Burak1 Aralık2020
30/6/2019
30/06/2020
Yazı Detayı
04 Kasım 2020 - Çarşamba 12:27
 
NE OLACAK BU MEMLKETİN HALİ! -2
Mustafa Dinç ( Eğitimci)
 
 

Uygulama Bölümü:

Burada karşılaşacağımız en büyük zorluk şuan yaşadığımız sorundur. Kuralı koyup, onu bir şekilde delmek. Kuralı bir şekilde dolanmaktır. Bu konuda öyle ciddi bir uygulama yapacağız ki insanların şuna inancı tam olacak.  Ben bir yanlış yaparsam kesinlikle cezasını çekerim. Zenginliğim, hatırım, tanınmışlığım, makamım buna engel olamaz. Ben iyi bir iş yaparsam muhakkak bunun karşılığında ödülümü, hak ettiğim mevki, makam, para her neyse bunu devletim bana verir. Her bireyin devlete olan inancı tam ve eksiksiz olmalıdır. Bunu sağlamalıyız. Allah'tan korkar gibi devletten korkmakla bu iş olmaz. Allah cezayı ve ödülü erteliyor. Devletin, yanlışı (suçu-cezayı) ve doğruyu (ödülü) ertelememesi gerekiyor. Biz insanların kalbini bilemeyiz. Pişmanlığını, samimiyetini ölçemeyiz. Bu sebeple ceza veya ödül net olmalıdır. İyi hal, rol olabilir.

Mevcut olan bütün kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelikler hazırlanacak olan yeni çalışmaya göre gözden geçirilmelidir. Liyakat, dediğimiz ama bir türlü hayata geçiremediğimiz bu kavramın artık işlemesi gerekiyor.  Bu çalışmaları yaparken insanı en iyi tanıyanlardan faydalanmamız gerekiyor. Allah, Kur'an, Din (İslam) faydalanılması gereken ana kaynakların başında geliyor. İslam’dan kastettiğim, geleneğin tamamen özünden uzaklaştırdığı İslam anlayışı değildir.  Dünyada yaşanan tüm İslam örnekleri dikkate ancak olumsuz örnek manasında alınabilir. Biz bu hataları yapmayalım diye bakılabilir. Bu konu hakkında var olan teorilerden faydalanabilir.  Bunlardan birisi meritokrasidir.

Bu ülkenin her insanı az çok yukarda özetlemeye çalıştığım sorunları biliyor. Çözüm konusunda iknaya, inanmaya ve zorlanmaya ihtiyacı var. Bakınız, bizim insanımızın ahlak ve erdem seviyesi üzerinde bir değerlendirmeye girmek istemiyorum.  Dünyanın, kuralları daha düzgün işleten ülkelerine bakılınca bunun denetimle içselleştirildiğini görüyoruz. Ahlak ve erdem ile ilgisi yoktur. En azından örneklerde böyledir. Avrupa örnekleri çok verilir. Dünyanın X ülkesinde insanlar yere çöp atmıyor. Her kurala harfiyen uyuyor. Ama herhangi bir kargaşa anında mağazaları yağmalaya biliyorlar. Bu bize denetim ve devlet kudretinin, bu düzeni sağladığını gösteriyor. 

Erdemli ve ahlaklı olarak yetiştirdiğiniz nüfus en fazla yüzde kaç olabilir? 10 olsun. 90 genel işleyişi uyuyor. Erdemli, ahlaklı ve idealist insanlar ötekileştiriliyor, örseleniyor haksızlığa uğruyor. Böylece pes ediyor veya küsüyor. Bunun olmaması gerekir.

Genel işleyiş düzgün olursa çoğunluk buna uyacak, uymak zorunda kalacaktır. Bireylerin çabalarını, tabii önemsiyorum. Fakat bu sorun daha kısa ve ekonomik olarak tepeden gelen bir talimatla çözülür. Öncelikle, buna ihtiyacımız olduğunu halka anlatmalıyız. Değişik yollarla vatandaş buna (reklam filmleri ve medya ile) ikna edilmelidir. Devlet ve toplum beraber denetim görevinde aktif rol almalıdır. Bu rolün sonunda yapılan alınan sonucu görmelidir. Belirli bir eğitim öğretim süreci sonunda bireyler sorumlu tutulmalıdır. Sorumluluğu olan sadece halk değil, halkın tüm kesimleri ve devletin kurumları olmalıdır.

 İnanıyorum ki yirmi-otuz yıl gibi bir sürede toplumsal değişim, gelişim tamamlanacaktır.  Bu süreçle birlikte, her alanda ülkenin gelişimi sağlanmış olacaktır.

Bu yazıyı kaleme almamdaki en büyük sebep öğrencilerimde gördüğüm devlete, millete ve kendine karşı olan inanç kaybıdır. İkinci olarak toplumda şahit olduğum, duyduğum olumsuzlukların bende oluşturduğu geleceğe dair kaygıdır. 

            Kamuoyunun dikkatine sunuyorum. Saygılarımla.

 

 
Etiketler: NE, OLACAK, BU, MEMLKETİN, HALİ!, -2,
Yorumlar
Haber Yazılımı