6 Temmuz 2026, Pazartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
EKONOMİ

Zekat düşen mallar nelerdir?

İslam’ın beş temel şartından biri olan zekât konusundaki fıkhî tartışmalar, zekâtın vücûb ve sıhhat şartları konusundan ziyade hangi malların ne ölçüde zekâta tâbi olacağı konusunda yoğunlaşır. Mal ve zenginlik kavramlarının, ekonomik değer taşıyan malların dönemden döneme, toplumdan topluma değişmekte olması bunun kaynağı olabilir.

20.03.2024 08:43 2242 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
Zekat düşen mallar nelerdir?
<p>Toplumlarda zengin ve fakirlerin olması hayatın gereğidir. Fakat bunların birbirlerinin haklarını g&ouml;zetmesi ve adalet a&ccedil;ısından gereklidir. Bunun i&ccedil;in de zengin ve fakir arasındaki ekonomik dengenin bozulmaması, yani zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olmasının engellenmesi gerekmektedir. Kelime anlamı &quot;artma, &ccedil;oğalma, arıtma ve bereket&quot; olan zekat da zengin ve fakir arasındaki denge ve adaleti g&ouml;zeten mali bir ibadettir. Bunun i&ccedil;in de belli mallarda belli zenginlik &ouml;l&ccedil;&uuml;leri (nisab) belirlenmiştir. Zekat nisap miktarı malının &uuml;zerinden bir yıl ge&ccedil;mesiyle farz olsa da zengin M&uuml;sl&uuml;manlar genel olarak zekatlarını vermek i&ccedil;in M&uuml;barek Ramazan ayını tercih ederler.&nbsp;&nbsp;</p> <h3>İSLAM&#39;IN BEŞ TEMEL ŞARTINDAN BİRİSİ ZEKAT</h3> <p>İslam&rsquo;ın beş temel şartından biri olan zekat konusundaki fıkh&icirc; tartışmalar, zekatın v&uuml;c&ucirc;b ve sıhhat şartları konusundan ziyade hangi malların ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de zekata t&acirc;bi olacağı konusunda yoğunlaşır. Mal ve zenginlik kavramlarının, ekonomik değer taşıyan malların d&ouml;nemden d&ouml;neme, toplumdan topluma değişmekte olması bunun kaynağı olabilir.</p> <p>Kur&#39;&acirc;n-ı Ker&icirc;m&#39;de insanların &ouml;nem ve ekonomik değer atfettikleri bazı mallar değişik vesilelerle zikredilse bile hangi mallardan ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de zekat alınacağına ilişkin bir sayım ve a&ccedil;ıklama yer almaz. Peygamber Efendimizin (S.A.V) ve sah&acirc;be efendilerimizin uygulamasında bazı malların zekata t&acirc;bii tutulduğu ve bu mallar i&ccedil;in belli bir alt sınır ve zek&acirc;t oranı belirlendiği, bazı malların da zekata t&acirc;bi tutulmadığı bilinmektedir. İleri d&ouml;nemde &acirc;limlerin ortaya koyduğu fıkıh kitapları ve fetvaları da bu bilgiler etrafında oluşmuştur.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>ALTIN VE G&Uuml;M&Uuml;ŞE ZEK&Acirc;T</h3> <p>Kur&#39;an-I Kerim&rsquo;de insanların d&uuml;nya malına olan aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; s&uuml;rekli kınanır, zenginlerin ihtiya&ccedil; sahipleri i&ccedil;in harcama yapması, infakta bulunması istenir. Altın ve g&uuml;m&uuml;ş de d&uuml;nya malını simgelediği i&ccedil;in bu bağlamda sık&ccedil;a zikredilmiştir. Peygamber Efendimiz, onu takip eden Hulef&acirc;-yi R&acirc;şid&icirc;n ve Emev&icirc;ler devirlerinde piyasada tedav&uuml;lde olan para, dirhem (g&uuml;m&uuml;ş) ve dinar (altın) adı verilen paralar idi. Ayrıca k&uuml;l&ccedil;e halinde altın ve g&uuml;m&uuml;şler de &ouml;demeler i&ccedil;in kullanılıyordu. Bu itibarla altın-g&uuml;m&uuml;ş paradan zek&acirc;t y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml; konusu; a) m&uuml;b&acirc;dele aracı olması bakımından nakit veya k&uuml;l&ccedil;e altın ve g&uuml;m&uuml;ş, b) Altın ve g&uuml;m&uuml;şten yapılan ziynet eşyası, c) g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki paralar olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; ayrı alt başlıkta ele alınabilir.</p> <h3>TİCARET MALLARI</h3> <p>Kur&#39;&acirc;n-ı Ker&icirc;m&#39;de,&quot;Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve sizin i&ccedil;in yerden &ccedil;ıkardıklarımızdan infak edin; g&ouml;z yummadan alamayacağınız &acirc;di, bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah m&uuml;stağnidir, &ouml;v&uuml;lmeye l&acirc;yıktır&quot; buyurulur (el-Bakara 2/267). Bu &acirc;yette ge&ccedil;en &quot;Kazandıklarınızın temizlerinden ... infak edin&quot; anlamındaki ibare fakihlerin &ccedil;oğunluğu tarafından &quot;ticar&icirc; yolla elde ettiğiniz kazan&ccedil;tan zek&acirc;t verin&quot; şeklinde anlaşılmıştır.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>MEZHEPLERE G&Ouml;RE TİCARET MALININ ZEKATI</h3> <p>İsl&acirc;m bilginleri, her &ccedil;eşit ticaret malının kural olarak zekata t&acirc;bi olacağında g&ouml;r&uuml;ş birliğindedir. Ancak ticaret mallarında zekatın farz olması i&ccedil;in aranan nisab şartının sene başında mı, sene sonunda mı, yoksa b&uuml;t&uuml;n sene boyunca mı bulunması gerekeceği, zekat &ouml;demesinin ayn&icirc; mi nakd&icirc; mi yapılacağı hususları aralarında tartışmalıdır. Hanef&icirc; fakihlerine g&ouml;re, ticaret mallarının kıymeti sene başında ve sene sonunda, altın veya g&uuml;m&uuml;ş nisablarının altına d&uuml;şmemelidir. Ticaret mallarının kıymetlerinin sene i&ccedil;inde nisabın altına d&uuml;şmesi zekatın farz olmasına mani değildir. M&acirc;lik&icirc; ve Ş&acirc;fi&icirc; fakihlerine g&ouml;re, ticaret mallarında nisab sadece sene sonunda aranır. Sene başı ve sene i&ccedil;inde nisabın d&uuml;şmesi bu mallarda zekatın v&uuml;c&ucirc;buna mani sayılmaz. Ticaret mallarının sene sonunda kıymetleri maliyet fiyatlarına g&ouml;re tespit edilir. Ticarete konu olan her mal, şartları tahakkuk edince zekata t&acirc;bi olur. Ticaret malları, sene i&ccedil;inde kendi cinsleri veya başka bir malla değiştirilirse &quot;&uuml;zerinden bir yıllık s&uuml;renin ge&ccedil;mesi&quot; şartı kesilmiş olmaz. T&uuml;ccar sene sonunda sahip olduğu mallarının değerini hesaplar, buna mevcut parasını ve alacaklarını il&acirc;ve eder. Bulduğu toplam değerin 1/40&#39;ını (y&uuml;zde 2.5) zekat olarak verir.</p> <h3>TOPRAK &Uuml;R&Uuml;NLERİ</h3> <p>Fakihler,&quot;...sizin i&ccedil;in yerden &ccedil;ıkardıklarımızdan infak edin...&quot; (el-Bakara) emrinin, topraktan &ccedil;ıkarılan &uuml;r&uuml;nlerden zekat veriniz anlamına geldiği g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndedir. Ayrıca M&uuml;sl&uuml;manlara &quot;Hasat g&uuml;n&uuml; mahsullerinin haklarını vermeleri&quot; de emredilmiştir (el-En&lsquo;&acirc;m). Bu &acirc;yette zikredilen &quot;hak&quot; teriminden fakihlerin &ccedil;oğunluğu bu &acirc;yette zikredilen &quot;hak&quot; tabirinin toprak &uuml;r&uuml;nlerinden alınması gereken zekat olduğunu s&ouml;ylemişlerdir. Hz. Peygamber&#39;in toprak &uuml;r&uuml;nlerinin zekatı ile ilgili aşağıdaki şu hadisi hemen b&uuml;t&uuml;n hadis ve fıkıh kitaplarında zikredilir: &quot;Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde &ouml;ş&uuml;r (1/10), kova (el emeği) ile sulananlarda nısf &ouml;ş&uuml;r (1/20) vardır.&quot; İşte bu nispetten doğan ve onda bir anlamına gelen &ouml;ş&uuml;r (uşr) terimi, &quot;toprak &uuml;r&uuml;nlerinden alınan zekat&quot; anlamında kullanılmıştır. İsl&acirc;m &acirc;limleri zira&icirc; mahsullerin 1/10 yahut 1/20 nispetlerinde zekata t&acirc;bi olduğunda g&ouml;r&uuml;ş birliğine varmışlardır.</p> <h3>MEZHEPLERE G&Ouml;RE TOPRAK &Uuml;R&Uuml;NLERİNİN ZEKATI</h3> <p>Eb&ucirc; Han&icirc;fe&#39;ye g&ouml;re, b&uuml;t&uuml;n toprak &uuml;r&uuml;nleri zekata t&acirc;bidir. Eb&ucirc; Y&ucirc;suf ve İmam Muhammed&#39;e g&ouml;re, toprak &uuml;r&uuml;nlerinin zekata t&acirc;bi olabilmeleri i&ccedil;in hububatta olduğu gibi bir sene -&ccedil;&uuml;r&uuml;meden- kalabilme &ouml;zelliğine sahip olmaları gerekir. Hanef&icirc; fıkıh kitapları İm&acirc;m-ı &Acirc;zam&#39;ın b&uuml;t&uuml;n toprak &uuml;r&uuml;nlerinin zekata t&acirc;bi olduğu hususundaki g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; destekledikleri gibi, &ccedil;ağdaş İsl&acirc;m &acirc;limleri de bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml; savunurlar. İmam M&acirc;lik ve Ş&acirc;fi&icirc;&#39;ye g&ouml;re ise bir sene muhafaza edilebilen gıda maddesi &ouml;zelliğine sahip toprak &uuml;r&uuml;nleri zekata t&acirc;bidir. Ş&acirc;fi&icirc;ler meyveden sadece hurma ve &uuml;z&uuml;m&uuml;n zekata t&acirc;bi olduğu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndedir. Hanef&icirc;ler&#39;e yakın bir g&ouml;r&uuml;şe sahip olan Ahmed b. Hanbel&#39;e g&ouml;re &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilen, kurutulabilen, dayanıklı olan gıda maddeleri ve insanoğlu tarafından yetiştirilen b&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nler zekata t&acirc;bidir.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>MAAŞ, &Uuml;CRET VE SERBEST MESLEK KAZAN&Ccedil;LARI</h3> <p>Maaş kazan&ccedil;larının zekatı konusunda iki g&ouml;r&uuml;ş vardır. Klasik kaynaklardaki bilgileri değerlendiren ve onlardan hareketle bazı sonu&ccedil;lara ulaşan &ccedil;ağımızdaki alimlerin bir kısmına g&ouml;re, &uuml;cretlilerin ve serbest meslek sahiplerinin gelirlerinin toplamı nisaba ulaşır ve &uuml;zerinden bir yıl ge&ccedil;erse, ihtiya&ccedil;lar giderilip bor&ccedil;lar d&uuml;ş&uuml;ld&uuml;kten sonra y&uuml;zde 2.5&#39;u zekat olarak verilir. Bu g&ouml;r&uuml;şe sahip alimler bir malın zekata tabii olabilmesi i&ccedil;in &uuml;zerinden bir kamer&icirc; yılın ge&ccedil;miş olması gerektiği noktasından hareket ederler.</p> <p>İkinci grup alimler ise, bu t&uuml;r gelirlerin zekata tabii tutulması i&ccedil;in bir senelik s&uuml;renin ge&ccedil;mesini gereksiz g&ouml;r&uuml;rler. Onlara g&ouml;re, maaş, &uuml;cret ve serbest meslek kazan&ccedil;ları kaynaklarda zikri ge&ccedil;en m&acirc;l-i m&uuml;stef&acirc;d yani miras, bağış, m&uuml;k&acirc;fat gibi yollardan gelen gelirlere benzerler. İki g&ouml;r&uuml;ş sahibi alimler de sahabe efendilerimizin uygulamalarını &ouml;rnek g&ouml;sterir.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>HAYVANLARDA ZEKAT &nbsp;</h3> <p>Kur&#39;an&#39;da hayvanların zekata t&acirc;bi olduklarını belirten a&ccedil;ık ayet olmamasıyla beraber &quot;Onların mallarından sadaka (zek&acirc;t) al...&quot; (et-Tevbe 9/103) emrinin hayvanları da i&ccedil;ine aldığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Hz. Peygamber&#39;in hadislerinde, diğer zekat malları gibi hayvanlar da tafsil&acirc;tlı bir şekilde ele alınmıştır. Kaynakların ittifakla haber verdiğine g&ouml;re Hz. Peygamber zekata t&acirc;bi olan mallarla onların nisab ve nispetlerini g&ouml;steren uzun bir zekat tarifesi kaleme aldırmış, fakat onu gereken yerlere g&ouml;nderemeden vuslata ermiştir. Bu tarife Hz. Eb&ucirc; Bekir ve &Ouml;mer devirlerinde uygulamaya konmuştur. Bu tarifn&acirc;me (mektup) ve konu ile ilgili diğer hadisler birlikte değerlendirildiğinde, hayvanların zekatı hususunda alimler şu sonu&ccedil;lara varılır: 1. Peygamber Efendimiz sah&acirc;be ve t&acirc;bi&icirc;n devirlerinde hayvanlardan deve, sığır ve koyun zekata t&acirc;bi tutulmuştur. 2. Devenin nisabı 5 deve, koyunun nisabı 40 koyun, sığırın nisabı da 30 sığır olarak tespit edilmiştir. İsl&acirc;m &acirc;limleri ayrıca ke&ccedil;ilerin koyun, mandaların da sığır nisab ve nisbetleri i&ccedil;inde zekata tabii olacakları hususunda g&ouml;r&uuml;ş birliğindedir. Buna g&ouml;re zekata tabii hayvanların; 1. Senenin &ccedil;oğunu otlaklarda otlayarak ge&ccedil;iren hayvanlar olmaları, besi hayvanı olmamaları. 2. Ziraat, nakliyat vb. işlerde kullanılan (&acirc;mile) hayvanlardan olmamaları gerekmektedir. Fakihlerin &ccedil;oğunluğu, hayvanların zekata t&acirc;bi olabilmeleri i&ccedil;in bu iki şartın aranmasında ittifak etmişlerdir. Ancak İmam M&acirc;lik bu konuda &ccedil;oğunluğa muhalefet etmiş, ister s&acirc;ime, ister besi, isterse &ccedil;alıştırılan hayvan olsun hepsinin zekata t&acirc;bi olacağı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; savunmuştur.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>BAL VE DİĞER HAYVAN &Uuml;R&Uuml;NLERİ</h3> <p>Balı zekata tabi tutma konusunda mezheplerin farklı g&ouml;r&uuml;şleri vardır. Balın zekat mallarından olduğu ve baldan 1/10 nisbetinde zekat alınacağı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; savunan Hanef&icirc; ve Hanbel&icirc; fakihleri, bu g&ouml;r&uuml;şlerini konu ile ilgili Hz. Peygamber&#39;den rivayet edilen hadislerle &quot;Bal arı tarafından bir toprak &uuml;r&uuml;n&uuml; olan &ccedil;i&ccedil;ek &ouml;zlerinden elde edilir. Hububata zekat farz olduğu gibi bala da farzdır&quot; şeklindeki kıyasla delillendirirler. Ş&acirc;fi&icirc; ve M&acirc;lik&icirc; mezhebi fakihleri ise bu konuda sahih bir haberin mevcut olmadığını, balın s&uuml;t gibi, bir hayvanın &uuml;r&uuml;n&uuml; olduğunu, s&uuml;t&uuml;n zekata t&acirc;bi olmadığında g&ouml;r&uuml;ş birliği bulunduğunu, aynı şekilde balın da zekata t&acirc;bi olmaması gerektiğini ileri s&uuml;rerler.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>DENİZ &Uuml;R&Uuml;NLERİNDE ZEK&Acirc;T&nbsp;</h3> <p>Bu konuda Hz. &Ouml;mer&#39;den bir uygulama &ouml;rneği aktarılır: Hz. &Ouml;mer Ya&lsquo;l&acirc; b. &Uuml;meyye&#39;yi deniz kıyılarına &acirc;mil olarak tayin eder. Ya&lsquo;l&acirc; deniz kıyısında bulunan bir anber hakkında Hz. &Ouml;mer&#39;den yazılı g&ouml;r&uuml;ş ister. Hz. &Ouml;mer de ashapla istişareden sonra ş&ouml;yle g&ouml;r&uuml;ş bildirir: &quot;Ş&uuml;phesiz anber, Allah&#39;ın nimetlerinden biridir. Anberde ve onun gibi denizden &ccedil;ıkarılan diğer kıymetlerde 1/5 (nisbetinde zekat borcu) vardır.&quot;</p> <p>&nbsp;</p> <h3>SANAYİ SERVET, YATIRIM VE &Uuml;RETİM VE ARA&Ccedil;LARI</h3> <p>Peygamber Efendimiz, zekatın varlıktan verileceğini buyurmuş, &ouml;nce aile fertlerine, sonra başkalarına infak etmelerini tembihlemiştir (Buh&acirc;r&icirc;, &ldquo;Zek&acirc;t&rdquo;, 19). Zekata t&acirc;bi malların iki temel &ouml;zelliğini b&ouml;ylece tespit ettikten sonra, bu bilgilerin ışığında gelir getirici bina, nakil vasıtaları gibi malların, sanayi sekt&ouml;r&uuml;ndeki &uuml;retim makinelerinin zekatı konusunu tetkik edebiliriz. Snayileşmeden sonra at&ouml;lyeler, fabrika ve işletmeler gibi yeni mallar ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bunlar &uuml;retimde kullanılmak suretiyle birer gelir kaynağı olmakta, dolayısıyla n&acirc;m&icirc; vasfa sahip bulunmaktadır. &Ccedil;ağımız İsl&acirc;m &acirc;limleri de gelir getirici bu yeni malların zekata tabii olduğunda g&ouml;r&uuml;ş birliğine varmış, ancak bunlardan nasıl ve ne nisbette zekat alınacağı konusunda farklı g&ouml;r&uuml;ş ve usuller ortaya koymuşlardır. Fakihler teşr&icirc;in hikmetini ve zekatın gayesini de dikkate alarak aynı m&uuml;şterek illete, yani artıcı olma (nem&acirc;) &ouml;zelliğine sahip başka malları da zekata t&acirc;bi tutmuşlardır. Ayrıca fakihler, kişinin temel ihtiya&ccedil; maddelerinden olan marangoz, demirci gibi zenaat erbabının el aletlerini, takım ve tezgahlarını, oturulan evleri zekattan muaf kabul etmişlerdir. Bu gelişmelerden sonra, yukarıdaki n&acirc;m&icirc; olma &ouml;zelliği dikkate alınarak ş&ouml;yle bir ayırım ortaya &ccedil;ıkmıştır: 1. İnsanın temel ihtiya&ccedil;larından sayılan mesken, sanatk&acirc;rların ev aletleri, zekata tabii değildir. 2. Artıcı (n&acirc;m&icirc;) &ouml;zellikte olan, gelir elde etmek i&ccedil;in edinilen mallar, bunlar zekata tabidir. 3. Hem temel ihtiya&ccedil;lardan sayılan ve hem de artıcı &ouml;zelliğe sahip olan kadınların s&uuml;s eşyası, &ccedil;alıştırılan hayvanlar gibi mallara gelince, fakihler bu nevi malın zek&acirc;ta t&acirc;bi olup olmayacağında ihtil&acirc;f etmişlerdir.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>SANAYİ SERVETE D&Uuml;ŞEN ZEK&Acirc;TTA İKİ T&Uuml;RL&Uuml; G&Ouml;R&Uuml;Ş VARDIR&nbsp;</h3> <p>Sanayide kullanılan makineler gelir getiricidir, n&acirc;m&icirc; mal sayılır. Bu makineler marangozun, demircinin kullandığı el aletlerine kıyas edilemez. M&uuml;ctehid imamlar sanatk&acirc;rların aletlerini-haklı olarak- zekattan muaf tutmuşlardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanatk&acirc;rların ge&ccedil;imi i&ccedil;in bu aletlere ihtiya&ccedil;ları vardır. Yukarıda bir kısmı belirtilen bu ve benzeri gerek&ccedil;elerden hareket eden İsl&acirc;m hukuk&ccedil;uları, sanayi sekt&ouml;r&uuml;ndeki yatırımların hangi usul ve &ouml;l&ccedil;&uuml;ye g&ouml;re zekata tabii tutulacağı konusunda iki gruba ayrılmışlardır. &Ccedil;ağımız İsl&acirc;m hukuk&ccedil;ularından bir gruba g&ouml;re, sanayi makineleri ve benzeri mallara y&uuml;klenecek zekatın nispeti, bu mallar zira&icirc; araziye, gelirleri de arazi mahsullerine kıyasla belirlenir. Zekat bu mallardan değil gelirlerinden alınır. B&ouml;yle olunca da zek&acirc;t nispetinin, saf&icirc; gelirden y&uuml;zde 10 veya gayri saf&icirc; gelirden y&uuml;zde 5 olması gerekir. Asrımız İsl&acirc;m &acirc;limleri arasında bu konuda benimsenen ikinci g&ouml;r&uuml;ş, fabrika gelirlerinin, gelir sahibinin elindeki para ve ticaret mallarına kıyaslanarak y&uuml;zde 2.5 oranında zekata t&acirc;bi tutulması şeklindedir. Ancak bu grupta yer alan g&ouml;r&uuml;şler arasında da ayrıntıda bazı farklılıklar bulunmaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <h3>BİNA VE NAKİL VASITALARI GİBİ GELİR GETİREN MALLAR</h3> <p>Eski d&ouml;nem fıkıh kaynaklarında, oturulan evlerin ve binek hayvanlarının insanın temel ihtiya&ccedil;larından sayıldığını ve bunların zekattan muaf tutulduğunu biliyoruz. Oysa bug&uuml;n kiraya verilen b&uuml;y&uuml;k binalar, daireler, d&uuml;kk&acirc;nlar, hava, deniz taşımacılığında kullanılan nakil ara&ccedil;larından elde edilen gelirler, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaygın ve &ouml;nemli gelir kaynakları haline gelmişlerdir. Değişen şartlar gereği bu yeni gelir kaynaklarına zekat konması gerekir. M&uuml;elliflerin konu ile ilgili g&ouml;r&uuml;şlerini iki grupta &ouml;zetlemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r:</p> <p>Akarların yalnızca gelirleri zek&acirc;ta t&acirc;bidir. Bu zek&acirc;t da elde edilen gelir nisaba ulaşır ve &uuml;zerinden bir kamer&icirc; yıl ge&ccedil;ince y&uuml;zde 2,5 nispetinde tahsil edilir. Bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n gerek&ccedil;eleri şunlardır: a) İmam M&acirc;lik&#39;ten ev kiralarının alındıktan sonra &uuml;zerinden bir kamer&icirc; yıl ge&ccedil;medik&ccedil;e zekata t&acirc;bi olmayacağı hususunda bir rivayet vardır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z &acirc;limlerden, gelir getiren bina ve benzerlerinin bu gelirlerinin, &quot;elm&acirc;l&uuml;&#39;l-m&uuml;stef&acirc;d&quot;a benzetilerek &uuml;zerlerinden yıl ge&ccedil;meden zek&acirc;tlarının &ouml;denmesi gerektiğini savunanların bulunduğunu da belirtmek gerekir.</p> <p>Gelir getiren bina, vasıta ve benzerini zira&icirc; araziye kıyas edip bunların saf&icirc; gelirlerinden y&uuml;zde 10 veya gayri s&acirc;fiden y&uuml;zde 5 nisbetinde zekat alınır. Hz. Peygamber ve sah&acirc;be d&ouml;nemindeki zekat uygulaması i&ccedil;erik ve ama&ccedil; y&ouml;n&uuml;yle incelendiğinde, ev, d&uuml;kkan gibi taşınmazların ve nakil ara&ccedil;larının kira gelirinin, arazi &uuml;r&uuml;nlerine kıyas edilmesi tutarlı g&ouml;r&uuml;nmektedir. Bu durumda mal sahibinin yıllık kira geliri, kiralanan i&ccedil;in yapmakta olduğu m&ucirc;tat harcamalar ve yıllık temel ihtiya&ccedil;ları karşılığı &ccedil;ıktıktan sonra nisab miktarını bulmakta ise, bu miktarın % 10&#39;u zek&acirc;t olarak aydan aya &ouml;denir. Ancak Din İşleri Y&uuml;ksek Kurulu, kira gelirlerinden y&uuml;zde 10 değil de y&uuml;zde 2,5 oranında zekat verilmesi y&ouml;n&uuml;nde g&ouml;r&uuml;ş belirtmektedir.</p> <h3>MAAŞ, &Uuml;CRET VE SERBEST MESLEK KAZAN&Ccedil;LARI</h3> <p>Memur maaşları, iş&ccedil;i &uuml;cretleri, doktor, m&uuml;hendis, avukat, terzi, berber gibi serbest meslek sahiplerinin kazan&ccedil;larının zek&acirc;tı konusunda iki g&ouml;r&uuml;ş vardır. Klasik kaynaklardaki &nbsp;bilgileri değerlendiren ve &ccedil;ağımızdaki bilginlerin bir kısmına g&ouml;re, &uuml;cretlilerin ve serbest meslek sahiplerinin gelirlerinin toplamı nisaba ulaşır ve &uuml;zerinden bir yıl ge&ccedil;erse, ihtiya&ccedil;lar giderilip bor&ccedil;lar d&uuml;ş&uuml;ld&uuml;kten sonra y&uuml;zde 2.5&#39;u zek&acirc;t olarak verilir. Eb&ucirc; Ubeyd, Hz. Eb&ucirc; Bekir&#39;in devlet gelirlerinden hak sahiplerine ata adıyla maaş (veya devlet gelirlerinden pay) verirken onlara &uuml;zerinden bir sene ge&ccedil;en malları olup olmadığını sorduğunu, m&uuml;kellefler m&uuml;spet cevap verirlerse, dağıttığı maaştan, o malların zekatını aldığını, Hz. Osman&#39;ın (R.A.) da aynı uygulamada bulunduğunu, Hz. Ali&#39;nin &quot;Kişinin yeni kazandığı malının &uuml;zerinden bir sene ge&ccedil;medik&ccedil;e, o malda zek&acirc;t tahakkuk etmez&quot; dediğini&hellip; rivayet eder.</p> <p>İkinci grup bilginler ise, bu t&uuml;r gelirlerin zek&acirc;ta t&acirc;bi tutulması i&ccedil;in bir senelik s&uuml;renin ge&ccedil;mesini gereksiz g&ouml;r&uuml;rler. Eb&ucirc; Ubeyd&#39;e g&ouml;re ilgili fetvadan kastın toprak mahsullerindeki gibi olduğudur. Yani sene ge&ccedil;meden zek&acirc;tı verilecek olan toprak mahsulleri zek&acirc;tıdır ki &quot;hasat zamanı&quot; &ouml;denir. Diğer zekat d&uuml;şen zenginlik ise madenlerdir.</p>

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.