4 Eylül 2026, Cuma 💵 💶 🥇
Gunes Ozel Ogretim Kursu - Seydisehir egitimde 1 numara
SON DAKİKA
SEYDİŞEHİR

AKKİSE’NİN 2 BİN YILLIK SIRRI ORTAYA ÇIKIYOR: ROMA ASKERLERİ, KAYIP BİR HALK VE ANTİK YAZITLAR

Konya’nın Ahırlı ilçesine bağlı Akkise’nin geçmişi, sanılandan çok daha eski ve derin. Yabancı araştırmacıların 19. ve 20. yüzyıllarda bölgede yaptığı çalışmalar, Akkise ve çevresinde Roma dönemine uzanan önemli bir yerleşim, askerî hareketlilik ve yerli Anadolu topluluklarının izlerini ortaya koyuyor.

04.09.2026 16:47 11 okunma 0 yorum
Yazı boyutu
AKKİSE’NİN 2 BİN YILLIK SIRRI ORTAYA ÇIKIYOR: ROMA ASKERLERİ, KAYIP BİR HALK VE ANTİK YAZITLAR



Bugün Konya’nın Ahırlı ilçesine bağlı Akkise, yalnızca yakın dönem tarihiyle değil, yaklaşık 2 bin yıl öncesine uzanan arkeolojik ve epigrafik geçmişiyle de dikkat çekiyor.

Bölgede 19. yüzyılın sonlarından itibaren araştırma yapan yabancı bilim insanları; antik yerleşim kalıntıları, mezar taşları, Grekçe ve Latince yazıtlar, Roma askerlerine ait kayıtlar ve başka kaynaklarda adı bilinmeyen yerel topluluklara ilişkin önemli belgeler ortaya çıkardı.

Bu araştırmalar arasında Amerikalı epigraf J. R. Sitlington Sterrett’in 1885 yılında gerçekleştirdiği çalışma ile İngiliz araştırmacı A. S. Hall’ın 1957-1970 yılları arasındaki saha araştırmaları özel bir önem taşıyor.

Hall’ın araştırmaları 1971 yılında Anatolian Studies dergisinde yayımlanan 42 sayfalık “The Gorgoromeis” adlı çalışmada toplandı. Araştırma Akkise, Ortakaraviran ve Suğla çevresindeki antik topluluklara ışık tutuyor.

AKKİSE’NİN DOĞUSUNDA ANTİK YERLEŞİM

A. S. Hall’ın verdiği bilgilere göre Akkise ile Ortakaraviran arasında yaklaşık 5 kilometrelik mesafe bulunuyor. Antik yerleşim ise Akkise’nin yaklaşık 1 kilometre doğusunda, bir tepe üzerinde yer alıyordu.

Hall’ın çalışmasında yer alan fotoğraflar da bölgedeki antik yerleşimin konumuna ilişkin önemli ipuçları veriyor. Bu durum Akkise’nin antik geçmişinin yalnızca çevrede bulunan birkaç yazıttan ibaret olmadığını, bölgede belirli bir antik yerleşim alanının bulunduğunu gösteriyor.

AKKİSE’NİN EN BÜYÜK GİZEMİ: GORGOROMEİS

Akkise tarihini daha da ilginç hale getiren bulgulardan biri, Ortakaraviran’da bulunan ve “Gorgoromeis” adını taşıyan yazıt.

Sterrett’in 217 numarayla kaydettiği yazıtta, Gorgoromeis halkı tarafından onurlandırılan Gaius Iulius Rufus adlı bir kişiden söz ediliyor.

Dikkat çekici bir başka ayrıntı ise Ortakaraviran’daki bazı eski taşların Akkise’den getirildiğinin Sterrett’e aktarılmış olması.

Bu bilgi üzerine A. S. Hall konuyu yeniden araştırdı ve Akkise’nin doğusundaki antik yerleşim ile Gorgoromeis topluluğu arasında güçlü bir bağlantı bulunduğu sonucuna ulaştı.

Ancak önemli bir ayrıntı var

Bilim insanlarının özellikle dikkat çektiği nokta şu:

Gorgoromeis halkının yaşadığı yerleşmenin adının kesin olarak “Gorgorome” olduğu henüz kanıtlanmış değil.

Dolayısıyla “Akkise’nin antik adı kesinlikle Gorgorome’ydi” demek yerine, Akkise’nin yaklaşık 1 kilometre doğusundaki antik yerleşimin Gorgoromeis topluluğuyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu söylemek daha doğru görünüyor.

ROMA ASKERLERİ AKKİSE’DEYDİ

Akkise’nin antik geçmişindeki en dikkat çekici unsurlardan biri de Roma askerî varlığı.

Hall’ın çalışmalarında bölgede “stationarius” olarak tanımlanan askerî görevlilere ilişkin yazıtlar bulunuyor. Bu görevliler Roma dünyasında yol ve geçit güvenliği, haberleşme, yerel asayiş ve idarî denetim gibi görevlerle ilişkilendiriliyordu.

Hall ayrıca Akkise’den ikinci bir stationarius örneği kaydettiğini belirtiyor.

Bu bulgular, Akkise’nin Roma döneminde sıradan bir kırsal yerleşimden daha önemli bir konuma sahip olabileceğini düşündürüyor.

BİR ROMA ASKERİ APOLLON’A ADAK SUNDU

Akkise’den elde edilen yazıtlardan biri ise Roma dönemindeki askerî varlık ile dinî hayatın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.

Hall tarafından yayımlanan yazıtta bir stationarius/süvari askerinin Apollon’a adak sunduğu görülüyor.

Bu bulgu, Akkise çevresinin Roma döneminde yalnızca askerî ve idarî açıdan değil, dinî açıdan da hareketli bir merkez olduğunu düşündürüyor.

YERLİ ANADOLU İSİMLERİ ROMA İSİMLERİYLE YAN YANA

Akkise’nin geçmişine ışık tutan bir başka önemli belge ise EDH HD009973 numarasıyla kayıtlı Latince aile yazıtı.

Yazıtta Immoa, Murosca ve Gaius Iulius Maximus isimleri yer alıyor.

Burada dikkat çekici olan, Immoa ve Murosca gibi yerel Anadolu isimleriyle Gaius Iulius Maximus gibi Roma dünyasına ait bir ismin aynı yazıtta bulunması.

Bu durum, Roma hâkimiyeti döneminde yerli Anadolu nüfusunun tamamen ortadan kalkmadığını; aksine Roma vatandaşlık, askerî ve idarî sistemiyle zaman içerisinde bütünleştiğini düşündürüyor.

Bölgede Inneis, Konnis, Koundis, Kilaris, Kibalis, Kidassis, Murosca, Immoa ve Na gibi yerel isimlerin yanında Iulius, Rufus, Maximus ve Lollius gibi Roma adlarının da görülmesi bu kültürel etkileşimi daha da belirgin hale getiriyor.

ZEUS, HERMES VE APOLLON’UN İZLERİ

Akkise çevresinin dinî geçmişi de oldukça dikkat çekici.

William M. Calder’in 1910 yılında yayımlanan çalışmasında bölgedeki dinsel yazıtlar ele alınırken, Akkise/Sedasa adıyla eski literatüre geçen buluntular arasında Zeus ve Hermes kültleriyle bağlantılı yazıtlar bulunuyor.

Hall’ın Apollon adağı da eklendiğinde bölgede:

Zeus – Hermes – Apollon – Roma imparatorluk kültü

gibi farklı dinî unsurların aynı tarihsel çevrede iz bıraktığı görülüyor.

“AKKİSE = SEDASA” BİLGİSİ YENİDEN ELE ALINMALI

Akkise’nin antik geçmişi konusunda yıllardır tekrarlanan “Akkise = Sedasa” eşleştirmesi ise araştırmalar ışığında yeniden değerlendirilmesi gereken konular arasında.

Sterrett’in Sedaseis halkının adını açıkça veren 240 numaralı yazıtı Akkise’de değil, Namusa’da bulunmuştu.

Sterrett, Namusa’nın coğrafi özellikleri nedeniyle büyük ve sürekli bir yerleşim için elverişli olmadığını düşünerek Sedasos/Sedasa’nın asıl yerleşim yerinin Akkise yakınındaki Kilise Çal olabileceğini ileri sürdü.

Ancak bu, yazıtın doğrudan verdiği bir bilgi değil, Sterrett’in yorumuydu.

A. S. Hall ise daha sonraki çalışmalarında Namze Yaylası’ndaki geniş antik yerleşimi yeniden inceledi.

Bu nedenle mevcut veriler ışığında daha ihtiyatlı yaklaşım şöyle özetlenebilir:

Akkise / Kilise Kale: Gorgoromeis topluluğuyla güçlü bağlantı.

Namze / Namusa: Sedaseis topluluğunun doğrudan yazıtla belgelenmesi.

İki yer birbirine yakın olsa da aynı antik topluluğun merkezi oldukları kesin olarak söylenemiyor.

ESERLER KONYA MÜZESİ’NE GÖTÜRÜLDÜ

Araştırmanın Akkise açısından belki de en önemli noktalarından biri de bölgede bulunan bazı eserlerin daha sonra Konya Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüş olması.

Hall’ın çalışmasında, araştırmalar sırasında kaydedilen bazı anıtların ve yazıtsız eserlerin daha sonra Konya Arkeoloji Müzesi’ne taşındığı belirtiliyor.

Bu nedenle müzenin eski envanter ve depo kayıtlarında yapılacak ayrıntılı bir araştırma, Akkise’den getirilen eserlerin günümüzdeki müze numaralarının belirlenmesini sağlayabilir.

Böyle bir çalışma, Akkise’nin antik geçmişine ilişkin daha önce yayımlanmamış veya unutulmuş bazı bilgilerin yeniden ortaya çıkarılmasının da önünü açabilir.

AKKİSE’NİN TARİHİ ANKARA’DAKİ ARŞİVLERDE DE SAKLI

A. S. Hall’ın çalışmalarının önemli bir bölümü bugün British Institute at Ankara arşivlerinde bulunuyor.

Alan Hall Archive içerisinde fotoğraflar, arkeolojik belgeler ve yazıtların “squeeze” olarak adlandırılan kalıp/estampajları yer alıyor.

Bu arşiv, Akkise’nin antik tarihinin yeniden araştırılması açısından önemli bir kaynak niteliğinde.

AKKİSE’NİN ALTINDA UNUTULMUŞ BİR TARİH YATIYOR

Bugüne kadar ortaya çıkan belgeler birlikte değerlendirildiğinde Akkise ve çevresinin Roma döneminde oldukça hareketli bir tarihsel coğrafya olduğu görülüyor.

Bölgede;

  • Gorgoromeis adlı yerel topluluk,
  • Roma askerleri,
  • stationarii,
  • muhtemel süvari unsurları,
  • Roma vatandaşlık sistemine geçmiş aileler,
  • yerel Anadolu isimlerini koruyan aileler,
  • Roma imparatorluk kültü,
  • Zeus,
  • Hermes
  • ve Apollon

aynı tarihsel çevrede karşımıza çıkıyor.

Akkise’nin Suğla havzası ile Isauria’nın dağlık bölgeleri arasındaki geçiş kuşağında bulunması da önem taşıyor. Hall’ın Akkise’deki askerî kayıtları Kıreli, Vasada ve Artanada gibi merkezlerle birlikte değerlendirmesi, bölgenin Roma dönemindeki yol, güvenlik ve haberleşme ağı içerisindeki rolünün daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini gösteriyor.

ŞİMDİ SIRA YENİ ARAŞTIRMALARDA

Akkise’nin yaklaşık 2 bin yıllık geçmişini yeniden ortaya koyan belgeler, bölgenin tarihinin bugüne kadar anlatılandan çok daha zengin olduğunu gösteriyor.

Ancak araştırmaların ortaya koyduğu en önemli mesajlardan biri de şu:

Akkise’nin antik geçmişi hakkında kesin hükümlere ulaşmak için yeni saha ve arşiv araştırmalarına ihtiyaç var.

Özellikle British Institute at Ankara arşivlerinde bulunan Akkise’ye ait yazıt kalıplarının yeniden incelenmesi ve Konya Arkeoloji Müzesi’ne götürülen eserlerin güncel envanter numaralarının tespit edilmesi, bölgenin tarihine ilişkin yeni bilgilerin kapısını aralayabilir.

Belki de bugün Akkise olarak bildiğimiz toprakların altında, Roma döneminin yerli halkları, askerleri, inançları ve günlük yaşamına dair daha pek çok bilinmeyen hikâye yatıyor.

Akkise’nin 2 bin yıllık sırrı henüz tamamen çözülmüş değil.



Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.