Dolar 49,5780 yükseldi Euro 55,6191 yükseldi Gram Altın 6.561,58 yükseldi
Foto Video Künye 10° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
SEYDİŞEHİR

Beyşehir’de 3 Bin Yıllık Dev Heykelin Sırrı: Fasıllar’ın Taşlara Kazınmış Gizemli Tarihi

Hitit tanrıları, Roma yarışlarının şaşırtıcı kuralları, evlenmeden ölen Lukianos, mezarları koruyan tanrılar ve hâlâ çözülemeyen yazıtlar…BEYŞEHİR’DE 3 BİN YILL…

21.10.2026 06:24 0 yorum
Beyşehir’de 3 Bin Yıllık Dev Heykelin Sırrı: Fasıllar’ın Taşlara Kazınmış Gizemli Tarihi



Hitit tanrıları, Roma yarışlarının şaşırtıcı kuralları, evlenmeden ölen Lukianos, mezarları koruyan tanrılar ve hâlâ çözülemeyen yazıtlar…

BEYŞEHİR’DE 3 BİN YILLIK DEV HEYKELİN SIRRI: FASILLAR’DA TARİHİN BİLİNMEYEN YÜZÜ

Hitit tanrılarından Roma yarışlarına, kayalara kazınmış mezar beddualarından antik kentin kayıp adına kadar Fasıllar, Anadolu tarihinin en dikkat çekici bilmecelerinden birini barındırıyor. Yabancı araştırmacıların 19. yüzyıldan günümüze yayımladığı belgeler karşılaştırıldığında, yaklaşık sekiz metrelik dev heykelin çevresinde çok daha geniş bir tarihî dünyanın izleri ortaya çıkıyor.

Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Fasıllar’da, yüzyıllardır bir tepenin yamacında yatan devasa Hitit heykeli, Anadolu’nun en etkileyici anıtlarından biri. İki aslan, üst üste tasvir edilmiş iki tanrı ve tamamlanmamış izlenimi veren dev bir taş kütlesi…

İlk bakışta yalnızca Hititlerden kalmış görkemli bir eser gibi görünen bu anıtın çevresi, aslında birbirinden farklı çağların tarihî belgelerini saklıyor.

Bir kaya yüzeyinde Roma döneminin yarışma kuralları, başka bir kabartmada atlarla ilişkilendirilen tanrılar, bir mezarda genç yaşta öldüğü anlaşılan Lukianos, başka bir mezarda ise ölünün huzurunu koruması için göreve çağrılan Mên…

Üstelik bu yazıtların bir bölümü 19. yüzyılda yayımlanmış olmasına rağmen, bazı kelimelerin nasıl okunacağı bugün bile tartışılıyor.

Fasıllar’ın asıl önemi yalnızca Hitit heykelinde değil, aynı coğrafyada yaklaşık üç bin yılı aşan tarihsel izlerin yan yana bulunmasında yatıyor.

IMG-20201227-WA0018.jpg
IMG-20201227-WA0018.jpg


DEV HEYKEL KİMİN İÇİN YAPILDI? HİTİT KRALININ ADI HÂLÂ BİLİNMİYOR

Fasıllar’ın en ünlü eseri, Hitit İmparatorluk Çağı’na, genel olarak MÖ 13. yüzyıla tarihlenen anıtsal taş heykel.

Heykelde yukarıda silahlı bir tanrı, onun altında başka bir tanrısal figür ve kompozisyonun iki yanında aslanlar bulunuyor.

Hitit sanatı üzerine çalışan araştırmacılar üstteki figürü genellikle Fırtına Tanrısı, alttakini ise Dağ Tanrısı olarak yorumluyor.

Ancak çok önemli bir ayrıntı var: Heykelin üzerinde bugüne kadar doğrulanmış bir Hitit yazıtı bulunmuyor.

Bu nedenle heykelin hangi kral tarafından yaptırıldığı, tanrıların özel adlarının ne olduğu ve hangi törenlerde kullanılmasının planlandığı kesin olarak bilinmiyor.

Bazı yayınlarda anıt Muvattalli, Kurunta veya IV. Tudhaliya dönemiyle ilişkilendiriliyor. Bunlar tarihî ve sanatsal karşılaştırmalara dayanan görüşlerdir. Anıtın üzerinde bu kralların isimleri yazılı değildir.

Binlerce yıllık heykel bugün de duruyor; fakat onu yaptıran kişinin kimliğini açıklayacak doğrudan belge henüz bulunmuş değil.

70 TON MU, 45 TON MU? DEV HEYKELİN AĞIRLIĞINDA BİLE TARTIŞMA VAR

Fasıllar Anıtı hakkında yayımlanan bilgilerde boyut ve ağırlıklar birbirinden farklı.

James Mellaart’ın 1962 tarihli araştırmasında yükseklik 7,40 metre olarak kaydedilirken, sonraki yayınlarda yaklaşık 8–8,30 metre değerleri kullanılıyor.

Ağırlık konusunda ise 70 ton civarındaki geleneksel tahminlerle 2016’da yapılan bilimsel modelin hesapladığı yaklaşık 45 tonluk değer karşı karşıya geliyor.

Abdullah Varlık ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen üç boyutlu modellemede taşın hacmi yaklaşık 15 metreküp olarak hesaplandı. Araştırmacılar belirli bir kaya yoğunluğunu esas alarak yaklaşık 45 ton sonucuna ulaştı.

Ancak bu, heykelin tartıldığı anlamına gelmiyor.

Üstelik eski yayınlarda trakit olarak geçen taş türü, başka yayınlarda bazalt olarak tanımlanıyor.

Bu farklılıkların kesin biçimde çözülmesi için doğrudan taş analizi, standartlaştırılmış ölçüm ve yeni belgeleme gerekiyor.

IMG-20201227-WA0028.jpg
IMG-20201227-WA0028.jpg


DEV HEYKEL NEDEN TAMAMLANMADI? YARIM KALAN BİR KRALİYET PROJESİ Mİ?

Heykelin bazı kısımları ayrıntılı biçimde işlenmişken diğer kısımları oldukça kaba bırakılmış durumda.

Bu özellik, araştırmacıları eserin henüz tamamlanmadan bırakılmış olabileceği düşüncesine götürüyor.

Peki ama neden?

Büyük taş kütlesi başka bir yere taşınmak için hazırlanmış, fakat taşıma sırasında mı vazgeçilmişti? Heykelin yapımına son verilmesine yol açan siyasî bir değişiklik mi yaşanmıştı? Yoksa eser bulunduğu alanda dikilmek üzere mi hazırlanıyordu?

Soruların hiçbiri bugün kesin olarak cevaplandırılmış değil.

2010 yılında Fransızca yayımlanan Fasıllar yüzey araştırması, heykelin bulunduğu yerde dikilmesi amacıyla yapılmış olabileceğini tartışırken, Mellaart’ın daha eski çalışması onu Eflatunpınar ile ilişkilendiriyordu.

Her iki yorum da dikkat çekici. Ancak tamamlanmamış taş işçiliği tek başına heykelin nereye götürüleceğini veya neden terk edildiğini açıklamıyor.

IMG-20201227-WA0040.jpg
IMG-20201227-WA0040.jpg


EFLATUNPINAR’IN EKSİK PARÇASI MIYDI? BİLİM İNSANLARI ÜÇ BOYUTLU MODELLE TEST ETTİ

Fasıllar’ın en merak uyandıran sorunlarından biri, Beyşehir yakınlarındaki bir başka Hitit anıtı olan Eflatunpınar ile bağlantısı.

Mellaart, Fasıllar’daki dev heykelin Eflatunpınar’ın mimari tasarımıyla ilişkili olabileceğini öne sürdü.

2016 yılında yayımlanan fotogrametri çalışmasında iki anıtın üç boyutlu modelleri oluşturularak bu ihtimal mühendislik yönünden sınandı.

Sonuç ilginçti.

Mevcut Eflatunpınar cephesinin üzerinde iki Fasıllar benzeri figürün yerleştirilmesi geometrik açıdan sorun çıkarıyordu. Buna karşılık araştırmanın seçilmiş yük varsayımlarında yapının ağırlığı taşıyabileceği hesaplandı.

Yani mesele basitçe “Eflatunpınar bu taşı taşıyamazdı” biçiminde açıklanamıyor.

Asıl problem, iki eserin mimari ve ikonografik olarak aynı kompozisyon içinde gerçekten tasarlanıp tasarlanmadığı.

Araştırmacılar daha eski, farklı bir anıt tasarımının bulunmuş olabileceği ihtimalini de tamamen dışlamıyor.

Fasıllar, Eflatunpınar’ın tamamlanmamış bir parçası mıydı? Bu sorunun cevabı hâlâ açık.

HEYKELİN AĞZINDAKİ AÇIKLIK: BİR ZAMANLAR BURADAN SU MU AKIYORDU?

Hitit anıtının alt figürü üzerinde kaydedilen bir açıklık, suyla ilgili yeni yorumlara neden oldu.

Arkeolog Yiğit Hayati Erbil’in 2017 tarihli araştırmasında ele alınan bu özellik, eserin bir su anıtı veya çeşme tasarımının parçası olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Özellikle Eflatunpınar’daki su mimarisi düşünüldüğünde bu görüş dikkat çekici.

Ancak taş üzerindeki bir açıklık, antik dönemde gerçekten su aktığını göstermek için yeterli değil.

Bunun için suyun nereden geldiği, nasıl iletildiği, kanalların varlığı ve taş üzerinde su kullanımına bağlı izlerin araştırılması gerekiyor.

Bu nedenle Fasıllar’ın bir zamanlar su akıtan dev bir tanrı heykeli olduğu henüz kanıtlanmış değil.

ROMALILAR FASILLAR’DA YARIŞMALAR DÜZENLİYORDU: KURALLAR TAŞA YAZILMIŞ

Fasıllar’ın Hitit döneminden sonraki tarihine ışık tutan en şaşırtıcı belgelerden biri, Amerikalı araştırmacı J. R. S. Sterrett’in 1888 yılında yayımladığı 275 numaralı Grekçe yazıt.

Bu belge sıradan bir mezar kitabesi değil.

Yarışmalara kimlerin katılabileceğini, nasıl mücadele edeceklerini, ödüllerin hangi koşullarda paylaşılacağını ve atların yarışlara katılımını düzenleyen hükümler içeriyor.

Yazıtta pankration adı verilen antik mücadele sporuyla ilgili kurallar da yer alıyor.

Antik dünyada pankration, güreş ve vuruşma tekniklerini birleştiren zorlu bir müsabaka türüydü.

Fasıllar metninin teknik sözcükleri üzerine yapılan modern araştırmalar, kum serpme uygulaması, güreş hareketleri ve ayakta mücadele arasındaki ayrımları değerlendiriyor.

Bu, Roma döneminde Fasıllar çevresinde kuralları belirlenmiş yarışmaların düzenlendiğini gösteren dikkat çekici bir epigrafik belge.

BİR KÖLE YARIŞMAYI KAZANIRSA ÖDÜLÜN DÖRTTE BİRİ RAKİPLERİNE VERİLECEKTİ!

IMG-20201226-WA0035.jpg
IMG-20201226-WA0035.jpg


Yazıtın en şaşırtıcı hükümlerinden biri, köle statüsündeki bir yarışmacının kazanması ihtimaliyle ilgili.

Metne göre bir köle yarışmayı kazanırsa ödülün dörtte biri diğer yarışmacılara ayrılacaktı.

Bu hüküm, yarışmanın yalnızca serbest statüdeki kişiler için düzenlenmediğini düşündürmesi bakımından önemlidir.

Aynı yazıtta başka bir kural daha bulunuyor:

Bir yarışmayı kazanarak ödülünü alan kişi, aynı gün başka bir müsabakaya yeniden katılamayacaktı.

At yarışları bakımından ise aynı sahibin aynı gün birden fazla atının yarışmasına sınırlama getiriliyordu.

Ancak bu maddeleri yanlış yorumlamamak gerekiyor.

Yazıt, bir atın yarış kazandıktan sonra hayatı boyunca yarışamayacağını söylemiyor. Ayrıca “dünyanın ilk yarış yönetmeliği” olduğu iddiasını da tek başına kanıtlamıyor.

Fasıllar’ın önemi, Roma dönemindeki spor hayatının ayrıntılarını doğrudan bir yazıt aracılığıyla belgeleyebilmesidir.

LUKİANOS KİMDİ? ATLI KABARTMANIN ÖNÜNDEKİ GENÇ ADAMIN HİKÂYESİ

Fasıllar’daki Roma dönemi kaya anıtlarından biri, Lukianos adlı bir kişiyi tanımamızı sağlıyor.

Sterrett’in 274 numaralı kaydında bu kişinin adı ve hērōs progamios ifadesi bulunuyor.

Araştırmacılar bu unvanı, evlenmeden ölen bir kişi için kullanılan kahramanlaştırıcı mezar ifadesi bağlamında açıklıyor.

Kaya anıtının at kabartmasıyla ilişkili görünümü ise sonraki araştırmacıların ilgisini çekmiş durumda.

Burada akla hemen önemli bir soru geliyor: Lukianos bir at yarışçısı mıydı?

Yakındaki yarışma yönetmeliğini o mu hazırlattı? Yarışta mı öldü?

Felipe Rojas ile Valeria Sergueenkova’nın 2014 tarihli akademik değerlendirmesi, Lukianos anıtı ile yarışma yazıtının yakınlığını özellikle ele alıyor.

Ancak bu iki belge arasında doğrudan bir kuruculuk, sponsorluk veya ölüm sebebi ilişkisi gösterilemiyor.

Lukianos’un yarışta öldüğünü, asker olduğunu ya da yarışmaların düzenleyicisi olduğunu söylemek için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor.

Yazıt bize Lukianos’un adını ve ölüm sonrası anılma biçimini aktarıyor; hayat hikâyesinin geri kalanı ise hâlâ bilinmiyor.

KAYALARDA İKİ ATLİ TANRI: DİOSKURLAR YAZITININ SON SATIRLARI NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

Fasıllar’ın bir diğer önemli kaydı, atlarla ve mızrak taşıyan figürlerle ilişkilendirilen Dioskurlar kabartması.

Sterrett’in 277 numaralı yazıtında Dioskurlar ile Samothrake bağlantısı görülüyor.

Dioskurlar, Yunan-Roma inanç dünyasında önemli yer tutan ikiz tanrısal figürlerdir.

Bu yazıtta onları tanımlayan Grekçe sözcüklerin bir bölümü okunabiliyor. Ancak metnin son kısmı eski araştırmacılar için sorun oluşturmuştu.

1935 tarihli Swoboda–Keil–Knoll yayını ve onu izleyen modern araştırmacılar, son kelimeleri yeniden açıklamaya çalıştı.

Özellikle ἀδαμεῖς biçiminde aktarılan sözcüğün doğru okunup okunmadığı tartışmalı kaldı.

Bu nedenle bazı modern çevirilerde karşılaşılan farklı anlamları, taşın tartışmasız orijinal metni gibi aktarmak doğru değil.

Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen birkaç Grekçe harfin çözümü hâlâ önemini koruyor.

Çünkü yazıtın son ifadesi, Fasıllar’daki Dioskurlar inancının nasıl tanımlandığını anlamamıza katkı sağlayabilir.

MEZARI KORUYAN TANRI MÊN: ÖLÜNÜN HUZURUNU BOZANLARA CEZA

Fasıllar’daki T9 numaralı mezar, Roma döneminin ölüm, kutsallık ve mezar dokunulmazlığı anlayışını gösteren önemli bir başka örnek.

Asuman Baldıran, Güngör Karauğuz ve Bilal Söğüt’ün 2010 tarihli Fransızca yayınında mezar, Apuleios Euphrosynos ve eşi Aurélie Masgens ile ilişkilendiriliyor.

Araştırmacıların açıklamasına göre mezarın korunmasında yeraltında bulunan Mên adlı tanrıya başvuruluyor.

Mezara başka kişilerin gömülmemesi isteniyor; mezarın tahrip edilmesi veya ihlal edilmesi halinde kutsal hazineyle ilişkili bir para cezasından söz ediliyor.

Bu durum, Roma döneminde mezarların yalnızca aile hatırasını koruyan yapılar olmadığını, aynı zamanda dinî yaptırımlarla korunmaya çalışıldığını gösteriyor.

Ancak önemli bir belge eksikliği var.

T9 mezarının bütün Grekçe satırları, mevcut araştırmada doğrudan kontrol edilebilmiş değil. Bu nedenle cezanın tam miktarı, tanrının taş üzerindeki özgün unvanı ve kişi adlarının kesin yazılışları henüz açıklığa kavuşmuş sayılmıyor.

Bir mezarın hikâyesini tam olarak anlamak için bazen yalnızca birkaç eksik Grekçe kelimeyi çözmek gerekiyor.

Fasillar.jpg
Fasillar.jpg


LATİNCE YAZITTA BİR AİLE: LUCİUS MANIUS PLOCAMUS VE CLEUPATRA

Sterrett’in 276 numaralı yazıtı ise Fasıllar’daki Roma toplumunun daha kişisel bir yönünü gösteriyor.

Latince mezar yazıtı şöyledir:

L. Manius Plocamus fecit sibi et Cleupatrae uxori suae.

Türkçesi:

“Lucius Manius Plocamus, bunu kendisi ve eşi Cleupatra için yaptırdı.”

Kısa ve sade bu metin, Roma döneminde bölgede kullanılan Latin adlandırma geleneğini ve aile mezarlarının varlığını belgeliyor.

2010 araştırmasındaki T37 kaydıyla aynı mezar olabileceği değerlendiriliyor.

Bu tür kayıtlar, Fasıllar’ı yalnızca tanrıların ve hükümdarların bulunduğu bir tarih sahnesi olmaktan çıkarıyor; burada yaşamış ailelerin hatırasını da günümüze taşıyor.

BİR ZAMANLAR PAGAN TANRILARIN ADLARI YAZILIYDI, SONRA HRİSTİYAN MEZARLARI ORTAYA ÇIKTI

Fasıllar’ın çok dönemli tarihini gösteren bir başka belge Sterrett’in 278 numaralı yazıtı.

Bu Grekçe mezar metninde Mesih’in kurtarıcı ve tanrısal niteliğine ilişkin Hristiyan ifadeleri bulunuyor.

Phosphoros adlı kişi ve eşine ilişkin mezar formülü de kaydediliyor.

Böylece aynı genel coğrafyada, Roma döneminin Dioskurlar ve Mên gibi tanrılarıyla bağlantılı kayıtların yanı sıra Hristiyanlık dönemine ait belgeler de karşımıza çıkıyor.

Fakat bu çeşitlilik, Hititlerden Hristiyanlığa kadar aynı dinî geleneğin kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez

Belgelerin gösterdiği şey, alanın farklı zamanlarda farklı topluluklar tarafından kullanıldığıdır.

Fasıllar’ın en dikkat çekici yönlerinden biri de budur: Aynı kayalık çevre, birbirinden yüzyıllarca uzak insanların inançlarına, ölülerine ve hatıralarına ev sahipliği yapmıştır.

FASILLAR ANTİK MİSTHİA MIYDI? 1958’DE BEYŞEHİR’DE BULUNAN YAZIT TARTIŞMAYI DEĞİŞTİRDİ

Bölgenin antik adı konusunda da çözülmesi gereken önemli bir tarihî coğrafya sorunu bulunuyor.

Eski araştırmalarda Fasıllar, Misthia adlı antik yerleşimle ilişkilendirildi.

Ancak A. S. Hall’ın 1959 yılında yayımladığı The Site of Misthia adlı çalışması bu eşleştirmeyi yeniden tartışmaya açtı.

Hall, Mayıs 1958’de Beyşehir merkezinde, Şen Oteli yakınında ikinci kullanımda bulunan bir onurlandırma yazıtını kaydetmişti.

Bu bulgu Misthia’nın yerini araştırmak bakımından önemlidir.

Fakat ikinci kullanımda bulunan bir taşın orijinal olarak nereden getirildiği her zaman bilinemez.

Bu nedenle Beyşehir’de bulunan yazıtın konumu ile antik kentin kesin yeri birbirine karıştırılmamalıdır.

Fasıllar’ın Misthia olduğu görüşü artık tartışmasız bir tarihî gerçek olarak sunulamaz. Antik kentin yerinin belirlenmesi, bölgedeki yazıtların, yerleşim kalıntılarının ve ulaşım ağının birlikte incelenmesini gerektiriyor.

BEYŞEHİR’İN DAHA ESKİ TARİHİ: 22 ERKEN TUNÇ ÇAĞI YERLEŞMESİ

Fasıllar çevresinin tarihî önemini anlamak için yalnızca Hitit ve Roma çağlarına bakmak yeterli değil.

Yiğit Hayati Erbil ve Elif Ünlü’nün 2025 yılında Adalya dergisinde yayımlanan çalışması, Beyşehir havzasının çok daha eski yerleşim tarihine ilişkin değerli bilgiler sunuyor.

2012–2021 yıllarındaki bölgesel yüzey araştırmalarında belirlenen 22 Erken Tunç Çağı yerleşmesi, havzanın tarih öncesindeki önemini ortaya koyuyor.

Özellikle Kuşluca çevresindeki seramik buluntuları, Beyşehir Gölü havzasının eski topluluklar arasındaki ilişkilerini araştırmak için yeni imkânlar sağlıyor.

Ancak bu 22 yerleşmenin Fasıllar heykelinin hemen yanında bulunduğu veya heykelle aynı döneme ait olduğu düşünülmemeli.

Yeni bulgular, bölgenin daha eski tarihine dair bilgilerimizi genişletiyor; Hitit heykelinin yapım tarihini doğrudan değiştirmiyor.

FASILLAR’DA HÂLÂ CEVAP BEKLEYEN BÜYÜK SORULAR

Yaklaşık üç bin yıllık heykelin hangi amaçla yapıldığı, nerede dikilmek istendiği, tamamlanmamasının nedeni ve Hititlerin bu bölgedeki siyasal düzeniyle ilişkisi hâlâ tartışılıyor.

Roma döneminde Lukianos ile yarışmalar arasındaki gerçek bağlantı bilinmiyor.

Dioskurlar yazıtının tartışmalı kelimeleri, T9 mezarının eksik Grekçe metni ve Misthia’nın kesin konumu yeni belge incelemelerine ihtiyaç duyuyor.

1902 yılında bölgede incelemeler gerçekleştiren Alman-Bohemyalı araştırma heyetinin daha sonra yeniden tespit edilen arşiv belgeleri de önem taşıyor. Ancak bu arşivlerde ilgili yazıtların okunabilir özgün kopyalarının bulunduğu henüz kesinleşmiş değil.

Eski seyahat notları, taş baskılar, fotoğraflar ve yazıt kopyalarıyla yapılacak karşılaştırmalar, bugüne kadar belirsiz kalan ayrıntıları aydınlatabilir.

SONUÇ: BEYŞEHİR’İN TAŞLARA KAZINMIŞ HAFIZASI

Fasıllar, yalnızca Hititlerden kalma dev bir heykelin bulunduğu yer değildir.

Burada Hititlerin anıtsal sanat anlayışı, Roma toplumunun spor kuralları, aile mezarları, pagan tanrıları ve Hristiyan mezar gelenekleri birbirinden farklı tarihî belgeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Araştırmaların en önemli sonucu, bu belgeleri tek bir efsane veya kesintisiz dinî süreklilik anlatısına dönüştürmek yerine, her birini ait olduğu dönem ve kanıt düzeyi içinde değerlendirme gerekliliğidir.

Yüzyıllardır aynı yamaçta duran heykel bugün bile hangi kral tarafından yaptırıldığını söylemiyor.

Lukianos’un nasıl öldüğü, yarışmaları kimin düzenlediği, mezar yazıtlarının tam olarak neler anlattığı ve antik Misthia’nın gerçek konumu konusunda sorular devam ediyor.

Fasıllar’ın gizemi yalnızca toprağın altında değil, bundan yaklaşık 140 yıl önce kopyalanmış ve bugün hâlâ bütünüyle açıklanamamış yazıtların satırlarında saklı.

HABERİN TEMEL AKADEMİK KAYNAKLARI

* J. R. S. Sterrett, The Wolfe Expedition to Asia Minor, 1888, s. 163–171, no. 274–279.

* A. S. Hall, “The Site of Misthia”, Anatolian Studies, 9, 1959, s. 119–124.

* James Mellaart, “The Late Bronze Age Monuments of Eflatun Pınar and Fasıllar near Beyşehir”, Anatolian Studies, 12, 1962, s. 111–117.

* Asuman Baldıran, Güngör Karauğuz ve Bilal Söğüt, “Centre Unissant Les Cultes Hittites et Romains: Fasıllar”, 2010, s. 219–256.

* Felipe Rojas ve Valeria Sergueenkova, “Traces of Tarhuntas”, Journal of Mediterranean Archaeology, 27/2, 2014, s. 135–160.

* Abdullah Varlık ve diğerleri, “Investigation of the Compatibility of Fasillar and Eflatunpinar Hittite Monuments with Close-Range Photogrammetric Technique”, 2016, s. 249–256.

* Yiğit Hayati Erbil, “Preliminary Report of the Fasıllar Survey”, 2017, s. 191–200.

* Yiğit H. Erbil ve Elif Ünlü, “Settlement Dynamics and Cultural Interactions in the Lake District”, Adalya, 28, 2025, s. 333–353.

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.