ÖZEL HABER | DOĞA, BİLİM VE SEYDİŞEHİR;Seydişehir’in Dağlarında Saklı Botanik Hazinesi: Bilim Dünyasının Keşfettiği Çiçekler
Seydişehir’in Dağlarında Saklı Botanik Hazinesi: Bilim Dünyasının Keşfettiği Çiçekler
Bir çiçek Seydişehir’in adını bilim dünyasına taşıdı, bir başka endemik bitki yok olma tehlikesiyle gündeme geldi. Yaklaşık kırk yıllık akademik araştırmalar, Seydişehir’in dağlarında yüzlerce bitki taksonunun kayıt altına alındığını ortaya koyuyor. Ancak bu zenginliğin ne kadarını tanıyoruz, ne kadarını koruyabiliyoruz?
Bir Dağın Eteklerinden Bilim Dünyasına Uzanan Hikâye
Konya’nın Seydişehir ilçesi, tarihî eserleri, mağaraları, dağları ve doğal güzellikleriyle tanınıyor. Ancak bölgenin az bilinen bir başka zenginliği daha var: Dağ yamaçlarında, kayalık alanlarda, bozkırlarda ve yüksek rakımlı çayırlarda yetişen yabani bitkiler.
Alacadağ, Küpe, Reze, Büyükgözet ve Gidengelmez Dağları, yalnızca etkileyici manzaralarıyla değil, bilimsel araştırmalara konu olan bitki çeşitliliğiyle de dikkat çekiyor.

1980’li yıllardan itibaren yapılan floristik araştırmalar, Seydişehir ve çevresinin botanik açıdan önemli bir bölge olduğunu gösterdi. Bu çalışmaların bazıları yüzlerce bitki taksonunu kayıt altına alırken, bazıları da bilim dünyasına yeni türler kazandırdı.
En dikkat çekici gelişmelerden biri ise 2020 yılında yaşandı. Seydişehir’den toplanan bir bitki, uluslararası bilimsel bir dergide yeni tür olarak tanımlandı ve ilçenin adını taşıdı.
Seydişehir Adını Taşıyan Çiçek: Verbascum seydisehirense
Bilimsel adı: Verbascum seydisehirense
Familyası: Scrophulariaceae (Sıracaotugiller)
Bilimsel tanımlanma yılı: 2020
Araştırmacılar: Deniz Ulukuş, Osman Tugay ve Coşkun Sağlam
Seydişehir’in botanik tarihindeki en önemli keşiflerden biri, ilçenin adını taşıyan bu sığırkuyruğu türünün tanımlanması oldu.
26 Ağustos 2017 tarihinde Seydişehir’in Kozlu köyü çevresinden, yaklaşık 1.700 metre yükseltiden toplanan bitki örnekleri bilimsel incelemeye alındı.
Araştırmacılar bitkinin yapraklarını, çiçeklerini, çanak yapraklarını, meyvelerini, polenlerini ve tohumlarının mikroskobik özelliklerini inceledi.

Yapılan karşılaştırmalar sonucunda bitkinin daha önce bilinen türlerden ayrıldığı belirlendi.
2020 yılında Phytotaxa dergisinde yayımlanan makaleyle yeni tür bilim dünyasına tanıtıldı.
Türün tip örneği Konya’daki KNYA herbaryumunda muhafaza edilmektedir. Kew Gardens’ın uluslararası bitki veri tabanı Plants of the World Online da bu türü kabul edilmiş bilimsel ad olarak kaydetmektedir.
Bu keşif, Seydişehir’in adının yalnızca tarih ve coğrafya kitaplarında değil, uluslararası botanik literatüründe de yer almasını sağladı.
Kaynak: Ulukuş, D., Tugay, O. ve Sağlam, C. (2020), Phytotaxa, 450(2), 229–236. Bilimsel makale.
Suğla Havzasının Nadir Çiçeği: Tülüşah
Seydişehir ve Bozkır arasındaki coğrafyada yetiştiği belgelenen en dikkat çekici endemik bitkilerden biri de halk arasında Tülüşah olarak bilinen Rhaponticoides iconiensis.
Gösterişli sarı çiçekleriyle tanınan bu bitki, Türkiye’ye endemik türler arasında bulunuyor.
Bilimsel literatürde ilk olarak Centaurea iconiensis adıyla tanımlanan bitki, sonraki taksonomik değerlendirmelerle Rhaponticoides cinsine alındı.
1980 yılında Bozkır–Seydişehir arasında keşfedilen bitki, 1981 yılında bilimsel olarak tanıtıldı.
Tülüşah’ın hikâyesi yalnızca bir botanik keşfinden ibaret değil. Aynı zamanda doğa korumanın neden gerekli olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek.

Tarım Alanlarının Arasında Yaşam Mücadelesi
Tülüşah üzerine yapılan koruma araştırmalarında, Suğla Gölü’nün kuzeyindeki doğal yaşam alanlarının tarımsal faaliyetlerden ve arazi kullanımındaki değişimlerden etkilendiği bildirildi.
Bitkinin korunması için yürütülen çalışmalarda doğal alanlarda yeniden dikim uygulamalarına da başvuruldu.
2011 yılına ait gözlemlerde koruma alanına dikilen bitkilerin çiçeklendiği belirtildi.
Ancak bu başarı, türün bugün güvence altında bulunduğu anlamına gelmiyor. Popülasyonların güncel durumu, birey sayıları ve habitatların korunma düzeyi yeni saha çalışmalarıyla belirlenmeli.
Tülüşah, 2022 yılında yayımlanan uluslararası moleküler biyocoğrafya araştırmasında da incelendi. Bozkır–Seydişehir arasından yaklaşık 1.170 metre yükseltide toplanan örneklerin DNA verileri bilimsel analizlerde kullanıldı.

Böylece Seydişehir çevresinden toplanan bir bitki, yalnızca Türkiye’nin flora araştırmalarına değil, bitkilerin evrimsel akrabalıklarını ve coğrafi yayılışlarını inceleyen uluslararası çalışmalara da katkı sağladı.
Kaynak: Biogeography of Rhaponticoides, an Irano-Turanian element in the Mediterranean flora, Scientific Reports (2022). Tam metin.
1984’te Seydişehir’in Bitki Zenginliği Kayıtlara Geçirildi
Seydişehir’in florası üzerine yapılan önemli erken dönem araştırmalardan biri, H. Ocakverdi’nin 1984 tarihli Seydişehir Maden Bölgesi (Konya) ve Çevresinin Florası çalışmasıydı.
Daha sonraki akademik yayınlarda aktarılan karşılaştırmalı verilere göre bu araştırmada 900 bitki taksonu ve bunların arasında 103 endemik takson bildirildi.
Bu rakam, Seydişehir Maden Bölgesi’nin botanik zenginliğini ortaya koyması bakımından dikkat çekici.
Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım var: 900 taksonun tamamı endemik değil. Ayrıca bu rakam günümüzde Seydişehir ilçesinin bütününde yetişen bitkilerin kesin toplamı olarak yorumlanamaz.
Araştırma belirli bir bölgeye ve belirli bir döneme ait floristik kayıtları içeriyor.
Kaynak: Ocakverdi, H. (1984), Seydişehir Maden Bölgesi (Konya) ve Çevresinin Florası, Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fen Dergisi, 3, 91–129; Demirelma ve Ertuğrul (2009), karşılaştırmalı flora verileri.
Küpe, Reze ve Büyükgözet Dağlarında 539 Takson
Seydişehir’in bitki çeşitliliği açısından dikkat çeken bir diğer araştırma, 2000 yılında yayımlanan Küpe, Reze ve Büyükgözet Dağları florası çalışması oldu.
Batı, Serin, Şanda ve Bağcı tarafından gerçekleştirilen araştırmada 539 takson kaydedildiği ve endemizm oranının yaklaşık %17 olduğu bildirildi.
Bu oran, yaklaşık 92 endemik taksona karşılık geliyor. Bununla birlikte kesin sayı, özgün makaledeki tür listesinden kontrol edilmeli.
Dağların farklı yükselti kuşakları, kayalık alanları ve bitki örtüsü özellikleri, bu çeşitliliğin araştırılması bakımından önem taşıyor.
Kaynak: Batı, F., Serin, M., Şanda, M. A. ve Bağcı, Y. (2000), Küpe, Büyükgözet ve Reze Dağlarının (Seydişehir-Konya) Florası, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Dergisi, 8(2), 101–126.
Alacadağ’ın 36 Endemik Bitkisi
Seydişehir’in bitki çeşitliliğini ortaya koyan önemli bilimsel çalışmalardan biri de 2008 yılında yayımlanan Alacadağ florası araştırması.
İsmail Arslan, Hüseyin Dural ve Yavuz Bağcı imzasıyla yayımlanan çalışmada, 2003–2005 yılları arasında toplanan bitki örnekleri değerlendirildi.
ALACADAĞ FLORA ARAŞTIRMASI
321
Takson
188
Cins
36
Endemik takson
Araştırmada ayrıca 50 bitki familyası belirlendi. Yayımlanan endemizm oranı %11,1 olarak verildi.
Araştırmanın dikkat çeken bir başka sonucu, bölgedeki bitkilerin farklı fitocoğrafik kökenlere sahip olması.
İran-Turan, Akdeniz ve Avrupa-Sibirya flora elementlerinin bir arada bulunması, Seydişehir’in farklı bitki coğrafyalarının etkisi altında olduğunu gösteriyor.
Bu çeşitlilik, bölgenin yalnızca tek bir bitki topluluğundan oluşmadığını, farklı ekolojik koşullara uyum sağlamış türleri barındırdığını ortaya koyuyor.
Kaynak: Arslan, İ., Dural, H. ve Bağcı, Y. (2008), Alacadağ (Seydişehir-Konya) ve Çevresinin Florası.
Seydişehir’in Botanik Zenginliği Rakamlarla
Araştırma alanı Bitki taksonu Endemik
Seydişehir Maden Bölgesi 900 103
Küpe–Reze–Büyükgözet 539 Yaklaşık 92
Alacadağ 321 36
Rakamlar ayrı akademik araştırmaların sonuçlarıdır. Alanlar ve taksonlar örtüşebileceğinden toplanarak Seydişehir’in toplam endemik sayısı hesaplanamaz.
Gidengelmez Dağları: Henüz Tam Olarak Tanımadığımız Bitki Dünyası
Seydişehir’in en dikkat çekici doğal alanlarından Gidengelmez Dağları, sarp kayalıkları, ormanları ve yüksek dağlık habitatlarıyla botanik araştırmalarında ayrıca değerlendirilmesi gereken bölgeler arasında bulunuyor.
Bu alanda Thymus sipyleus grubuna ait kekik örneklerinin akademik çalışmalarda kullanılmış olması, dağların aromatik bitki çeşitliliği bakımından da araştırılabileceğini gösteriyor.
Gidengelmez’de görüldüğü bildirilen yabani şakayıklar da ilgi çekici. Ancak fotoğraf ve haberlerde geçen tür adlarının kesinleştirilmesi için bilimsel teşhis ve herbaryum kayıtları gerekiyor.
Bu dağların tüm endemik bitkilerini kapsayan güncel ve eksiksiz bir envanterin ortaya konulması, Seydişehir’in biyolojik çeşitliliğini anlamak açısından önemli bir araştırma ihtiyacı.
Endemik Bitki Neden Önemli?
Endemik bir bitki, doğal yayılışı belirli bir coğrafyayla sınırlı olan bitkidir. Türkiye endemiği olan bir tür yalnızca Türkiye’de doğal olarak yetişebilir; fakat ülke içinde birden fazla bölgede bulunabilir.
Dar yayılışlı endemikler ise çok daha küçük alanlarda yaşayabilir.
Bu nedenle bir dağ yamacındaki habitatın kaybolması, bazı türlerin yerel popülasyonları için geri döndürülemez sonuçlar doğurabilir.
Endemik bitkilerin korunması yalnızca güzel çiçeklerin korunması anlamına gelmiyor. Bu türler aynı zamanda Anadolu’nun jeolojik, iklimsel ve biyolojik geçmişini anlamak açısından bilimsel değer taşıyor.
Seydişehir İçin Yeni Bir Bilimsel Hedef: Endemik Bitkiler Atlası
Yaklaşık kırk yıllık akademik birikim, Seydişehir’in önemli bir bitki çeşitliliğine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bu çalışmaların tek bir güncel envanterde birleştirilmesi gerekiyor.
Böyle bir atlas, eski araştırmalarda kullanılan Latince adları güncellemenin yanı sıra, bitkilerin hangi dağda yetiştiğini, ne zaman çiçeklendiğini, hangi habitatları tercih ettiğini ve hangi tehditlerle karşı karşıya olduğunu da ortaya koyabilir.
Özellikle Seydişehir sığırkuyruğu ve Tülüşah gibi bilimsel açıdan önemli bitkilerin korunması için güncel popülasyon araştırmaları büyük değer taşıyor.
Seydişehir’in dağları yalnızca geçmişin izlerini değil, Anadolu’nun canlı doğal mirasını da barındırıyor. Bu mirası tanımak ve korumak için en güçlü araç ise bilimsel araştırma.
Haber kaynakçası
* Ocakverdi, H. (1984). Seydişehir Maden Bölgesi (Konya) ve Çevresinin Florası. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fen Dergisi, 3, 91–129.
* Batı, F., Serin, M., Şanda, M. A. ve Bağcı, Y. (2000). Küpe, Büyükgözet ve Reze Dağlarının (Seydişehir-Konya) Florası. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Dergisi, 8(2), 101–126.
* Serin, M., Şanda, M. A. ve Batı, F. (2001). New Floristic Records for the Square C3 (Seydişehir-Konya, Turkey). Turkish Journal of Botany, 25, 161–162.
* Arslan, İ., Dural, H. ve Bağcı, Y. (2008). Alacadağ (Seydişehir-Konya) ve Çevresinin Florası. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fen Dergisi, 32, 23–39.
* Demirelma, H. ve Ertuğrul, K. (2009). Derebucak (Konya), İbradı-Cevizli (Antalya) Arasında Kalan Bölgenin Endemik Bitkileri ve Tehlike Kategorileri. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fen Dergisi, 34, 137–148.
* Ulukuş, D., Tugay, O. ve Sağlam, C. (2020). Verbascum seydisehirense (Scrophulariaceae), a new species from Konya, Central Turkey. Phytotaxa, 450(2), 229–236.
* Biogeography of Rhaponticoides, an Irano-Turanian element in the Mediterranean flora (2022). Scientific Reports – tam metin.
* Royal Botanic Gardens, Kew. Plants of the World Online – Verbascum seydisehirense.
