3 Temmuz 2026, Cuma 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
GÜNDEM

Çatalhöyük'te 8 bin 600 yıllık "ekmek" bulundu

- "Şu ana kadar bulunan ekmek benzeri bu formda hiçbir buluntu yok. Şu an bilinen en eski ekmek diyoruz. Türkiye ve dünya için heyecanlandıran bir buluş"

05.03.2024 13:01 4032 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
Çatalhöyük'te 8 bin 600 yıllık "ekmek" bulundu
<p>- Kazı Heyeti Başkanı Do&ccedil;. Dr. Ali Umut T&uuml;rkcan:<br /> - &quot;Somun ekmeğin k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;lm&uuml;ş hali. Ortasına parmak basılmış, fırına girmemiş ama mayalanmış, i&ccedil;indeki nişastalarla beraber g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelmiş. B&ouml;yle bir &ouml;rnek yok. &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k zaten bir&ccedil;ok ilklerin merkeziydi&quot;<br /> - Gaziantep &Uuml;niversitesi &ouml;ğretim g&ouml;revlisi Salih Kavak:<br /> - &quot;Şu ana kadar bulunan ekmek benzeri bu formda hi&ccedil;bir buluntu yok. Şu an bilinen en eski ekmek diyoruz. T&uuml;rkiye ve d&uuml;nya i&ccedil;in heyecanlandıran bir buluş&quot;</p> <p><img alt="" src="http://www.seydisehirhaber.com/resimler/images/AA-20240305-33890775-33890764-CATALHOYUKTE_8_BIN_600_YILLIK_EKMEK_BULUNDU.jpg" style="height:427px; width:640px" /></p> <p>KONYA (AA) - ABDULLAH DOĞAN - D&uuml;nyada kentleşmenin olduğu ilk yerlerden &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&#39;teki kazıda 8 bin 600 yıllık &quot;ekmek&quot; bulundu.</p> <p>Konya&#39;nın &Ccedil;umra il&ccedil;esinde yer alan, Neolitik d&ouml;nemde yaklaşık 8 bin kişinin bir arada yaşadığı &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&#39;te, &uuml;stten girilen, birbirlerine bitişik kerpi&ccedil; evlerin bulunduğu &quot;Mekan 66&quot; olarak adlandırılan alanda fırın yapısı keşfedildi.</p> <p>B&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de tahrip olan fırının &ccedil;evresinde, buğday, arpa, bezelye tohumlarıyla yiyecek olabileceği değerlendirilen avu&ccedil; i&ccedil;i b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde bir buluntuya rastlandı.</p> <p>Necmettin Erbakan &Uuml;niversitesi Bilim ve Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezinde (BİTAM) yapılan analizlerde, s&uuml;ngerimsi kalıntının, milattan &ouml;nce 6600&#39;e tarihlendirilen mayalanmış ekmek olduğu belirlendi.</p> <p><img alt="" src="http://www.seydisehirhaber.com/resimler/images/AA-20240305-33890775-33890762-CATALHOYUKTE_8_BIN_600_YILLIK_EKMEK_BULUNDU.jpg" style="height:427px; width:640px" /></p> <p>- Analiz &ccedil;alışmaları titizlikle y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;</p> <p>Kazı Heyeti Başkanı ve Anadolu &Uuml;niversitesi &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Do&ccedil;. Dr. Ali Umut T&uuml;rkcan, AA muhabirine, &quot;arkeoloji&quot; denilince akla yapılar, anıtlar, buluntuların geldiğini s&ouml;yledi.</p> <p>Bug&uuml;n modern arkeolojinin, gıdanın da arkeolojisine &ccedil;alıştığına işaret eden T&uuml;rkcan, &quot;Gıda arkeolojisinin başlangı&ccedil; noktasının yine Anadolu olduğunu s&ouml;ylememiz gerekiyor. &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k burada &ccedil;ok &ouml;nemli duraklardan biri. 2021&#39;de keşfettiğimiz bir bulgu. T&uuml;rk kazılarında artık &ccedil;ok hassas belgeleme ve detaylı &ccedil;alışmalarla beraber bu t&uuml;r organik kalıntıları tespit edebildiğimizi g&ouml;sterdik.&quot; dedi.</p> <p><img alt="" src="http://www.seydisehirhaber.com/resimler/images/AA-20240305-33890775-33890773-CATALHOYUKTE_8_BIN_600_YILLIK_EKMEK_BULUNDU.jpg" style="width:640px" /></p> <p>&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Neolitik Kenti&#39;nin bu alanda &ouml;nemli yeri olduğunu belirten T&uuml;rkcan, şunları kaydetti:</p> <p>&quot;Fırının k&ouml;şesinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve yuvarlak s&uuml;ngerimsi buluntunun, dikkatli bir belgelemeyle ekmek olduğu anlaşıldı. Yapının &uuml;zerinin ince bir kille kaplı olması, hem ahşap hem de ekmek, bu organik kalıntıların t&uuml;m&uuml;n&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar saklanmasına olanak sağladı. T&Uuml;BİTAK Marmara Araştırma Merkezinde (MAM) yapılan radyo karbon testleri, numunemizin milattan &ouml;nce yaklaşık 6 bin 600&#39;e kadar gidebileceğini g&ouml;sterdi.&quot;</p> <p>- D&uuml;nyanın en eski ekmeği</p> <p>T&uuml;rkcan, mayalanmış ekmeğin ilk &ouml;rneklerine Mısır&#39;da rastlandığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:</p> <p>&quot;&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&#39;teki bu buluntunun d&uuml;nyanın en eski ekmeği olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Bu organik kalıntının, g&ouml;zlem, analizler ve tarihlendirmesini de g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alarak yaklaşık 8 bin 600 senelik bir ekmek olduğunu s&ouml;yleyebiliyoruz. Somun ekmeğin k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;lm&uuml;ş hali. Ortasına parmak basılmış, fırına girmemiş ama mayalanmış, i&ccedil;indeki nişastalarla beraber g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelmiş. Bug&uuml;ne kadar b&ouml;yle bir &ouml;rnek yok. &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k zaten bir&ccedil;ok ilklerin merkeziydi. Daha kazıldığı yıllarda d&uuml;nyanın ilk dokumaları &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&#39;teydi. Ahşap eserler yine &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k&#39;teydi. Duvar boyaları, resimler buna eklendi. Konya ve T&uuml;rkiye bu anlamda &ccedil;ok şanslı.&quot;</p> <p>Bulguların analiz &ccedil;alışmalarının &ouml;nemine işaret eden T&uuml;rkcan, &quot;Necmettin Erbakan &Uuml;niversitesinin laboratuvarlarında tam teşekk&uuml;ll&uuml; b&uuml;t&uuml;n analizleri yapabilmek b&uuml;y&uuml;k bir şans. İlk defa T&uuml;rkiye&#39;deki laboratuvarlarda ortaya konulduğu i&ccedil;in &ouml;nemliydi.&quot; diye konuştu.</p> <p>- Tahıl kalıntıları heyecanlandırdı</p> <p>&quot;&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k Mekan 66 Neolitik D&ouml;nem Ekmek Buluntusu Analizleri ve Değerlendirmesi&quot;ne katkı veren akademisyenlerden Gaziantep &Uuml;niversitesi &ouml;ğretim g&ouml;revlisi Salih Kavak da arkeobotanik alanında bug&uuml;ne kadar en heyecan verici &ccedil;alışmanın i&ccedil;inde olduğunu dile getirdi.</p> <p>Laboratuvarda bitkisel kalıntıları incelerken kendisine organik buluntu haberinin verildiğini anlatan Kavak, &quot;Getirdiklerinde &ccedil;ok şaşırdım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu formda, &#39;Hamur, ekmek, organik bir kalıntı olabilir mi?&#39; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. &Ccedil;ıplak g&ouml;zle bir morfolojik teşhis, daha sonra hemen mikroskop altında i&ccedil;eriğine baktım. En heyecanlandıran şey, tahıl kalıntılarının olması. Arpa, buğday ve bezelye gibi bitkilere ait &ouml;ğ&uuml;t&uuml;lm&uuml;ş, kırılmış par&ccedil;aların olması, zaten ilk başta hemen d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z şey, &#39;Bu acaba ekmek mi? ihtimalini g&uuml;&ccedil;lendirdi.&quot; ifadelerini kullandı.</p> <p>Kavak, daha sonra buluntuya ilişkin kimyasal ve fiziksel analizlerin yapılması gerektiğini belirterek, ş&ouml;yle devam etti:</p> <p>&quot;&Ouml;ne s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z hipotezimizi doğrulamak i&ccedil;in bu analizler gerekliydi. Prof. Dr. Oğuz Doğan hocamız, analiz i&ccedil;in BİTAM&#39;a y&ouml;nlendirdi. Orada yapılan analizde &ouml;zellikle SEM g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinde, detaylı baktığımızda numunenin i&ccedil;inde hava boşlukları &ccedil;ok belirgindi. Bitkilere ait tohum ve doku par&ccedil;aları, yaprak kalıntıları olması&hellip; Daha da detayına inildiğinde nişasta taneleri artık ş&uuml;phelerimizi ortadan kaldırıyordu. Yapılan diğer analizlerinde de kimyasal i&ccedil;eriklerine baktığımızda, hem bitkilerde bulunan kimyasal maddelerin olması hem de mayalanma g&ouml;stergeleri var. Bu buluntunun suyla unun karıştırılıp bir s&uuml;re bekletildiğini, mayalandığını, pişmediğini yapılan analizler g&ouml;sterdi. Fırının yanında hazırlanmış ama pişirilememiş ya da pişirilememiş, o formda olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş olduk. Heyecan verici bir buluştu. Şu ana kadar bulunan ekmek benzeri bu formda hi&ccedil;bir buluntu yok. Şu an bilinen en eski ekmek diyoruz. T&uuml;rkiye ve d&uuml;nya i&ccedil;in heyecanlandıran bir buluş.&quot;</p> <p>BİTAM M&uuml;d&uuml;r Yardımcısı Do&ccedil;. Dr. Yasin Ramazan Eker ise merkezde arkeolojik buluntuların da analizlerini yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:</p> <p>&quot;BİTAM&#39;da ileri teknoloji, analiz, karakterizasyon cihazlarımız bulunduğundan, bu numuneleri analiz edip, &ouml;zellikle kimyasal, fiziksel yapılarını belirledikten sonra tanımlayabildik. Artık daha &ouml;nceki yıllarda yurt dışına yollanan bu numuneler T&uuml;rkiye&#39;de kalıyor. Bunları karakterize edebiliyoruz. Hem malzeme alanında yorumlayabiliyoruz hem de bulguların arkeolojik a&ccedil;ıdan ne anlam ifade ettiğini veyahut ne zenginlikler kazandığını yorumlayabiliyoruz. Dolayısıyla hem arkeoloji alanında hem karakterizasyon alanında T&uuml;rkiye&#39;de yetkin insanlar var. Konya&#39;da Necmettin Erbakan &Uuml;niversitesi BİTAM merkez laboratuvarında bunları yapabiliyoruz. Ekmeğin en &ouml;nemli &ouml;zelliğinden biri, ısıttığımız zaman k&uuml;tlesi devamlı kayboluyor. Bu da şu demektir, bu numune o sıcaklığı daha &ouml;nce g&ouml;rmemiş. G&ouml;rmediği i&ccedil;in de ekmek şeklinde olan bu numunenin pişirilmemiş olduğunu anlıyoruz. Hocalarımız g&ouml;zenekli, s&uuml;ngerimsi yapıdan dolayı anlıyor. Dolayısıyla bizim ve onların bilgileriyle birlikte bu noktaya geldik. Daha isabetli teşhis etmemizi sağlıyor. Numunenin ekmek ş&uuml;phesi vardı, bu ş&uuml;pheleri doğruladık.&quot;</p> <p>Necmettin Erbakan &Uuml;niversitesi &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Prof. Dr. Oğuz Doğan da BİTAM&#39;da arkeolojik numunelerin kimyasal ve fiziksel yapılarının tanımlanabildiğini s&ouml;yledi.</p>

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.