Yarını uzak görme, insanlarda yaygın bir hastalık haline gelmiştir. Bir şeyin vadesi uzadıkça, üzerine binen faiz ne kadar büyük olursa olsun, birçok insanın gözünde değeri küçülmektedir. İlahi tehditlere rağmen şirke yönelmeleri de yine bu hastalıktan, bu batıl yaklaşımdan kaynaklanmaktadır. Hesap veya ceza gününü uzak gördükleri için, uzak olan yarınlardaki tehdit, onların bugününü pek etkilememektedir.
Peki gerçekten böyle midir? Yarınlar gerçekten uzak mıdır?
Aslında uzak olan yarın değil, dündür. Yirmi yıl sonramız değil, yirmi saniye öncemiz uzaktır, bizden uzaklaşmıştır. Yirmi yıl yol gitsek bile, yirmi saniye öncemize ulaşmamız mümkün değildir.
Fakat yarınlar, durmak bilmeyen adımlarla üzerimize doğru gelmektedir. Yarınlardan kaçmak, yarınlardan uzaklaşabilmek, durmayan zamandan korkanlar için çaresiz bir derttir.
Aslında insan, yarınların mutlaka geleceğini bilir. Örneğin, ihtiyacı olan birine "Bugün sana yüz bin lira vereyim, bir hafta sonra üç tırnağımı kelpetenle sökeyim!" deseniz, ihtiyacı olmasına rağmen bu teklifi kabul etmez. Çünkü zamanın durmadığını, bir haftanın geçeceğini ve o günün geleceğini bilir.
Peki, bir hafta geçecek de, bir yıl veya bir ömür geçmeyecek mi? İnkar edemeyecekleri ölüm günü, inandıklarını söyledikleri hesap günü gelmeyecek mi? Biz yaşasak da, ölsek de, tıkır tıkır işleyen zaman hiç durmadan, hiç yorulmadan hesap gününe doğru ilerlemiyor mu?
Ancak ne garipdir ki, bir haftanın geçeceğini açıkça idrak eden birçok kişi, mesele ölüm veya hesap gününe geldiğinde akılları karışmaktadır. Burunlarının dibinde olan ölüm veya hesap günü, onlar için çok uzaklardadır. Çok uzakta kabul ettikleri İlahi tehdit ve azap, onları şirkten veya azgınlıktan caydırmamaktadır.
Ahirete kuşkuyla bakan kimseler için, yeniden dirilme ve hesaba çekilme haberleri korkmalarına değil, kalplerinin bir köşesinde sevinmelerine neden olmaktadır. Çünkü bu kişilerde ölmek ve yok olmak korkusu vardır. Bu korkuyla yaklaştıkları için, hangi şartta olursa olsun yeniden dirilmeyi güzel bir ihtimal olarak görürler. Yok olmak korkusu, cehennem korkusundan çok daha fazladır onlar için. Tabi ki bu batıl yaklaşım, cehenneme inanmamanın, cehennemi bilmemelerinin bir sonucudur. Oysa cehennemin müthiş gerçeğiyle karşılaştıklarında, Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği gibi, "Bizi helak et, bizi yok et ya Rabbi!" diye çılgınca feryat edeceklerdir.
Bazılarının kuşkuyla baktıkları, bazılarının uzak gördükleri yarınlar, Allah'a andolsun ki gelecektir, geliverecektir.