30/6/2019
Yazı Detayı
13 Eylül 2021 - Pazartesi 16:09
 
ESKİ TOPRAKLARDAN
Mustafa Dinç ( Eğitimci)
 
 

Türkçenin zenginliklerinin ortaya çıkarılmasında ağız çalışmalarının çok önemli bir rolü bulunur. Bu çalışmalar sonucunda Anadolu kültürü kaynaklığında, yeni bilgiler ortaya çıkacak ve gelecekte bu alanda çalışma yapanlara yol gösterecektir. Yazın yaylalarda kışın kışlaklarda, daha sıcak ovalarda hayvancılıkla uğraşan büyüklü küçüklü gruplar hâlinde yaşayan konar-göçer Türklere Yörük denir.Yörükler ayrı bir etnik unsur olmayıp Türk milletini vücuda getiren mühim uzuvlardan birisi olan konargöçerlerdir.İnsanlık kadar eski bir tarihe sahip olan dil, sürekli gelişen, geliştikçe yenilenen ve değişimi engellenemeyen canlı bir varlıktır. Yalnız Türkçenin tarihine bakıldığında dahi bu değişim ve gelişim açık şekilde görülmektedir. Dil üzerine çalışacak bir araştırmacı için zamanı durdurmak mümkün olmadığına göre, zamanın biraz daha yavaş aktığı alanlara ulaşmak ve o alanlarda çalışmalar yapmak büyük önem taşımaktadır. Bu açıdan en doğru kaynak ağızlardır. Kültürel ve dilsel zenginliklerin korunması adına ağızların zaman geçirilmeden bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi önemli bir sorumluluktur.

Yörelerde kullanılan kelimelerin çeşitliliği halkın kullandığı araç gereç ve yaptığı işle paralellik göstermektedir. Mesela bir keçinin yaşına, cinsine, rengine ve üzerinde bulunan renklere göre ayrı isimler aldığını görürüz. Bu isimlendirme boynuzunun şeklinden kulağının yapısına varıncaya kadar onlarca çeşittir.

Yörükve konargöçer kültürü pratik bir yaşamı gerektirir. Tüm eşyanızı birkaç katıra yükleyip yaylaya çıkabilmelisiniz. Bu pratiklik, kelimeyi ve dili kullanmada da karşımıza çıkıyor. Hatta bu yaşam tarzı, giyimden yemek kültürüne ve çocukların oyunlarından düğünlere kadar her şeyi etkiliyor.

Bu yörelerde kullanılan lakaplar kişilerin ya da sülalenin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Lakap takmada genel bir etkide bireylerin özellikleridir. İyi testere kullanan ağaç biçen birisi için “Bıçkıcı” lakabının takıldığını görebilirsiniz. Hemen hemen bütün lakapların bir anlamı veya hikâyesi var. Bu bizim yazımızda yer veremeyeceğimiz bir detaydır.

İsimlendirmelerin tamamında işlevsellik ön planda tutulmuştur. Yer isimlerinde bu işlevsellik çok belirgindir. Çokça çaltının bulunduğu bir yere Çaltıcak ismi verilmiştir. Nizam ismi verilen bir yerin özelliği bu yükseltiden bulunduğunuz tüm vadiyi görebilmenizdir. Bu özellik düzen anlamına gelen yerin ismini daha anlamlı kılmaktadır.

Bu yörelerde kullanılan ağız bölgenin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Hareket kabiliyeti yüksek, pratik ve sonuca odaklı bir toplumun dili olarak karşımıza çıkan ağız yapısı aynı özellikleri yansıtmaktadır. Kaybolan bir keçi tarif edildiğinde polis merkezinde robot resmi çizilmiş kadar tanınabilir bir sonuç elde edilmektedir. Bir yerin ismi o yerle ilgili birçok fikir vermektedir. Gözet isminde bir yerin her yeri rahatça görebileceğiniz bir tepenin ismi olduğunu öğreniyoruz. Bu sonuç kelimelerin ne kadar hayatın içinde olduğunu bize tekrar gösteriyor.

Belli bir yaşın üzerindeki kişilerin bu kelimelere daha çok hâkim olması, bize bu dil zenginliğinin aynı yörede yaşayan yeni nesil tarafından bile unutulmaya başladığını göstermektedir. Bu söz varlığının belki de birkaç nesil sonrası kaybolma tehlikesi açıkça görülmektedir.

Orman ve dağ köylerinin birçoğu veya tamamına yakını yaklaşık elli sene öncesine kadar küçükbaş hayvancılıkla geçinmekteymiş. Bu gün köylerdeki sürü sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu değişim dile de yansımıştır. Bu kayıp kelime dünyasında da yaşanmaktadır. Elli yıl önce kullanılan birçok kelime artık yoktur. Çünkü o kullanımı gerektiren kültür veya ihtiyaç ortadan kalkmıştır. Artık hiç kimse arının balını veya yoğurdu tuluğa koymaz. Bu eşyalar gibi isimleri de unutulmuştur.

Baktığımızda birçok farklı kültürel veya yöresel özelliğin kaybolduğunu görüyoruz. Bunlardan ilki yayla göçleri, artık eskisi gibi develerle daha sonra katır ve atlarla yapılan yayla göçleri artık yok. Bunun gibi yaklaşık elli yıl önce çok gündelik sayılan birçok iş veya meslek artık yerini ya başka iş ve mesleklere bırakmış ya da tamamen işlevini kaybederek yok olmuş.

 

Bu ağız ve dil özelliklerinin yaşaması ve aktarılması çok önemlidir. Şimdi bu ve bunun gibi bakir alanlar üzerine daha kapsamlı çalışmalarla gidilmeli, açığa kavuşturulması gereken her ne varsa gün yüzüne çıkarılmalıdır.

Bu tür çalışmalar özellikle kırsal kesimlerde yapılmalıdır. Çünkü bu yerlerdeki kaynak olarak kullanılan yaşlı kişiler henüz dil erozyonuna uğramamış ve kendi dünyasında yaşamaya devam etmektedir. Öyle ki televizyon dahi izlememiş kişilerin varlığı bu anlamda bize farklı bir dünya açacaktır. Bu kaynaklarımızın çok geç olmadan acilen değerlendirilmesi gerekmektedir.

Şehir ve kitle iletişim araçlarıyla teması az olan bu bireyler kültür ve dil varlıklarının eski halini daha iyi korumaktadır.

Artık devam ettirilemeyen bazı iş ve mesleklerin varlığını öğrenmek önümüze yeni çalışma alanları açıyor.Görsel veya yazılı olarak yapılacak çalışmalarla (kitap-belgesel-film) kayıp bir dünyanın tanıtılması ve en azından ekranlarda dahi olsa canlandırılması sağlanacaktır. Özellikle belgesel film için çok güzel konu ve gizemin bulunduğu kanaatindeyim.

Mustafa DİNÇ

 

 
Etiketler: ESKİ, TOPRAKLARDAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı