24 Ağustos 2026, Pazartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
GÜNDEM

1853–1912 Arasında BSA Kanalı projesi -Konya Ovası Sulama Projesi

Beyşehir Taş Köprü (Regülatör) ve Konya Ovası Sulama Projesi1853–1914 Arasında Osmanlı Modernleşmesi, Waldorp Raporları ve Gerhardt’ın 1912 Teknik TanıklığıÖzBe…

24.08.2026 12:15 58 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
1853–1912 Arasında BSA Kanalı projesi  -Konya Ovası Sulama Projesi
Beyşehir Taş Köprü (Regülatör) ve Konya Ovası Sulama Projesi

1853–1914 Arasında Osmanlı Modernleşmesi, Waldorp Raporları ve Gerhardt’ın 1912 Teknik Tanıklığı

Öz

Beyşehir Regülatörü, halk arasındaki adıyla Taş Köprü, yalnız Beyşehir kent merkezindeki tarihî bir geçiş yapısı değildir. Eser, Osmanlı Devleti’nin son döneminde gerçekleştirilen Konya Ovası Sulama Projesi’nin Beyşehir Gölü üzerindeki başlangıç ve kontrol tesisidir. Konya Ovası’nı Beyşehir Gölü sularıyla sulama düşüncesi 20. yüzyıl başında ortaya çıkmamış; mesele 1853, 1866 ve 1880 tarihli mazbata ve layihalarla Osmanlı idarî gündemine taşınmıştır. Hüseyin Muşmal’ın Osmanlı belgelerine dayanan araştırması, projenin Avlonyalı Ferid Paşa döneminde uygulama aşamasına geçtiğini göstermektedir. 1903’te Anadolu Demiryolu çevresinde çalışan mühendis Waldorp’un Beyşehir–Konya havzasındaki etütleri modern mühendislik safhasının başlangıcını oluşturmuş; 10 Kasım 1907’de sözleşme imzalanmış ve 30 Nisan 1908’de II. Abdülhamid tarafından tasdik edilmiştir. (ResearchGate⁠)

Bu çalışmada Hüseyin Muşmal’ın Beyşehir Regülatörü araştırması; Mehmet Bildirici’nin DSİ tarihî su yapıları çalışmaları; KOP Bölge Kalkınma İdaresi ve DSİ kayıtları; Deutsche Bank Historisches Archiv OR 788 ve OR 1010 dosyalarına atıf yapan akademik yayınlar ile Geheimoberbaurat Gerhardt’ın 1912 yılında Zeitschrift für Bauwesen’de yayımladığı “Die Bewässerung der Konia-Ebene” başlıklı çağdaş teknik makale birlikte değerlendirilmiştir. Gerhardt’ın özellikle Beyşehir Gölü, Beyşehir Regülatörü, Karaviran/Suğla sistemi ve bağlantı kanalına ait kısımları burada ilk kez geniş biçimde Türkçeye çevrilerek tarihî verilerle karşılaştırılmıştır.

Çalışmanın ulaştığı temel sonuç şudur: Taş Köprü, geleneksel taş köprü mimarisinin biçimlerini kullanan fakat gerçekte modern kapaklar, vida milleri, su seviye hesapları ve rezervuar işletme esaslarıyla çalışan bir hidrolik kontrol tesisidir. Gerhardt’ın 1912 tarihli ifadesi, taş kemer dizisinin sulama bölgesinin başlangıcını “Türk zevkine uygun” biçimde mimarî olarak işaretlemek için özellikle yapıldığını göstermektedir. (Yumpu⁠)

Anahtar kelimeler: Beyşehir, Taş Köprü, Beyşehir Regülatörü, Konya Ovası Sulaması, Waldorp, Gerhardt, Anadolu Demiryolu, Deutsche Bank, Beyşehir Gölü, Suğla Gölü.

  1. Giriş

Beyşehir Gölü, Anadolu’nun en büyük tatlı su göllerinden biri olmasının yanında, tarih boyunca Beyşehir–Seydişehir–Suğla–Çarşamba sistemiyle Konya Ovası hidrolojisinin temel unsurlarından birini oluşturmuştur. Gölün doğal çıkışı, Beyşehir kentinin güneydoğusundan başlayan Beyşehir Çayı’dır. Modern müdahaleden önce bu çay yaklaşık 60 kilometrelik güzergâh boyunca Suğla/Karaviran havzasına yönelmekteydi. Muşmal’ın aktardığı verilere göre Beyşehir Gölü ile Suğla arasında yaklaşık 30 metrelik seviye farkı bulunuyor; doğal akış gölün belli bir seviyenin üzerine çıkmasına bağlı olarak gerçekleşiyordu. (ResearchGate⁠)

Bu doğal sistemin en büyük problemi düzensizlikti. Göl ve akarsu sistemi bir taraftan yağışlı dönemlerde taşkın ve bataklık oluştururken, diğer taraftan Konya Ovası yaz aylarında ciddi su yetersizliğiyle karşılaşıyordu. Bu nedenle 19. yüzyıl ortalarından itibaren Osmanlı yöneticileri ve yöre halkı iki ayrı problemi tek bir su yönetimi düzeniyle çözmeye çalıştı:

fazla suyu denetlemek + kurak ovaya su ulaştırmak.

Taş Köprü’nün tarihsel anlamı tam olarak burada ortaya çıkar.

  1. Regülatörden önce Beyşehir şehir köprüsü

Bugünkü regülatörün bulunduğu yerde daha önce Beyşehir şehir köprüsü bulunuyordu. Osmanlı arşivlerinde bölge “Köprübaşı” olarak anılmakta ve köprünün tarihinin en azından 15.–16. yüzyıllara kadar götürülebildiği anlaşılmaktadır. Muşmal’ın araştırması, 19. yüzyılın ikinci yarısında köprünün oldukça harap durumda olduğunu göstermektedir. (ResearchGate⁠)

11 Aralık 1868 tarihli Osmanlı belgesinde köprünün tamire ihtiyaç duyduğu, ancak bölge ahalisinin masrafları karşılayabilecek durumda olmadığı belirtilmektedir. 1895–1896’da Ali Cevad Beyşehir’deki köprüyü 8–10 gözlü ve tamire muhtaç olarak tanımlar. Friedrich Sarre ise 1895 yazında gördüğü yapıyı kesme taşlardan yapılmış yedi kemerli ve neredeyse geçilemeyecek kadar harap bir köprü şeklinde tarif eder. (ResearchGate⁠)

Burada kaynaklar arasında gerçek bir çelişkiden ziyade, yapının farklı dönemleri veya görülebilen ayakta kalmış kemerleri söz konusu olabilir.

Dolayısıyla bugünkü Taş Köprü:

eski Osmanlı şehir köprüsünün doğrudan devamı değildir; onun yerinde, modern sulama projesinin parçası olarak yeniden inşa edilmiş bir regülatör-köprüdür.

  1. Konya Ovası’nı sulama düşüncesinin Osmanlı kökenleri

Konya Ovası Sulama Projesi çoğu zaman yalnız II. Abdülhamid devrinin veya Alman sermayesinin girişimi şeklinde anlatılmaktadır. Arşiv verileri bunun eksik olduğunu göstermektedir.

Muşmal’ın kullandığı belgelerde proje:

  • 1853
  • 1866
  • 1880

tarihli mazbata ve layihalarla tekrar tekrar devlet merkezine sunulmuştur. Konya Vilayeti tarafından İstanbul’a gönderilen bu belgelerde Beyşehir havzasındaki suyun değerlendirilmesi ciddi bir idarî mesele olarak ele alınmıştır. (ResearchGate⁠)

Bu nedenle projenin düşünsel tarihi 1903’te değil, yaklaşık yarım yüzyıl daha önce başlamaktadır.

  1. yüzyıldaki temel sorun iki uçlu idi:

Beyşehir–Suğla hattında düzensiz su, taşkın ve bataklık; Konya Ovası’nda ise su kıtlığı.

Modern mühendislik projesi bu iki meseleyi aynı hidrolojik sistem içinde çözmek üzere tasarlanmıştır.

  1. Avlonyalı Ferid Paşa ve devlet projesine dönüşüm

Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa 1898–1902 yılları arasında Konya valiliği yapmış, daha sonra sadrazamlığa yükselmiştir. Muşmal’ın değerlendirmesine göre Konya Ovası Sulama Projesi’nin ihale aşamasının gerçekleşmesi Ferid Paşa’nın sadrazamlığı dönemine rastlamaktadır. (ResearchGate⁠)

Bu gelişmenin Anadolu Demiryolu’yla aynı ekonomik sistem içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Demiryolunun Konya’ya ulaşması yalnız ulaşım altyapısı yaratmıyordu. Demiryolunun ekonomik kapasitesinin artması için hinterlandın daha fazla tarımsal ürün üretmesi gerekiyordu. Dolayısıyla:

demiryolu + sulama + tarımsal üretim + ihracat

birbirini tamamlayan unsurlardı.

Bu bağlam, Deutsche Bank ve Anadolu Demiryolu çevresinin neden sulama projesiyle yakından ilgilendiğini açıklamaktadır.

  1. 1903 Waldorp etüdü

Konya Ovası Sulama Projesi’nin modern mühendislik evresinin başlangıcı 1903 yılıdır.

Muşmal’ın Bildirici’ye dayanarak aktardığı bilgiye göre mühendis Waldorp 12–19 Temmuz 1903 arasında proje havzasında incelemeler gerçekleştirmiş ve raporunu 3 Ağustos 1903 tarihinde yetkili makamlara sunmuştur. (ResearchGate⁠)

Daha sonraki akademik araştırmalarda raporun Deutsche Bank Historisches Archiv’deki izi şöyle gösterilmektedir:

HADB / HGDB OR 788

Rapport sur les travaux d’irrigation de la plaine de Konia et les terrains autour du lac de Kara-Viran.

Haidar-Pacha, 3.8.1903.

OR 788 dosyasında yalnız bu rapor değil, projenin 1903–1906 arasındaki müzakere ve alternatiflerine ilişkin başka belgeler de bulunmaktadır. 18 Haziran 1906 tarihli 24 sayfalık, 28 maddeli Fransızca bir karşı-proje de aynı arşiv grubuyla ilişkilendirilmektedir. (Necmettin Erbakan Üniversitesi⁠)

Waldorp’un milliyeti meselesi

Türkçe literatürde Waldorp sık sık “Alman mühendis” olarak geçmektedir. Muşmal da kullandığı eski literatürü izleyerek aynı ifadeyi kullanır. (ResearchGate⁠)

Ancak Deutsche Bank arşivlerine dayanan daha yeni çalışmalar Waldorp kardeşlerin Hollandalı mühendisler olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla doğru tanımlama:

Alman sermayeli Anadolu Demiryolu–Deutsche Bank sistemi içerisinde çalışan Hollandalı mühendisler

şeklinde olmalıdır.

Bu ayrım önemlidir; çünkü Konya Ovası Sulama Projesi tek milletli değil, uluslararası bir mühendislik organizasyonudur.

  1. 10 Kasım 1907 sözleşmesi ve II. Abdülhamid’in tasdiki

Konya Ovası Sulaması ihalesi %4 indirimle Anadolu-Osmanlı Demiryolu Şirketi’ne verildi.

Sözleşme 10 Kasım 1907’de İstanbul’da imzalandı. Osmanlı Devleti adına Maliye Nazırı Mehmed Ziya Paşa, şirket adına genel müdür Edward Huguenin/Huguen imza attı. (ResearchGate⁠)

Sözleşme 30 Nisan 1908’de Sultan II. Abdülhamid tarafından tasdik edildi. (ResearchGate⁠)

Muşmal/Bildirici kronolojisine göre:

  • Etüt başlangıcı: 1903
  • Sözleşme: 10 Kasım 1907
  • Padişah tasdiki: 30 Nisan 1908
  • İşe başlama: 1 Temmuz 1908
  • Sözleşme süresi: 6 yıl
  • Keşif bedeli: 19.500.000 Fransız Frangı
  • Kabul süreci: 13–24 Aralık 1912

olarak verilmektedir. (ResearchGate⁠)

DSİ güncel tarihçesi Beyşehir Regülatörü’nün tamamlanma tarihini daha kesin biçimde 24 Aralık 1912 olarak vermektedir. (Devlet Strateji ve İzleme Ofisi⁠)

  1. 1907 şartnamesinde Beyşehir Regülatörü

Sözleşmeden sonra 60 maddelik ayrıntılı bir şartname hazırlanmıştır.

Muşmal’ın aktardığı şartnameye göre regülatörün temel amacı:

kış aylarında suyun kanala kontrolsüz girmesini önlemek ve sulama mevsiminde Beyşehir Gölü suyunu düzenli şekilde kanala vermekti.

Planlanan yapı:

  • 30 m³/s su geçirme kapasitesi,
  • yaklaşık 56 m tasarım uzunluğu,
  • 15 adet yaklaşık 1,5 m açıklıklı göz,
  • 14 taş ayak,
  • taş kemerler,
  • hareketli kapaklar,
  • elle kumanda edilen mekanizma,
  • beton temel,
  • düzgün kesme taş üst yapı,
  • metal korkuluklar

ile tarif edilmektedir. (ResearchGate⁠)

Buradaki 56 metre, şartnamedeki proje/tasarım ölçüsüdür.

Bugünkü gerçekleştirilen yapı için Muşmal:

42 m uzunluk × 6,35 m genişlik, 15 göz, 14 kâgir ayak

ölçülerini vermektedir. (ResearchGate⁠)

Dolayısıyla 56 m ile 42 m rakamlarını birbirinin yanlış ölçümü olarak değil, tasarım ile uygulanmış yapı arasındaki değişiklik ihtimali çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

  1. Beyşehir bölümünün maliyeti

Muşmal’ın aktardığı proje hesabında Beyşehir kesimi için:

  • temel inşaatı: 150.000 Fransız Frangı
  • kemer ve duvarlar: 185.000 Fr.
  • mekanik ekipman: 60.000 Fr.
  • depo: 15.000 Fr.
  • yaklaşık 60 km Beyşehir Çayı düzenlemesi: 1.260.000 Fr.

öngörülmüştür.

Diğer Beyşehir işleriyle birlikte toplam yaklaşık:

2.110.000 Fransız Frangı

hesaplanmıştır. (ResearchGate⁠)

Bu değer, Taş Köprü’nün yerel ölçekli bir köprü yatırımı değil, çok daha büyük bir bölgesel hidroloji projesinin başlangıç tesisi olduğunu açıkça göstermektedir.

  1. 1909’da Beyşehir bir şantiye kentidir

14 Eylül 1909’da Beyşehir’e gelen gazeteci Ahmet Şerif, şehir girişinde yoğun işçi hareketliliği olduğunu ve Alman şirketinin Beyşehir Gölü çevresinde çalışmalar yürüttüğünü kaydetmiştir.

Ahmet Şerif’in anlatısındaki en önemli noktalardan biri, yerel halkın ve hatta bazı yerel yöneticilerin şirketin tam olarak ne yaptığını bilmediklerine ilişkin gözlemidir. Bu tanıklık, büyük ölçekli yabancı sermayeli teknik projenin yerel toplum tarafından nasıl algılandığı konusunda ender çağdaş kaynaklardan biridir. (ResearchGate⁠)

Muşmal ayrıca proje kadrolarında yabancı teknik personelin yer aldığını ve örneğin 54 İtalyan görevlinin çalıştığını belirtmektedir. (ResearchGate⁠)

  1. 1912 tarihli birincil mühendislik kaynağı: Gerhardt

Projenin en değerli çağdaş teknik kaynaklarından biri Geheimoberbaurat Gerhardt’ın 1912 yılında Zeitschrift für Bauwesen’de yayımladığı:

“Die Bewässerung der Konia-Ebene”

“Konya Ovası’nın Sulanması”

başlıklı çalışmasıdır.

Dergi 1912 tarihli olup kamu malı olarak dijital arşivlerde bulunmaktadır. (Lower Silesian Digital Library⁠)

Gerhardt yalnız projenin hedeflerini anlatmakla kalmaz; Beyşehir Gölü’nün su bilançosunu, göl seviyesini, regülatörü, Karaviran/Suğla Gölü’nü, bağlantı kanalını ve Çarşamba sistemi üzerindeki mühendislik yapılarını ayrıntılı biçimde açıklar.

Aşağıda Beyşehir açısından temel bölümlerin Türkçe çevirisi verilmektedir.

  1. Gerhardt 1912 – Beyşehir Gölü bölümünün tam Türkçe çevirisi

“4. Su ihtiyacı ve suyun Beyşehir Gölü’nden sağlanması”

Gerhardt’ın metninin ilgili kısmının anlamına sadık tam çevirisi şöyledir:

Uzun güzergâh boyunca, özellikle Çarşamba sisteminde meydana gelen sızma ve buharlaşma kayıpları dikkate alınmıştır. Bunların miktarı kesin ölçümler bulunmadığından ancak tahmin edilebilmiştir. Bu hesap sonucunda bağlantı kanalındaki su ihtiyacı saniyede 22 metreküp, Beyşehir Gölü çıkışındaki ihtiyaç ise saniyede 23 metreküp olarak belirlenmiştir. (Yumpu⁠)

Özellikle kurak yıllarda Beyşehir Gölü’nün bu su miktarını sağlayabilmesi gerekir. Temmuzdan ekime kadar süren dört kurak ay boyunca sulama bütünüyle Beyşehir Gölü’nde depolanmış suya bağlı olacaktır.

Saniyede 23 metreküp su, dört ay veya 123 gün boyunca yaklaşık 244,4 milyon metreküplük su miktarına karşılık gelmektedir.

Beyşehir Gölü’nün su toplama havzası yaklaşık 3.282 kilometrekaredir.

Gölün toplam yüzey alanı yaklaşık 68.000 hektardır. İçindeki adaların toplam alanı yaklaşık 3.000 hektar olduğundan, gerçek su yüzeyi yaklaşık 65.000 hektar kalmaktadır. (Yumpu⁠)

Göl tabanı kıyılara doğru nispeten dik biçimde yükselmekte, orta kısımlarda ise daha düz bir yapı göstermektedir. Gölün orta kesimindeki su derinliği yaklaşık 7–9 metreye ulaşmaktadır.

Türk Hükümeti’nin izniyle gelecekte gölün en yüksek su seviyesinin 1127,25 metreye ulaşmasına izin verilmesi; seviyenin 1125,25 metreye, istisnaî durumlarda ise 1125 metreye kadar düşürülebilmesi düşünülmektedir. (Yumpu⁠)

65.000 hektarlık su yüzeyinden 244,4 milyon metreküp su elde edilebilmesi için göl seviyesinin yalnızca yaklaşık 376 milimetre düşürülmesi gerekmektedir.

Daha önceki gözlemlere göre dört kurak ay boyunca buharlaşma yaklaşık 500 milimetredir.

Buna göre dört kurak ayda sulama için gerekli suyu verebilmek amacıyla gölde yaklaşık 876 milimetrelik bir su depolama yüksekliğine ihtiyaç vardır.

Seviye gözlemleri, her yıl temmuz ayına kadar gölün 1127,0 metre seviyesine ulaşmasının mümkün olduğunu göstermektedir.

Göl seviyesinin 876 milimetre düşürülmesi hâlinde seviye yaklaşık 1126,12 metre olacaktır.

Bu seviyeler yalnız Türk Hükümeti’nin belirlediği sınırlar içerisinde değil, gölde daha önce doğal olarak gözlenmiş su seviyeleri içinde de bulunmaktadır. Çünkü şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviye yaklaşık 1127,5 metre, en düşük seviye ise yaklaşık 1126,11 metre olmuştur. (Yumpu⁠)

Bu bölüm olağanüstü önemlidir.

Çünkü Beyşehir Gölü artık yalnız doğal bir göl olarak değil, hesaplanmış işletme hacmine sahip bir rezervuar şeklinde ele alınmaktadır.

  1. Gerhardt’ın Beyşehir Regülatörü tasviri – tam çeviri

Gerhardt, göl hesabından hemen sonra doğrudan Beyşehir Regülatörü’ne geçmektedir:

Gölün güneydoğu ucunda, Beyşehir kasabasının yanında bulunan regülatör, 15 kapak açıklığından oluşmaktadır.

Yapının yalnız sulama için gerekli su miktarını bırakması değil, aynı zamanda göl seviyesinin aşırı yükselmesini önlemesi gerekmektedir.

Gölün çok geniş bir yüzeye sahip olması nedeniyle su seviyesindeki yükselmeler yavaş gerçekleşeceğinden, yüksek su seviyelerinde suyu kendiliğinden boşaltacak taşkın savakları veya benzeri özel düzenlemelere ihtiyaç görülmemiştir. (Yumpu⁠)

Beyşehir Çayı üzerinde, regülatörün yanında 4,5 metre genişliğinde bir taşıt yolu ve her biri 1 metre genişliğinde iki yaya yolu bulunmaktadır.

Yolun bir tarafında, kapakların vida milleri üzerinde kesme taştan bir kemer dizisi inşa edilmiştir.

Bu kemer dizisinin amacı, sulama bölgesinin başlangıcını Türk zevkine uygun bir mimarî biçimle işaretlemektir.

Metindeki 9 ve 10 numaralı fotoğraflar regülatörü sırasıyla memba ve mansap tarafından göstermektedir. (Yumpu⁠)

Bu birkaç cümle Taş Köprü’nün mimarlık tarihini yeniden yorumlamamızı gerektirir.

Taş kemerler yalnız taşıyıcı bir mühendislik zorunluluğu değildir.

Gerhardt açıkça mimarî bir temsil amacı bulunduğunu söylüyor:

sulama bölgesinin başlangıcını Osmanlı/Türk mimarî estetiğine uygun biçimde göstermek.

Dolayısıyla Taş Köprü:

modern Avrupa hidrolik teknolojisi + yerel Osmanlı/Türk mimari görünüşü

birleşimidir.

  1. Abb. 9 ve Abb. 10: Taş Köprü’nün 1912 fotoğrafları

Gerhardt makalesinde iki son derece önemli fotoğraf bulunmaktadır:

Abb. 9 – Wehr am Bey-Schehir-See vom Oberwasser

Türkçesi:

“Beyşehir Gölü Regülatörü – memba tarafından.”

Abb. 10 – Bey-Schehir-Wehr vom Unterwasser

Türkçesi:

“Beyşehir Regülatörü – mansap tarafından.” (Yumpu⁠)

Bu fotoğraflar yapı henüz yeni tamamlanırken yayımlandığı için Taş Köprü’nün bilinen en değerli erken teknik fotoğraf belgelerindendir.

Buradan indirilebilir arşiv kopyaları:

Abb. 9 – Memba:

sandbox:/mnt/data/Abb_9_Beysehir_Regulatoru_Memba_1912.png⁠

Abb. 10 – Mansap:

sandbox:/mnt/data/Abb_10_Beysehir_Regulatoru_Mansap_1912.png⁠

  1. Gerhardt 1912 – Karaviran/Suğla bölümünün tam çevirisi

Gerhardt ardından Beyşehir’den gelen suyun ikinci büyük halkasını, Karaviran Gölü’nü ele almaktadır. Günümüzde bu sistem tarihsel bağlamda Suğla Gölü ile ilişkilendirilmektedir.

“5. Karaviran Gölü ve bağlantı kanalı”

Konya Ovası’na giden sulama suyunun güzergâhındaki ikinci göl olan Karaviran Gölü, güney kıyısındaki kalker çatlakları nedeniyle önemli güçlükler ortaya çıkarmıştır.

Göl, Beyşehir Gölü’nden yaklaşık 68 kilometre uzaktadır.

Kuzey, batı ve doğu kıyıları alçak ve yatık biçimde uzanırken doğu tarafında kumlu zemin bulunmaktadır.

Kalker çatlaklarının etkisi göl seviyesindeki değişikliklerde açıkça görülmektedir.

1099,67 metre su seviyesinde göl yüzeyi yaklaşık 20.000 hektardır. Daha önce kaydedilmiş en düşük seviye olan 1096 metrede ise yüzey yaklaşık 13.500 hektara inmektedir.

Bu seviyede gölün derinliği yalnız yaklaşık 4 metredir. (Yumpu⁠)

Gölün doğu ucunda Balıklova Vadisi’ne doğru bir çıkış bulunmaktadır. Fakat bu çıkış genellikle bir kum seti tarafından kapanmaktadır ve bu nedenle göl seviyesi oldukça yükselebilmektedir.

Bu set, batı rüzgârlarının göl tabanındaki kumları kıyıya taşımasıyla meydana gelmektedir.

Su seviyesi çevredeki köylerin çiftçileri için rahatsız edici derecede yükseldiğinde köylüler bu seti yararak suyun Balıklova Vadisi’ne akmasını sağlamaktaydılar.

Ancak kum birikintisi tekrar oluşuyor ve doğal drenaj yeniden kapanıyordu. (Yumpu⁠)

Bu pasaj bölge çevre tarihi bakımından olağanüstü değerlidir; çünkü Suğla/Karaviran sisteminin yalnız mühendislik öncesindeki doğal davranışını değil, köylülerin geleneksel su yönetimini de tarif etmektedir.

  1. Karaviran’ın tamamen kurutulması fikrinin terk edilmesi

Gerhardt’ın devamındaki açıklama, projenin ilk planının uygulama sırasında değiştirildiğini gösterir:

Son yıllarda kalker çatlaklarının etkisi üzerine yapılan araştırmalar, orta su seviyesinde bu çatlaklardan saniyede yalnız yaklaşık 10 metreküp suyun uzaklaştırıldığını göstermiştir.

Bu miktar, başarılı ve güvenilir bir drenaj sistemi kurmak için yeterli değildir.

Bu nedenle Konya Ovası Sulama Şirketi, başlangıçtaki projeyi tamamlayıcı bir tedbir olarak göl suyunun her zaman kullanılabilecek açık bir drenaj sistemiyle Balıklova Boğazı’na aktarılmasını kararlaştırmıştır. (Yumpu⁠)

Gölün Serai köyü tarafındaki ucunda bir savak/kapak tesisi yapılmış ve bunun yukarı ve aşağı tarafında gölün drenajını sağlayacak yeterli derinlikte kanallar açılmıştır.

Bağlantı kanalı bu yapının mansabına bağlanmıştır.

Bu müdahaleyle göl seviyesinin güvenli biçimde düşürülmesi ve sürekli uygun seviyede tutulması mümkün olacaktır.

Böylece yaklaşık 1.840 hektarlık tarıma uygun yeni arazi kazanılabilecektir. (Yumpu⁠)

Buradan çok önemli bir sonuç çıkar:

İlk tasarım Karaviran/Suğla Gölü’nün bütünüyle kurutulmasını hedeflerken, sonraki mühendislik araştırmaları tam kurutma fikrinden geri dönülmesine yol açmıştır.

  1. Kilisecik eski köprüsü

Gerhardt, çevrenin görüntüsünü anlatmak için iki fotoğraf yayımlar.

Bunlardan:

Abb. 11 – Alte Brücke über den Bey-Schehir-Fluß bei Kilissedjik

başlığının tam Türkçe karşılığı:

“Kilisecik yakınında Beyşehir Çayı üzerindeki eski köprü.” (Yumpu⁠)

Bu fotoğraf yalnız köprü tarihi için değil, Beyşehir Çayı’nın 20. yüzyıl başındaki güzergâhı ve yerel ulaşım ağı açısından da önemlidir.

Fotoğraf:

sandbox:/mnt/data/Abb_11_Kilisecik_Eski_Kopru_1912.png⁠

  1. Gerhardt – bağlantı kanalının amacı: tam çeviri

Gerhardt bağlantı kanalının neden yapıldığını son derece açık şekilde açıklamaktadır:

Bağlantı kanalı, Beyşehir Gölü’nde biriktirilen sulama suyunun Konya Ovası’na taşınması sırasında Karaviran Gölü’ndeki kalker çatlaklarının etkisine maruz kalmasını önlemek amacıyla yapılmıştır.

Aynı zamanda bu kanal, Beyşehir Çayı’nın taşkın rejiminden bağımsız biçimde sulama suyunun taşınmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır. (Yumpu⁠)

Kanalın nehirden ayrıldığı noktada bir kapak tesisi yapılmış; bundan kısa bir mesafe sonra bağlantı kanalının kendi üzerinde ikinci bir kapak sistemi kurulmuştur.

Beyşehir Çayı üzerindeki yapı, su seviyesini bağlantı kanalına giriş için gerekli yüksekliğe çıkarmakla görevlidir.

Bağlantı kanalı üzerindeki kapak ise kanala giren su miktarını düzenlemek ve özellikle kanalın taşıyamayacağı Beyşehir Çayı taşkınlarından kanalı korumak amacıyla yapılmıştır. (Yumpu⁠)

Fazla suyun Karaviran Gölü’ne aktarılması, kısmen Beyşehir Çayı üzerindeki kapaklı büyük bir savak, kısmen de bağlantı kanalının başlangıcındaki yaklaşık 100 metre uzunluğunda bir taşkın savağı aracılığıyla sağlanmıştır.

Kanal yamaçların kenarını takip etmektedir.

Ana kesiminde yaklaşık binde 0,125 eğim ve 1,85 metre su derinliği bulunmaktadır.

Kanalın yapımında hem mekanik kazıcılar hem el arabaları kullanılmıştır. (Yumpu⁠)

Bu açıklama Taş Köprü’yü tek başına değil, bir kontrollü su transfer zincirinin ilk kapısı olarak görmemiz gerektiğini kanıtlamaktadır.

  1. Projenin gerçek su zinciri

1912 teknik anlatımları ve sonraki KOP/DSİ kaynakları birlikte değerlendirildiğinde sistem şu şekilde özetlenebilir:

Beyşehir Gölü

Beyşehir Regülatörü / Taş Köprü

Beyşehir Çayı

Kilisecik çevresi

Karaviran/Suğla sistemi

bağlantı kanalı

Balıklova / Mavi Boğaz

Çarşamba Çayı

Konya–Çumra Ovası

Bu nedenle Taş Köprü, yaklaşık yüzlerce kilometrelik hidrolojik düzenin başlangıç kontrol yapısıdır.

  1. Sulama alanı: 53.319 mu, 57.000 mi?

Burada kaynaklar arasında önemli fakat açıklanabilir bir fark vardır.

Gerhardt 1912’de sözleşme kapsamındaki toplam alanı:

580.000 dönüm

olarak verir ve bunu:

53.319 hektar

olarak hesaplar. (Yumpu⁠)

Buna karşılık KOP Bölge Kalkınma İdaresi’nin güncel tarihçesinde Konya-Çumra Sulaması sonucunda:

57.000 hektar

tarım alanının sulamaya açıldığı belirtilmektedir. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

Başka bir KOP sayfasında günümüzde Çumra Sulaması için net 59.560 hektar alan verilmektedir ve tesisin 31 Aralık 1913’te işletmeye açıldığı belirtilmektedir. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

Bu rakamlar birbirini doğrudan çürütmemektedir.

Muhtemelen:

  • sözleşmedeki hedef alan,
  • fiilî ilk sulama alanı,
  • sonradan tamamlanan şebeke,
  • brüt/net alan hesabı

arasındaki farklı kapsamları temsil etmektedir.

Akademik kullanımda bu nedenle tek bir rakam yerine kaynağı belirtilerek ayrı ayrı verilmelidir.

  1. 1912, 1913 ve 1914 tarihleri neden birlikte geçmektedir?

Kaynaklarda projenin tamamlanması için farklı tarihler kullanılmaktadır.

DSİ:

Beyşehir Regülatörü – 24 Aralık 1912

tarihini verir. (Devlet Strateji ve İzleme Ofisi⁠)

Bildirici/Muşmal:

13–24 Aralık 1912 kabul süreci

bilgisini aktarır. (ResearchGate⁠)

KOP’un başka bir resmî sayfasında sistem:

31 Aralık 1913’te işletmeye açılmış

olarak verilir. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

KOP tarihçesi ise genel projeyi:

1907–1914

arasında tanımlar. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

Dolayısıyla:

1912 = Beyşehir Regülatörü ve bazı ana tesislerin tamamlanması/kabulü

1913 = sulama şebekesinin işletmeye alınması

1914 = geniş proje döneminin genel bitiş tarihi

şeklinde aşamalı bir kronoloji kullanmak daha doğrudur.

  1. Gerhardt’a göre proje yönetimi

Gerhardt makalesinin sonunda proje yönetim kadrosuna ilişkin önemli bilgiler verir.

Onun anlatımına göre çalışmaların genel teknik yönetimi Frankfurt’taki Konya Ovası Sulama Şirketi teknik direktörü Dr.-Ing. O. Biese tarafından yürütülmüştür.

Yerel yönetim ise:

Baudirektor H. Waldorp in Konia

yani:

Konya’daki Yapı Direktörü H. Waldorp

tarafından yürütülmüştür.

Waldorp’un hastalanmasından sonra görev Regierungsbaumeister E. Weidner’e geçmiştir. Gerhardt kendisinin ise teknik danışman olarak görev yaptığını açıkça belirtmektedir. (Yumpu⁠)

Bu bilgi Waldorp’un yalnız 1903’te keşif yapan bir mühendis olmadığını, projenin uygulama safhasında da yüksek düzeyde yönetici olduğunu kanıtlar.

  1. Taş Köprü bir “köprü” müdür, “baraj” mıdır, “regülatör” müdür?

Teknik olarak en doğru tanım:

regülatör / kapaklı savak yapısıdır.

Almanca çağdaş metinde kullanılan kelime:

Wehr

olup suyu yükselten, düzenleyen ve geçişini kontrol eden hidrolik yapıyı ifade etmektedir.

Üstünden yol geçtiği için aynı zamanda köprü işlevi görür.

Bu nedenle:

Beyşehir Regülatörü = su kontrol yapısı + karayolu geçişi + mimarî kemer dizisi.

“Taş Köprü” halk arasında oluşmuş son derece uygun bir ad olmakla birlikte mühendislik fonksiyonunun yalnız bir bölümünü ifade eder.

  1. Gölün modern çevre tarihinde kırılma

Taş Köprü’nün inşasıyla Beyşehir Gölü’nün hidrolojik karakteri kökten değişmiştir.

Regülatörden önce:

yağış → göl seviyesi → doğal eşik → Beyşehir Çayı

ilişkisi baskındı.

Regülatörden sonra ise sisteme:

mekanik kapak → işletme kotu → sulama ihtiyacı → kanal kapasitesi

unsurları eklendi.

Muşmal, modern regülatörün eşik kotunu 1121,03 m olarak vermektedir. (ResearchGate⁠)

Gerhardt’ın 1912 tarihli hesaplarında ise 1125–1127 m dolaylarında su seviye değerleri kullanılmaktadır. (Yumpu⁠)

Ancak bu iki rakam arasındaki fark doğrudan “göl 4–6 metre indirildi” şeklinde yorumlanmamalıdır.

Önce:

kullanılan nivelman başlangıç kotlarının/datum sistemlerinin aynı olup olmadığı

tespit edilmelidir.

Bu mesele OR 788’deki özgün Waldorp boykesitlerinin bulunmasını daha da önemli hale getirmektedir.

  1. Taş Köprü’nün mimarî anlamının yeniden değerlendirilmesi

Gerhardt’ın şu bilgisi bu çalışma açısından en dikkat çekici keşiflerden biridir:

Taş kemer dizisi yalnız teknik amaçla yapılmamıştır.

1912’de proje mühendisi açıkça bu dizinin:

“sulama bölgesinin başlangıcını Türk zevkine uygun mimarî biçimde işaretlemesi”

için tasarlandığını belirtmektedir. (Yumpu⁠)

Böylece Taş Köprü’nün görünüşünün tesadüf olmadığı anlaşılmaktadır.

Modern regülatörün metal kapakları ve vida mekanizmaları, geleneksel taş kemer mimarisinin arkasına yerleştirilmiştir.

Bu yüzden yapı:

Osmanlı’nın son dönemindeki teknoloji ile temsil mimarisinin nadir birleşimlerinden biridir.

  1. Yerel emek ile uluslararası mühendisliğin birleşmesi

Projenin finansman ve mühendislik organizasyonu uluslararasıydı.

Ancak saha uygulaması büyük ölçüde bölge insanı ve yerel malzemeyle gerçekleşmiştir.

Muşmal’ın aktardığı sözlü tarih bilgileri, Taş Köprü’nün bazı taşlarının Karahisar yönünden at arabalarıyla getirildiğine ilişkin yerel hafızayı kaydetmektedir. Ayrıca Ahmet Şerif’in 1909 gözlemleri Beyşehir girişinde çok sayıda işçinin çalıştığını göstermektedir. (ResearchGate⁠)

Dolayısıyla Taş Köprü:

Osmanlı devlet politikası + Alman finans/şirket organizasyonu + Hollandalı/Avrupalı mühendislik + yerel Anadolu emeği

bileşiminde ortaya çıkmıştır.

  1. Sonuç

Beyşehir Taş Köprü’nün yalnızca tarihî bir şehir köprüsü olarak tanımlanması yapının gerçek tarihsel önemini küçültmektedir.

Bugünkü yapı, 19. yüzyıl ortalarından itibaren tartışılan büyük bir Osmanlı su yönetimi fikrinin 20. yüzyıl başındaki somut sonucudur.

1853, 1866 ve 1880 tarihli girişimler, Konya Ovası’nı sulama düşüncesinin II. Abdülhamid döneminden önce geliştiğini göstermektedir. (ResearchGate⁠)

1903’te Waldorp’un Beyşehir–Karaviran–Konya havzasında yaptığı çalışmalar, projeyi modern mühendislik safhasına taşımıştır. Waldorp’un 3 Ağustos 1903 tarihli raporunun Deutsche Bank Historisches Archiv OR 788 dosyasında izlenebilmesi araştırmanın en önemli birincil kaynak bağlantılarından biridir. (Necmettin Erbakan Üniversitesi⁠)

10 Kasım 1907’de Anadolu-Osmanlı Demiryolu Şirketi ile sözleşme imzalanmış; 30 Nisan 1908’de II. Abdülhamid tarafından tasdik edilmiş; 1 Temmuz 1908’de uygulama safhasına geçilmiştir. (ResearchGate⁠)

Eski şehir köprüsü kaldırılarak Beyşehir Gölü çıkışına modern kapaklı regülatör yapılmıştır.

Gerhardt’ın 1912 tarihli çağdaş mühendislik yayını bu tesisin yalnız suyu geçiren bir yapı olmadığını ortaya koymaktadır. Beyşehir Gölü’nün suyu mevsimsel olarak depolanmış; gerekli sulama debisi hesaplanmış; göl seviyesine üst ve alt işletme sınırları getirilmiş; Beyşehir Çayı ve Karaviran/Suğla sistemi yeniden düzenlenmiş; bağlantı kanalları, regülatörler ve taşkın yapıları kurulmuştur. (Yumpu⁠)

Üstelik Gerhardt’ın kendi ifadesiyle Taş Köprü üzerindeki kesme taş kemer dizisi, sulama bölgesinin başlangıcını Türk mimarî zevkine uygun şekilde göstermek amacıyla yapılmıştır. (Yumpu⁠)

Bu nedenle Beyşehir Taş Köprü:

bir Osmanlı köprüsü değil yalnızca;

bir regülatör değil yalnızca;

bir Alman sermaye yatırımı değil yalnızca.

O;

Osmanlı modernleşmesi, uluslararası mühendislik, demiryolu ekonomisi, yerel emek, mimarlık ve Beyşehir Gölü’nün çevre tarihinin kesişme noktasıdır.

24 Aralık 1912’de tamamlanan regülatör, Beyşehir Gölü’nü Konya Ovası’nın planlı su rezervuarına bağlayan sistemin başlangıç kapısı olmuş ve bugün hâlâ Osmanlı’nın son büyük su mühendisliği girişimlerinden birinin ayakta kalan en görünür anıtı olma özelliğini sürdürmektedir. (Devlet Strateji ve İzleme Ofisi⁠)

Ek: Belge kronolojisi

1853 — Beyşehir sularının Konya Ovası için kullanılması meselesi Osmanlı idarî yazışmalarında gündemde. (ResearchGate⁠)

1866 — Yeni mazbata/layiha.

1880 — Sulama fikrinin yeniden gündeme getirilmesi. (ResearchGate⁠)

1895 — Friedrich Sarre eski Beyşehir köprüsünü kesme taştan, yedi kemerli ve harap halde görür. (ResearchGate⁠)

12–19 Temmuz 1903 — Waldorp havzada saha incelemesi gerçekleştirir. (ResearchGate⁠)

3 Ağustos 1903 — Waldorp’un Haydarpaşa tarihli raporu. Arşiv izi: HADB/HGDB OR 788. (Necmettin Erbakan Üniversitesi⁠)

18 Haziran 1906 — OR 788 içinde 28 maddeli, 24 sayfalık Fransızca karşı-proje. (Necmettin Erbakan Üniversitesi⁠)

10 Kasım 1907 — İstanbul’da sulama sözleşmesi imzalanır. (ResearchGate⁠)

30 Nisan 1908 — II. Abdülhamid tarafından tasdik edilir. (ResearchGate⁠)

1 Temmuz 1908 — İnşaat başlangıcı olarak verilen tarih. (ResearchGate⁠)

14 Eylül 1909 — Ahmet Şerif Beyşehir’de büyük şantiye faaliyetini gözlemler. (ResearchGate⁠)

1912 — Gerhardt’ın Die Bewässerung der Konia-Ebene makalesi yayımlanır; Taş Köprü’nün memba ve mansap fotoğrafları bilimsel literatüre girer. (Yumpu⁠)

24 Aralık 1912 — DSİ’ye göre Beyşehir Regülatörü’nün tamamlanması. (Devlet Strateji ve İzleme Ofisi⁠)

31 Aralık 1913 — KOP kayıtlarından birine göre Çumra sulama sisteminin işletmeye açılması. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

1914 — KOP tarihçesinde Osmanlı Konya-Çumra Sulama Projesi’nin genel yapım döneminin sonu. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

Birincil ve temel kaynaklar

Gerhardt. “Die Bewässerung der Konia-Ebene.” Zeitschrift für Bauwesen, LXII, Berlin, 1912. Çağdaş teknik makale ve 25 fotoğraf/şekil. 1912 cildi dijital arşivlerde kamu malı olarak erişilebilmektedir. (Lower Silesian Digital Library⁠)

Historisches Archiv der Deutschen Bank, OR 788. Bewässerung der Konia-Ebene / Rapport sur les travaux d’irrigation de la plaine de Konia et les terrains autour du lac de Kara-Viran, Haidar-Pacha, 3 Ağustos 1903. Arşiv kaydı ve atıf zinciri modern akademik çalışmalarda doğrulanmaktadır. (Necmettin Erbakan Üniversitesi⁠)

Muşmal, Hüseyin. “Beyşehir Regülâtörü (Taş Köprü).” Journal of History School / Tarih Okulu Dergisi, 8/XXI, 2015, s. 357–373, DOI: 10.14225/Joh662. (ResearchGate⁠)

Bildirici, Mehmet. Tarihi Su Yapıları: Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Yalvaç, Side, Mut, Silifke. Ankara, 2009.

Bildirici, Mehmet. Teknik ve Kültürel Değerleriyle Tarihi Sulama, Su Depolama, Taşkın Koruma Tesisleri. DSİ Genel Müdürlüğü, Ankara, 2009. Dijital yayında Beyşehir Regülatörü fotoğrafla belgelenmektedir. (Tarım ve Orman Bakanlığı⁠)

Sarre, Friedrich. Küçük Asya Seyahati 1895 Yazı, çev. Dârâ Çolakoğlu, İstanbul, 1998.

Ahmet Şerif. Anadolu’da Tanin, C. I, haz. Mehmet Çetin Börekçi, Ankara, 1999.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. “Beyşehir Regülatörü (Taş Köprü).” Yapının tamamlanma tarihi 24 Aralık 1912 olarak verilmektedir. (Devlet Strateji ve İzleme Ofisi⁠)

KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı. “Tarihi Süreç.” Konya-Çumra Sulaması 1907–1914 ve yaklaşık 57.000 hektar sulama alanı bilgisi. (KİTAP KÜTÜPHANESİ⁠)

Araştırma dosyası

Gerhardt’ın özgün 1912 makale sayfaları, büyütülmüş Beyşehir Regülatörü fotoğrafları ve mühendislik atlası tarafımızdan tek dosyada birleştirilmiştir:

Beyşehir Regülatörü – Gerhardt 1912 Alman Mühendislik Arşiv Dosyası

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.