VAY O PEYGAMBERİ KÜÇÜMSEYENLERİN HALİNE
Ramazan geldi. Büyüğüyle küçüğüyle toplumda tatlı bir telaş başladı. Ne güzel. Allah hepimizi mutlu günlere eriştirsin.
Ramazan geldi mi dini konulara hassasiyet artar. Tabi bu arada din tüccarları da çoğalır. Gençliğimde bazı gazeteler ramazan sayfası yaparlardı. Gazetenin bir sayfasında “Orta sayfa güzeli” diğer sayfasında “Ramazan Sayfası” olurdu. Muhafazakar Türk insanı tarafından yıllarca ayakta tutulan, okunan, bol miktarda ansiklopedi vs. veren sözde muhafazakar bir gazetenin Ramazan sayfasında iftar menüsü okumuştum. Yemekleri sayıp döktükten sonra “bir bardak kırmızı şarap” ilavesi vardı. Çok gülmüştüm. İftar menüsü verenlerin şarabın haram olduğundan haberleri yoktu. Son zamanlarda görsel ve yazılı basında da benzeri programlar oldukça fazla. Bir taraftan din tüccarları, diğer taraftan da Döngeloğlu Hoca’nın ifadesiyle “Televizyon Hocaları” çoğaldı. Her biri bir köşede bir şeyler söylüyor. İşte bu durumda Müslümanların dinlediklerine, okuduklarına çok dikkat etmesi gerekmektedir. Doğruların arasına sıkıştırılmış yanlışlar daha büyük tehlikelere yol açmaktadır. Zira insan yanında olduğunu zannettiği kişiye karşı tedbir alamaz. Zaten okumayan bir toplumuz. Bilgimiz yok ama malumatımız çok. İnternette veya televizyonda söylenenleri doğru kabul edebiliyoruz. O zaman da iş çığırından çıkıyor.
Ömründe bir hadis kitabını okumamış insanlar duydukları ile hadisleri eleştirip “Bunlar uydurma”, “Kur’an’a bakalım, hadisler de sonuçta bir insan sözü” diyebiliyor.
Tarihte Hadis-i Şerifleri derleyen bilim adamlarının gösterdiği titizliğe müsteşrikler bile şapka çıkarıp gıpta ile bakarken bizim bazı sözde aydınlarımız laf edebiliyorlar. “Bu hadisler Peygamberimizden 200 sene sonra toplanmış, onun için çoğu yalan, zaten Peygamberimiz sağlığında 5-6 hadis yazdırmış, diğerleri uydurma.” diyebiliyorlar. İyi de O, 200 sene sonra derlemiş, sen 1500 sene sonra konuşuyorsun. İmam-ı Azam’ın bir konu geldiği zaman etrafındaki şu anda Prof. ünvanlı bir çok kişiyi cebinden çıkaracak bilim adamı niteliğindeki talebeleri ile 2-3 ay tartışıp sonra karara bağladığını bilmeyen insanımız TV deki bir “Televizyon hocasının” sözünü ölçü olarak alabiliyor. Hadis-i Şeriflerin üzerinde kuşku uyandırarak Peygamberimizi de sıradanlaştırmak ve Peygambersiz bir din yaratmak amacına yönelik bu sinsi oyunu maalesef samimi Müslüman kardeşlerimiz anlayamamaktadır. Oysa bakınız Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde:
1)- (Ey Muhammed! Onlara) Deki: “Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...”(Al-i İmran / 31)
2)- De ki: “Allah’a ve Rasule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” Al-i İmran/32
3) -“Allah’a ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Al-i İmran /132)
4)- Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin.” (Nisa/59)
5)-“Her kim o Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa / 80)
6)- “Allah’a ve Resûl’ üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal /46)
7) -“… kim Allaha ve resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab/71)
8) -“Resul size neyi verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının, Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr/7)
9)-”Allah’a itaat edin; Resulüne de itaat edin.” (Teğabun/12)
10) -Kim Allah’a ve Resulü ’ ne isyan ederse muhakkak ki o apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmıştır. ( Ahzap /33)
11)- “O nefsani bir arzudan dolayı konuşmaz, O ancak vahyedilmekte olan bir vahiy iledir.” (Necm /3,4)
12- “(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.” (Nahl/44)
13- “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” (Nur/ 51)
14- “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab /36)
15- “Eğer o, Bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı. Muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-alıverirdik. Sonra onun can damarını elbette keserdik. O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı. (Hakka/44,45,46,47) buyurmaktadır.
Peygamberimiz postacı konumunda değildir. Tebliğ edici ve aynı zamanda açıklayıcı, yorumlayıcı idi. Hz. Peygamber’e Kur’an’ı yorumlama hakkı vermeyenler kendileri istedikleri yorumu yapabiliyorlar.
Maalesef, Müslüman kardeşim, 1300 yıl önce söylenmiş sözleri tekrar edenleri bugün söylenmiş sanıyor. “Mutezile’nin veya Vahhabiliğin düşüncesini savunuyorsun” deyince de “ Onlar ne” diye soruyor. İnsanımız Hadis-i Şeriflerin hepsinin o günkü Bedevi toplumun İslamla müşerref olup “Medeni” bir toplum olduktan sonra söylenildiğini zannediyor. Kur’an-ın bazı hükümlerinin henüz gelmediği, veya Arapların İslamı ilk tanıdıkları zaman ki Hadis-i Şerifleri değerlendirirken bu durumu dikkate almıyorlar.
Sonuç olarak Müslümanlar, emperyalizmin “İslamı İslamla vurmak” projesini iyi görmeli, hem Kitab’ına hem Peygamberine iyi sahip çıkmalıdır. Bu mübarek günlerde sevap kazanmak için uğraşırken var olan inançlarından da olmamalı.
Allah’a emanet olun.
