Uyanık Dolandırıcı ile Tamahkârın Dansı

Devlet kurumları uyuyor muydu, yoksa takipte miydi? Mahkemeler araştıradursun, ben bizim iflah olmaz halimize bakıyorum.
Son günlerde fon dolandırıcılığı, belediye skandalları derken havalarda uçuşan paraları duyuyorsunuzdur. Rakamlar astronomik. Akıl alacak gibi değil.
Sene doksanlar. Hamburg’da puslu bir gün. Bir ev toplantısındayız. Karşımızda Türkiye’den gelen holding temsilcisi. Vaat net: Dövize yüzde kırk kâr! Almanya’da faizler düşük, gurbetçinin gözü parlıyor.
Aradan bir akıllı çıktı: "Birader, sizin holding ne üretir ki bu kadar kâr veriyor?"
Temsilci ne yaptı dersiniz? Üretimden mi bahsetti? İhracatı mı anlattı? Hayır. Sadece sırıttı. Pişkin pişkin... Peki bizimkiler ne yaptı? Soru cevapsız kaldı ama Marklar masaya saçılmaya devam etti.
Mesele tam da bu!
Zaman değişiyor, dekor değişiyor ama kestirmeden köşeyi dönme sevdası hiç değişmiyor. Dün holdingdi, saadet zinciriydi; bugün fon, Bitcoin. Şekil değişiyor, özdeki o ham tamahkârlık dimdik ayakta.
Alın teri mi? Hak etmek mi? Geçiniz! Bizim insanımız çalışarak kazanmayı hamallık sanıyor. Yattığı yerden katlasın istiyor. Yüzde kırkı duyunca mantık rafa kalkıyor, dolandırıcının sırıtışı melek tebessümü gibi görünüyor.
Bu dans bitmez. Biri çalar, diğeri oynar. Sonra sistem çöker, paralar buhar olur, bizimki başlar ağıt yakmaya: "Mağdurum da mağdurum!"
Ağlama kardeşim!
Sene doksan da olsa, bugün de olsa... Üretmeden, alın teri dökmeden astronomik kâr vaat edene inanıyorsan, senin sorunun sadece dolandırılmak değildir. Doğrudan akıl ve ahlak tutulmasıdır. Biri paranı alırken sırıtıyorsa, suç sadece alanın değil, o parayı gözü kapalı masaya saçanındır.
Abdullah Avcu
Seydişehir, 27.09.2026
