29 Haziran 2026, Pazartesi 💵 💶 🥇
SON DAKİKA
SEYDİŞEHİR

Çalan, çırpan, ihaleye fesat karıştıran biz...

“Sallandıracaksın şehir meydanında ikisini, bak bir daha yapıyorlar mı?” “İyi de kardeşim, asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir durumda, 140 bin lira ceza mı o…

29.06.2026 08:46 31 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
Çalan, çırpan, ihaleye fesat karıştıran biz...

“Sallandıracaksın şehir meydanında ikisini, bak bir daha yapıyorlar mı?”

“İyi de kardeşim, asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir durumda, 140 bin lira ceza mı olur?”

“Yok yok bu milletin anlayacağı tek şey var, zor kullanacaksın. Sopayı görünce bu millet kuzu olur kuzu!..”

“Çoluğun çocuğun nafakasını cezaya mı vereceğiz kardeşim? Bu nasıl devlet? Devlet vatandaşına zulüm eder mi yahu?”

“Bu millet düzelmez kardeşim, devletin yasaları yeterli aslında ama uygulanmıyor ki... Denetim yok denetim...”

Arkadaş toplantılarında yapılan sohbetlerde mevzu trafikten açılır açılmaz hemen trafik hikâyeleri ardı ardına anlatılmaya başlar.

“Geçenlerde şehrin en işlek caddesine aracımla giderken kırmızı ışık yandı, durdum. Sonra sarı ışık yanar yanmaz arkamdaki araçlar kornalarına basmaya başladı. Yahu arkadaşlar ben orada piknik yapmıyorum ki. Makul bir şekilde hareket edeceğim. Korna da neyin nesi?”

Bir başkası;

“Arkadaş kolunu camdan dışarıya çıkarmış eliyle ‘sola döneceğini’ işaret ediyor. Bir zahmet, kolunu içeriye alıp aracın dönüş işareti için kullandığı sinyal aletini aşağı çekmeye üşeniyor. Eliyle dönüş işareti veriyor.”

Bir diğeri;

“Önümdeki aracın ani durma ihtimaline karşı mesafemi koruyorum hemen arkamdaki araç sürekli selektrör işareti vererek “Yürüsene be kardeşim!” ikazı yapıyor. Önümdeki araca vursam sanki masrafını o ödeyecek...”

Kimse de hikâyelerinde kendi üzerine toz kondurmaz ha!‘Şehrin en usta kaptanı kendisidir’ çünkü... ‘Hep diğer sürücüler hatalıdır.’ Kırmızı ışıkta dururken cep telefonunu çıkardı onunla meşgulken yeşil yandı kalkışı gecikti ondan kornaya basıyor arkadaki araç belki de...

Hâlbuki kusur birey olarak her birimizde... Bizler başkalarını düzeltmek için gösterdiğimiz çabayı, kendimizi düzeltmek için göstersek her şey kısasürede düzelecek oysa...

Trafikte bu işler böyle de başka alanlarda her işimiz çok mu düzgün?


Bire alıp ona, yüze satan biz...

Yasaları, kuralları sürekli olarak çiğneyen biz...

Beş kişi bir araya gelince gözümüze kestirdiğimiz birine ‘Allah yarattı’ demeden saldıran biz...

Parayı görünce şımaran biz...

Çalışmaktan kaçıp bedava yaşamak isteyen biz...

Paraya, güce, makama tapacak derecede bağlanan biz...

Zengine ayrı fakire ayrı tavır içinde olan biz...

Her işimizde araya adam koymaya çalışan biz...

Kendimiz kazanırken başkasının hakkını vermeyen biz...

Yollara tüküren, çevreye çöp atan biz...

Çalan, çırpan, ihaleye fesat karıştıran biz...

Bunlar hep bizim içimizden çıkıyorlar. Yoksa hapishaneye, nezarethaneye, karakola, savcıya, hâkime gerek olur mu? Bu kurumların varlığının sebebi biz insanoğluyuz hep. Diğer canlıların bu tür işlere girdikleri hiç görülmemiş. Belki bazen fıkralarımıza konu olabiliyorlar, o kadar.

Geçenlerde yaya geçidinde bekleyen bir arkadaşıma kornaya basıp el salladım ama o kısa süreli selamlaşmada beni göremedi. Hemen telefona sarılıp kendisini aradım ve “Kornaya basan bendim, bakındın ama göremedin,” dedim. İyi halt ettim.

Benim bu halimi gören bir fahri trafik müfettişi olabilir ya da bir trafik polisi olabilir, affetmemiş. Tutmuş tutanağını göndermiş merkeze, onlar da cezaya çevirmişler...

Telefonuma bir tebligat mesajı düştü. E devlete girdim, baktım “Detay” butonuna bastım. Açıklamaları okudum,“Karayolları Trafik Kanunu’nun 73/c maddesi gereğince seyir halindeyken cep telefonunu elde tutarak konuşmak veya mesaj yazmak yasaktır. Kuralı ihlal eden sürücülere 2026 yılı için 5.000 TL idari para cezası uygulanır. Ceza, 15 gün içinde ödenirse %25 indirimli olarak 3.750 TL ödenir.”

Sonuna kadar hak ettiğim bir cezaydı. Yazanın ellerine sağlık... Yasağı ihlal etmeseydim de o parayı da ödemeseydim. “İşgüzar” mı oldu şimdi? Adam görevini yapmış. Yazmasaydı asıl o zaman ‘işgüzardı.’

“Devlete para lazım durmadan ceza yazıyorlar” mı diyeyim? Aracımla seyir halindeyken cep telefonumla konuştum ve cezayı yedim. “Devlete para lazım” gerekçeniz kadar saçma bir gerekçe olabilir mi? Ben cep telefonuyla konuşmasaydım, devlet de bana ceza uygulamasaydı devlet iflas mı edecekti bütçesi tutmayacak mıydı? Suç işlemeyin, ceza da ödemeyin, devleti yanıltın, bırakın devlet iflas etsin o zaman. Niye kızıyorsunuz devlete?

Sosyal medyada “Trafik cezalarının fazlalığından” bahseden paylaşımlar görüyorum hep. Kardeşim kurallara uyun, hata yapmayın size garanti veriyorum hiç cezası yok.

Suçu işliyoruz, cezayı yiyoruz ama devlet suçlu oluyor başkaları suçlu oluyor. Nefsimizin suçunu görelim, nefsimize laf edelim...

Bizim öncelikle bu sorunumuzu kendi ellerimizle bir çözmemiz lazım.

“Kim nefsini hevâsına tâbi olmaktan alı koyarsa, dünyanın belalarından, selamette olur, eziyetlerden korunur.” İbrahim b. Edhem (rah.)

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.