Arife günü öğle namazına müteakip ziyarete açılan kutsal emaneti görebilmek için köy ve kasabalardan gelen vatandaşlar adeta izdihama yol açtılar.
Seyit Harun camii içi ve dışında oluşan kuyrukta bekleyen yedisinden yetmişine Müslümanlar idrak ettikleri Ramazan ayının son gününde, ay boyunca duydukları hazzı doruk noktasına çıkarmak istediler.
Cumartesi günü bayanların ziyaretine açılan Sakal-ı Şerifi görmek için heyecanlarını saklayamayan çocukların çokluğu ise dikkatlerden kaçmadı.
SAKAL-ŞERİF NEDİR?
Hazreti Peygamber’i (sas) canından aziz bilen sahabeler O’ndan kalan maddi hatıraları da itina ile saklamışlar. Nesilden nesile gelerek dünyanın dört bir köşesine yayılan bu Peygamber hatıralarının çoğu Osmanlı Devleti zamanında Topkapı Sarayı’nda toplanmış.
Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan ‘Mukaddes Emanetler’ maddi ölçülerde paha biçilemeyen bir hazine. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı fethiyle Osmanlılara intikal eden Kutsal Emanetler, yüzyıllardır büyük bir hürmet ve itina ile korunuyor. Ve 4 asır boyunca 24 saat yanı başında edep, huşu ve huzur içinde Kur’an-ı Kerim okunuyor. Osmanlı Devleti zamanında sarayın Hırka-i Saadet Dairesi, Ramazan ayının 15. günü imparatorluğun en önemli törenlerinden birine sahne olurmuş. Ziyaret günü yaklaştığında başta padişah olmak üzere bütün saray halkında bir telaş, bir koşuşturmaca, bir hareketlilik gözlenirmiş. Bir gün önce Revan Odası’na nakledilerek dairenin her tarafı silinip süpürülür, duvarlar gülsuyu ile yıkanır, miskle kokulandırılırmış. Ertesi gün Peygamberimiz (sas) ’in Kaside-i Bürde şairi Ka’b bin Züheyr’e hediye ettiği hırkası, bizzat padişah tarafından altın sandukasından çıkarılarak protokole ziyaret ettirilirmiş. Ardından da Peygamberimiz’in (sas) Fatih’teki Hırka-i Şerif Camii’ndeki hırkası ziyaret edilirmiş.
Halen Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen Mukaddes Emanetler, Peygamber Efendimiz (sas) ’e ait olan hatıralar, Sahabe-i Kiram’a ve Peygamber Efendimiz’in arkadaşlarına ait olan hatıralar, İslam büyüklerine ait olan eserler ve Kâbe’nin tamirinden Medine’den getirilen eserler olmak üzere 4 bölümden oluşuyor. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğrayan sarayda en çok ilgiyi şüphesiz Hırka-i Saadet çekiyor. Bunun yanında Cafer-i Tayyar’ın devasa kılıcı da ziyaretçilerin hayranlığını kazanıyor.
Kıymetli muhafazalar içinde korunan emanetler, sanat tarihi açısından büyük kıymet taşıyor; ancak asıl kıymetleri çağrıştırdıkları anlam itibarıyla. Emanetler kuru bir eserden ziyade alemlere rahmet olarak gönderilen güzeller güzeli Peygamberimiz’i, onun ideallerini ve mefkurelerini bize hatırlattığı için gönüllere hitap ediyor. Geçen yıla kadar Topkapı Sarayı’nda Mukaddes Emanetler bölümü sorumluluğunu yürüten ve şu an İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu müdürlüğü görevinde bulunan Hilmi Aydın’a göre, bu hatıraların her biri hakkında onlarca cilt kitap yazılacak derecede önemli. Aydın, “Her bir eser, bir inancın, bir gerçeğin belgeleri olarak önümüze çıkıyor. Kâbe kilitleri, örtüleri, sahabe kılıçları dönemlerinin sanat ve kültürel gelişimini merhale merhale gösteriyor. Sahabe kılıçlarının üzerindeki süslemeler, yazılar, yakut, firuze gibi taşlar ve altın kaplamalar 16. yüzyıldan sonra Osmanlı padişahları tarafından yaptırılmış. Padişahlar ‘Biz kuluz, gerçek sultan onlar.’ diyerek bütün imkanlarını seferber etmiş. Ayrıca Allah Resulü’nden kalan, hırkasından ayakkabılarına, kılıçlarından yayına kadar her şey son derece zarif, kaliteli ve şık. Hepsinin sadeliği içinde mükemmellik saklı.




