İlaç Sektöründe Yeni Hedef Beynin Uyanıklık Sistemi: İlk Oreksin İlacı Onay Aldı
GLP-1 tabanlı zayıflama ilaçlarının ardından tıp dünyası şimdi beynin uyanıklık ve motivasyon sistemini yöneten oreksin moleküllerine odaklandı. Narkolepsi (aşı…
GLP-1 tabanlı zayıflama ilaçlarının ardından tıp dünyası şimdi beynin uyanıklık ve motivasyon sistemini yöneten oreksin moleküllerine odaklandı. Narkolepsi (aşırı uyku hastalığı) için geliştirilen ilk oreksin ilacının onaylanmasıyla; dikkat eksikliği, depresyon ve bağımlılık gibi birçok alana uzanabilecek yeni bir tedavi dönemi başladı.
ABD’den Tarihi Onay: Oveporexton (Orzeyful)
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Japon ilaç şirketi Takeda tarafından geliştirilen oveporexton etken maddeli ilacı "Orzeyful" markasıyla 5 Ağustos’ta narkolepsi tedavisi için resmen onayladı.
Oreksin reseptörlerini doğrudan harekete geçiren ilk ilaç olma özelliği taşıyan oveporexton, sadece uyku bozukluklarının çözümünde değil; beynin motivasyon, dikkat ve ödül mekanizmalarını hedefleyen yeni nesil tedaviler için de kritik bir eşik kabul ediliyor.
Oreksinler: Beynin "Orkestra Şefi"
Oreksinler, beynin gözlerin hemen arkasında yer alan hipotalamus bölgesindeki sınırlı sayıdaki nöron tarafından üretilen ve nöronlar arası iletişimi sağlayan özel moleküllerdir.
Oreksin sistemi, iki temel reseptör üzerinden çalışır:
- OX2R: Uyanıklığın sürdürülmesinde kritik rol oynar. Harekete geçirildiğinde noradrenalin, serotonin ve dopamin sistemlerini eş zamanlı çalıştırır.
- OX1R: Beynin motivasyon, duygu durum ve ödül sistemleriyle ilişkilendirilir.
Narkolepside Eksik Sinyal Yeniden Oluşturuluyor
ABD'de her 2 bin kişiden birini etkileyen narkolepsi; gündüz saatlerinde kontrol edilemeyen aşırı uyku hali ve istemsiz uykuya dalma nöbetleriyle seyrediyor.
1990'ların sonunda yapılan araştırmalar, narkolepsi hastalarının oreksin üreten nöronlarını kaybettiğini ortaya koymuştu. Tip 1 Narkolepsi hastalarında görülen bu eksiklik, aşırı uykululuğun yanı sıra kişinin güçlü duygular karşısında aniden kas kontrolünü kaybetmesine neden olan katapleksi nöbetlerine de yol açıyor.
Tedavide Yaklaşım Değişti
2014 yılından bu yana kullanılan eski nesil oreksin ilaçları (antagonistler), uyanıklık sinyalini engelleyerek uykusuzluk (insomnia) tedavisinde kullanılıyordu. Yeni nesil oreksin agonistleri ise tam tersi bir mantıkla çalışıyor: Sisteme müdahale etmek yerine eksik oreksin sinyalini taklit ederek uyanıklığı yeniden sağlıyor.
Takeda’nın ilk ilaç adayı, erken aşamalarda umut vaat etse de hastalar üzerinde karaciğer hasarına yol açması nedeniyle 2021 yılında durdurulmuştu.
Klinik Başarı: Uyanık Kalma Süresi 25 Dakika Artırıldı
Takeda’nın geliştirdiği ikinci OX2R agonisti oveporexton’un Mayıs 2025’te açıklanan klinik sonuçları şu başarıları öne çıkardı:
- Uyanıklık Süresi: Karanlık odada yapılan testlerde ilaç, doza bağlı olarak hastaların uyanık kalma süresini plaseboya kıyasla 12,5 ila 25 dakika uzattı.
- Katapleksi Kontrolü: İlaç, ani kas kaybı nöbetlerini (katapleksi) yaklaşık üçte iki oranında azalttı.
- Yan Etkiler: Çalışmalarda uykusuzluk ve katılımcıların yaklaşık üçte birinde sık idrara çıkma ihtiyacı tespit edildi.
Dev Şirketler Yarışta: Pazar 16 Milyar Doları Bulabilir
Gelişmenin ardından küresel ilaç devleri bu alandaki yatırımlarını hızlandırdı:
- Alkermes: İrlandalı biyoteknoloji firması kendi rakip oreksin molekülünü geliştiriyor.
- Eli Lilly: Haziran ayında, ergenlik ve yetişkin aşamalarında oreksin ilacı test eden Centessa şirketini bünyesine kattı. Centessa’nın ilacı Tip 1 hastalarında uyanıklık süresini 20 dakikadan, Tip 2 hastalarında ise 10 dakikadan fazla artırdı.
Morgan Stanley analizlerine göre, oreksin bazlı ilaç pazarının yalnızca uyku bozuklukları kanadında 2035 yılına kadar yıllık 16 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor.
DEHB, Depresyon ve Bağımlılık İlacı Olabilir mi?
Şirketler, oreksin agonistlerinin etkilerini Tip 2 narkolepsi, hipersomni, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile uyku apnesi üzerinde de test etmeye devam ediyor.
Özellikle ödül mekanizmasıyla bağlantılı olan OX1R reseptörünün hedeflenmesinin; bağımlılığa bağlı madde arzularını baskılayabileceği ve duygu durum üzerindeki dengeleyici etkisi sayesinde dirençli depresyon vakalarında yeni bir çığır açabileceği değerlendiriliyor.