26.06.2026 09:08 · 46 okunma
Kerbelâ'nın Çağlara Seslenen Vicdanı: Hz. Hüseyin'i Doğru Anlamak
Kerbelâ'nın Çağlara Seslenen Vicdanı: Hz. Hüseyin'i Doğru Anlamak
Fahri Kubilay
Bazı hadiseler vardır ki üzerinden asırlar geçse de insanlığın vicdanında ilk günkü tazeliğini korur. Kerbelâ, işte böyle bir hadisedir. Aradan yaklaşık bin dört yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, Hz. Hüseyin Efendimizin uğradığı zulüm hâlâ yürekleri yakmakta, adalet ve hakikat arayışının en güçlü sembollerinden biri olarak insanlığa yol göstermektedir.
Dünyanın en büyük nimeti olan İslam'ın yüce değerlerini korumak uğruna canını, malını, ailesini ve geleceğini ortaya koyabilmek, ancak Peygamber terbiyesiyle yetişmiş büyük şahsiyetlerin gösterebileceği bir fedakârlıktır. Hz. Hüseyin, işte bu fedakârlığın ve teslimiyetin zirvesidir.
Kerbelâ'da yaşananlar sadece bir iktidar mücadelesi değil; hak ile batılın, adalet ile zulmün, vefa ile ihanetin karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık imtihanıdır. Hz. Hüseyin, haksızlığa karşı hakkın, zulme karşı adaletin, çıkarcılığa karşı sadakatin ve ahlâkın sembolü olmuştur.
O, hiçbir dünyevî hesap yapmadan kendisini yalnızca Allah'ın rızasına adamış örnek bir Müslümandı. Allah Resûlü'nün (sav) dizinin dibinde yetişmiş, İslam'ın ruhunu en derinden kavramış bir şahsiyet olarak yaşanan haksızlıklara sessiz kalması düşünülemezdi. Çünkü Resûlullah'ın getirdiği İslam nizamının temel hedeflerinden biri de insanı kula kul olmaktan kurtarıp yalnızca Allah'a kul kılmaktı.
Hz. Hüseyin'in mücadelesi bugün de bize önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Onun duruşu; zulmün, haksızlığın, adaletsizliğin, vefasızlığın ve her türlü baskının karşısında dimdik durabilmenin adıdır. Kerbelâ'yı sadece tarihî bir olay olarak okumak yeterli değildir. Asıl mesele, Kerbelâ'nın bize verdiği ahlâkî ve vicdanî mesajı hayatımıza taşıyabilmektir.
Her 10 Muharrem geldiğinde Hz. Hüseyin'i anarken, onu siyasî hesapların, mezhep tartışmalarının, ideolojik çekişmelerin veya grup çıkarlarının malzemesi hâline getirmemeliyiz. Onun aziz hatırasını ayrışmanın değil, birlik ve kardeşliğin vesilesi yapmalıyız. Çünkü Hz. Hüseyin bütün ümmetin ortak değeridir.
Bugün bize düşen görev; Hz. Hüseyin'in hayatını doğru okumak, onun uğruna şehit olduğu değerleri kendi hayatımızın da temel ilkeleri hâline getirmektir. O duruş, İslam'ın her Müslümandan beklediği izzetli duruştur. Çünkü İslam; insanın onurunu korumak, adaleti ayakta tutmak, aklı tefekkürle buluşturmak ve ahirete yüz akıyla hazırlanmak için gönderilmiş ilahî bir hayat nizamıdır.
Rahmet Peygamberi'nin göz bebeği, cennet gençlerinin efendisi, ümmetin gönlünde müstesna bir yere sahip olan Hz. Hüseyin'i ve Kerbelâ'da onunla birlikte şehadet şerbetini içen bütün yiğitleri rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyoruz.
Kerbelâ'nın bize bıraktığı en büyük miras; zulme boyun eğmemek, adaletten ayrılmamak ve hakkın yanında dimdik durmaktır.
Hz. Hüseyin'i rahmetle, Kerbelâ şehitlerini minnetle anıyoruz.