SEYDİSEHİR TARİHİ ;ARASTADAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA: SEYDİŞEHİR ESNAFININ ŞEHİR TARİHİNDEKİ İZLERİ
SEYDİŞEHİR’İN MODERNLEŞME HİKÂYESİNDE ESNAFIN GİZLİ ROLÜ
Arastadan Belediye Başkanlığına: Seydişehir’i Dönüştüren Esnaf ve Tüccarlar
Seydişehir’in modernleşme tarihi yalnızca büyük devlet yatırımları, belediye kararları veya Alüminyum Fabrikası üzerinden okunamıyor. Arşiv belgeleri, dönem gazeteleri ve yerel tarih kayıtları, şehrin dönüşümünde çarşı esnafı ve tüccarların da belirleyici bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.
Konya ve Türkiye gazeteleri, yerel basın, belediye kayıtları ve eski çarşı hafızasının birlikte incelenmesiyle ortaya çıkan bilgiler, Seydişehir’de esnafın yalnızca ticaret yapan bir kesim olmadığını gösteriyor.
Esnaf ve tüccarlar; belediye yönetiminden siyasete, ulaşımdan basına, kültürden şehirleşmeye kadar pek çok alanda Seydişehir’in gelişimine doğrudan katkı sağladı.
Araştırmada özellikle 1906–1960 yılları arasında isimleri ve meslekleri belirlenen çok sayıda Seydişehirli esnaf ve tüccarın izine ulaşıldı.
1906’DA SEYDİŞEHİR ESNAFI GAZETE SAYFALARINDA
Seydişehir çarşısının geçmişine ilişkin en dikkat çekici erken kayıtlardan biri 4 Eylül 1906 tarihli Konya gazetesinde yer alıyor.
Mekke’deki Ayn-ı Zübeyde su yolu için yardımda bulunan Seydişehirlilerin isimlerinin yayımlandığı listede bazı kişilerin meslekleri de açıkça belirtiliyordu.
Gazetede;
- Ak Mehmed ve kardeşi Hacı Mustafa Ağalar – tüccar
- Silleli Hacı Ömer Efendi – tüccar
- Çimili Hacı Ahmed Efendi – tüccar
- Mustafa Ağa – leblebici
- Mehmed Ağa – leblebici
- Hacı Hasan Efendi – köşker/yemenici
olarak kayıt altına alınmıştı.
Bu belge, 20. yüzyılın başındaki Seydişehir çarşısını isim ve meslekleriyle tanımamızı sağlayan önemli erken kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor.
TÜCCARLIK VE ZANAAT AYNI KİŞİDE BULUŞUYORDU
Dönemin ekonomik yapısında bugünkü kadar kesin meslek sınırlarının bulunmadığı görülüyor.
Bir kişi aynı anda hem üretici hem de tüccar olabiliyordu.
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri Hüseyin Özsoy.
1948 Demokrat Parti Seydişehir İlçe Kongresi kayıtlarında Özsoy “tüccar” olarak geçerken, 1950 tarihli Millet Partisi yönetim listesinde “kunduracı” olarak kaydedilmişti.
Bu durumun bir çelişkiden çok, dönemin esnaf yapısının bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor. Özsoy’un kunduracılık yaparken aynı zamanda ürettiği malların ticaretini de yürütmüş olması muhtemel görünüyor.
1948’DE SİYASETİN İÇİNDE GÜÇLÜ ESNAF VURGUSU
5 Aralık 1948 tarihinde yapılan Demokrat Parti Seydişehir İlçe Kongresi, esnaf ile siyasetin ne kadar iç içe olduğunu gösteren önemli belgelerden biri.
Kongre sonunda yönetime seçilenler arasında;
- Fehmi Alagöz – tüccar/çiftçi
- Mehmet Tiryaki – manifaturacı
- Abdullah Sağlam – manifaturacı
- Mehmet Baysal – tüccar ve belediye azası
- Hüseyin Özsoy – tüccar
yer alıyordu.
Bu tablo, Seydişehir’in ticaret çevresinin yalnızca ekonomik hayatın değil, siyasi örgütlenmenin de aktif unsurlarından biri olduğunu ortaya koyuyor.
1950’DE ÇARŞIDAN SİYASETE: TÜCCAR, BAKKAL VE ARZUHALCİLER
24 Kasım 1950 tarihli Gürses gazetesi de Seydişehir’de esnaf ve tüccarların siyasi hayattaki ağırlığını gösteren başka bir kayıt sunuyor.
Millet Partisi Seydişehir İlçe yönetiminde;
Mehmet Kürük – tüccar, Kemal Ayhan – arzuhalci, Emin Ünan – tüccar, Hüseyin Özsoy – kunduracı, Hacı Şenaslan – bakkal ve Ali Ulutaş – tüccar
olarak kayıtlı isimler bulunuyordu.
Arzuhalcilik gibi bürokrasiyle bağlantılı hizmet mesleklerinin de bu listede yer alması, şehir ekonomisinin yalnızca geleneksel üretim ve ticaretten oluşmadığını gösteriyor.
KALAYCI USTASI BELEDİYE BAŞKANI OLDU
Araştırmanın belki de en dikkat çekici sonuçlarından biri Osman Özdemir.
1940’ların Seydişehir esnafını anlatan yerel tarih kayıtlarında Özdemir, bakırcı ve kalaycı ustası olarak geçiyor.
Yerel kaynaklarda çıraklık ve kalfalık dönemini İzmir’de geçirdiği, daha sonra Seydişehir’e dönerek mesleğini burada sürdürdüğü aktarılıyor.
Ancak Osman Özdemir’in hikâyesi yalnızca bir esnaf hikâyesi olarak kalmadı.
Özdemir, 1957–1960 yılları arasında Seydişehir Belediye Başkanlığı yaptı.
Seydişehir Belediyesi kayıtlarında da mesleği açıkça “Esnaf” olarak gösteriliyor.
Bu durum Seydişehir’in sosyal tarihinde dikkat çekici bir hareketlilik örneği ortaya çıkarıyor:
Arastada çekiç sallayan bir kalaycı ustası, yıllar sonra şehrin belediye başkanlığı koltuğuna oturdu.
Bu örnek, dönemin esnafının ekonomik hayatın yanı sıra siyasi ve idari yaşamda da ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.
ARASTANIN USTALARI ŞEHRİN EKONOMİK OMURGASINI OLUŞTURDU
Osman Özdemir’in içinde bulunduğu bakırcı-kalaycı çevresinde Mehmet Mesci, Kör Kadir Ekiz, Mustafa Sahtiyancı, Doğan Candan ve Şükrü Genç gibi ustaların isimleri de yer alıyor.
Bu ustaların yalnızca şehir merkezine değil, çevre köylere de hizmet verdiği; bazı durumlarda yaptıkları işlerin karşılığını para yerine yağ, peynir ve buğday gibi ürünlerle aldıkları aktarılıyor.
Bu durum, 20. yüzyıl ortalarına kadar Seydişehir’de para ekonomisi ile geleneksel değiş-tokuş sisteminin bir arada yaşadığını gösteriyor.
1940’LARDA HAN BOĞAZI VE ARASTA HAYATIN MERKEZİYDİ
Eski Seydişehir çarşısının önemli merkezlerinden biri Han Boğazı ve Arasta idi.
Yerel tarih kayıtlarında bu bölgede;
Abdurrahman Türker – otel, İbrahim Ergun – fotoğrafçılık, Kör Kamil – fotoğrafçı ve bakkal, Pepili Mehmet – kolonya, radyo ve pikap, Hüseyin Kürük – sarraf, Ahmet Tiryaki – dişçi ve berber, Hulusi Şenarslan – billuriye ve Saraç Emin – saraç
gibi farklı meslek gruplarının faaliyet gösterdiği görülüyor.
Bu tablo, 1940’ların Seydişehir çarşısının yalnızca geleneksel zanaatların bulunduğu bir alan olmadığını gösteriyor.
Radyo, pikap, fotoğrafçılık, billuriye ve Singer dikiş makineleri gibi ürünlerin çarşıya girmesi, şehirde modern tüketim kültürünün sanayileşmeden önce gelişmeye başladığına işaret ediyor.
SEYDİŞEHİR’İN ALÜMİNYUMDAN ÖNCEKİ BÜYÜK EKONOMİSİ: LEBLEBİCİLİK
Seydişehir’in ekonomik tarihinde en önemli üretim alanlarından biri de leblebicilik oldu.
1845 tarihli Temettuat Defterlerinde 17 leblebici bulunuyordu.
1917 tarihli bir kayıtta ise:
“Esnafın kısm-ı azamı leblebicidir.”
ifadesi kullanılıyordu.
- yüzyılın ortalarına gelindiğinde sektör daha da büyüdü. Yerel ve kurumsal kaynaklarda geçmişte yüzlerce leblebi tezgâhının bulunduğu belirtilirken, Seydişehir Kaymakamlığı ve Belediye kaynaklarında tarihsel olarak 365 leblebi tezgâhı ifadesi yer alıyor.
Leblebinin hammaddesi Karaviran, Yalıhüyük, Akçalar, Kavak ve Gevrekli çevresinden temin edilirken, üretilen ürünlerin Konya, Adana, Gaziantep ve Erzurum’a kadar gönderildiği belirtiliyor.
Bu nedenle leblebicilik, yalnızca geleneksel bir meslek değil, Alüminyum Fabrikası öncesinde Seydişehir’in en önemli bölgesel ticaret ve imalat sektörlerinden biri olarak değerlendirilebilir.
SEYDİŞEHİRLİ ESNAF ÇEVRE PAZARLARINDA
1955 yılında Yeni Konya gazetesinde Rüştü Ergen tarafından yayımlanan 16–17 Ağustos tarihli yazılar, Seydişehir esnafının çevre pazarlardaki hareketliliğini ortaya koyuyor.
Seydişehirli demirciler, kunduracılar ve leblebiciler ürünlerini Beyşehir pazarına götürüyordu.
Seydişehir pazarı perşembe, Beyşehir pazarı ise cumartesi kuruluyordu.
İki pazar arasındaki ulaşımda birkaç yıldır “pazarcı kamyonları” kullanılıyordu.
Böylece Seydişehirli esnaf haftanın farklı günlerinde farklı pazarlara giderek ticaret yapıyor, şehir ekonomisi çevre ilçelerle güçlü bir ticari bağ kuruyordu.
1955’TE SEYDİŞEHİR BÖLGESEL BİR HİZMET MERKEZİYDİ
1955 yılında düzenlenen büyük Seydişehir yağlı güreşleri yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı önemli bir organizasyona dönüşmüştü.
Dönemin gazetelerinde taksiler, kamyonlar, at arabaları, Yörük develeri, seyyar satıcılar, oteller ve lokantalar aynı ekonomik hareketliliğin parçaları olarak karşımıza çıkıyor.
Konya’dan gelecek misafirler için Yenidoğan Nakliyat tarafından araç sağlanması ve Seydişehir’deki otel ve lokantaların hazırlık yapması, şehrin 1950’lerde çevre ilçelerden ziyaretçi çeken önemli bir hizmet merkezi hâline geldiğini gösteriyor.
HAYVAN TAŞIMACILIĞINDAN OTOBÜSE
Seydişehir’de motorlu ticaretin izleri 1940’lı yıllara kadar uzanıyor.
4 Mayıs 1946 tarihli Selçuk gazetesinde Seydişehir Belediyesine ait bir kamyondan söz edilirken, aynı dönemde özel nakliye şirketleri ve posta kamyonlarının Konya–Beyşehir–Seydişehir hattında çalıştığı görülüyor.
1950’lerde pazarcı kamyonları devreye girerken, 1960 civarında Hüseyin Gülpınar – jeep/taksi ve Lazoğlu Şükrü – oto tamircisi olarak kayıtlara geçti.
1963 yılına gelindiğinde Seydişehir’den Konya, Beyşehir, Bozkır, İzmir, Bostandere ve Ortakaraviran’a düzenli otobüs seferleri bulunuyordu.
Yaklaşık 20 yıllık süreçte ulaşım sistemi:
Hayvan taşımacılığı → kamyon → jeep/taksi → otobüs
şeklinde hızlı bir dönüşüm yaşadı.
MATBAA VE GAZETECİLİK DE ÇARŞIDAN DOĞDU
Seydişehir’in modernleşme sürecinde basın ve matbaacılık da önemli bir yer tuttu.
Yerel basın tarihinde Bahaddin Paslı önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Paslı’nın kendi anlatımına göre PTT’den ayrılmasının ardından arkadaşlarıyla birlikte bir matbaa kurdu ve 1968 yılında Küpe gazetesini yayımlamaya başladı.
Ardından 1972’de Seydişehir Postası Matbaası açıldı ve 25 Eylül 1972’de Seydişehir Postası’nın ilk sayısı yayımlandı.
1975 yılında ise Bahaddin Paslı ve Yılmaz Kamalı tarafından Alüminyum Kent Gazetesi kuruldu.
Böylece matbaacılık ve gazetecilik, sanayileşen Seydişehir’in yeni meslek alanları arasında yerini aldı.
SEYDİŞEHİR’İN ŞEHİR TARİHİ, AYNI ZAMANDA ESNAFIN TARİHİ
Araştırmadan çıkan en önemli sonuçlardan biri, Seydişehir esnafının yalnızca dükkânında üretim yapan veya satış gerçekleştiren kişiler olmadığı.
Esnaf;
belediye meclislerinde görev aldı, siyasi parti yönetimlerinde yer aldı, belediye başkanlığı yaptı, şehirlerarası ticarete katıldı, gazete ve matbaa kurdu, nakliye sektöründe faaliyet gösterdi, sinema işletti, otel ve lokanta açtı.
Bu nedenle Seydişehir’in modernleşme tarihini anlamak için yalnızca fabrikaların, kamu yatırımlarının veya resmi kurumların tarihine bakmak yeterli değil.
Arasta’nın tarihine, esnafın hikâyesine ve çarşının sosyal hayatına da bakmak gerekiyor.
ARAŞTIRMA DEVAM EDİYOR
Seydişehir’in esnaf ve ticaret tarihine yönelik araştırmanın yeni aşamalarında özellikle gazetelerin ilan sayfaları üzerinden;
- İlk fotoğrafçı,
- İlk modern lokanta,
- İlk benzin istasyonu,
- İlk oto tamirhanesi,
- İlk telefonlu işletme,
- İlk modern kırtasiye,
- İlk kadın esnaf,
- İlk matbaa
gibi başlıkların izinin sürülmesi planlanıyor.
Araştırmada şu ana kadar Konya, Babalık, Ekekon, Selçuk, Yeni Konya, Gürses, Cumhuriyet, Akşam, Son Posta ve diğer gazetelerden çok sayıda kayıt çıkarıldığı belirtiliyor.
SONUÇ: SEYDİŞEHİR’İN HAFIZASI ARASTADA SAKLI
Bütün bu kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde ortaya önemli bir gerçek çıkıyor:
Seydişehir’in şehir tarihi, aynı zamanda esnafın tarihidir.
Arastada çekiç sallayan bir kalaycı ustasının yıllar sonra belediye başkanı olması, bu sosyal hareketliliğin en çarpıcı örneklerinden biri.
Seydişehir’in modernleşme hikâyesi yalnızca fabrikalarla başlamadı.
O hikâyenin ilk sayfalarında Arasta vardı; çekiç sesleri, leblebi ocakları, dükkânlar, hanlar, pazar kamyonları, ustalar, tüccarlar ve şehrin ticaret hayatını omuzlayan insanlar vardı.
Bugünün Seydişehir’ini anlamak için, dünün Arastası’nı ve o Arasta’da hayat kuran esnafı yeniden hatırlamak gerekiyor.
KAYNAKLAR
Konya gazetesi, 4 Eylül 1906;
Akyokuş, 8 Aralık 1948;
Ekekon, 8 Aralık 1948;
Gürses, 24 Kasım 1950;
Yeni Konya, 16–17 Ağustos 1955;
Selçuk, 4 Mayıs 1946;
Seydişehir Belediyesi eski belediye başkanları ve stratejik plan kayıtları;
Seydişehir yerel basınında yayımlanan eski Arasta ve esnaf araştırmaları;
Seydişehir Kaymakamlığı leblebicilik tarihçesi;
Konya ve Türkiye ulusal gazete arşivleri.
