Neşet Ertaş’ın Mızrap Tekniği
Neşet Ertaş’ın Mızrap TekniğiNeşet Ertaş’ın el tekniği açısından, icrasını özel ve önemli kılan en belirgin, güçlü yanı mızrap tekniğidir. Ertaş’ta; genel kulla…
Neşet Ertaş’ın Mızrap Tekniği
Neşet Ertaş’ın el tekniği açısından, icrasını özel ve önemli kılan en belirgin, güçlü yanı mızrap tekniğidir. Ertaş’ta; genel kullanım yanında kendine özgü çok çeşitli özellikler barındıran mızrap kullanımı, onun aşılamamış icrasının da özgün karakterini belirler. Çizgilerinde, başta ustası Muharrem Ertaş olmak üzere, Bayram Aracı ile kısmen Hacı Taşan ve Çekiç Ali tarzı mızrap kullanımları görülen Neşet Ertaş’ın mızrap tekniği, kişisel dehasının katkılarıyla özgün, etkili, güçlü ve zengin bir anlayış oluşturmuştur.
Yaşamının her ânını duygularla yorumlayan Neşet Ertaş, mızrabını sazının tellerine vurduğu ânı; "sazın ciğerine vurma" olarak betimler. Ertaş’ın icrası sırasında algılanan şey, renkli vuruşlarla ezgiye eşlik eden ve adeta yürek atışlarının hissedildiği bir mızrap kullanımıdır. Eserin tarzına, tavrına, ezginin ruhuna ve özelliğine göre çok farklı ve zengin bileşenlerle seyreden mızrap vuruşları; kimi zaman ruh dinginliğine uygun bir sakinliğin, kimi zaman sevginin ifadesine uygun bir aşk hâlinin, kimi zaman acının yürek sızlatan sızısının, kimi zaman bağrına saplanan bir bıçağın ciğer dağlayan yangınının anlatımı olarak kulaklara yansıyıp gönüllere ulaşır.
Neşet Ertaş’ta mızrap kavramı; ezginin usûl yapısının ve tanforların belirlenmesi, ritmik yapının biçimlendirilerek çeşitlendirilmesi ile özgün bir tını karakterinin eşlik ettiği, akıcı ve dengeli bir icranın oluşturulması çevresinde ilerler. Duyguların yönlendirisine göre biçimlenen bu vuruşlar, bünyesinde büyük bir tını zenginliği barındırır. Eserin tarzına, anlatım özellikleri ve duygusal ifadesine göre mızrabını, sazının alt eşiği ile göğüs sap birleşimi arasında hemen her noktada kullanan Neşet Ertaş, bu alanın doğasından kaynaklı var olan bütün tınıları icrasına katar. Çok yumuşak, yumuşak, orta sert ve sert tınılar yanında; parlak, kısmen parlak-kısmen kapalı, buğulu, sızlamalı vb. birçok tını, onun sazında yarattığı bu tını zenginliğinin unsurları olarak icralarına yansımıştır.
Sazın göğsünde hemen her noktayı kullanan Neşet Ertaş, mızrabını genellikle orta noktadan, birçok zaman geride (eşiğe yakın) ve kimi zaman da öndeki (göğüs sap birleşimi yakın) bir noktadan tellere vurur.
Eşiğe yakın vuruşlar, Neşet Ertaş’ın çokça kullandığı uygulamalar olup tok ve pek tını karakterindedir. Ertaş, dinamik ezgileri seslendirmede bu tınıdan çokça yararlanır. Sazın göğüs sap birleşimine yakın yaptığı ön bölgesindeki vuruşlar ise, genellikle yumuşak anlatımlar ve tınılar olarak ortaya çıkar. Onun bu bölgede yaptığı icralar, kimi zaman klâsik tutuş pozisyonunda gerçekleşse de, Neşet Ertaş’ın bu uygulama için genellikle sazının göğsünü yukarı çevirdiği, mızrap tutan eline farklı bir biçim verdiği ve sazın üzerine eğilerek derin bir duygu yoğunluğu içerisinde, yumuşak, bağlı bir çalış gerçekleştirdiği görülür.
Mızrabını, farklı birkaç biçimde tutarak kullanabilen Ertaş’ın mızrabı, bu yönden de bir çok çeşitliliği bünyesinde barındırır. Genelde var olan ve hemen herkeste benzeşen üstten ve alttan vuruşlar; kendine özgü güçlü bir mızrap tekniği geliştirmiş Ertaş’ta, birbirinden ayrışan ve çok farklı özellikleri olan, kendi içerisinde farklı dengeleri bulunan karmaşık bir yapıdadır. Bu vuruşları, ezginin usûl yapısını ve tanforlarını belirlemede kullanan Ertaş; ritmik yapının biçimlendirilerek çeşitlendirilmesi ve tını karakterinin şekillendirilmesi ile dengeli, akıcı bir icranın oluşturulmasında da bu vuruşlardan yararlanır.
Neşet Ertaş’ta, yukarıdan aşağı doğru yapılan üstten vuruşlar, bilinen sıradan yapının dışında, kendine özgü birçok özellik de içerir. Çok güçlüden çok yumuşak olanlarına kadar bir çok çeşidi bulunan bu vuruşların gücünü; eserin tarzı, tavrı, duygusal alt yapısı ve icra özellikleri belirler.
Bunlardan biri, yukarıdan aşağı doğru ve mızrabı tele sürterek vurmadır. Neşet Ertaş’ın genellikle yumuşak vuruşlar içerisinde yaptığı bu uygulama, hışırtılı bir duyum oluşturur. İsteyerek yaratılmış bu hışırtının ezgiye eşlik edişi, duyumun farklılaşması ve zenginleşmesine neden olur.
Benzer biçimde, elin belirli bir konuma getirilerek mızrabın tele keskin biçimde vurulması da, seslerin doğasında yaratılan ve adeta bıçağın kesişini andıran yürek yaralayıcı bambaşka bir tını karakteri oluşturur. Neşet Ertaş’ta bu ve benzeri uygulamalar epeyce fazla olup kulağa gelen, ancak tanımı yapılamayan tını zenginliğinin, duygusal tonunun açıklanabilen öğelerinden bazılarıdır.
Neşet Ertaş’ın üstten vuruşlarında genel olarak duyulan, neredeyse elin bütün ağırlığı ile yaptığı vuruşların adeta gülle gibi inen gücüdür. Ezginin usûl yapısını ve tanforlarını belirlemede bunlardan önemli ölçüde yararlanan Neşet Ertaş’ın belli bir duygu yoğunluğundan sonra yaptığı ve onun dışındaki hiç bir icracıda görülemeyen vuruşlar ise, icrasının en dehşetli anlarını yaratır. Elini, klâsik pozisyondan farklılaştırarak ileri doğru açan Ertaş, sazdan uzaklaştırdığı mızrabını tellere neredeyse dik açıyla gelecek biçimde çok güçlü bir şekilde vurur. Bu vuruş ile aynı anda sazın göğsüne orta parmağı ile güçlü bir darp da yapan Ertaş, böylelikle heybetli bir tını elde edip derin bir etki yaratır. Neşet Ertaş’ın, büyük bir enerji ile sazının karşısından yaptığı kendine özgü bu dik vuruşlar, özellikle oyun havaları çalarken coşup taştığı anlarda zirveye ulaşır. Uygulaması oldukça zor olan bu vuruşları şaşılacak derecede kolaylıkla ve akıcı bir biçimde yapabilen Ertaş, bununla da kalmayıp oyun havalarında bu vuruşları hızla üst üste (seri bir şekilde) yineler. Bu anlarda kabına sığmayan Neşet Ertaş’ın, tıpkı bir çekiç edasında yaptığı bu seri vuruşlar; hem oyun havasının coşkusuna tavan yaptırır, hem de ahengine ahenk katar. Ertaş’ın sazının kapağında, eşiğe yakın noktada tellerin alt kısmında görülen aşınmaların nedeni bu vuruşlardır.
Sazın göğsüne; genelde orta parmakla, kimilerince de yüzük parmağı ile yapılan vuruşlar, bağlama icrasında hemen herkesin kullandığı bir unsurdur. Ezginin ritmini ortaya çıkaran bu uygulama, duyumu da renklendirir. Hemen her konuda farklılıklar taşıyan ve kendincelik yaratabilen Neşet Ertaş, bu konuda da özgün farklar gösterir. Sazın göğsüne yaptığı darplarda genellikle orta parmağını kullanan Ertaş, bu vuruşu kimi zaman da yüzük parmağı ile yapar. Bu konuda onda görülen en ilginç uygulamada ise, çoğunlukla söz bölümlerinde sazın sesini azaltarak naif bir şekilde eşlik eden Ertaş; buna bağlı olarak, sazının göğsüne serçe parmağı ile yaptığı hafif vuruşlarla bu eşliği bozmaz. Böylelikle darplar vurarak eserin biçimini, ritmik yapısını belirleyen Ertaş, tanforları ortaya çıkardığı bu uygulama ile ezginin yapısını da zenginleştirir.
Neşet Ertaş’ın icrasında, mızrap açısından ilgi çeken bir özellik de, sert vuruşlar ile sesleri birbirinden ayırarak (staccato) ve sıçratarak (spiccato) yaptığı çalışmalardır. Orta Anadolu dilinde, "kostak çalma" denilen ve başta Bayram Aracı olmak üzere birçok icracıda görülen bu uygulamalar da, Ertaş’ta bambaşka anlam ve ifadelere kavuşmuştur. Orta Anadolu Müziği içerisinde genellikle oyun havaları icrasında görülen bu mızrap anlayışı, Neşet Ertaş’ta en ağırından en hızlısına; türküler, oyun havaları hatta açışlarda bile rastlanılan, kendine özgü bir mızrap yorumuna kavuşmuştur. Gerektiğinde sesleri birbirinden ayırarak, sıçratarak çalan Ertaş, duruma göre her bir sesi derinlikli tınlatarak süresini de dolgunlaştırıp geniş bir hacme kavuşturur. Diğer icracılarda pek rastlanılmayan, ancak Ertaş’ta kendince bir çeşitliliğe kavuşmuş olan onun bu bağlı ve uzun vuruşlarla çalışının kaynağı da, keman çaldığı döneminin yansımalarıdır.
Neşet Ertaş’ta, daha birçok özellikte ortaya çıkan ve icralarına yansıyan üstten vuruşları yanında, alttan yaptığı vuruşlar da çeşitli, renkli ve kendine özgüdür. Neşet Ertaş’ın yaptığı alttan vuruşlar; gerek uygulama, gerek tını karakteri, gerekse alt yapısındaki duygu ifadesi bakımından ilginçtir. Ertaş, bu konuda da genelde bilinen ve herkeste benzeşen alışagelmiş alttan vuruş dışında, kendine özgü birçok biçim ve anlayış geliştirmiştir.
Ertaş’ın, kendine özgü yaptığı alttan vuruşlardan biri, sağ elini ve mızrabı belli bir biçime getirip parmaklar arasında gevşek tutarak, alt tan ağırlıklı yaptığı vuruşlardır. Kendisinden öncesinde örneği görülmeyen ve ilginç bir biçimde çelik telleri susturarak bam telin sesini öne çıkaran bu vuruş, onun dehasının bir ürünüdür. Bu şekilde bas bir tını elde eden Ertaş’ın, genel tını karakteri olan tok duyumun temel kaynaklarından birisi bu tip vuruşlardır. Ertaş’ın, zaman zaman yürek sızısına denk gelecek biçimde telleri sızlatarak yaptığı bu sızlatmalı vuruşlar, onun duygusal icrasının en coşkulu anlarındandır. Bu vuruşu genellikle doğaçlamalar ve ağır ezgilerde kullanan Ertaş, temelde ağır-hızlı demeden hemen her tip eserde yer verir. Bu vuruşu icranın herhangi bir yerinde ve hızla uygulayabilen Ertaş, böylelikle esere hem tını çeşitliliği katar, hem de duygusal yapısını dokunaklı hâle getirir.
Neşet Ertaş’ın, alttan yaptığı vuruşlardan biri diğeri; sağ elini ve mızrabı belli bir biçime getirerek, alttan-yukarı ve telleri adeta yalatarak yaptığı vuruşlardır. Telleri, ardı ardına duyuran ve mızrabın sürünme sesinin de eklenmesiyle kendine özgü bir tını ve duygusal alt yapıya kavuşan bu vuruşlar da, onun, icra sırasında sıkça kullandığı uygulamalardır.
Neşet Ertaş’ın icrası sırasında ortaya çıkan mızrap kombinasyonlarında, alttan vuruşların icra içerisindeki yer alışı da kendine özgü bir yapıdadır. Alttan sürekli ters vuruşlarla yapılan icra anlayışı bunlardan biridir. Bu tip mızrap kullanımı Muharrem Ertaş’ta belirgin olmayıp gizli kalmıştır. Kısmen Hacı Taşan’da görülen bu mızrap kullanma biçimi, Ertaş’la zirveye ulaşmıştır.
Orta Anadolu Müziği içerisinde var olan ve dönemsel olarak kamuoyunda Nida Tüfekçi’nin çaldığı sürmeli çeşitlemeleri ile tanınan; büyük ya da küçük ikili aralığında, iki ses arasında yapılan hızlı gidiş-gelişleri belirten trile dayalı tarama mızrabı, Ertaş’ta, çığırının zirvesine ulaşmıştır. Bu uygulamayı, sağ el pozisyonunu değiştirerek yapan genelin aksine o, mızrabının ve elinin pozisyonunu hiç değiştirmeden sabit bir biçimde ve büyük bir akıcılık içerisinde uygular.
Bu mızrabı yalnızca tril kalıplarına dayalı ezgiler değil, aynı zamanda ritmik ezgilerin en umulmadık yerlerinde ve beklenmedik biçimlerde kullanan Ertaş’ın doğaçlamalarında da bu uygulama görülebilir. Onun, bu mızrabı doğaçlamalarda çeşitli biçimlerde kullanabilmesi de, sanatsal dehasından kaynaklanmaktadır. Zaman zaman mızrabı gevşeterek vuruşu silikleştirip yumuşatan Ertaş, böylelikle kendince geliştirdiği bir başka yönle farklılığına farkılık katar.
Orta Anadolu Müziği’nin genel karakteri içerisinde, özellikle oyun havalarında görülen belirleyici bir vuruş biçimi vardır. Bu vuruş; aşağı yapılan ana vuruş sonrası, 1. telde tekrar üsten aşağı, sonra yukarı ve tekrar aşağı vuruşlarla bir çırpıda ve seri bir şekilde yapılan kombine bir vuruştur. Saz icracıları arasında, "üstten çırpma" olarak bilinen ve kendine özgü ritmik yapısı ile vazgeçilmez olan bu vuruş, tüm icracılar tarafından "üstten çırpma" biçiminde uygulanır. Ancak doğası gereği zor olan ve uzun süreli çalımlarda icracıyı yorup duyumu hantallaştıran bu mızrabın kullanımına yönelik yapılabilecek en rahat uygulama biçimini Bayram Aracı bulmuştur.
Aracı’nın icrasındaki ritmik karakterin ana unsuru olan bu uygulamada, aşağı yapılan ana vuruş sonrası 1. telde yukarı ve tekrar aşağı bir vuruşla aynı duyum elde edilir. Ancak, "üstten çırpma"’daki fazla mızrap vuruşu nedeniyle oluşan ritmik duyum bu vuruşta sağ el ve ezgi çalan sol el arasındaki iletişimle sağlanır. Uzun süreli icralarda, son derece akıcı bir biçimde gerçekleşen bu vuruş icracıyı da yormaz. Bu vuruşu Bayram Aracı’ndan duyan Neşet Ertaş, ahenginden etkilenerek kendi icrasının içerisine taşımıştır. O dönemde, Aracı’nın mızrabından etkilenen yalnızca Ertaş değildir. Şehirli icracılar yanında, Abdallar gibi köy çalgıcılarının hemen hepsi bundan etkilenirler. Kendi icrasında bu yönde bir değişiklik yapmayan Muharrem Ertaş’a göre, çırakları Hacı Taşan ve Çekiç Ali de Aracı’nın mızrabından etkilenerek icralarına taşırlar, türkü sözleri okunuş biçimleri ona göre şekillenir. Ancak onlarla ve diğerlerinin tümüyle Neşet Ertaş arasındaki fark, Ertaş’ın bu mızrap uygulamasını kendine göre çeşitlendirmesi ve varabileceği en uç noktaya taşımasıdır.
Neşet Ertaş’ın mızrap uygulamalarında görülen temel vuruş biçimlerinden biri diğeri; iki sesten birinin mızrapla, diğerinin parmak vurarak seslendirildiği senkop uygulamalarına dayalı geliştirdiği mızrap kullanımı. Bu anlarda, sağ ve sol el arasında belli bir denge oluşturarak yaptığı hızlı senkoplar ile iki ses arasında belirsizlikler yaratan Ertaş, bu olguyu müziğinin temelinde yer alan güçlü bir anlatıma büründürmüştür. Mızrap vuruşu ve tartımı ile çok farklı bir duyumu bulunan ve yalnızca Ertaş ve aşiretinin müziği ile karakterize olmuş bu uygulama, yaratılan zengin duyumun ve duygusal alt yapının da ana kaynaklarındandır. Neşet Ertaş, bu vuruşu ve tartımı türkülerde, oyun havalarında ve özellikle de bozlaklarda çokça kullanır.
Neşet Ertaş’ın mızrap kullanımında görülen ilginç ancak önemli yanlardan biri de, çalmaya başlamadan önce elini birkaç kez boşa sallayarak sonrasında tellere vurmasıdır. Tıpkı berberlerin makası saça vurmadan önce birkaç kez boşta açıp kapatmalarındaki hata yapmayı ortadan kaldıran uygulamaya benzeyen bu anlayış da, esere tam zamanında ve dinamik bir biçimde girebilmesini sağlar. Ertaş’tan başka örneği görülmeyen bu uygulama da; onun, sanat ustalığının ve deneyim dolu icralarının bir sonucudur. Hiç yalpalamadan, süre sarkmalarının olmadığı fırtına gibi girişler, tam ritmini bulmuş başlangıçlar, hep bu anlayışın ürünleridir.
Neşet Ertaş’ın mızrap tutan, son derece becerikli sağ eli; altlı üstlü çeşitli mızrap kombinasyonları ile eserin ritmik yapısını çeşitlendiren, böylelikle duyumu renklendiren, onun karmaşık icrasına ayak uydurabilecek yüksek bir kapasiteye sahiptir. Özellikle oyun havaları icrasında zirveye çıkan mızrap uygulamaları sırasında, tıpkı kurulu bir saat gibi kusursuz bir çalışma ve denge içinde işleyen mızrabı, yarattığı ritmik çeşitliliğin, duygunun ve ezginin yapısını destekleyen ritmik kompozisyonların da ana kaynağıdır.
