24 Haziran 2026, Çarşamba 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
SEYDİŞEHİR

Seydişehir'de Bereket Yılı: Geçen Yılı Unutmayalım

2026 yılına bereketli bir başlangıç yaptık. İnşallah yılın geri kalanını da aynı bereket ve huzur içerisinde tamamlarız. Geçen yıl yaşadığımız kuraklık ve zirai…

24.06.2026 11:46 98 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
Seydişehir'de Bereket Yılı: Geçen Yılı Unutmayalım

2026 yılına bereketli bir başlangıç yaptık. İnşallah yılın geri kalanını da aynı bereket ve huzur içerisinde tamamlarız. Geçen yıl yaşadığımız kuraklık ve zirai don felaketleri hâlâ hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

2025 yılında yaşanan kuraklık ve ardından gelen soğuk hava dalgaları nedeniyle meyve ağaçları büyük zarar görmüştü. Kiraz, kayısı ve birçok meyve ürününde ciddi rekolte kayıpları yaşanmış, fiyatlar vatandaşın ulaşamayacağı seviyelere çıkmıştı. Bir kilogram kirazın 500 liraya kadar yükseldiği günleri unutmak mümkün değil. Pek çok aile, yaz mevsimini doyasıya meyve tüketemeden geçirmek zorunda kalmıştı.

Ancak bu yıl tablo oldukça farklı. Seydişehir'e beklenen ölçüde kar yağmasa da bahar aylarında aralıksız devam eden yağmurlar, kuruyan çeşmeleri yeniden akıttı, barajları doldurdu. Dağlar, tepeler, ovalar ve meralar adeta yeniden hayat buldu. Uzun zamandır susuzlukla mücadele eden toprak, rahmet yağmurlarıyla buluşunca yemyeşil bir örtüye büründü.

Özellikle Konya Ovası ve çevresinde tahıl üretiminde rekor rekolte beklentisi oluştu. Birçok bölgede ekinler, ilave sulamaya ihtiyaç duymadan büyüdü ve başak verdi. Çarşıda, pazarda meyve ve sebze bolluğu yaşanıyor. Fiyatlar da geçtiğimiz yıla göre vatandaşın daha rahat ulaşabileceği seviyelerde seyrediyor.

21 Haziran gün dönümüne kadar gelen süreçte tabiatın bize sunduğu bu nimetleri açıkça gördük. Elbette böylesine büyük nimetler karşısında en önemli görevimiz şükretmektir. Ancak şükür sadece dil ile söylenen birkaç sözden ibaret değildir. Şükür; nimetin kıymetini bilmek, onu korumak ve israf etmemektir.

Geçen yıl yaşanan sıkıntıları hatırlayarak suyumuzu tasarruflu kullanmayı öğrenmeliyiz. Bugün dolu olan barajların yarın da dolu kalacağının garantisi yoktur. Bir damla suyun bile değerini bilmek zorundayız. Aynı şekilde ormanlarımızı, dağlarımızı ve doğal zenginliklerimizi yangınlara karşı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Düşünün; bir zamanlar susuzluk nedeniyle göç etmek zorunda kalan kuşların yerine bugün her tarafta kuş cıvıltıları duyuluyor. Kuraklığın sararttığı toprakların yerini yemyeşil manzaralar aldı. Geçen yıl yokluğundan dolayı yiyemediğimiz meyve ve sebzelerin bugün pazarlarda bolca bulunması, aslında nimetlerin ne kadar kıymetli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

İnsan bazen yoklukla imtihan edilir, bazen de bollukla. Asıl mesele, her iki durumda da ders çıkarabilmektir. Bolluk zamanında israfa kapılmadan, yokluk günlerini unutmadan hareket etmek gerekir. Çünkü nimetlerin devamı, onların kıymetini bilmekle mümkündür.

Bugün Seydişehir'in ovalarında dalgalanan ekinlere, dağlarında yeşeren otlara, bahçelerinde yetişen meyvelere bakarken Rabbimize hamdetmeli ve şükretmeliyiz. Nankörlük değil şükür, israf değil tasarruf, umursamazlık değil sorumluluk bilinci hayatımızın rehberi olmalıdır.

Bereketin devam etmesi için elimizdeki nimetleri korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmak hepimizin görevidir.

Fahri Kubilay

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.