GİDENGELMEZ’İN SARP KAYALIKLARINDA YAŞAM MÜCADELESİ: YABAN KEÇİLERİ, KAÇAK AVCILAR VE MİLYONLUK CEZALAR
ÖZEL ARAŞTIRMA HABERİ | SEYDİŞEHİR – AKSEKİ – AHIRLI – DEREBUCAK
Toroslar’ın geçit vermeyen dağlarında yaşayan yaban keçileri, yıllardır kaçak avcılarla, değişen yaşam koşullarıyla ve insan baskısıyla karşı karşıya. Gidengelmez Dağları’nda 1988 yılına uzanan koruma kayıtları, binlerle ifade edilen eski sayımlar, TBMM tutanakları ve son yıllarda milyon lirayı aşan av cezaları, bölgenin az bilinen bir tarihini gün yüzüne çıkarıyor. Seydişehir’den Akseki’ye uzanan bu hikâye, yalnızca bir yaban hayvanının değil, Anadolu’nun korunması gereken doğal mirasının hikâyesi.
Adı Gidengelmez: Toroslar’ın sarp kayalıklarındaki hayat
Konya ile Antalya arasında yükselen Gidengelmez Dağları, Batı Toroslar’ın en çetin coğrafyalarından birini oluşturuyor. Seydişehir, Ahırlı ve Akseki çevresindeki yüksek dağlar, derin vadiler, ormanlar ve sarp kayalıklar, Anadolu yaban keçisinin (Capra aegagrus) yaşam alanları arasında bulunuyor.
Bu hayvanlar, güçlü bacakları ve kayalık arazideki olağanüstü hareket kabiliyetleri sayesinde insanların güçlükle ulaşabildiği yamaçlarda yaşayabiliyor. Erkeklerin geriye doğru kıvrılan uzun boynuzları, onları Toroslar’ın en dikkat çekici yaban hayvanlarından biri hâline getiriyor.
Ancak bu görkemli boynuzlar, aynı zamanda avcıların ilgisini çeken özelliklerden biri.
Gidengelmez’in tarihi bu nedenle iki farklı hikâyeyi birlikte barındırıyor: Bir yanda yaban keçilerini korumak için yürütülen çalışmalar, diğer yanda kaçak avcılık olayları ve izinli av turizmi.
Koruma tarihi sanılandan eski: İlk önemli kayıt 1988
Gidengelmez’de yaban keçilerinin korunmasına yönelik çalışmaların geçmişi, bölgenin 2005 yılında yaban hayatı geliştirme sahası ilan edilmesinden çok daha eskiye uzanıyor.
1988 yılında Cevizli–Gidengelmez Dağları’nın yaklaşık 17.400 hektarlık bölümü yaban keçisi koruma ve üretme sahası olarak ayrıldı. Aynı dönemden itibaren bölgede kontrollü av turizmi uygulamaları da yürütüldü.
1997 yılında Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan Status Survey and Conservation Action Plan for Caprinae: Wild Sheep and Goats adlı raporda Akseki–Gidengelmez Dağları’nın koruma alanları arasında anılması, bölgenin uluslararası literatürde de yer edindiğini gösteriyor.
Böylece Gidengelmez, yalnızca yerel halkın bildiği bir dağ olmaktan çıkarak uluslararası yaban hayatı araştırmalarının da konusu hâline geldi.
2000 yılında 1.259, 2002 yılında 1.768 yaban keçisi kaydedildi
Gidengelmez’in geçmişine ilişkin en ilginç belgelerden bazıları yaban keçisi envanterleri.
Akademik yayınlarda aktarılan kayıtlara göre 2000 yılında 1.259, 2002 yılında ise 1.768 yaban keçisi sayıldı.
2002 sayımında 873 dişi, 490 oğlak ve farklı yaş gruplarından 405 erkek birey kaydedilmişti.
2018 yılına ilişkin envanterde 923, 4 Ocak 2020 tarihli sayımda ise 411 yaban keçisi bildirildi.
Bu rakamlar ilk bakışta büyük bir azalmaya işaret ediyor gibi görünse de bilimsel açıdan dikkatli değerlendirilmelidir. Çünkü sayımların kapsadığı alanlar, mevsimler ve yöntemler aynı olmayabilir. Örneğin 2000 sayımının yaklaşık 30 bin hektarlık, 2002 sayımının ise 16.460 hektarlık bir alanı kapsadığı aktarılıyor.
Dolayısıyla bu sayılar, tek başına yaban keçisi nüfusunun kesin olarak azaldığını kanıtlamıyor. Bunun anlaşılması için aynı saha sınırlarında ve karşılaştırılabilir yöntemlerle yapılmış envanterler gerekiyor.
Kaçak avcılar Meclis gündeminde: 2000 yılındaki çarpıcı açıklama
Gidengelmez’in yaban keçileriyle ilgili en dikkat çekici tarihî belgelerinden biri, 18 Ocak 2000 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanağı.
İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın yaban keçilerinin korunması hakkında verdiği yazılı soru önergesini yanıtlayan dönemin Orman Bakanı İbrahim Nami Çağan, kaçak avcılıkla mücadelenin zorluklarını açıklıyordu.
Bakanlık yanıtında, kaçak avcıların dağlarda beş-altı gün kalabildikleri, sarp arazinin denetimi zorlaştırdığı ve yakalananlardan her yaban keçisi için 300 milyon eski lira tazminat talep edildiği belirtiliyordu.
Üstelik bu açıklama yalnızca Gidengelmez için değil, Türkiye genelindeki yaban keçisi koruma çalışmaları için yapılmıştı. Ancak tutanağın ekindeki listede Cevizli–Gidengelmez Dağı da 1988 yılında kurulmuş bir koruma sahası olarak bulunuyordu.
TBMM kaydında sahanın 4.500 hektar olarak gösterilmesi, diğer akademik yayınlarda yer alan 17.400 hektarlık alan bilgisiyle birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir ayrıntı. Farklı statülerdeki saha sınırlarının birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
2010: Bir yaban keçisinin bedeli 13 bin 200 lira
6 Temmuz 2010 tarihli basın haberlerinde, Gidengelmez Dağları’nın Otluk mevkisinde bir yaban keçisinin yasa dışı avlanması üzerine işlem yapıldığı bildirildi.
Avcı, vurulan hayvanın eti ve av tüfeğiyle yakalanmıştı. Habere göre 1.200 lira idari para cezası ve 12 bin lira tazminat olmak üzere toplam 13 bin 200 liralık yaptırım uygulanmıştı.
Olay, Gidengelmez’de kaçak avcılığın geçmişte de kamuoyuna yansıyan bir sorun olduğunu gösteriyordu.
2025: Seydişehir’de iki yaban keçisi için 1 milyon 901 bin lira
3 Kasım 2025’te Seydişehir’in Madenli Yaylası çevresindeki Gidengelmez Dağları’ndan gelen kaçak av ihbarı üzerine ekipler harekete geçti.
Üç kişinin bulunduğu araçta yapılan kontrolde parçalanmış iki yaban keçisi ve bir yivli tüfek ele geçirildi.
Olayda iki hayvan için 1 milyon 880 bin lira tazminat, ayrıca 21 bin 355 lira idari para cezası olmak üzere toplam 1 milyon 901 bin 355 liralık yaptırım uygulandığı bildirildi.
Bu olay, Gidengelmez’deki kaçak avcılığın son yıllardaki en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Aynı yılın mayıs ayında Seydişehir–Antalya yolu çevresinde bir yaban keçisini yasa dışı avladıkları gerekçesiyle yakalanan iki kişiye toplam 687 bin 974 liralık yaptırım uygulandığı da basına yansımıştı.
2026: Akseki’de milyon lirayı aşan yaptırımlar
2026 yılının ocak ve mart aylarında Akseki çevresinde gerçekleştirilen kaçak av denetimleri de haber oldu.
Ocak ayında yaban keçisi avladıkları gerekçesiyle dört kişiye 1 milyon 23 bin 416 liralık yaptırım uygulandığı, mart ayında ise bir yaban keçisi ile bir yaban tavşanının avlandığı olayda üç kişiye toplam 1 milyon 42 bin 720 liralık ceza ve tazminat bildirildi.
Bu olaylar Gidengelmez’in bulunduğu geniş Akseki coğrafyasındaki avcılık baskısını gösteriyor. Ancak haberlerde olayların Gidengelmez koruma sahasının sınırları içinde gerçekleştiği açıkça doğrulanmadığından, doğrudan Gidengelmez vakası olarak değerlendirilmemelidir.
Korunan hayvan neden izinli olarak avlanıyor?
Gidengelmez’le ilgili en fazla tartışılması gereken konulardan biri de koruma statüsüyle av turizminin bir arada bulunması.
2002 yılına ilişkin akademik kayıtlarda, Antalya’daki incelenen av turizmi sahalarında avlanan 18 yaban keçisinin 13’ünün Gidengelmez’de vurulduğu belirtiliyor.
2025–2026 av sezonunda ise Doğa Koruma ve Millî Parklar 8. Bölge Müdürlüğü, Cevizli Gidengelmez Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası için bir yerli avcı kotası ilan etti. Belirlenen avlanma ücreti 240 bin liraydı. Bu rakam bir kaçak av cezası değil, izinli avcılık için ilan edilmiş ücret olup kotanın kullanıldığını da tek başına kanıtlamıyor.
Yaban hayatı yönetiminde kontrollü avcılığı savunan yaklaşım, bilimsel envanterlere dayalı kotaların popülasyon yönetimine ve yerel ekonomiye katkı sağlayabileceğini ileri sürüyor.
Buna karşılık koruma odaklı yaklaşım, özellikle yaşlı erkek bireylerin avlanmasının sosyal yapı ve üreme davranışları üzerindeki olası etkilerinin araştırılmasını, kota kararlarının bilimsel gerekçelerinin açıklanmasını ve kaçak avcılıkla mücadelenin önceliklendirilmesini istiyor.
Gidengelmez için asıl mesele, bu uygulamaların güncel ve güvenilir popülasyon verileriyle desteklenip desteklenmediği.
Yaban keçileri artık köy bahçelerine kadar iniyor
Akseki’nin Değirmenlik Mahallesi’nde yaban keçilerinin evlerin çevresine ve bahçelere kadar indiğine ilişkin haberler, bölge halkının bu hayvanlarla kurduğu ilişkinin farklı bir yönünü gösteriyor.
Özellikle kış aylarında kar örtüsü, yiyecek arayışı ve mevsimsel hareketler nedeniyle hayvanların yerleşim yerlerine yaklaşması mümkün.
Yerel halkın gözlemleri, yaban keçilerinin eskiye göre daha sık görüldüğünü düşündürebilir. Fakat bu gözlemlerle nüfus artışı arasında doğrudan bir ilişki kurmak için bilimsel sayımlar gereklidir.
Gidengelmez’deki yaban keçilerinin korunmasında çevredeki köylerde yaşayan insanların deneyimleri ve katılımı bu nedenle büyük önem taşıyor.
Bilim insanları da Gidengelmez’i araştırdı
Gidengelmez Dağları’nın yaban hayatı, bilimsel yayınlara da konu oldu.
2013 yılında yayımlanan envanter araştırmalarında dolaylı gözlem yöntemlerinin kullanımı incelendi. 2017 yılında yayımlanan İngilizce bir araştırmada ise 95 örnek alan üzerinden bitki örtüsüyle yaban hayvanlarının ilişkileri değerlendirildi.
Bu araştırmalar, yaban keçilerini korumanın yalnızca avcıları denetlemekten ibaret olmadığını gösteriyor. Hayvanların yaşam alanlarının, beslenme koşullarının, üreme bölgelerinin ve diğer türlerle ilişkilerinin de izlenmesi gerekiyor.
2022 yılında Gidengelmez’den alınan 12 dişi ve 8 erkek yaban keçisinin Burdur’un Karanlıkdere çevresine yerleştirilmesi de bölgenin yaban hayatı koruma çalışmaları açısından önemini ortaya koyuyor.
Gidengelmez’in geleceği: Asıl soru kaç keçi kaldığı
Gidengelmez Dağları’nda 1988’den günümüze uzanan koruma geçmişi, Türkiye’nin yaban hayatı yönetimi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.
Bölgede geçmişte binlerle ifade edilen sayımlar yapılmış olması, 2020 yılında ise 411 bireyin kaydedilmesi, güncel ve karşılaştırılabilir bir nüfus araştırmasını gerekli kılıyor.
Kaçak avcılık haberleri ve milyonluk yaptırımlar, denetimlerin sürdüğünü gösteriyor. Ancak uygulanan ceza miktarının büyüklüğü, kaçak avcılığın tamamen önlendiği anlamına gelmiyor.
Bugün cevap bekleyen en önemli sorular şunlar: Gidengelmez’de gerçekten kaç yaban keçisi yaşıyor? Son yirmi yılda kaç hayvan yasa dışı avlandı? İzinli av kotalarının ne kadarı kullanıldı? Koruma faaliyetleri popülasyonun geleceğini güvence altına almaya yetiyor mu?
Bu soruların yanıtı, yalnızca devlet kurumlarının değil, bilim insanlarının, yerel halkın ve doğa koruma kuruluşlarının ortak çalışmasıyla ortaya konulabilir.
Gidengelmez’in sarp kayalıklarında yaşayan yaban keçileri, Toroslar’ın doğal mirasının canlı temsilcileridir. Onların geleceği, bugün alınacak koruma kararlarına bağlıdır.
Kaynakça
* Türkiye Büyük Millet Meclisi, 18 Ocak 2000 tarihli 48. Birleşim tutanağı; yaban keçilerinin korunması hakkında yazılı soru önergesi ve bakanlık yanıtı. Orijinal tutanak.
* Bilge Tuğlu Akgün, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nde Av Turizminin Rekreasyonel Arz-Talep Yönünden İncelenmesi, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi. Tam metin.
* IUCN, Status Survey and Conservation Action Plan for Caprinae: Wild Sheep and Goats, 1997. Rapor.
* Ertürk ve diğerleri, Giden Gelmez Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Envanter Çalışmalarında Dolaylı Yöntemlerin Kullanılması, 2013.
* Süel, Akdemir ve Kıraç, The Indicator Plant Species of Wild Animals in the Gidengelmez Mountains District, 2017.
* Konya Valiliği / Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Konya İli 2024 Yılı Çevre Durum Raporu.
* Doğa Koruma ve Millî Parklar 8. Bölge Müdürlüğü, 2025–2026 Yerli Avcı Kotaları Kura Başvurusu Duyurusu. Resmî duyuru.
* Haber7, 3 Kasım 2025, Seydişehir Gidengelmez’de kaçak yaban keçisi avı haberi. Haber.
* Süper Kanal TV, 4 Kasım 2025, Konya’da kaçak avcılara 1,9 milyon TL ceza. Haber.
* Demirören Haber Ajansı, 2025–2026, yaban keçisi kaçak avcılığı ve idari yaptırım haberleri. Haber arşivi.
Editoryal not: Haberdeki tarihsel sayım rakamları ve basında açıklanan yaptırımlar kaynaklarıyla birlikte verilmiştir. Farklı yılların envanterleri doğrudan nüfus eğilimi olarak yorumlanmamıştır. 2026 yılı için Gidengelmez sahasının tamamını kapsayan güncel popülasyon sayısı doğrulanamamıştır.
