Burak1 Aralık2020
30/6/2019
30/06/2020
Yazı Detayı
31 Ekim 2020 - Cumartesi 07:27
 
FETÖ bulaşığı
ABDURAHİM DİLİPAK
 
 

FETÖ için eğer 17/25’i kabul ederseniz işiniz kolay. Ama bu gerçekçi bir tespit değil.

FG’nin kripto ilişkileri 1962’ye kadar gider. Bugünkü FETÖ dediğiniz oluşumun başlangıcı ise 1991’de başlar. “İslam’a karşı sopa” kadrosu daha sonra BÇG çatısı altında toplanacak. “İslam’a karşı havuç” kadrosu 17/25 sonrası FETÖ adını alacaktır. Daha önce kod adları Cemaat’tır. Karşıtlar ise bu “yeni Cemaat”ı “The Cemaat” olarak tanımlamaktadır.

Altı ibadet, ortası ticaret, tepesi ihanet” doğru bir tespit değil. Bu yapı içinde herkes belli seviyelerde hem ibadet, hem ticaret, hem de ihanet içindeydi. Herkes yukarı doğru tırmanma çabasındaydı. Okullarda, kurslarda veli ve öğrenci olarak iyi bir performans gösterenler yukarı doğru tırmanıyorlar. Soruları çalıp cevap anahtarını dağıtıyorlar.

Atananlar, ya da soruları çalıp üniversiteye gidenler bu “ibadet” kesiminden seçilmiyor mu idi.

Ticaret yapanlar, hem kazanıyor ve hem de himmette bulunuyordu. “Kazan kazan” yöntemi ile herkes zincirleme kazanıyordu. Gümrük’te işi halloluyor, maliyede, belediyede işi halloluyor, kredi oluyor, teşvik alıyor, itibar görüyor. 

Onun için risk açısından, o “ibadet kesimi” dedikleriniz, verilen her görevi gözü kapalı yapmaya hazır biter militan değil mi! Onlar için FG, “Haşa, Allah’la görüşen biri” değil mi! Bunlar kitaba bakmıyorlardı. “Başını aç”, açıyorlar, “içki iç”, içiyor, “dans et”, dans edecek. “TBMM’yi bombala” bombalayacak, “Rus elçisini öldür”, öldürecek. “Uyu” uyuyacak. Bu hangi din, hangi ibadet..

Bunlar böyle “binbir surat” insan. 15 Temmuz’dan önce de hemen kılık değiştirdiler ve kendi içlerinde itiraz edenleri FETÖ’cülükle suçlayarak hem kendilerini akladılar, hem de düşmanlarını cezalandırdılar.

Bunların olmadıkları yer yok. Olmaları gereken her yerde vardılar. CHP, MHP, HDP, İYİ Parti farketmez.

Bakın, biz 40 yıldır, ne PKK’nın gerçeği ile yüzleşebildik, ne de FETÖ gerçeği ile yüzleşebildik. Bu akılla da ne Muhsin Yazıcıoğlu’nun katilini bulabiliriz, ne Hrant Dink’in ya da Eşref Bitlis’in. Uğur Mumcu’nun katilini de bulamazsınız.

Özal’a suikast düzenlendi. Adam yakalandı. Peki, işin aslı anlaşılabildi mi? Yasama, yürütme, yargı sözde işin üzerine gitti, mesela, FETÖ’yü imal eden 3 kişiden biri olan Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Yaşar Tunagür kimdir, ne iş yapar ortaya çıkartılamadı.

Bu memlekette birçok kişi gerçekte kimdir, kimin adamıdır, nereden gelir, nereye gider bilinmez.

Birçok politikacı da öyle. Son zamanlarda bu kripto kimlik için en güzel örnek FETÖ’cüler. Bir darbeye teşebbüs ettiler. Darbe bastırıldı. Kaçan kaçtı. Aradan kaç yıl geçti, hâlâ operasyon yapılıyor. Bu operasyonların ne zaman sona ereceği de belli değil. Mesela, başarılı olsalardı, Bakanlar kimler olacaktı. Kimler tutuklanacaktı. Kimler Vali, Garnizon komutanı, emniyet müdürü, kaymakam olacaktı. Kimler büyükelçi olacaktı!. Şimdi onlar nerede, ne yapıyorlar. Bürokraside kimler görevden alınacaktı!

Kıbrıs harekâtının üzerinden yarım asır geçti, hâlâ Maraş metruk. Karabağ kaç yıl oldu, ortada durup duruyor. 12 Eylül darbecileri öldü gitti. 28 Şubatçıların hiçbiri görevde değil artık. 15 Temmuz’un üzerinden 4 koca yıl geçti. Sonuç?

Yıllarca JİTEM’i konuştuk, JİT’di, JİTEM’di derken yıllar geçti. Jandarma İçişleri Bakanlığına bağlandı, ne oldu anlayamadık. Bir Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kuruldu, istihbarat koordinasyonu sağlanacak deniyordu, o da olmadı. Milli Güvenlik Genel Sekreterliğinde bir yapılanma vardı, orada ne oldu, o da belli değil. Her şeyi bilmemiz gerekmiyor ama yapılan işlere, sürece bakınca, hiç de işler yolunda gözükmüyor.

Mali suçlar sanki kimsenin umurunda değil. Yargı siyasetin gölgesinde kalmış gibi bir görüntü veriyor. Bürokraside otokontrol de yetersiz, Sayıştay da, TBMM deneti mi de, üst denetim de yetersiz.

Hep söylüyoruz, siyaset güven müessesesi değil, denetim müessesesidir. Siyasetçi ve bürokrat cam evde oturmalıdır ve hesap verebilir durumda olması gerekir. “Bana güven gerisini merak etme sen” diye bir şey yok. Aile ve arkadaşlar arasında bir ölçüde güven olabilir. Ama kitap “yazın” der, “şahid de olsun” der. “Güvenmek güzeldir, kontrol etmek daha da güzeldir”. Bu işler böyle giderse bu işten herkes zararlı çıkar. Yarın herkes birbirini suçlar, herkes birbirine girer.

Geciken adalet adalet değildir”. Adaletin terazisi doğru tartacak ve gözü kapalı olacak..

FETÖ olayı adım adım geldi. O zaman yazıp söyledik, dinleyen olmadı. Sonra olan oldu. 15 Temmuz’u da gördük. Bana göre, 15 Temmuz’la ilgili hâlâ cevabını arayan sorular var. Ve bu yargılama süreci de böyle giderken, 28 Şubat davasına döner. 

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

 
Etiketler: FETÖ, bulaşığı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Kasım 2020
Ah bu CHP!
26 Kasım 2020
Semboller!
25 Kasım 2020
Covid nedir, ne değildir!
23 Kasım 2020
Aşıla-ma!
22 Kasım 2020
MS 2021
20 Kasım 2020
İstanbul Sözleşmesi ve Covid
19 Kasım 2020
MÜSİAD, IBF ve …
18 Kasım 2020
Bana inan, gerisini merak etme sen!
17 Kasım 2020
Batıdaki Meryem’lere selam olsun
16 Kasım 2020
İçimizdeki öteki!
15 Kasım 2020
Biri bize yalan söylüyor!
14 Kasım 2020
Ekonomik Entegrasyon BW vd..
13 Kasım 2020
Yeni Bretton Wood’s
12 Kasım 2020
İstanbul depremine hazır olmak
11 Kasım 2020
Bundan sonra bakalım ne olacak?
09 Kasım 2020
Ha bu Amerikan seçimleri bize ders olsun
07 Kasım 2020
Siz Amerikalı olsaydınız
06 Kasım 2020
Hey sen “birey”, sen “gender”!
05 Kasım 2020
ABD seçimleri arbedeye dönerken
04 Kasım 2020
ABD seçimleri ve AİHS
03 Kasım 2020
CHP NE’Cİ!
02 Kasım 2020
PSİKO-LOJİ
01 Kasım 2020
Ve kasım ayı da geldi
30 Ekim 2020
“Yeni normal” dönemde siyasetin “yeni norm”ları
28 Ekim 2020
Veladet Kandili
27 Ekim 2020
İnsanların aklı ile dalga geçmeyi bırakın
26 Ekim 2020
Dinle Macron!
25 Ekim 2020
Lale Devri, Tanzimat, İTC derken..
24 Ekim 2020
Peki şimdi ne yapalım!
23 Ekim 2020
Sağım-solum, önüm-arkam sobe
22 Ekim 2020
Kaab B. Zuheyr’i nasıl bilirsiniz?
21 Ekim 2020
GGR (‘Gırgır’ değil, 5G, Global Great Reset) vs.
20 Ekim 2020
Cehennemin yolları!
19 Ekim 2020
Ah Yunanistan, vah Yunanistan!
18 Ekim 2020
Ayn Rad İslâmı(!)
17 Ekim 2020
Var mısın iddia’ya!
16 Ekim 2020
ABD seçimleri Türkiye’yi nasıl etkiler?
15 Ekim 2020
CEDAW
13 Ekim 2020
KKTC’de neler oluyor?
12 Ekim 2020
Bremen Mızıkacıları
10 Ekim 2020
Siz “normal” misiniz?
09 Ekim 2020
Ve son ifademi de verdim!
08 Ekim 2020
Sağlık ve gıda
07 Ekim 2020
Övünmek ve dövünmek
06 Ekim 2020
Aslında olan ne?
05 Ekim 2020
Dijital liderlik
04 Ekim 2020
Türkiye’nin Azerbaycan’la imtihanı
03 Ekim 2020
Topyekûn taarruz!
02 Ekim 2020
Azerbaycan deyip geçmeyin
01 Ekim 2020
Sevgili Pelosi
30 Eylül 2020
Tek yol devrim mi, LGBT mi?
29 Eylül 2020
Azerbaycan
28 Eylül 2020
Geleceğin tarihi
27 Eylül 2020
Trans Humanizm’in insanımsısı!
25 Eylül 2020
Çakıcı ne demek istedi?
24 Eylül 2020
Fırtına öncesi sessizlik
23 Eylül 2020
Kadının adı mı dediniz?
22 Eylül 2020
Hitler’in rüyası: Transhumanizm
21 Eylül 2020
Gıda ve sağlık fıkhı
20 Eylül 2020
“Bir kişiye yapılan bir haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir..
18 Eylül 2020
5G, DSÖ, chip derken
17 Eylül 2020
Kılıçdaroğlu’nun gücü
16 Eylül 2020
Bölgesel krizde yeni bir adım!
15 Eylül 2020
Restini gördüm!
14 Eylül 2020
Davalarda son durum ne?
13 Eylül 2020
Troller, tetikçiler, provokatörler
12 Eylül 2020
Sanal alemde tetikçilik
11 Eylül 2020
Gen, men!
10 Eylül 2020
Korku ile umud arasında
09 Eylül 2020
Adil şahidler olmak gerek
08 Eylül 2020
Ve bölgemizde bugün..
07 Eylül 2020
İntihar kuşağı
06 Eylül 2020
Elektromanyetik, Biorezonans
04 Eylül 2020
Politik fay hattı
03 Eylül 2020
Yeni bir “Siyonist” tipi
02 Eylül 2020
En kısa ömürlü nesil
31 Ağustos 2020
Neuralink
30 Ağustos 2020
Bir savaşın eşiğinde miyiz?
29 Ağustos 2020
Dijital diktatörlük
28 Ağustos 2020
Petrol fırtınası
27 Ağustos 2020
CEDAW, İst. sözleşmesi, Lanzarote
26 Ağustos 2020
Ruslarla dans
25 Ağustos 2020
“Işık” ya da “nur”
24 Ağustos 2020
Karpuz görünümlü kabak!
23 Ağustos 2020
Ne yiyorsanız, siz biyolojik olarak o’sunuz!
22 Ağustos 2020
Koç, kuş, karınca ve çekirge
21 Ağustos 2020
Güneş’te büyük patlama
20 Ağustos 2020
Hicri yeni yıl ve takvimde inkılap
19 Ağustos 2020
GPT3
18 Ağustos 2020
İstanbul sözleşmesi kaldırılacak mı, çekilecek miyiz?
16 Ağustos 2020
Açık mektup
15 Ağustos 2020
Sakarya Türküsü
14 Ağustos 2020
Patara
12 Ağustos 2020
Savaş naraları yükselirken!
11 Ağustos 2020
Doğu Akdeniz, Lübnan derken!..
10 Ağustos 2020
Beyrut’ta hesap günü!
07 Ağustos 2020
Ahir zaman Peygamberinin ümmeti olmak!
06 Ağustos 2020
Homer’in düşü: İlyada ve Odesa
05 Ağustos 2020
Saldırmaya devam ediyorlar
04 Ağustos 2020
Daha söyleyeceklerim var!
03 Ağustos 2020
Haksızlıklar karşısında susarsanız!..
02 Ağustos 2020
Aşırıya kaçmamak
01 Ağustos 2020
“Hutame” nedir, bilir misiniz?
30 Temmuz 2020
Irkçılık üzerine
29 Temmuz 2020
Bu defa Akıncı’dan kalkmayacaklar!
24 Temmuz 2020
Ve bugün
23 Temmuz 2020
Yeni Proletarya’dan yeni Prekarya’ya
21 Temmuz 2020
Osmanlı Milletler Topluluğu
20 Temmuz 2020
Yine Hilafet
15 Temmuz 2020
15 Temmuz’un yıldönümü
14 Temmuz 2020
Sütü mü bozuk, kanı mı!
13 Temmuz 2020
Bu kız parti kursa, var ya!
11 Temmuz 2020
Ve Ayasofya yeniden ibadete açıldı
10 Temmuz 2020
Rüzgâra karşı tükürürseniz..
09 Temmuz 2020
Ayrıkotu’na Medhiye-2
Haber Yazılımı