Dolar 49,3681 yükseldi Euro 55,2121 yükseldi Gram Altın 6.586,11 düştü
Foto Video Künye 13° SEYDIŞEHIR HABER
SON DAKİKA Tümü
Güneş Özel Öğretim — Üst Banner 6:1
SEYDİŞEHİR

BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASINDA ROMA DÖNEMİ SAVAŞLARI

Antik Kaynaklar, Askerî Seferler, Mistea–Pappa–Orondeis Bölgesi ve Roma Hâkimiyetinin Kuruluşu

14.10.2026 05:58 0 yorum
BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASINDA ROMA DÖNEMİ SAVAŞLARI


Bu makalenin temel tezi şudur: Beyşehir Gölü havzası Roma hâkimiyetine tek bir meydan savaşıyla değil, askerî baskı, bölgesel fetih, toprakların kamulaştırılması ve ardından kurulan idarî-askerî sistem yoluyla girmiştir.


Araştırmanın en güçlü dayanakları Cicero’nun Servilius’un zaferini anlatması, Polybios ve Livius’un Oroanda’ya yönelik Roma müdahalesini kaydetmesi, Strabon ile Tacitus’un Homonadeis savaşlarını anlatması ve bölgedeki Grekçe–Latince yazıtlardır.


Aşağıdaki metin, yüklediğiniz 2021 tarihli Kurt–Atcı çalışmasını, 2023 tarihli Kurt–Karakuş makalesini ve yabancı akademik literatürü karşılaştıran, kaynakçalı bir akademik makale taslağıdır. Beyşehir’de gerçekleştiği kanıtlanmayan savaşları özellikle ayrı tutmaktadır.


BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASINDA ROMA DÖNEMİ SAVAŞLARI: MİSTEA, PAPPA VE ORONDEİS’İN FETHİ, ASKERÎ HAREKÂTLAR VE ROMA HÂKİMİYETİNİN KURULUŞU


ÖZ


Beyşehir Gölü havzası, Antik Çağ’da Pisidia, Lykaonia, Phrygia Paroreia ve Isauria bölgeleri arasında yer alan stratejik konumu nedeniyle Helenistik krallıkların ve Roma Cumhuriyeti’nin askerî faaliyetlerinden etkilenmiştir. Antik kaynaklarda Karalis olarak adlandırılan Beyşehir Gölü’nün özellikle doğu ve güneydoğu kesimindeki yerleşimler, Orondeis adıyla tanınan bölgesel toplulukla ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmada Beyşehir havzasının Roma hâkimiyetine giriş süreci, MÖ 189–188 yıllarında Gnaeus Manlius Vulso’nun Oroanda’ya yönelik müdahalesinden başlayarak MÖ 78–74 yıllarındaki Publius Servilius Vatia Isauricus seferleri, Amyntas ve Quirinius’un Homonadeis savaşları ve Geç Roma Çağı’ndaki Isauria hareketleri çerçevesinde incelenmektedir.


Araştırmanın temel kaynaklarını Polybios, Titus Livius, Cicero, Strabon, Tacitus, Frontinus, Plinius ve Ammianus Marcellinus’un eserleri; bölgedeki Grekçe ve Latince yazıtlar; H. A. Ormerod, W. M. Ramsay, A. S. Hall, Louis Robert, Ronald Syme, Stephen Mitchell, Karl Feld, Hadrien Bru ve diğer araştırmacıların çalışmaları oluşturmaktadır.


İnceleme, Roma’nın Beyşehir havzasını tek bir savaş sonucunda değil, aşamalı askerî müdahaleler ve idarî düzenlemelerle kontrol altına aldığını göstermektedir. Oroandicum arazisinin Servilius’un zaferi sayesinde Roma halkına geçtiği Cicero tarafından doğrulanmasına rağmen, Pappa ve Mistea kentlerinin ayrı ayrı kuşatılmasını veya kesin teslim tarihlerini anlatan birincil belgelerin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle tarihî coğrafya önerileri ile doğrudan antik tanıklıklar birbirinden ayrılmıştır.


Anahtar Kelimeler: Beyşehir, Karalis, Orondeis, Oroanda, Mistea, Pappa, Roma Cumhuriyeti, Servilius Vatia, Manlius Vulso, Homonadeis, Isauria.


THE WARS OF THE ROMAN PERIOD IN THE LAKE BEYŞEHİR BASIN: THE CONQUEST OF MISTHIA, PAPPA AND ORONDEIS


ABSTRACT


The Lake Beyşehir basin occupied a strategically important position between Pisidia, Lycaonia, Phrygia Paroreia and Isauria. This article examines Roman military interventions in the region from the campaigns of Gnaeus Manlius Vulso in 189–188 BCE to those of Publius Servilius Vatia Isauricus in the first century BCE, together with the neighbouring Homonadeis wars and later Isaurian disturbances.


Drawing upon ancient literary testimony, Greek and Latin inscriptions, and modern historical-geographical scholarship, the study distinguishes documented military events from hypothetical campaign routes. Cicero provides direct evidence that the Oroandicum territory became Roman property through Servilius’ victory. However, the precise identification of Oroanda with the Orondeis region remains disputed, and no surviving primary account securely describes the separate sieges of Pappa or Misthia.


The article concludes that Roman control of the Beyşehir basin developed through military pressure, territorial conquest, incorporation into provincial structures, land administration and the construction of strategic roads rather than through a single documented battle.


Keywords: Beyşehir, Orondeis, Oroanda, Misthia, Pappa, Roman conquest, Servilius Vatia, Homonadeis.


⸻


1. GİRİŞ


Beyşehir Gölü havzasının Roma dönemi askerî tarihi, Anadolu’nun Helenistik krallıklar arasında paylaşılması, Roma Cumhuriyeti’nin Toroslar’ın kuzeyindeki topraklara yönelmesi ve imparatorluk döneminde oluşturulan eyalet sisteminin gelişmesiyle doğrudan ilişkilidir.


Antik kaynaklarda Karalis veya Karalitis biçimlerinde anılan Beyşehir Gölü, batıdaki dağlık alanlarla doğudaki Lykaonia platosu arasında doğal bir geçiş havzası meydana getirmektedir. Gölün doğu kıyısındaki verimli araziler, kuzeye doğru Şarkikaraağaç ve Phrygia Paroreia, güneye doğru Seydişehir ve Suğla, doğuya doğru Konya ve Lykaonia ile bağlantılıydı.


Bu konum, bölgeyi yalnızca tarımsal üretim bakımından değil, askerî ulaşım ve geçit kontrolü yönünden de önemli kılmıştır.


Bölgenin antik tarihi açısından temel yerleşimlerden ikisi Mistea (Misthia) ve Pappa’dır. Bunlar, yazıtlarda Orondeis kimliğiyle birlikte anılmaktadır. Ancak modern Beyşehir ilçe sınırları, antik Orondeis toprakları ve daha güneydeki Homonadeis ülkesi aynı coğrafî bütünlük olarak kabul edilmemelidir.


Bu çalışmada cevaplandırılması amaçlanan başlıca sorular şunlardır:


1. Roma orduları Beyşehir havzasıyla ilk kez hangi tarihî olayda doğrudan ilişkilendirilebilir?

2. Oroanda ile Beyşehir çevresindeki Orondeis topluluğu aynı siyasî ve coğrafî birimi mi ifade etmektedir?

3. Publius Servilius Vatia Isauricus’un seferleri, bölgenin Roma egemenliğine geçişini nasıl açıklamaktadır?

4. Pappa ve Mistea’nın savaşarak mı, anlaşarak mı yoksa daha geniş bir bölgesel yenilginin sonucunda mı Roma’ya bağlandığı belirlenebilir mi?

5. Homonadeis savaşları, Roma hâkimiyetinin Beyşehir’in güneyinde yerleşmesine nasıl katkıda bulunmuştur?

6. Fetihlerin ardından yolların, imparatorluk malikânelerinin ve askerî güvenlik teşkilatının kurulması nasıl yorumlanmalıdır?


Bu soruların değerlendirilmesinde kaynakların kanıt gücü esas alınmıştır. Özellikle antik tarihçinin doğrudan verdiği bilgi ile modern araştırmacının harita üzerinde oluşturduğu sefer güzergâhı birbirinden ayrı tutulmuştur.


2. ANTİK BEYŞEHİR HAVZASININ TARİHÎ COĞRAFYASI


2.1. Karalis Gölü ve Orondeis ülkesi


Yaşlı Plinius, Naturalis Historia V.147’de Pisidia’nın Orondicus adı verilen bir bölgesinden söz etmektedir.


İlgili Latince ifade şöyledir:


“…Cyllanicum et Oroandicum Pisidiae tractum…”


Türkçesi:


“…Pisidia’nın Killanicus ve Oroandicus bölgeleri…”


Bu kayıt, Orondicus adının yalnızca bir kent değil, belirli bir arazi veya coğrafî bölgeyi tanımlamak için kullanıldığını göstermektedir.


Ptolemaios’un Geographike Hyphegesis eserinde de bölgedeki yerleşimlerle ilgili bilgiler bulunmaktadır. Bununla birlikte Plinius, Ptolemaios ve daha sonraki Hierokles’in coğrafî sınıflandırmaları tam olarak örtüşmez. Bunun başlıca sebebi antik dönem boyunca değişen idarî sınırlardır.


Modern araştırmalarda Orondeis ülkesinin genel olarak Beyşehir Gölü’nün doğusundaki verimli arazilerle ilişkilendirilmesi güçlü bir görüş olarak ortaya çıkmıştır.


Kurt ve Atcı (2021, s. 55–59), bölgenin batı sınırını Karalis Gölü, doğu sınırını Bağırsak Boğazı ve Erenler Dağı çevresi, kuzey sınırını Fele Boğazı, güney sınırını ise Toros uzantıları ve Amblada–Vasada sahasıyla ilişkilendirmektedir.


Ancak bu sınırlar, bütünüyle korunmuş bir Roma sınır haritasına değil, antik coğrafya kayıtlarının, yazıtların ve arazi özelliklerinin karşılaştırılmasına dayanmaktadır.


2.2. Mistea, Pappa ve Orondeis ilişkisi


Mistea ve Pappa’nın Orondeis kimliğiyle bağlantısını ortaya koyan en önemli belgeler Grekçe yazıtlardır.


Pappa–Tiberiopolis’te bulunan MAMA VIII, 333 numaralı yazıtta şu ifade geçmektedir:


τὸ κοινὸν Ὀρονδέων καὶ ἡ βουλὴ καὶ ὁ δῆμ[ος]


Türkçesi:


“Orondeislilerin birliği, meclisi ve halkı…”


Belgenin devamında Titus Iulius Quadratus Leonias adlı kişinin kentteki idarî ve dinî görevlerinden dolayı onurlandırıldığı anlaşılmaktadır.


Bu kayıt, Orondeis adının belirli bir örgütlenme ve toplumsal kimlik taşıdığını göstermektedir.


Mistea’ya ilişkin SEG XVIII, 564 numaralı yazıt da Claudiocaesarea–Mistea ile Orondeis arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır.


Buna karşılık Mistea’nın kesin yerleşim alanı konusunda eski ve yeni araştırmalarda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Karl Feld ve bazı erken tarihî coğrafya araştırmaları Fasıllar yerleşimini kullanırken Alan S. Hall’ın 1959 yılında yayımladığı Beyşehir merkezindeki yazıt, kentin bugünkü Beyşehir ile ilişkilendirilmesini kuvvetlendirmiştir.


Hall’ın yazıtı bulduğu taş ikinci kez kullanılmış olduğundan, bu buluntu tek başına antik kentin bütün sınırlarını göstermemektedir.


Dolayısıyla Beyşehir merkezinin Mistea ile özdeşleştirilmesi güçlü olmakla birlikte, Fasıllar çevresindeki eski yerleşim ve askerî yapılar ayrıca incelenmelidir.


3. ROMA’NIN ANADOLU’YA MÜDAHALESİ VE BEYŞEHİR’İN STRATEJİK ÖNEMİ


3.1. MÖ 190 Magnesia Savaşı ve sonuçları


Roma Cumhuriyeti ile Seleukos Kralı III. Antiokhos arasında MÖ 190 yılında meydana gelen Magnesia Savaşı, Anadolu’nun siyasî tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.


Roma zaferi ve MÖ 188 Apameia Barışı sonucunda Seleukosların Toroslar’ın kuzeyindeki siyasî nüfuzu büyük ölçüde sona ermiş; Pergamon Krallığı bölgesel güçlerden biri hâline gelmiştir.


Savaş Beyşehir Gölü havzasında gerçekleşmemiştir. Bununla birlikte Roma’nın Anadolu’nun iç kesimleri üzerinde etkili olmasını sağlayan siyasî şartları oluşturması bakımından havza tarihinin arka planına dâhildir.


Beyşehir çevresi, Galatia, Pisidia ve Lykaonia arasındaki yollar üzerinde bulunması nedeniyle yeni güç dengelerinde önem kazanmıştır.


3.2. MÖ 189–188: Manlius Vulso’nun Oroanda müdahalesi


Roma’nın Oroanda adlı topluluk veya yerleşimle askerî temasını anlatan en önemli kaynaklar Titus Livius ve Polybios’tur.


Roma konsülü Gnaeus Manlius Vulso, MÖ 189 yılında Galat topluluklarına karşı yürüttüğü Anadolu seferinde Oroanda’dan gelen elçilerle görüşmüştür.


Livius, Ab urbe condita XXXVIII.18.2’de:


“Eo legati Oroandensium cum venissent amicitiam petentes, ducenta talenta his sunt imperata…”


Türkçesi:


“Oroandalı elçiler dostluk istemek üzere geldiklerinde, kendilerine iki yüz talent ödeme yükümlülüğü getirildi…”


Bu kayıt, Roma’nın askerî üstünlüğünün yerel topluluklar üzerinde mali baskı oluşturmak için kullanıldığını göstermektedir.


Polybios, Historiai XXI.41.7’de, Manlius’un kardeşi Lucius’u dört bin askerle Oroanda’ya gönderdiğini belirtmektedir. Birliğin amacı, daha önce kararlaştırılmış ödemenin kalanını tahsil etmekti.


Polybios XXI.43.1’de, Lucius Manlius’un parayla geri döndüğü de bildirilmektedir.


Dolayısıyla tarihî bakımdan üç unsur belgelenmiştir: Oroanda’ya yönelik mali talep, dört bin askerin gönderilmesi ve ödemenin tahsil edilmesi.


Bununla birlikte Oroanda’nın Beyşehir çevresindeki Orondeis ile aynı yer olduğuna ilişkin kesin görüş birliği bulunmamaktadır.


William Mitchell Ramsay, Oroanda ile Orondeis adları arasında ilişki kurmakla birlikte bunların antik kaynaklarda nasıl kullanıldığını tartışmış; sonraki araştırmalarda David Magie ve A. S. Hall, Manlius anlatısındaki Oroanda’nın farklı bir coğrafî birim olabileceğine dikkat çekmiştir.


Bu nedenle Roma’nın MÖ 188 yılında Beyşehir’deki Pappa ve Mistea kentlerini kesin olarak kuşattığı veya ele geçirdiği ileri sürülemez.


Ancak olayın Beyşehir havzasının Roma öncesi ve Roma başlangıç dönemi askerî tarihi bakımından önemli olduğu açıktır.


3.3. Romalı komutanın eleştirilmesi


Livius XXXVIII.45’te, Manlius Vulso’nun seferleri nedeniyle Roma’da eleştirildiğini anlatmaktadır.


Komutanın Galatia ve çevresindeki topluluklardan para toplaması, müdahalelerinin askerî gerekliliği ve zararsız kabul edilen topluluklara karşı davranışı tartışma konusu yapılmıştır.


Bu anlatının tarihî önemi, Roma yayılmacılığının kendi siyasî çevrelerinde de eleştiriye açık olmasıdır.


Bununla birlikte Livius’un aktardığı konuşmalar, tarihçinin edebî ve siyasî anlatımının parçasıdır; birebir korunmuş Senato tutanakları olarak değerlendirilmemelidir.


4. PERGAMON–GALAT SAVAŞLARI VE MİSTEA ÇEVRESİ


MÖ 168–166 yıllarında Pergamon Krallığı ile Galat toplulukları arasında meydana gelen çatışmalar, Beyşehir ve Suğla havzalarının siyasî durumunu etkilemiştir.


Pergamon Kralı II. Eumenes’in kardeşi Attalos, bu mücadelelerde askerî ve diplomatik roller üstlenmiştir.


Dönemin önemli belgelerinden biri Amblada halkına gönderilen Attalos mektubudur.


Belge: OGIS 751 = Welles, Royal Correspondence, no. 54.


Mektubun başlangıcı:


Ἄτταλος Ἀμλαδέων τῆι πόλει καὶ τοῖς γεραιοῖς [χα]ίρει[ν]·


Türkçesi:


“Attalos, Amladalıların kentine ve ihtiyarlarına selam eder.”


Mektupta Galat savaşı nedeniyle ortaya çıkan borçlar, rehinelerin serbest bırakılması ve mali yüklerin hafifletilmesi görüşülmektedir.


Bu belge, Suğla çevresindeki yerel toplulukların savaşların ekonomik ve siyasî sonuçlarıyla karşı karşıya kaldıklarını açıkça göstermektedir.


Kurt ve Atcı’nın değerlendirmesinde Mistea ve Vasada, söz konusu dönemin bölgesel diplomatik ilişkileri içinde ele alınmaktadır.


Ancak Amblada mektubundan hareketle Mistea’nın belli bir tarihte belirli bir meydan savaşına katıldığını söylemek mümkün değildir.


Beyşehir havzasının Helenistik savaşlar tarihindeki yeri, yalnızca çatışmalara asker göndermekten ibaret olmayıp rehineler, vergiler, bağlılık ilişkileri ve bölgesel ittifaklar çerçevesinde değerlendirilmelidir.


5. BEYŞEHİR HAVZASININ ROMA TARAFINDAN FETHİ: P. SERVILIUS VATIA ISAURICUS


5.1. Roma’nın askerî hedefleri


Publius Servilius Vatia Isauricus, MÖ 79 yılı konsüllüğünün ardından Güney Anadolu’da geniş askerî yetkilerle görev yapmıştır.


MÖ 78–74 yılları arasındaki seferlerinde korsanlık faaliyetleri, kıyı yerleşimleri ve Toroslar’ın dağlık kesimlerindeki siyasî-askerî güçler hedef alınmıştır.


Roma’nın bölgede yürüttüğü müdahaleler, yalnızca korsanlığın önlenmesiyle açıklanamaz. İç bölgelerdeki tarımsal kaynakların, askerî geçitlerin ve stratejik toprakların kontrolü de genişlemenin sonuçları arasında yer almaktadır.


Ormerod (1922), Magie (1950), Keyser (1997), Feld (2005) ve Kurt–Karakuş (2023) bu seferlerin amacı ve güzergâhı hakkında farklı değerlendirmeler sunmaktadır.


5.2. Cicero’nun fetih belgesi


Servilius’un Orondeis ile ilişkilendirilen arazileri ele geçirmesine dair en önemli birincil kayıt, Cicero’nun De lege agraria II.50 konuşmasıdır.


Cicero, satılması teklif edilen Roma kamu arazileri arasında ager Oroandicus adıyla belirtilen toprağı da saymaktadır.


Özgün Latince:


“Iubet venire quae Attalensium, quae Phaselitum, quae Olympenorum fuerint, agrumque Aperensem et Oroandicum et Gedusanum.”


Türkçesi:


“Attalialılara, Phaselislilere ve Olymposlulara ait olan mülklerin yanı sıra Aperensis, Oroandicus ve Gedusanus topraklarının da satılmasını emrediyor.”


Metnin devamındaki ifade, fethin askerî bağını ortaya koymaktadır:


“Haec P. Servili imperio et victoria, clarissimi viri, vestra facta sunt.”


Türkçesi:


“Bu topraklar, seçkin Publius Servilius’un komutası ve zaferi sayesinde sizin mülkünüz hâline geldi.”


Bu cümle, Oroandicum olarak adlandırılan arazinin Roma’nın askerî zaferi sonucunda Roma halkına ait olduğunu göstermektedir.


Cicero’nun konuşması MÖ 63 yılına ait olduğundan fetih bu tarihten önce gerçekleşmiştir. Fetih olayının Servilius’un MÖ 78–74 seferleriyle ilişkilendirilmesi, antik tanıklığın tarihî bağlamıyla uyumludur.


Bununla birlikte Cicero’nun metni Pappa, Mistea veya Atenia’nın kuşatma sırasını belirtmemektedir.


Ayrıca Cicero’da geçen Aperensis ve Gedusanus adlarının Atenia ve Sedasa ile eşleştirilmesi, H. A. Ormerod’un önerdiği metin düzeltmeleriyle ilişkilidir; bu düzeltmeler doğrudan korunmuş antik yer adları yerine geçirilmemelidir.


5.3. Roma ordusunun muhtemel sefer güzergâhı


Servilius’un Toroslar’ın kuzeyine hangi yönden ulaştığı, modern tarihî coğrafyanın en önemli tartışmalarından biridir.


Ormerod (1922), ordunun güneyden Isauria’ya giriş yapmış olabileceği güzergâhlar üzerinde dururken Keyser (1997) ve Feld (2005), kuzey kesimden ilerleyen farklı bir güzergâh önermiştir.


Kurt ve Karakuş (2023, s. 147–148), Keyser ile Feld’in açıklamalarını benimseyerek şu olası hareket sırasını değerlendirmektedir:


Attalia → Perge → Kestros/Aksu Vadisi → Eğirdir Gölü çevresi → Beyşehir Gölü’nün kuzeyi → Atenia/Kireli → Pappa/Yunuslar → Mistea → Suğla çevresi → Isaura.


Bu güzergâh, tarihî ve topografik bakımdan değerlendirmeye değer bir öneridir.


Ancak özellikle Mistea’nın konumu ve Servilius’un hareket yönü tartışmalarında kesin antik sefer günlüğü bulunmamaktadır.


Kurt ve Atcı’nın 2021 tarihli makalesinde Attalia’dan gölün doğu kıyısı boyunca kuzeye hareket görüşüne yer verilirken Kurt ve Karakuş’un 2023 tarihli makalesinde kuzeyden güneydoğuya ilerleyen farklı bir rekonstrüksiyon benimsenmiştir.


Bu nedenle Roma ordusunun Pappa ve Mistea’yı hangi tarihlerde, hangi sırayla ve hangi askerî yöntemlerle kontrol altına aldığı açık bırakılmalıdır.


5.4. Pappa ve Mistea savaşarak mı teslim oldu?


Mevcut kaynakların cevap vermekte en fazla zorlandığı soru budur.


Cicero, Orondeis ile ilişkilendirilen toprakların fethedildiğini desteklemektedir. Fakat bu bölgede hangi kentlerin direnç gösterdiğini, kuşatma araçlarının kullanılıp kullanılmadığını, Roma ordusunun kaç kişiden oluştuğunu veya sivil kayıpların miktarını bildirmemektedir.


Dolayısıyla Pappa ve Mistea’nın tek tek yıkıldığını, halkın kitlesel biçimde öldürüldüğünü veya kentlerin belirli sürelerle kuşatıldığını ileri sürmek için yeterli belge yoktur.


Buna karşılık Orondeis arazilerinin Roma mülkiyetine geçirilmesi, askerî fethin uzun vadeli sonuçlarını açıkça göstermektedir.


6. ISAURA SAVAŞLARI: ROMA ORDUSUNUN KUŞATMA YÖNTEMLERİ


Beyşehir havzasının Roma tarafından ele geçirilmesiyle ilişkili askerî harekâtın daha güneydeki önemli aşaması Isaura savaşlarıdır.


Bu savaşların Pappa ve Mistea’da gerçekleşmediğinin özellikle belirtilmesi gerekir.


6.1. Isaura Vetus’un kuşatılması


Servilius’un Isaura Vetus’a yönelik harekâtı, antik tarihçi Frontinus tarafından anlatılmaktadır.


Frontinus, Strategemata III.7.1:


“P. Servilius Isauram oppidum, flumine ex quo hostes aquabantur averso, ad deditionem siti compulit.”


Türkçesi:


“Publius Servilius, düşmanın su sağladığı akarsuyun yönünü değiştirerek Isaura kentini susuzluk sonucunda teslim olmaya zorladı.”


Bu anlatı, Roma ordusunun dağlık bölgelerde karşılaştığı tahkim edilmiş kentlere yönelik kuşatma yöntemlerini göstermektedir.


Servilius’un su kaynağını hedef alması, açık arazi muharebesinin yanı sıra kuşatma ve lojistik baskı uyguladığını belgelemektedir.


6.2. Isaura Vetus zafer yazıtı


Servilius’un askerî faaliyetlerini aydınlatan bir diğer önemli belge, Isaura Vetus’ta bulunan zafer yazıtıdır.


Belge: AE 1977, 816 = CIL I² 2954.


Latince ifadeden korunmuş bölüm:


“Hostibus victeis, Isaura Vetere capta, captiveis venum dateis…”


Türkçesi:


“Düşmanlar yenilgiye uğratılıp Eski Isaura ele geçirildiğinde ve tutsaklar satıldığında…”


Bu kayıt, Isaura Vetus’un ele geçirilmesini ve esirlerin köle olarak satılmasını açıkça göstermektedir.


Söz konusu belge, Roma Cumhuriyeti’nin Toroslar’daki fetihlerinin askerî ve toplumsal sonuçlarını ortaya koyan doğrudan bir yazıttır.


Fakat buradan hareketle aynı işlemlerin Pappa ve Mistea halkına da uygulandığı sonucuna varılamaz.


6.3. Isaura Nova ve barış görüşmeleri


Servilius’un Isaura Nova’ya yönelik faaliyetlerini anlamak açısından Sallustius’un Historiae eserinden günümüze ulaşan parçalar önemlidir.


Kurt ve Karakuş (2023, s. 149), bu metinler ışığında kentin elçiler göndermesi, rehineler teklif etmesi ve Roma’nın silahların teslim edilmesini istemesi gibi gelişmeleri incelemektedir.


Bu bilgiler dağlık Isauria kentlerinde askerî tehdidin diplomatik görüşmelerle birlikte yürütülebildiğini göstermektedir.


Ancak Sallustius’un metni bütün olayları kesintisiz aktarmadığından, Isaura Nova’daki son çatışmanın ayrıntıları da kesin olarak bilinmemektedir.


7. HOMONADEIS SAVAŞLARI VE BEYŞEHİR HAVZASININ GÜNEYİ


7.1. Amyntas’ın seferi ve öldürülmesi


Galatya Kralı Amyntas, Roma ile ittifak hâlindeki bir hükümdardı.


Roma’nın Pisidia, Isauria ve Lykaonia çevresindeki siyasî hâkimiyetinin genişletilmesinde rol oynamıştır.


Strabon, Geographika XII.6.5’te Amyntas’ın Homonadeis topraklarına girerek birçok yerleşimi ele geçirdiğini, topluluğun hükümdarını öldürdüğünü, ancak hükümdarın eşinin hazırladığı bir tuzak sonunda kendisinin öldürüldüğünü anlatmaktadır.


Bu olay yaklaşık MÖ 25 yılına tarihlendirilir.


Homonadeis topraklarının coğrafî kapsamı araştırmacılar arasında tartışılmıştır. Broughton (1933), Syme ve diğer tarihçiler, bölgeyi Suğla Gölü ile Toroslar’ın kuzey uzantıları çerçevesinde değerlendirmektedir.


Bununla birlikte Amyntas’ın Pappa veya Mistea’da savaşmış olduğuna ilişkin doğrudan kanıt yoktur.


Dolayısıyla bu savaşlar Beyşehir’in güney çevresinin askerî tarihi kapsamında ele alınmalı, doğrudan Beyşehir merkezinde gerçekleşen muharebeler olarak sunulmamalıdır.


7.2. Quirinius’un Homonadeis seferi


Amyntas’ın ölümünden sonraki dönemde Roma komutanı Publius Sulpicius Quirinius’un Homonadeis’e karşı düzenlediği sefer, bölgenin askerî tarihindeki en dikkat çekici olaylardan biridir.


Strabon XII.6.5, Quirinius’un Homonadeis’i aç bırakarak boyun eğdirdiğini ve dört bin erkeği sağ ele geçirerek komşu kentlere yerleştirdiğini bildirmektedir.


Bu bilgi, savaşın yalnızca askerî sonuç doğurmadığını, bölgedeki nüfus dağılımını da etkilediğini göstermektedir.


Tacitus, Annales III.48’de Quirinius’un bu seferinden söz eder:


“Mox expugnatis per Ciliciam Homonadensium castellis insignia triumphi adeptus…”


Türkçesi:


“Daha sonra Kilikia tarafındaki Homonadeis kalelerini ele geçirerek zafer nişanları kazandı…”


Strabon ile Tacitus’un birbirini tamamlayan anlatıları Homonadeis topraklarındaki Roma askerî faaliyetlerini güçlü biçimde doğrulamaktadır.


Ancak bu savaşın tam tarihi ve muharebelerin gerçekleştiği yerleşimler konusunda bütün ayrıntılar kesinleşmiş değildir.


7.3. Bölgedeki Roma hâkimiyetinin tamamlanması


Amyntas’ın MÖ 25 civarındaki ölümünün ardından Roma, Galatia eyaletini kurmuştur. Orondeis toprakları da yeni idarî düzen içinde değerlendirilmiştir.


Böylece Beyşehir havzasının güneyindeki askerî mücadeleler, Roma’nın geniş bir bölgesel hâkimiyet kurmasının parçası hâline gelmiştir.


Homonadeis savaşlarının sonuçları ile Beyşehir’in doğrudan fethi aynı olay olmamakla birlikte, Roma’nın Toroslar’ın kuzeyindeki düzenini anlamak bakımından birlikte incelenmelidir.


8. ROMA HÂKİMİYETİNİN KALICILAŞMASI: YOLLAR, TOPRAKLAR VE ASKERÎ GÜVENLİK


8.1. Via Sebaste ve askerî ulaşım


Roma’nın Beyşehir çevresindeki hâkimiyetinin uzun vadeli sonuçlarından biri, bölgesel ulaşım sisteminin geliştirilmesidir.


Augustus döneminde inşa edilen Via Sebaste yolu, Pisidia’daki Roma kolonileriyle doğudaki yerleşimler arasında ulaşım sağlamıştır.


Bu yolun ana kesimleri MÖ 6 yılına tarihlendirilmektedir.


Cornutus Aquila’nın görevini anan mil taşları, Roma idaresinin yol yapımındaki rolünü doğrudan belgelemektedir.


Pappa/Yunuslar çevresindeki Roma mil taşları da bölgenin bu ulaşım ağıyla bağlantısını göstermektedir.


Yol sisteminin önemini yalnızca ekonomik ulaşım oluşturmaz. Askerî birliklerin hareketi, devlet görevlilerinin seyahati, haberleşme ve vergi toplama faaliyetleri de Roma yollarıyla yakından ilişkiliydi.


Bununla birlikte MÖ 6 tarihli bir yolun, MÖ 75 yılındaki Servilius seferinde aynı düzen ve biçimde kullanıldığı varsayılamaz.


8.2. Roma kamu arazileri ve imparatorluk malikâneleri


Servilius’un fetihleri sonrasında Orondeis ile ilişkilendirilen toprakların bir bölümü Roma kamu arazisi, yani ager publicus statüsüne geçti.


İmparatorluk döneminde bu araziler üzerinde idarî ve ekonomik teşkilatlanma gelişti.


Özellikle Kireli çevresindeki yazıtlar, Roma’nın toprak mülkiyeti ve malikâne idaresi bakımından önemlidir.


AE 1927, 104 numaralı yazıtta bir procurator Orondici görevlisinin varlığı bilinmektedir.


Yine Grekçe yazıtlarda Theophilos adlı imparatorluk görevlisinden söz edilmektedir.


Louis Robert ve Stephen Mitchell, bu kayıtları Orondicus Tractus’un imparatorluk malikâneleriyle ilişkilendirmiştir.


Bu bilgiler, Roma hâkimiyetinin yalnızca askerî zaferle sınırlı kalmadığını; tarımsal üretim, arazi gelirleri ve idarî denetim aracılığıyla süreklilik kazandığını göstermektedir.


8.3. Stationarii ve güvenlik sistemi


Bölgedeki askerî-idarî güvenliğin incelenmesinde stationarii adı verilen görevliler de önemlidir.


MAMA VIII, 340 numaralı yazıt Kireli çevresindeki askerî güvenlik görevlileriyle ilişkilendirilmiştir.


Benzer kayıtlar Vasada ve Amblada gibi yakın yerleşimlerde de bulunmaktadır.


Bu görevlilerin varlığı, imparatorluk arazilerinin ve geçiş yollarının güvenliğinin Roma yönetimi açısından önem taşıdığını düşündürmektedir.


Ancak stationarii kayıtları doğrudan savaşın devam ettiğini değil, fetih sonrasında gelişen güvenlik ve idarî örgütlenmeyi belgelemektedir.


9. GEÇ ROMA DÖNEMİNDE ISAURIA HAREKETLERİ VE HAVZANIN GÜVENLİĞİ


9.1. MS 3. yüzyılda Kremna kuşatması


MS 3. yüzyılda Roma yönetiminin Isaurialı topluluklara karşı askerî müdahaleleri devam etmiştir.


Zosimos, Historia Nova I.69’da Lydius adlı Isaurialı önderin faaliyetlerini ve Kremna kuşatmasını anlatmaktadır.


Kremna, Beyşehir Gölü havzasından farklı bir bölgede, Pisidia’nın batı kesiminde yer almaktadır.


Bu nedenle kuşatma Beyşehir savaşları arasında doğrudan sayılamaz. Bununla birlikte Roma yönetiminin Toroslar’daki güvenlik sorunlarının sürekliliğini göstermesi bakımından önemlidir.


9.2. MS 353–354 Isauria olayları


Roma tarihçisi Ammianus Marcellinus, Res Gestae XIV.2’de Isaurialı toplulukların askerî faaliyetlerini ayrıntılı biçimde anlatmaktadır.


Eserde Isaurialı grupların kıyı bölgelerinde saldırılarda bulunmasının ardından Lykaonia’ya yöneldikleri, yolları tuttukları ve Roma askerî birlikleriyle çatıştıkları bildirilmektedir.


Ammianus’un verdiği bilgiler, Lykaonia ve Isauria arasında askerî güvenlik sorunlarının yaşandığını göstermektedir.


Ancak bu anlatıda Beyşehir, Pappa veya Mistea adlarıyla belirtilen bir savaş bulunmamaktadır.


Bu sebeple geç Roma dönemi Isauria saldırıları, Beyşehir’in doğu ve güneydoğusundaki geniş güvenlik coğrafyasının tarihi kapsamında değerlendirilmelidir.


9.3. MS 492–497 Doğu Roma–Isauria Savaşı


İmparator I. Anastasius döneminde Isaurialı liderler ile Doğu Roma yönetimi arasında meydana gelen savaş, bölgenin geç antik askerî tarihinin önemli olaylarındandır.


Savaşın anlatıldığı kaynaklar arasında Evagrios’un Historia Ecclesiastica adlı eseri de bulunmaktadır.


Bununla birlikte mevcut anlatılar, Mistea veya Pappa’da gerçekleşen belirli bir muharebeyi açıkça belgelememektedir.


Bu savaş, Beyşehir çevresinin içinde bulunduğu geniş Anadolu coğrafyasındaki siyasî ve askerî gelişmelerin değerlendirilmesinde kullanılabilir; ancak yerel savaş kanıtı olarak sunulmamalıdır.


10. KAYNAK ELEŞTİRİSİ VE TARİHÎ COĞRAFYA SORUNLARI


Beyşehir havzasının Roma askerî tarihindeki en önemli güçlük, birbirine benzeyen adların ve farklı dönemlerde değişen idarî sınırların araştırmacılar tarafından farklı biçimlerde değerlendirilmesidir.


Özellikle Oroanda, Orondeis, Oroandicum ve Orondicus adlarının birbiriyle ilişkisi, Roma’nın bölgedeki ilk askerî faaliyetlerinin anlaşılmasında belirleyicidir.


Bu sorun üç düzeyde ele alınmalıdır.


İlk düzey, antik metinlerin korunmuş ifadeleridir. Polybios ve Livius, Oroanda adını; Cicero ise Oroandicum arazisini kullanmaktadır.


İkinci düzey, Roma dönemindeki epigrafik verilerdir. Pappa ve Mistea’nın Orondeis kimliğiyle bağlantısı yazıtlarda ortaya çıkmaktadır.


Üçüncü düzey, modern araştırmacıların tarihî coğrafya önerileridir. Ramsay, Magie, Hall, Robert, Feld ve Bru’nun değerlendirmeleri aynı konular üzerinde önemli farklılıklar içermektedir.


Dolayısıyla adların birbirine benzemesi, bütün kaynakların aynı siyasî birim veya kentten söz ettiğini tek başına kanıtlamaz.


Aynı şekilde Roma’nın Orondeis topraklarını fethetmiş olması, bu bölgedeki her yerleşimin aynı tarihte, aynı yöntemle ve aynı komutan tarafından kuşatıldığının belgesi değildir.


Askerî tarih araştırmasında bu ayrımların yapılması, kaynakların doğru kullanılmasının temel şartıdır.


11. TARTIŞMA: ROMA NEDEN BEYŞEHİR HAVZASIYLA İLGİLENDİ?


Beyşehir Gölü havzasının Roma açısından stratejik öneminin üç ana unsurdan kaynaklandığı değerlendirilebilir.


Birincisi, coğrafî geçiş kontrolüdür. Havza, Pisidia ile Lykaonia arasındaki yollar üzerinde bulunuyor ve güneyde Isauria’ya uzanan geçitlerle bağlantı sağlıyordu. Orondeis topraklarının hâkimiyet altına alınması, Roma’nın iç Anadolu ve Toroslar arasındaki askerî hareket alanını genişletmiş olabilir.


İkincisi, tarımsal üretim kapasitesidir. Beyşehir Gölü’nün doğu kıyılarındaki verimli araziler, tahıl ve bağcılık açısından elverişliydi. Fetih sonrasında kamu arazisi statüsünün ortaya çıkması ve imparatorluk malikânelerinin gelişmesi, bu ekonomik değerin Roma yönetimi bakımından önem kazandığını göstermektedir.


Üçüncüsü, bölgesel askerî güvenliktir. Güneydeki dağlık yerleşimlerde Roma’ya direnç gösteren toplulukların varlığı, askerî ve idarî denetimin yaygınlaştırılmasını gerekli kılmıştır. Bununla birlikte Orondeis topluluğunun bütünüyle korsanlık veya haydutluk faaliyetleriyle ilişkili olduğu kabul edilmemelidir. Böyle bir iddia için bağımsız ve yerel kanıt gerekir.


Bu çerçevede Roma’nın Beyşehir havzasını kontrol altına alması, ekonomik kaynaklara erişim, ulaşım sisteminin güvenliği ve Toroslar’ın kuzeyindeki siyasal hâkimiyetin genişletilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.


12. SONUÇ


Beyşehir Gölü havzasının Roma dönemi askerî tarihi, tek bir savaşın kronolojisine indirgenemeyecek kadar uzun ve çok aşamalı bir süreçtir.


MÖ 190 Magnesia Savaşı sonrasında Anadolu’nun siyasî dengeleri değişmiş; MÖ 189–188 yıllarında Manlius Vulso’nun Oroanda’ya yönelik müdahalesi, Roma’nın yerel topluluklar üzerinde askerî ve mali baskı uyguladığını göstermiştir. Ancak Oroanda ile Beyşehir çevresindeki Orondeis’in kesin özdeşliği tartışmalıdır.


MÖ 2. yüzyılın ikinci yarısında Pergamon–Galat savaşları, Mistea ve çevresinin bulunduğu bölgesel siyasî ortamı etkilemiştir. Attalos’un Amblada’ya gönderdiği mektup, savaş sonrasında rehineler ve mali yükümlülükler gibi konuların yerel topluluklar açısından önemini ortaya koymuştur.


Beyşehir havzasının Roma hâkimiyetine geçişi bakımından en güçlü belge, Cicero’nun De lege agraria II.50’deki açıklamasıdır. Burada Oroandicum arazisinin Servilius’un komutası ve zaferiyle Roma halkına geçtiği açıkça belirtilmektedir.


MÖ 78–74 yıllarındaki Servilius seferleri, bu nedenle Beyşehir’in antik askerî tarihinin merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte seferin hangi güzergâhı izlediği ve Pappa ile Mistea’nın ayrı ayrı hangi askerî yöntemlerle ele geçirildiği kesinleşmiş değildir.


Amyntas’ın ölümüyle sonuçlanan Homonadeis savaşı ve Quirinius’un yürüttüğü askerî harekâtlar, Roma’nın Beyşehir’in güneyindeki dağlık sahalarda hâkimiyet kurma sürecinin diğer önemli aşamalarını oluşturmaktadır.


Roma fetihlerinin ardından Orondeis arazilerinin kamu mülkiyetine geçirilmesi, yol ağlarının geliştirilmesi, imparatorluk malikânelerinin kurulması ve güvenlik görevlilerinin varlığı, askerî başarının uzun vadeli idarî ve ekonomik sonuçlarını göstermektedir.


Sonuç olarak Beyşehir havzasında Roma hâkimiyeti, askerî müdahale ile başlayan ve arazi yönetimi, eyaletleşme, yol yapımı ve güvenlik örgütlenmesiyle kalıcılaşan bir dönüşüm olarak değerlendirilmelidir.


Araştırmanın henüz çözülemeyen temel sorusu, Roma ordularıyla Orondeis kentleri arasında gerçekleşen yerel savaşların ayrıntılarıdır. Pappa ve Mistea’nın kesin teslim tarihlerinin, muhtemel savunma hatlarının ve askerî olaylarla ilişkili arkeolojik tabakalarının açıklığa kavuşması, yeni epigrafik buluntulara ve sistemli tarihî coğrafya araştırmalarına bağlıdır.


⸻


KAYNAKÇA


A. Antik Edebî Kaynaklar


1. Ammianus Marcellinus. Res Gestae, XIV.2; XIX.13. Özellikle Isaurialı toplulukların saldırıları ve Roma birlikleriyle mücadeleleri.

2. Cicero, Marcus Tullius. De lege agraria, I.5; II.50. Servilius tarafından fethedilen Roma kamu arazileri.

3. Frontinus, Sextus Julius. Strategemata, III.7.1. Isaura’nın su kaynağının kesilerek teslim alınması.

4. Livius, Titus. Ab urbe condita, XXXVIII.18–19, 39, 45. Manlius Vulso’nun Oroanda müdahalesi.

5. Plinius Secundus. Naturalis Historia, V.147. Oroandicum Pisidiae tractus.

6. Polybios. Historiai, XXI.41 ve XXI.43. Oroanda’ya gönderilen Roma birliği ve ödeme tahsilatı.

7. Ptolemaios. Geographike Hyphegesis, V.4. Pisidia, Lykaonia ve bölge kentleri.

8. Sallustius. Historiae, kitap II, fragmanlar. Servilius’un Isaura seferleri.

9. Strabon. Geographika, XII.6.3–5; XII.7.2. Amyntas, Homonadeis ve bölgenin tarihî coğrafyası.

10. Tacitus, Cornelius. Annales, III.48. Quirinius’un Homonadeis kalelerine yönelik harekâtı.

11. Zosimos. Historia Nova, I.69. Lydius ve Kremna kuşatması.

12. Evagrios Scholastikos. Historia Ecclesiastica, III.35. Anastasius dönemindeki Isauria savaşı.


B. Epigrafik Korpuslar ve Belgeler


13. AE 1927, 104. Orondicus bölgesinin imparatorluk arazisi idaresi.

14. AE 1977, 816 = CIL I² 2954. Servilius Vatia Isauricus’un Isaura Vetus zafer yazıtı.

15. MAMA VIII, 330–334. Pappa–Tiberiopolis, imparatorluk onurlandırmaları ve Orondeis topluluğu.

16. MAMA VIII, 340–342. Kireli çevresindeki Roma idarî görevlileri ve güvenlik kayıtları.

17. SEG XVIII, 564. Mistea–Claudiocaesarea yazıtı.

18. OGIS 751 = Welles, Royal Correspondence 54. Attalos’un Amblada’ya gönderdiği mektup.

19. IGR III, 309; 1468–1469. Pappa–Tiberiopolis ve Roma dönemi kent kurumları.


C. Modern Araştırmalar


20. Broughton, T. R. S. (1933). “Some Notes on the War with the Homonadeis.” The American Journal of Philology, 54/2, 134–144.

21. Bru, Hadrien. (2017). La Phrygie Parorée et la Pisidie septentrionale aux époques hellénistique et romaine: Géographie historique et sociologie culturelle. Leiden: Brill.

22. Cronin, H. S. (1902). “First Report of a Journey in Pisidia, Lycaonia, and Pamphylia.” The Journal of Hellenic Studies, 22, 94–125.

23. Feld, Karl. (2005). Barbarische Bürger: Die Isaurier und das Römische Reich. Berlin–New York: De Gruyter. Özellikle s. 68–70.

24. Hall, A. S. (1959). “The Site of Misthia.” Anatolian Studies, 9, 119–124.

25. Hall, A. S. (1968). “Notes and Inscriptions from Eastern Pisidia.” Anatolian Studies, 18, 57–92.

26. Keyser, P. T. (1997). “Sallust’s Historiae, Dioskorides and the Sites of the Korykos Captured by P. Servilius Vatia.” Historia, 46/1, 64–79.

27. Kurt, Mehmet – Atcı, Esra. (2021). “Yazılı ve Arkeolojik Kaynaklar Işığında Orondeis Bölgesi’nin Tarihî Coğrafyası.” Tarih Araştırmaları Dergisi, 40/70, 53–86.

28. Kurt, Mehmet – Karakuş, Engin. (2023). “Geç Roma Cumhuriyeti Dönemi’nden Seçkin Bir Devlet Adamı: P. Servilius Vatia Isauricus.” Cedrus, XI, 135–163.

29. Levick, Barbara. (1967). Roman Colonies in Southern Asia Minor. Oxford: Clarendon Press.

30. Magie, David. (1950). Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century after Christ. Princeton: Princeton University Press.

31. Mitchell, Stephen. (1993). Anatolia: Land, Men, and Gods in Asia Minor. Cilt I–II. Oxford: Clarendon Press.

32. Ormerod, H. A. (1922). “The Campaigns of Servilius Isauricus against the Pirates.” The Journal of Roman Studies, 12, 35–56.

33. Ramsay, W. M. (1902–1903). “Pisidia and the Lycaonian Frontier.” Annual of the British School at Athens, 9, 243–273.

34. Ramsay, W. M. (1929). “Res Anatolicae: Oroanda, Ager Oroandicus, Tractus Orondicus.” Klio, 22, 375–383.

35. Robert, Louis. (1965). Hellenica: Recueil d’épigraphie, de numismatique et d’antiquités grecques. Cilt XIII. Paris.

36. Syme, Ronald. (1995). Anatolica: Studies in Strabo. Oxford: Clarendon Press.

37. Breytenbach, Cilliers – Zimmermann, Christiane. (2018). Early Christianity in Lycaonia and Adjacent Areas: From Paul to Amphilochius of Iconium. Leiden–Boston: Brill.


D. Dijital Erişim ve Özgün Metinler


* Cicero, De lege agraria II — Latince metin⁠

* Polybios, Historiai XXI — İngilizce çeviri ve antik metin referansları⁠

* Strabon, Geographika XII.6 — İngilizce çeviri⁠

* Frontinus, Strategemata III — Latince⁠

* Plinius, Naturalis Historia V — Latince⁠

* Kurt–Atcı (2021), Orondeis tarihî coğrafyası⁠

* Kurt–Karakuş (2023), Servilius Vatia Isauricus — tam metin⁠

* PHI Greek Inscriptions, MAMA VIII 333⁠

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.