BİRLİKTE YENİ MAKAM: KAZA MÜDÜRÜ


1839 Tanzimat Fermanı sonrasında taşra yönetimi yeniden düzenlenirken âyanlığın yerini giderek daha resmî bir görev olan kaza müdürlüğü aldı.


Seydişehir’de bu döneme ilişkin önemli belgelerden biri sabık kaza müdürü Hasan Bey hakkındadır.


Nefy ve Kısas kayıtlarında kendisi açık biçimde:


“Seydişehri kazası müdîri sâbık Hasan”


şeklinde geçmektedir.


Hasan Bey’in devlet alacaklarıyla ilgili zimmeti sebebiyle sürgüne gönderildiği, borcunun ödenmesine kefalet verilmesinden sonra affının gündeme geldiği anlaşılıyor. Kayıt NFY.KSS.d 3, 71/1 olarak gösterilmektedir.


Bu küçük ifade bile son derece değerlidir; çünkü Seydişehir’de Tanzimat’ın ilk yıllarında artık âyan değil, resmî kaza müdürü unvanının kullanıldığını açık şekilde gösteriyor.


⸻


1845’TEN 1851’E: MÜDÜR HÜSEYİN AĞA


1845 tarihli Seydişehir Temettuat Defterleri üzerinde yapılan akademik incelemede Cami-i Kebir Mahallesi’nde:


“kaza müdürü Derviş oğlu Hüseyin Ağa”


kaydı bulunuyor.


Hüseyin Ağa’nın adı birkaç yıl sonra yeniden karşımıza çıkıyor.


1851 tarihli Takvîm-i Vekāyi kaydına dayanan idarî tarih araştırmasına göre Seydişehir Müdürü Hüseyin Ağa gerçek mal varlığını gizlemek ve bunu araştıran görevlilere hakaret etmekle suçlandı. Mesele Meclis-i Vâlâ’da görüşüldü; Hüseyin Ağa suçlu bulunarak müdürlükten azledildi ve sürgün edildi.


Böylece Seydişehir’in Tanzimat dönemi için en azından şu sıra ortaya çıkıyor:


Hasan Bey → Derviş oğlu Hüseyin Ağa → daha sonraki kaza müdürleri → kaymakamlık sistemi.


⸻


KAYMAKAMLIK DÖNEMİ


XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı taşra teşkilâtının yeniden düzenlenmesiyle Seydişehir’de kaymakamlık dönemi başladı.


Konya Vilâyet Salnâmeleri bu tarihten sonraki yöneticileri yıl yıl takip edebilmek için en önemli kaynaklardan biri.


Ancak araştırmada ilginç bir problem de ortaya çıktı: Salnâmeleri kullanan modern çalışmalarda bazı isimler farklı okunuyor. Örneğin 1868 civarı için bir çalışmada Mehmed Recai, diğerinde Muhammed Resmi şeklinde okunan isimler bulunuyor.


Bu nedenle 1868–1900 arasındaki kaymakamlar için yalnız modern listelerin tekrar edilmesi yerine özgün Osmanlıca salnâme sayfalarının tek tek okunması gerekiyor.


Bu yaklaşım, yanlış okunan bir ismin onlarca yıl boyunca birbirini tekrar eden yayınlara geçmesini engelleyecek.


⸻


1906’DA KAYMAKAM HACI OSMAN EFENDİ


4 Eylül 1906 tarihli Konya gazetesi, dönemin Seydişehir idarî kadrosunu adeta bir fotoğraf gibi önümüze koyuyor.


Mekke’deki Ayn-ı Zübeyde su yolunun tamiri için yapılan yardım kampanyasına katılanlar arasında:


Kaymakam Hacı Osman Efendi, Nâib Mehmed Fazlı Efendi, Müftü İbrahim Efendi, Mal Müdürü Mehmed Tevfik Efendi, Belediye Reisi Mazhar Efendi ve idare meclisi üyeleri bulunuyor.


Bu gazete kaydı yalnız bir kaymakamın adını vermiyor; XX. yüzyıl başındaki Seydişehir yönetim teşkilâtını topluca gösteriyor.


⸻


1909: AHMET ŞERİF’İN GÖRDÜĞÜ KAYMAKAM MEHMED SADİ BEY


16 Eylül 1909’da Seydişehir’e gelen Tanin gazetesi yazarı Ahmet Şerif, Kaymakam Mehmed Sadi Bey’le bizzat görüştü.


Ahmet Şerif’in gözlemleri, dönemin kaymakamlığının şartlarını son derece canlı biçimde yansıtıyor. Kaymakamlık binası kiralık ve eski bir yapıydı; vatandaşlar arazi, vergi ve mültezimlerle ilgili şikâyetlerini doğrudan kaymakama getiriyordu.


Kaymakam Mehmed Sadi Bey ise yol ve köprü gibi en basit mahallî problemlerde dahi merkezden ödenek ve yetki almakta karşılaştığı güçlükleri anlatıyordu.


Böylece 1909’da Seydişehir yöneticisini yalnız resmî listeden değil, onu makamında gören çağdaş bir gazetecinin anlatımından da tanıyoruz.


⸻


1911: KOLERAYA YAKALANAN KAYMAKAM FİKRİ BEY


1911 yazında kolera Anadolu’nun birçok noktasını etkiledi.


Seydişehir Kaymakamı Fikri Bey de salgına yakalandı ve Akşehir Tahaffuzhanesi’nde karantinaya alındı. Dönemin sağlık yazışmaları Seydişehir, Taraşçı ve çevre köylerinde yoğun tedbirlerin alındığını gösteriyor.


Bu kayıt, kaymakamların yalnız idarî ve güvenlik meselelerinde değil, salgınlarla mücadelede de doğrudan sorumluluk taşıdığını gösteren çarpıcı örneklerden biri.


⸻


1917: ÇEKİRGE İSTİLASI VE MİTHAT İZZET BEY


I. Dünya Savaşı yıllarında Seydişehir bu kez çok büyük bir çekirge istilasıyla mücadele etti.


Konya Valiliğinin 4 Haziran 1917 tarihli yazısında Seydişehir Kaymakamı Mithat İzzet Bey, çekirgeyle mücadelede olağanüstü gayret gösteren görevliler arasında sayıldı.


Kaynaklara göre Seydişehir ve çevresinde geniş tarım alanları temizlendi; Kaymakam Mithat İzzet Bey’in çalışmaları merkez tarafından ödüllendirildi ve kendisine Eylül 1917’de Mecidiye nişanı verildi.


⸻


1919: REFET BEY GİTTİ, TAYYAR BEY GELDİ


Seydişehir kaymakamlık tarihinin en kesin atama kayıtlarından biri 3 Nisan 1919 tarihli Takvîm-i Vekāyide bulunuyor.


Belgeye göre:


Seydişehir Kaymakamı Refet Bey Çarşamba Kaymakamlığına nakledilmiş, yerine Çömlek Nahiyesi Müdürü Tayyar Bey Seydişehir Kaymakamlığına atanmıştır.


Bu nedenle 1919’daki Refet Bey → Tayyar Bey değişimi doğrudan resmî gazete kaydıyla sabittir.


⸻


1920: KAYMAKAM RAGIP BEY VE SEYDİŞEHİR’İN EN ACI YÖNETİM GÜNLERİ


Seydişehir yönetim tarihinin en dramatik isimlerinden biri Kaymakam Ragıp Beydir.


1920 sonbaharında Delibaş Mehmet İsyanı Konya’dan çevre kazalara yayıldığında Seydişehir de büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı.


Yerel tarih araştırmaları, Kaymakam Ragıp Bey’in Millî Mücadele yanlısı olduğunu, Seydişehir’deki Kuvâ-yi Milliye teşkilâtıyla birlikte hareket ettiğini ve isyan sırasında hayatını kaybettiğini bildiriyor.


Ragıp Bey’in ölümü yalnız bir yöneticinin hayatını kaybetmesi değildi. Osmanlı’nın son yıllarından Millî Mücadele dönemine geçişte Seydişehir’in yaşadığı büyük siyasî kırılmanın sembollerinden biri haline geldi.


⸻


ALTI ASIRDA SEYDİŞEHİR YÖNETİMİ NASIL DEĞİŞTİ?


Bütün belgeler yan yana konulduğunda Seydişehir’de çok belirgin bir idarî dönüşüm ortaya çıkıyor:


Eşrefoğlu ve Hamîdoğlu üst hâkimiyeti → Mahmud Bey gibi yerel hâkimler → Turgutoğlu Rüstem Bey’in emirlik dönemi → Osmanlı kaza/kadı-nâib sistemi → âyanlar ve mütesellimler → Tanzimat kaza müdürlüğü → kaymakamlık.


Bu değişim aynı zamanda Osmanlı taşra sisteminin altı yüzyıllık dönüşümünü küçük bir Anadolu şehri üzerinden izlememizi sağlıyor.


Seydişehir önce bir uç ve beylikler şehriydi.


Sonra Osmanlı kazası oldu.


XVIII. yüzyılda güçlü âyan aileleri ortaya çıktı.


Tanzimat’la âyanların yerine kaza müdürleri geldi.


XIX. yüzyılın ikinci yarısında ise modern kaymakamlık teşkilâtı oluştu.


⸻


ARAŞTIRMA HENÜZ BİTMEDİ


Bu çalışma aynı zamanda büyük boşlukları da ortaya çıkarıyor.


Özellikle 1386 Mahmud Bey ile Turgutoğlu Rüstem Bey arasındaki dönem, 1439’da Rüstem Bey’in ölümünden 1460’ların Osmanlı fethine kadar geçen yıllar, 1580–1700 arasındaki kadı ve nâibler ile 1851–1868 arasındaki kaza müdürleri henüz tam olarak çözülebilmiş değil.


Bundan sonraki araştırmanın anahtarları Osmanlı Arşivi’ndeki Ruûs, Tahvil, Mühimme, Karaman Ahkâm, Şikâyet, Cevdet Dahiliye, Cevdet Askeriye, Cevdet Maliye, MAD, HADR.d ve MEDAD defterleri ile Seydişehir Şer‘iyye Sicilleri olacak.


Dolayısıyla burada yayımlanan isimleri “son liste” değil, birincil belgelerle giderek sıkılaştırılan Seydişehir yöneticileri kronolojisinin bugünkü aşaması olarak değerlendirmek gerekiyor.


KAYNAKÇA EKİ


1. Abdülkerim b. Şeyh Musa, Makālât-ı Seyyid Hârûn, haz. Cemal Kurnaz, Türk Tarih Kurumu; ayrıca Seydişehir’in kuruluşu, Eşrefoğlu-Hamîdoğlu-Turgutoğlu ve erken Osmanlı dönemi için TDV İslâm Ansiklopedisi, “Seydişehir”, “Eşrefoğulları” ve “Hamîdoğulları” maddeleri.

2. Feridun M. Emecen, Osmanlı-Karaman mücadelesi ve 1386 Frenkyazısı seferine ilişkin çalışması; Feridun Bey, Münşeâtü’s-Selâtîn — Mahmud Bey/Seydişehir hâkimliği yazışmaları.

3. R. Hüseyin Ünal ve ilgili epigrafi çalışmaları; Turgutoğlu Rüstem Bey, Dürrühand Hatun, Ali Bey ve Halil Bey kitabe-vakıf kayıtları.

4. M. Akif Erdoğru, “Beyşehir Sancağı İcmal Defteri”, Belgeler, XIII/17, 1988, s.117–181; TKGM Kuyûd-ı Kadîme, nr.298.

5. M. Akif Erdoğru, “Beyşehir ve Seydişehir Kazalarından Kıbrıs Adasına Sürülmüş Aileler”; BOA Kâmil Kepeci-Mevkufat nr.2551 — Seydişehir Kadısı Muhyiddin Efendi ve 1572 Kıbrıs iskânı.

6. Ayşe Değerli, “Seydişehir Kazası’nda Eşkıyalık Faaliyetleri ve Diğer Asayiş Sorunları (1614–1800)” — Karaman Ahkâm ve Şikâyet defterlerinden Bıyıklı Ahmed ve XVIII. yüzyıl yerel güç ilişkileri.

7. Osmanlı Arşivi, Cevdet ve ilgili taşra belgeleri; Akçalarlızâde Hüseyin Ağa ve Derviş Ali Ağa hakkında arşiv kayıtları ve Derviş Ali Ağa Çeşmesi kitabesi.

8. BOA, NFY.KSS.d 3, 71/1 — sabık Seydişehir Kaza Müdürü Hasan Bey.

9. Seydişehir Temettuat Defterleri ve bu defterlere dayanan akademik çalışma — 1845 Cami-i Kebir Mahallesi’nde Kaza Müdürü Derviş oğlu Hüseyin Ağa.

10. Takvîm-i Vekāyi, 16 Receb 1267 ve Osmanlı taşra idaresi üzerine akademik çalışma — Seydişehir Müdürü Hüseyin Ağa’nın azli.

11. Konya Vilâyet Salnâmeleri — XIX. yüzyılın ikinci yarısı ve XX. yüzyıl başındaki Seydişehir kaymakamları.

12. Konya gazetesi, nr.1782, 4 Eylül 1906 — Kaymakam Hacı Osman Efendi ve Seydişehir idarî kadrosu.

13. Ahmet Şerif, Anadolu’da Tanin — 16 Eylül 1909 Seydişehir ziyareti ve Kaymakam Mehmed Sadi Bey.

14. 1911 sıhhiye ve basın kayıtları — Seydişehir Kaymakamı Fikri Bey ve kolera salgını.

15. Konya Vilâyeti-Dâhiliye yazışmaları, 1917 — Seydişehir Kaymakamı Mithat İzzet Bey ve çekirge mücadelesi.

16. Takvîm-i Vekāyi, 3 Nisan 1919 — Kaymakam Refet Bey’in Çarşamba’ya nakli ve Tayyar Bey’in Seydişehir’e tayini.

17. Millî Mücadele ve Delibaş İsyanı üzerine yerel tarih ve arşiv araştırmaları — Seydişehir Kaymakamı Ragıp Bey.


Editör notu: Haberde kesin belgeyle doğrulanan isimlerle araştırma aşamasındaki isimler özellikle birbirinden ayrılmıştır. Yeni Ruûs, Mühimme, Ahkâm, tahrir ve şer‘iyye sicili kayıtları ortaya çıktıkça Seydişehir yöneticilerinin kronolojisi daha da ayrıntılı hale gelecektir

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.