Türkiye'de Sel Felaketleri Kader Mi?
Elbette kader değil...
Peki ne?
İnsan eliyle hazırlanmış bir felaket.
Son günlerde İstanbul, İzmit ve Adapazarı'nda yaşanan seller...
Ardında ölüm ve yıkım bırakan seller...
Uzmanlar ne diyor?
"Doğal afet değil" diyorlar.
"Yanlış imar politikaları" diyorlar.
"Dere yataklarının rant uğruna yapılaşmaya açılması" diyorlar.
İstanbul'da 80 yılın en şiddetli yağışı...
Aralarında 14 yaşında bir çocuğun da olduğu en az 4 ölü.
Fatih'te parkta biriken suda elektrik akımına kapılan çocuk...
Sarıyer'de köprü altında bulunan 66 yaşındaki adamın cansız bedeni...
İzmir'de Menderes'te sel sularına kapılan araçta 2 ölü.
Adapazarı'nda Karasu'da bir ev yıkıldı.
Can kaybı yok ama ev gitti.
Mağdur ne diyor?
"Çok büyük afetle karşı karşıya kaldık. Çok korktuk. Çok şükürler olsun bir can kaybımız olmadı fakat işte evimiz yıkıldı. İçler acısı bir durum var köyümüzde, mahallemizde."
İçler acısı.
Peki kimin umurunda?
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Dere yataklarını satıp imara açan belediye başbakalarına...
Ve meclis üyelerine...
Ne demeliyiz?
Bu bölgelere imar ruhsatı verenlere...
O bölgelerde inşaat yapan mühendislere...
Ve müteahhitlere...
Ne demeliyiz?
Bu bölgelerden kat karlılığı daire elde edenlere....
Daire alanlarını büyütme peşinde koşanlara...
Ne demeliyiz?
Ve bu konuda acil bir yasa çıkarmayan milletvekillerine...
Ne demeliyiz?
Bilim insanları yıllardır aynı şeyi söylüyor:
Dere yataklarına yapılaşma izni verilmemeli.
Taşkın alanları imara açılmamalı.
İmar planlarında dere yatakları ve yol şeritleri için ayrılan sahalarda yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi gerektiği teknik raporlarda dahi açıkça belirtiliyor.
Peki ne oluyor?
Rant hırsı...
Ve siyasi iktidarsızlık...
Bütün uyarıları görmezden geliyor.
Artık "son yılların en büyük yağışı" bahanesine sığınmayı bırakmalıyız.
Yağmur yağdığında insanların ölmediği...
Evlerin yıkılmadığı...
Bir ülke mümkün.
Ama nasıl?
Dere yataklarını koruyan...
Bilimi ve şehir planlamasını merkeze alan...
Rantı değil, insan hayatını önceleyen...
Bir anlayışla.
Yoksa...
Her yağmurda aynı filmi izlemeye devam ederiz.
Ve her seferinde...
"Akacak mecra bırakmazsanız böyle olur" diyen uzmanları...
Dinlemeyenleri...
Şiddetle kınamaya devam ederiz.
Abdullah Avcu
Seydişehir, 17.10.2026

